Ana Sayfa  |  Yardım  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Forum Ana Sayfası  »  Sözde sol-sosyalist forumlar...
 »  SF'de kapitalizmden komünizme Geçiş.

Yeni Başlık  Cevap Yaz
Toplam 4 Sayfa:   [1]   2   3   4   >   son» 
SF'de kapitalizmden komünizme Geçiş.           (gösterim sayısı: 4.853)
Yazan Konu içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 5.486
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Konu Tarihi: 04.01.2014- 13:53
Alıntı yaparak cevapla  


Komünizm adı verilen enternasyonal düzeydeki sınıfsız ve devletsiz formasyon bilimsel bir çıkarımdır. Marks'ın kapitalizm çözümlemelerine ( emek-değer yasası) ve diyalektik materyalizmin tarihsel yorumuna ( tarihsel maddecilik) dayanır. Bu anlamda komünizm insanlığın-geleceğin yaşam biçimidir. Ancak bu ifadedeki kesinlik hiç bir koşulda doğa olaylarında olduğu gibi salt bir determinist (nedensellik) karakter taşımaz. Marks toplumsal tarihin değişiminin tıpkı doğanın değişiminde olduğu gibi birtakım yasalarla belirlendiğini ama bir tek farkla ki, toplumsal tarihinin değişiminde insan iradesinin de belirleyiciliğini olduğunu göstermiştir. Buna göre insanlığın komünizme doğru yürüyüşü onun iradesiyle de doğrudan ilişkilidir.

Marksizm bu süreci, yani kapitalizmden komünizme geçişi siyasal devrimden sonra üç bölüm altında kategorileştirir. Bunlardan birincisi Proleter diktatörlük altında gerçekleşen geçiş süreci, diğerleri de komünizmin alt ve üst evreleridir. Bu konuyu da zaman içinde inceler tartışırız ama   SF'de benzer bir başlık altında forum danışmanı olan H.Karataş'ın yazdığı başlık yazısına şöyle bir göz atmak yararlı olacaktır.

SF'deki başlık ''komünizm ve komünizme geçiş aşamaları''. Linki   bu: http://www.sosyalistforum.net/bizden-makaleler/58549-komunizm-ve-komunizme-gecis-asamalari.html Danışman arkadaşımızın yaptığı yorum da bu:

''Komünizm, uygarlığın yabancılaştırma etkileri nedeniyle, getirdiği alışkanlıklardan sıyrılan ve gerçek insan karakterini bilimle birlikte yakalayan ve yaşam süreci için devlete, tanrıya, lidere ve paraya ihtiyaç duymayan, özgür bireylerden oluşan bir toplumsal biçimlenmedir. Ayni zamanda iradi bir merhale olan komünizm, insanlık tarihi süresince insani özü pişkin insanların hedefi ve uhdesinde yer almış bir cennettir. İnsanlık tarihi, bu cennete erişebilmek için yol haritaları ve yol savaşları ile doludur. Ancak insanlık tarihi, insanın keyfiyetinde ilerlememiştir. O nedenle geçmiş zamanlarda, insanlık komünizm ile buluşamadıysa bunun nedeni, iradi eksiklikler değil, nesnel koşulların yardım etmeyişi ile ilgilidir.

Komünizme ait öznel ve nesnelin bilimsel buluşması, 19.yy ekonomik koşullarının getirdiği nesnellik ile işçi sınıfına öncülük eden komünistler birliğidir. Komünistler birliği yayınladıkları manifesto ile o zaman için komünist devrimin izleyeceği siyasal hattı, ilke ve amaçlarını işçi sınıfının eline tutuşturmuşlardır. 1871 de gerçekleşen ilk komünist devrim (Paris komünü), deneyim eksiklikleri nedeniyle, kısa ömürlü 70 gün süreli bir devrim olmuştur. Ardından gelen 1917 büyük ekim devrimi, ayakta kalmayı başarmıştır. Yetmiş yıl gibi bir süre içinde, yeni devrimlerle dünyanın üçte birine yayılmıştır.

Yirminci yy sonlarında üretim biçiminde yaşanan teknolojik devrim, ekonomiyi yeniden düzenleme ihtiyacı getirmiştir. Komünist toplumun alt yapısı, ekonomisiz yapılanmadır. Ancak üretim biçiminin gelişmişlik düzeyini beklemeden, komünist devrimi gerçekleştiren irade, kendisine ait olmayan, yani kapitalizme ait temel üzerinde, 70 yıl boyunca komünist siyaseti uygulamaya çalışmışlardır. Nispeten başarılı olan komünist yolculuk, ekonominin yeniden düzenlenmesi ihtiyacı çerçevesinde düzenlenmiş olan ve yeni alt yapı üzerinde uyumsuz hale gelen komünist üstyapı, ne yazık ki terk edilerek, karşı devrimci dönüşümlerle ters istikamette noktalanmıştır.

Komünist devrimin erken gerçekleşmiş olması, komünizme geçişin realize olmayışının nedeni değildir. Komünist devrim dünya boyutlu bir devrimdir. O nedenle büyük ekim devrimi, tamamlanmamış bir devrimdir. Problem, devrimin erken oluşu ile ilgili değil, devrimin tamamlanmayışı ile ilgilidir. Geçmiş komünizm ile ilgili ikinci bir tartışma ise komünizmin aşamaları ile ilgilidir. Aslında iradi olarak komünist devrimle birlikte komünizme geçilmiş olunmuyor. Komünizme geçiş aşamasına geçilmiş olunuyor.

Dünyanın bugün bulunduğu evre içerisinde, yeni bir komünist devrimi nasıl tasavvur etmemiz gerektiği üzerine, kısaca bir şeyler demek gerekiyorsa bugüne ait komünist devrim, komünizme geçiş döneminin ikinci aşaması üzerinden kurgulanacaktır. Komünizme geçiş dönemleri ile ilgili olarak, komünist teorinin bütünselliğine zarar vermemek adına 1. aşamanın komünist teoride ne amaçla yer aldığını ifade etmemiz gerekmektedir. Proleterya diktatörlüğü yanlış bir strateji değil, 19. ve 20 yy zamanına ait doğru bir stratejidir.

************************

Komünizme geçiş döneminin 1.aşaması Proleterya Diktatörlüğü:

İçinden çıkılan toplumdaki fenomenlerin devam ettiği bir toplumsal ara biçimlenmedir. Bu aşamaya komünist bir devrim neticesinde geçileceği, ancak komünizmin nesnel koşulları henüz olgunlaşmadığı için bu aşama gerçekte erken gelmiş bir komünizmdir. İşçi sınıfı ve onun partisinin gayreti neticesinin, elde edilen zaferiyle gerçekleştiği için, bu aşama ayni zamanda proleterya diktatörlüğüdür.

Neden erken komünizm diyoruz. Zira komünizm gelişmekte olan bir toplumsal yapılanma değildir. Komünizm gelişmiş toplumsal biçimdir. Kapitalizm ise gelişmekte olan bir toplum biçimidir. İşçi sınıfı kapitalizme müdahale ettiğinde, gelişmeye ket vuracak davranışlar içine giremez. Zira bu davranış içine girdiğinde, en gelişmiş toplumsal biçime, yani komünizme erişme, hiç bir şekilde söz konusu olamaz.

Komünist partisinin işçi sınıfına öncülük etmesi ve devrim yapmaktaki amacı, modernleşme sürecine hız kazandırmaktır. Modernleşme işçi sınıfının amacı değildir. Modernleşme devrim sürecinde işçi sınıfının içinde bulunduğu bir süreçtir. İşçi sınıfı bu sürece itiraz edemez. Zira modernleşme gerçekte meta üreten bir toplum olmasına rağmen ayni zamanda insani ilerleyişin ifadesidir. Toplumun geniş kitlesini temsil eden işçi sınıfı, sahip olduğu dinamizm sayesinde, insani ilerleyişin önünde yürümek durumunda kalmıştır.

Komünizm modernleşme sürecinin devamı değildir. Komünizm modernleşme sürecinin doğru yönde (insani yönde)aşılmasıdır. O nedenle modern sürecin devamı anlamına gelen proleterya diktatörlüğü, komünist iradeye rağmen gerçek komünizm değildir.

Bir toplumsal biçimlenme, başka bir toplumsal biçimlenmenin devamı olamaz. Erken komünizm de kapitalizmin devamı değildir. Proleterya diktatörlüğünde, egemen irade komünizmi temsil ettiği için komünizmdir. Ancak nesnel koşullar, komünizmin serbestçe gelişimine izin vermez. O nedenle proleterya diktatörlüğü, sürekli devrimci reformlar ile gerçek komünizme doğru yol alan bir ara dönemdir. Gerçek komünizm olmadığı gibi kapitalizmin de devamı değildir.

Sürekli biçimde devrimci müdahaleyi gerektiren bu süreç, ekonomik gelişimin siyasete yansıtılması anlamı taşımaktadır. Ekonomik gelişim, üretimin biçiminin çok daha gelişmiş ve genişletilmiş şekli anlamına gelmekle birlikte; bölüşüm, değişim ve dolaşım devrelerine çok daha fazla bireyin katılımı demektir. Bunun siyasete yansıması ise üretim süreci sonuçlarının toplumsal ilişkiler ağı içerisinde, bölüşümün çok daha adil bir hal almasını ve bu nedenle de çok daha geniş bir demokrasi ile karşılanılması şeklinde tezahür eder.

Proleterya diktatörlüğü veya erken komünizm, gerçek amacına ancak dünya boyut ulaştığı zaman erişebilir. Yaşadığımız dünya, bu aşamayı dünyanın üçte biri üzerinden aştığı için, bir sonraki aşamanın temel zemininin döşenmesini gerçekleştirememiştir. Dünya bir sonraki aşama için, yeniden dünya boyut “büyük toplumsal devrim” beklemektedir. Birinci aşama yerel boyut kaldığı için, ikinci aşamanın kapısını açamamıştır. O halde bugünkü biçimiyle dünya boyut ikinci aşamanın kapısı nasıl açılacak, bizler bu soru üzerinde yoğunlaşacağız.

Her yaşanılan zaman ve mekan kendi teorisi üzerinden uygulamalara geçiş izni verir. O nedenle birinci aşamaya tekrar dönüş söz konusu değildir. Ayrıca yaşam deneme tahtası değildir. Burjuva ve proleter diktatörlüklerinin çözüldüğü bu dönem, dünya geneli siyasal zemininde, diktatörlükler dönemi kapanmıştır. Her devlet gerçekte bir diktatörlüğün ifadesi olmasına rağmen, kendisini yaşatan nesnel zemini kaybetmiş olmasından ötürü, kendisine yaşam kaynağı bulmak için, tekrar yeniden, kopmuş olduğu toplum içine dalarak, huzuru bozan bir sarhoş misali katlanılmaz hale gelecektir. Gelişim dinamizmini kaybeden devletin, topluma verecek fazladan değerlere sahip olmaması nedeniyle, demokratça davranışı da söz konusu değildir. O nedenle boşalan diktatörlüğün yerini demokrasi değil, vahşet, cinayet, sahtecilik, ihanet ve kalleşlik alacaktır. Egemen mekanizmalar diktatörce değil, karşı devrimci dönüşümlerle yaşamda tutunma olanağına sahiptirler. Karşı devrimci dönüşümler, insanlığın şimdiye değin elde etmiş bulunduğu tüm edinimlerinin, kerte kerte elinden alınması demektir. Karşı devrimci dönüşümlere, doğru yanıt, dünya komünist devrimidir.

Komünizme geçiş döneminin 2. aşaması: Komünizmin kurulum aşaması:

Geçmişte bu aşama için devletin sönümlenme aşaması denilmiştir. İkinci aşama, içine girilecek toplumsal formasyonun (komünizmin)genel özelliklerinin belirleyici olduğu bir toplumsal ara biçimlenmedir. Komünizm bu aşamada kendi temeli üzerine geçmiştir. Ancak yine de eski toplumdan kalan bir kısım eklentiler mevcuttur. İçinde bulunduğu toplumun genel özellikleri ile çelişen bu eklentiler, komünizmin bu aşamasında, leke gibi sırıtmaktadır. İkinci aşama, komünizmin kurulumunu gerçekleştirirken, üretim ve tüketim devreleri, uzman eller tarafından yeniden düzenlenirken, diğer yandan da yabancı eklentilerin (devlet, meta, para, şirket, kooperatif,banka vb.) yaşamın dışına atma süreci işlemektedir.

Günümüzde, birinci aşamayı komünist iradenin istediği biçimle aşamayan insanlık, ikinci aşamanın kapısına, sermaye egemen, karşı devrimci ve yok oluşa sürüklenen, geçici (ara) değişken bir toplumsal biçimle gelmiştir. İçinde bulunduğu koşulları korumak adına direnen insanlık, yok oluşa doğru sürüklendiğinin farkında değildir.

İkinci aşamaya geçiş nasıl olacaktır? Erken komünizm (PD) dünya boyut yaşanılmış olsaydı, devrimci reformlar sonucu geçiş mümkündü. Bugün ise sermaye egemen dünyada, komünist iradenin top yekûn, dünya boyut devrimiyle geçiş mümkündür. Bu aşamaya geçiş, hangi koşullarda olursa olsun, komünist iradeyi gerekli kılmaktadır. Bu aşamanın kapısına ne yazık ki proleter egemen koşullarında gelinmemiştir.

İkinci aşamanın kapısı, ekonomik gelişimin yani modernleşme sürecinin bittiği ve ekonomik dinamizmin tükendiği zamandır. Bu zaman ise komünistlerin işçi sınıfı ile bağlarını kestiği zamandır. Pazarda dolaşan metalar, gür bir sesle, “beni proleterya yarattı” diyemiyor. Zira proleterya dinamik bir sınıf olmaktan çıkmış ve üretim teknolojilerinde yaşanan radikal değişim, meta üretimini ortadan kaldırma eğilimine geçmiştir. İkinci aşamada, özne işçi sınıfı değildir. Bakın Karl Marks, Alman ideolojisi kitabında gerçek komünizmin kapısına gelinen süreçle ilgili yeni bir sınıftan söz ederken, bu devrim, (komünist devrim) toplum içerisinde sınıf diye tanınmayan bir sınıf tarafından gerçekleşecek demektedir. Bu paragraf, o zaman için gerçek komünizmin kapısını çok güzel ifade ettiği gibi, para ve makinelerin katlanılmaz bir güç hale gelişini, yani günümüzü de gayet güzel resmetmektedir.

"Geliştirmiş bulunduğumuz tarih anlayışı, ensonu bize şu sonuçları da verir: 1. Üretici güçlerin gelişmesinde öyle bir aşama gelir ki, bu aşamada, mevcut ilişkiler çerçevesi içinde ancak zararlı olabilen, artık üretici güçler olmaktan çıkıp yıkıcı güçler haline gelen (makineler ve para) üretici güçler ve karşılıklı ilişki araçları doğar, ve bu, bir önceki olaya bağlı olarak, kazançlarından yararlanmaksızın toplumun bütün yükünü taşıyan, toplumdan dışlanmış [23], ve zorunlu olarak, bütün öteki sınıflara karşı en açık bir muhalefet durumunda bulunan bir sınıf doğar, bu sınıf, toplum üyelerinin [sayfa 61]çoğunluğunun meydana getirdikleri bir sınıftır, köklü bir devrim zorunluluğunun bilinci, komünist bir bilinç olan ve elbette ki, kendileri de bu sınıfın durumunu gösterdikleri zaman başka sınıflarda da oluşabilen bu bilinç, bu sınıfın içinden fışkırır. 2. Belirli üretici güçlerden bazı koşullar içinde yararlanılabilir ki, bu koşullar, toplumun belirli bir sınıfının egemenliğinin koşullandır;[50] bu sınıfın, sahip olduğu şeyden ileri gelen toplumsal gücü, düzenli olarak her çağa özgü devlet tipinde idealist biçimde pratik ifadesini bulur; bunun içindir ki, her devrimci savaşım, o zamana kadar hükmetmiş olan sınıfa[51] karşı yönelir. 3. Daha önceki bütün devrimlerde faaliyet tarzı değişmemiş kalıyordu ve yalnızca bu faaliyetin başka türlü bir dağılımı, işin başka kişiler arasında yeni bir bölüştürülmesi sözkonusuydu: komünist devrim, bunun tersine, daha önceki faaliyet tarzına karşı yönelmiştir,çalışmayı[52] ortadan kaldırır ve bütün sınıfların egemenliğini sınıfların kendileriyle birlikte ortadan kaldırır, çünkü bu devrim, artık toplum içinde bir sınıf işlevi görmeyen, artık toplum içinde bir sınıf diye tanınmayan, ve daha şimdiden artık bugünkü toplum içindeki bütün sınıfların, bütün milliyetlerin, vb. yokoluşunun ifadesi olan bir sınıf tarafından gerçekleştirilir. 4. Yığın içinde bu komünist bilincin yaratılması için ve gene bu işin kendisinin de iyi bir sonuca götürülebilmesi için insanların yığınsal bir değişikliğe uğraması zorunlu olarak kendini ortaya koyar, böyle bir biçim değişikliği ise ancak pratikteki bir hareketle, bir devrimle yapılabilir; bu devrim, demek ki, yalnızca egemen sınıfı devirmenin tek yolu olduğu için zorunlu kılınmamıştır, ötekinideviren sınıfa, eski sistemin kendisine bulaştırdığı pislikleri süpürmek ve toplumu yeni temeller üzerine kurmaya elverişli bir hale gelmek olanağını ancak bir devrim vereceği için de zorunlu olmuştur."[53] [sayfa 6

Bu aşama, gerçek komünizmin nesnel koşullarının geldiğinin habercisidir. Bu aşamada bir önceki toplumsal biçimlenmeye ait fenomenler, toplumsal bünyeye zarar veren kanserli dokuya benzemektedir. Toplumsal bünyenin sağlığına kavuşma ve insana eklenmiş yabancı eklentilerden yani, meta, para, din ve devlet gibi eklentilerden insanın kurtulma zamanıdır. Bu aşamada değer yasası problemli işleyecektir. Meta ve para ancak öznel nedenlerden dolayı yaşamda yer edinecektir. Bu aşama, gerçek komünizmin doğum aşamasıdır. Bu aşama eski toplumsal fenomenlerin silikleştiği ve yaşamdan çekilmekte olduğu ve diğer yanda da yeni toplumun (gerçek komünizmin) kurulum sürecinin başladığı aşamadır.

Şimdiye değin, gerçek komünizmin kapısına gelişi, proleterya diktatörlüğü sonucunun koşulları üzerinden kurguladık. O nedenle, gerçek komünizmi sürekli ötelerde düşündük. Sanıyoruz ki bütün dünya gelişim sürecini tamamlayacak ve insanlıkta oradan komünizme geçecek. Hayat, irademiz dışında ve ekonomik yasaların gerekleri çerçevesinde ilerlemektedir. Ekonomi dünya boyut işlemektedir. İş gücü değeri dünya boyut hesaplanmaktadır. Artı değer, düşebildiği en büyük düşüş miktarlarına gerilemiştir. O nedenle, gelişmemiş bölgelerin gelişmesi söz konusu değildir. Buna en güzel örnek, milli gelir $ 2000 iken olan yaşam seviyesi, yine milli gelir $10. 000 iken olan yaşam seviyesinden daha geri değildi. Sermaye hareketi büyüyor, ancak hayat seviyesi büyümüyor. Sermaye hareketinin büyümesi, gelişmeyi ifade etmiyor. Soygun mekanizmalarının iyi çalıştırılması ve sermayenin ölüm yolculuğunun hızlanmasını ifade etmektedir.

İnsanlığın önünde iki yol vardır. Birinci yol para, din, devlet gibi, yabancı eklentilerden sıyrılarak ve kendisini yeniden üreterek, gerçek komünizmin kapısına dayanmaktır. İkincisi yol ise egemen iradenin içine çektiği yok olma sürecine katılmaktır. Bizler yaşadığımız bu zamanda, birinci yola geçmeyi beceremezsek, ne yazık ki göremediğimiz cennetin (gerçek komünizmin) kapısında, hepimiz kırılarak yok olacağız''





__________________

Bu ileti en son melnur tarafından 13.10.2015- 14:19 tarihinde, toplamda 2 kez değiştirilmiştir.

Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 5.486
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 04.01.2014- 14:23
Alıntı yaparak cevapla  


Şurdan başlamak gerekiyor sanırım: SSCB'nin çözülüşü şanlı Ekim Devrimi kadar önemlidir. Çözülüş dünya sol hareketinde, şaşkınlık, yenilgi duygusu ve bir ölçüde gerileme yarattıysa da, burjuva ideologlarının yoğun ideolojik saldırılarına rağmen bu durum belli bir sürede toparlanmayla da sonuçlandı. Böyle yorumlayabiliriz. En azından dağınıklık, yenilmişlik duygusu ve bunun getirdiği savrulmalar bizdeki gibi yoğun yaşanmadı. Bizim nesnel koşullarımızın farklılığı, arada 12 eylül faşizmi gibi bir saldırının bulunması bu toparlanma sürecinin hayli gecikmesine de neden oldu ve bu süreç hala devam ediyor. Çok yineleniyor, liberalizme ve ulusalcılığa savrulma, ülkemizdeki kürt sorununun yakıcılığı altında kürt ulusal hareketine kuyrukçuluk anlayışının ortaya çıkması ve aynı zamanda bütün bu toz duman içinde kerameti kendinden menkul bir solculuğun(!) peydahlanması ne yazık ki, reel sosyalizmin çözülüşünün Türkiye sosyalist hareketi üzerindeki olumsuz etkisinin sürdüğünün bir göstergesi.

Komünizmin bilimsel bir çıkarım olduğunu söylemiştik. Komünizm ve aynı zamanda bilimsel bir altyapıya sahip olan işçi sınıfının kurtuluş ideolojisidir. Yani komünizm hem enternasyonal düzeyde bir toplumsal formasyonun adı ve hem de bu nesnelliğe nasıl varılacağının temel çıktılarını aynı bilimsellikle bize gösteren bir ideolojik anlayıştır. Bu ikisi arasında bir bütünsellik vardır ve birbirlerinden soyutlanamazlar. Birini diğerinden ayırdığınızda, bu bütünselliği bir şekilde bozduğunuzda hiç birinin anlamı kalmaz ve komünist enternasyonal toplum da gerçekleşmesi olanaksız bir ütopyaya dönüşür. Bu yüzden komünizm ve komünizmin evreleri veya komünizme varış süreçleri konuşulrken siyasal iktidarın burjuvaziden alınıp, işçi sınıfının eline geçmesinin yani siyasal devrim perspektifinin üzerinden atlanılması veya önemsiz hale getirilmesi büyük bir eksiklik, önemli bir yanlıştır. Siyasal devrimi önemsizleştiren, yok sayan veya çarpıtan her açıklamanın komünizm üzerindeki yorumları doğru olsun veya olmasın bir gevezelikten öteye geçemez. Bilimsel sosyalizm dediğimizde öncelikle anlaşılması ve önemsenmesi gereken de budur. Siyasal devrim perspektifi. Yoksa, hiç bir şeyin anlamı da yok demektir.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 5.486
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 04.01.2014- 15:04
Alıntı yaparak cevapla  


SF'nin danışmanının hemen her yazısı için ''tam bir laf salatası'' kaydı konulduğunda hiç de yanlış yapılmaz. Bu yazı da öyle. Gerçekten ve sözcüğün tam anlamıyla bir laf salatası. Hemen her şeyi o kadar biribirinin içine sokarak anlatmaya çalışıyor ki, sonuçta hiç bir şey   anlatmış olmuyor ve her şey de birbirine karışıyor. Tipik bir kerameti kendinden menkul bir yorum çabası. Türkiye sol-sosyalist hareketindeki savrulma, kitleselleşemenin dayattığı ideolojik bulanıklık, bu bulanıklık sonucu kendini solda sanan bireylerin ''akşam düşün sabah ideoloji üret'' anomallikleri bu sözde sol-sosyalist forumlara da fazlasıyla yansıyor. Ordan burdan alınan Marks-Lenin alıntılarının reddi bile bu kişilerin Marksist veya Leninist olarak nitelenmesine engel olamıyorsa forum dünyasının bu içler acısı halini   düşünmek ve sorgulamak gerekmiyor mu?

Danışman arkadaşın yazısının ilk bölümünde ki önemli(!) saptamaları şunlar:

''Dünyanın bugün bulunduğu evre içerisinde, yeni bir komünist devrimi nasıl tasavvur etmemiz gerektiği üzerine, kısaca bir şeyler demek gerekiyorsa bugüne ait komünist devrim, komünizme geçiş döneminin ikinci aşaması üzerinden kurgulanacaktır. Komünizme geçiş dönemleri ile ilgili olarak, komünist teorinin bütünselliğine zarar vermemek adına 1. aşamanın komünist teoride ne amaçla yer aldığını ifade etmemiz gerekmektedir. Proleterya diktatörlüğü yanlış bir strateji değil, 19. ve 20 yy zamanına ait doğru bir stratejidir.''

Arkadaşımızın bu paragraftan önce anlatmaya çalıştıkları bir yana, yazısının amacını burada açıklıyor. Geleceğin dünyasının komünizm olabilmesi için siyasal devrim ve proleter diktatörlük terkedilmelidir. Böyle söylüyor. Ve bu kişi sosyalizm okulu iddiasında bulunan bir forumda hiç bir ''tepki'' almadığı gibi, bir de danışman payesiyle ödüllendiriliyor ve ayrıca bir de marksist olarak nitelendiriliyor. Tam bir saçmalık manzumesi ve tam bir komedi.

Peki bakalım bu Marksizmi iğdiş eden ve buna rağmen marksist olduğu iddiasında bulunan danışman arkadaşımız siyasal devrim olmadan ve proleter diktatörlük yani toplumsal dönüşüm dönemi olmadan komünizme nasıl varılacağı konusunda neler söyleyecek?


Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 5.486
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 04.01.2014- 15:36
Alıntı yaparak cevapla  


''Komünizme geçiş döneminin 1.aşaması Proleterya Diktatörlüğü:

İçinden çıkılan toplumdaki fenomenlerin devam ettiği bir toplumsal ara biçimlenmedir. Bu aşamaya komünist bir devrim neticesinde geçileceği, ancak komünizmin nesnel koşulları henüz olgunlaşmadığı için bu aşama gerçekte erken gelmiş bir komünizmdir. İşçi sınıfı ve onun partisinin gayreti neticesinin, elde edilen zaferiyle gerçekleştiği için, bu aşama ayni zamanda proleterya diktatörlüğüdür.

Neden erken komünizm diyoruz. Zira komünizm gelişmekte olan bir toplumsal yapılanma değildir. Komünizm gelişmiş toplumsal biçimdir. Kapitalizm ise gelişmekte olan bir toplum biçimidir. İşçi sınıfı kapitalizme müdahale ettiğinde, gelişmeye ket vuracak davranışlar içine giremez. Zira bu davranış içine girdiğinde, en gelişmiş toplumsal biçime, yani komünizme erişme, hiç bir şekilde söz konusu olamaz.''


İlk elden bunların hiç bir bilgiye dayanmayan ve sıradan bir yorum bile olamayan ifadeler olarak değerlendirmek mümkün. Başta da söyledik, Marks'a göre kapitalizmden komünizme geçişin aşamaları proleter diktatörlük adı altında geçiş süreci ve komünizmin birinci evresi ile ikinci evresi. Arkadaşımız Marks'ın bu kategorileştirmesini iki olarak saptıyor ( olabilir, çok da yanlış sayılmaz) ama birinci aşama dediği süreci nesnellikten soyutlayarak ve doğrudan komünizmin ileri aşamasıyla ilişkilendirerek değerlendirmeye çalışıyor ki, bu da yazıyı içinden çıkılmaz bir hale getiriyor.

Siyasal devrimle iktidar burjuvazinin elinden alınır. Bu aşamayla komünizmin ikinci evresi yani enternasyonal düzeydeki formasyon arasında çok uzun bir zaman vardır ve bu süreçte toplum işçi sınıfı partisinin öncülüğünde o sürece hazırlanır. Toplumsal değişimler denmesinin nedeni de budur. Toplumsal dönüşümler denilen şey de, üretim araçlarının kamulaştırılmasından başlanarak, yöneten yönetilen çelişkisiyle köy ve kent arasındaki çelişkinin giderilmesine yönelik toplumsal devrimlerdir. Kuşkusuz bu süreçle birlikte devam eden sınıf mücadelesi için de devlete gereksinim vardır. Geçiş dönemi dediğimiz sürecin işlevi budur. Bu sürece ister kuruculuk deyin, ister ''erken komünizm'' deyin isterseniz ''sosyalizm'' olarak niteleyin, bu sürecin işlevini o bütünsellik içinde doğru tanımlayamazsanız doğru yorumlayabilme şansınız da ortadan kalkar. Arkadaşımızın zihninde Marksizm'in ( sınıfların, sınıf mücadelesinin, siyasal devrim ve proleter diktatörlüğün) reddi belirleyici olduğu için bütün bu olguların gerekliliğini ve zorunluluğunu görmezlikten gelerek, kendince çözümleme yapmaya çalışıyor.


Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 5.486
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 04.01.2014- 16:12
Alıntı yaparak cevapla  


''Komünist partisinin işçi sınıfına öncülük etmesi ve devrim yapmaktaki amacı, modernleşme sürecine hız kazandırmaktır. Modernleşme işçi sınıfının amacı değildir. Modernleşme devrim sürecinde işçi sınıfının içinde bulunduğu bir süreçtir. İşçi sınıfı bu sürece itiraz edemez. Zira modernleşme gerçekte meta üreten bir toplum olmasına rağmen ayni zamanda insani ilerleyişin ifadesidir. Toplumun geniş kitlesini temsil eden işçi sınıfı, sahip olduğu dinamizm sayesinde, insani ilerleyişin önünde yürümek durumunda kalmıştır.

Komünizm modernleşme sürecinin devamı değildir. Komünizm modernleşme sürecinin doğru yönde (insani yönde)aşılmasıdır. O nedenle modern sürecin devamı anlamına gelen proleterya diktatörlüğü, komünist iradeye rağmen gerçek komünizm değildir.

Bir toplumsal biçimlenme, başka bir toplumsal biçimlenmenin devamı olamaz. Erken komünizm de kapitalizmin devamı değildir. Proleterya diktatörlüğünde, egemen irade komünizmi temsil ettiği için komünizmdir. Ancak nesnel koşullar, komünizmin serbestçe gelişimine izin vermez. O nedenle proleterya diktatörlüğü, sürekli devrimci reformlar ile gerçek komünizme doğru yol alan bir ara dönemdir. Gerçek komünizm olmadığı gibi kapitalizmin de devamı değildir.

Sürekli biçimde devrimci müdahaleyi gerektiren bu süreç, ekonomik gelişimin siyasete yansıtılması anlamı taşımaktadır. Ekonomik gelişim, üretimin biçiminin çok daha gelişmiş ve genişletilmiş şekli anlamına gelmekle birlikte; bölüşüm, değişim ve dolaşım devrelerine çok daha fazla bireyin katılımı demektir. Bunun siyasete yansıması ise üretim süreci sonuçlarının toplumsal ilişkiler ağı içerisinde, bölüşümün çok daha adil bir hal almasını ve bu nedenle de çok daha geniş bir demokrasi ile karşılanılması şeklinde tezahür eder.

Proleterya diktatörlüğü veya erken komünizm, gerçek amacına ancak dünya boyut ulaştığı zaman erişebilir. Yaşadığımız dünya, bu aşamayı dünyanın üçte biri üzerinden aştığı için, bir sonraki aşamanın temel zemininin döşenmesini gerçekleştirememiştir. Dünya bir sonraki aşama için, yeniden dünya boyut “büyük toplumsal devrim” beklemektedir. Birinci aşama yerel boyut kaldığı için, ikinci aşamanın kapısını açamamıştır. O halde bugünkü biçimiyle dünya boyut ikinci aşamanın kapısı nasıl açılacak, bizler bu soru üzerinde yoğunlaşacağız.

Her yaşanılan zaman ve mekan kendi teorisi üzerinden uygulamalara geçiş izni verir. O nedenle birinci aşamaya tekrar dönüş söz konusu değildir. Ayrıca yaşam deneme tahtası değildir. Burjuva ve proleter diktatörlüklerinin çözüldüğü bu dönem, dünya geneli siyasal zemininde, diktatörlükler dönemi kapanmıştır. Her devlet gerçekte bir diktatörlüğün ifadesi olmasına rağmen, kendisini yaşatan nesnel zemini kaybetmiş olmasından ötürü, kendisine yaşam kaynağı bulmak için, tekrar yeniden, kopmuş olduğu toplum içine dalarak, huzuru bozan bir sarhoş misali katlanılmaz hale gelecektir. Gelişim dinamizmini kaybeden devletin, topluma verecek fazladan değerlere sahip olmaması nedeniyle, demokratça davranışı da söz konusu değildir. O nedenle boşalan diktatörlüğün yerini demokrasi değil, vahşet, cinayet, sahtecilik, ihanet ve kalleşlik alacaktır. Egemen mekanizmalar diktatörce değil, karşı devrimci dönüşümlerle yaşamda tutunma olanağına sahiptirler. Karşı devrimci dönüşümler, insanlığın şimdiye değin elde etmiş bulunduğu tüm edinimlerinin, kerte kerte elinden alınması demektir. Karşı devrimci dönüşümlere, doğru yanıt, dünya komünist devrimidir.''


Bir daha hatırlayalım; danışman arkadaş kapitalizmden komünizme geçişi kendince yorumlayarak ikinci aşamanın önünden başlatıyor. O da ''artık Marksizm eskimiştir'' diyor. ''Bugünün dünyasında komünist devrim'' enternasyonal düzeydeki ''komünizmin ikinci evresi öncesinde başlayacaktır'' saptamasında bulunuyor.Ona göre birinci evre olan proletarya diktatörlüğü-erken komünizmi artık gereksizdir. BU bölümde proletarya diktatörlüğü yani erken komünizmin neden gereksiz olduğunu anlatacağını söylemişti ve anlattı! Yazılanları bu çerçeve içinde okunmalıdır, hatırlatmasını da yapalım.

Peki şimdi şu soruyu soralım; bu yazılanlarla siyasal devrimin ve proleter diktatörlüğün gereksiz olduğu konusunda en ufak bir yorum var mı? İkide bir erken komünizmin gerçek komünizm olmadığını söyleyip duruyor. Geçiş sürecinin, kuruculuk döneminin veya sosyalizmin komünizm olduğunu iddia eden biri var mı? Olabilir mi? Arkadaşımız kendi kuyruğuyla dans ediyor. Konuyla doğrudan ilsi olmayan şeyler söylüyor ve sonra da ''böyle değildir'' diyor. Söyleyen de kendisi, yanlıştır diyen de. Ve sonra da proletarya diktatörlüğünün gereksizliğini anlatmış oluyor.

Yazıda pek çok yanlış var.

Bu yanlışlar aslında Marksizmi reddetmiş olmasına rağmen, marksist görünme arzu ve çabasından kaynaklanıyor. Komünizme evrensel bir boyutta geçilirmiş! Sanki aksini söyleyen biri var. Amerika'yı yeniden mi keşfetmeye çalışıyor?

Kapitalizm sınıflı bir toplumdur. Sınıflı bir toplumdan sınıfsız bir topluma geçişin yolu öncelikle siyasi iktidarı kapitalizmin egemen sınıfının elinden almaktan geçer. Bir bir daha iki. Ve sonrası proleter diktatörlüktür. Bir ülkede teknolojik düzey ne olursa olsun, ya da dünyada ne olursa olsun, proleter diktatörlük olmadan sınıfsızlığa ulaşabilmek mümkün değildir. İki iki daha dört. Bilimsel sosyalizmin temelinde bu temel çıktılar-ilkeler yatar. Komünizm yeni bir toplum ve yeni bir insan tipolojisi demektir. Siyasal iktidarın alındığı süreçte o ülkedeki ekonomik-teknolojik düzey ne olursa olsun, böyle bir toplumsal formasyonun yaratılması için uzun sürecek bir devrimci dönüşüm dönemi olacaktır. Sınıfların kaldırılması sadece sınıfların, özellikle burjuvazinin fiziki anlamda ortadan kaldırılması değil, küçük burjuvazinin ve köylülüğün de fiziki anlamda ortadan kaldırılmasını gerekli kılar. Yetmez, yöneten yönetilen ilişkisinin de ortadan kaldırılarak toplumun aracısız kendi kendisini yönetebilme aşamasına da gelmesi gerekir. Bu süreç bu yüzden sadece ekonomik çözümlemelerle(!) anlaşılmaz. Bu tür yaklaşımlar eksikli yaklaşımlardır.

Yüzlerce yıllık süreçlerle insanı kendisine yabancılaştıran ve bir yığın olumsuzluğu içinde barındıran ''insanın tarihsel doğasının'' değişimi de bu süreç içindeki toplumsal dönüşümlerle gerçekleştirilecektir. Bunlardan bir tanesini bile diğerinden ayırma olanağı yoktur. Bütün bunlar Marksizm-Leninizm ışığında değerlendirilmeden, pratiğe yansıtılmadan komünizm üzerinde ahkam kesilemez. Bu yüzden ML komünizm yolunda önümüzü aydınlatmaya devam etmektedir. Siyasal devrim ve proleter diktatörlüğün üzerinden atlayan yorumların da bilimsel sosyalizmle hiç bir ilişkisi bulunmamaktadır.

Reel sosyalizmin çözülüşüyle birlikte Lenin'i çoktan elimizin tersiyle ittik, kala kala bir Marks kalmıştı, onu da 19 ve 20 yüzyıla hapsettiğimizde elimizde sadece hurafeler kalacaktır ve bir de bu kerameti kendinden menkul kişileri beyhude gevezelikleri...

(Devam ederiz.)



























































Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 5.486
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 05.01.2014- 15:56
Alıntı yaparak cevapla  


Danışman arkadaş ''Komünizme geçiş döneminin 2. aşaması: Komünizmin kurulum aşaması'' adını verdiği bölümle kendince hem kuramı anlatmaya çalışıyor ve hem de kendince eleştirmeye çalışıyor. Kuramı yorumlamasının doğru olmadığını söylemiştim. Kuramda ve özellikle Marks'ta komünizmin süreçleri proleter diktatörlük, ve komünizmin alt üst evreleri olarak nitelenirken burada bu durum ikiye ayrılmakta ama çok daha önemlisi enternasyonal sınıfsız toplumsal formasyon öncesini nesnel anlamda ele almamakta ve hem de konuya sınıfsallıktan uzak yorumlar yapmaya çalışarak gerçekte lafazanlıktan öte bir şey yapmamaktadır.

Lenin'i terkeden, Marks ile en küçük bir yakınlığı bulunmayan ve nedense kendini hala Marksist olarak niteleyen bu kişi, sözün kısası, sınıf kavramının anlamını yitirdiğini, devletin sınıfsal bir özünün bulunmadığını, komünizm için Marks, Engels ve Lenin'e ihtiyaç olmadığını söylemeye çalışmaktadır. Ve bunuda açık seçik yaparken, koca(!) Sosyalist Forum'da '' arkadaş, sen ne masallar anlatmaya çalışıyorsun?'' diye tepki koyan da olmamaktadır. İşin üzücü yanı da bu. Bu forumlara, ya liberal etkilerle demokratçılık oynamak, ya   kürt ulusal hareketine kayıtsız koşulsuz kuyrukçuluk yapmak ya da bu örnekte görüldüğü gibi kerameti kendinden menkul ipe sapa gelmez yorumları solculuk sanmak egemen olmuştur. Bu halleriyle bırakın 'sosyalizm okulu'' olma iddialarını sosyalizmle uzaktan yakından ilgisi bulunmayan yazı ve yorumların sol-sosyalizm olarak algılanmasına neden olmaktadır.

Forumun danışmanının Marks'tan komünizmden söz etmesi sadece bir makyajdır. Söylemeye çalıştıkları tam bir marksizm karşıtlığıdır. Devleti sınıfsal özünden soyutlaması ve sınıfsal gerçeği reddetmesi bir yana son cümlesi de bir hayli ilginç! İnsanlığın önünde iki yok var deyip ikincisinin barbarlık olduğunu söylerken birincisi için ''... para, din, devlet gibi, yabancı eklentilerden sıyrılarak ve kendisini yeniden üreterek, gerçek komünizmin kapısına dayanmaktır. '' demesi, yorumun bütününe bakıldığında sadece bir yanıltmada olmaktan öteye gitmemektedir. Sınıfsal mücadeleyi yok saydığınızda, siyasal devrim perspektifini reddettiğinizde, sınıfsal özü proletarya olan bir devleti elinizin tersiyle ittiğinizde geriye sadece gerçekleşmesi mümkün olmayan bir ütopya kalır. Bir daha yinelemek gerek, enternasyonal düzeydeki komünist toplum sadece üretimin bütün insanlığa yetecek bir bolluğa ulaşma aşaması değildir. Bu bolluk Marksizm'e göre komünizmin birinci evresinden ikinci evresine geçişin temel özelliği olması kapitalizmden komünizme geçişin sadece bu niteliğin gerçekleşmesine bağlı olduğu anlamına gelmemelidir. Bir daha yineleyelim, tek ülkede sosyalizmin ( kuruculuğun) olması ve aynı zamanda sınıf mücadelesinin ve emperyalist kuşatmanın devam edeceği anlamına gelmektedir. Devlet hem bu nedenle varlığını sürdürmek zorundadır ve hem de bireylerin tek başlarına yapamadıkları işleri örgütleyebilmesi potansiyeli nedeniyle var olmaya devam edecektir ve etmelidir. Çok daha önemlisi, komünizme sadece yeterli bir bolluk yaratma nedeniyle geçilmeyecektir, komünizme sınıflı toplumdaki bütün çelişkilerin yok edilmesiyle geçilecektir.Yöneten yönetilen ve köy kent çelişkisinin bütünüyle giderilmesi için de uzunca bir geçiş sürecine ihtiyaç vardır ve o sürece de ancak siyasal devrimle ve sonrasında proleter diktatörlük altında sosyalizm dediğimiz toplumsal dönüşüm süreciyle varılacaktır. Marks'ın ana hatlarıyla kategorileştiriği sürecin açılımı da aşağı yukarı budur.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

yorum2006
[yorumcu]

Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 15.08.2013
İleti Sayısı: 783
Şehir: Gizli
Durum: Gizli

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 10.04.2014- 01:52
Alıntı yaparak cevapla  


SF'deki yorum diyalektikle bağdaşmıyor. Bir kere yorumcunun kafasında odacıklar var. Toplumsal düzenleri, üretim tarzlarını birbirine kapılarla geçilen odacıklar sanıyor yorumu yapan. Ne doğanın diyalektiğinde, ne toplumun diyalektiğinde böyle sınırlamalar yok bir kere. Arkadaş olayı diyalektik bütünselliği içinde kavrayamayınca, ne sosyalizmi anlayabiliyor, ne de komünizmi. Aslına bakarsanız ne Marx, ne de Lenin'de komünizme nasıl geçileceğinin reçetesi yoktur. Hatta komünist toplum bile ancak ana hatları ile, temel bazı özellikleri ile veriliyor, bu toplumun nasıl olacağını detaylı olarak vermek olası da değil, çünkü henüz ortada yok. Bilimsel bir dünya görüşü olan Marksizm-Leninizm, falcılık olmadığı gibi "fütüroloji" de değildir. Bu topluma nasıl geçileceği, ileride neler olacağı, geçisin maddi koşulları da hiç kuşkusuz sosyalist toplumda tartışılacak, irdelenecek. Bırakın komünist toplumu, sosyalist toplumun bile nasıl olacağını tüm detayları ile vermek olası değildir. İlkeler tabii ki bellidir. Ana ilkeler. Ancak bunlara nasıl ulaşılacağı, sürecin ayrıntıları o aşamaya gelince ortaya çıkacaktır. Şimdi tartışılması gereken ise, devrimin nasıl yapılacağı, hatta devrime giden yolun nasıl açılacağı. Devrimin kendisi komünizm olmadığı gibi, sosyalizm demek de değildir. Devrim iktidarın el değiştirmesidir. Hepsi bu. Sosyalizmin kuruluşu ondan sonra başlayacaktır. Bunun için de tabii ki öncelikle eski düzen tasfiye edilecek, yeni düzenin temelleri atılacak. Burada öncelikli hedef üretim araçlarında özel mülkiyetin kaldırılması, üretimin toplumsallaştırılması tabii ki. Her aşamada toplumsallaştırma. Ancak iş bununla da bitmiyor. Siyasi mücadele de var, ideolojik mücadele de. Fiziksel olarak tek bir burjuva kalmasa bile, burjuva toplumunun alışkanları, kültürü, ideolojisi birdenbire ortadan kalkmaz. Bu düzlemlerde de mücadele sürecek tabii. Sosyalizmde sınıf savaşı devam ediyor derken bütün bunlar kastediliyor. Komünist topluma geçişe gelince, tabii ki üretimin tümüyle toplumsallaştırılması ve yeterli düzeye gelmesi gerekiyor. Ancak bu tek başına yeterli değil, bu toplumun alt yapısının her alanda oluşturulması gerekli. Bunun için de siyasi ve ideolojik savaş verilmesi gerekiyor. Sosyalist ülkelerde bütün bunlar görülmüyor muydu? Tabii ki görülüyordu. Hatta komünist topluma ulaşmanın hiç de öyle basit olmadığı, komünist toplum için "yeni tip insan" yaratılması gerektiği de görülüyor, biliniyordu. Başarılamadı, o başka. Yine de o dönemde yapılan tartışmaların, uygulanan siyasetlerin, ideolojik mücadelenin izleri hala var. Zamanı gelince bütün bunlar değerlendirilecektir.

Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 5.486
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 11.04.2014- 11:08
Alıntı yaparak cevapla  


 Alıntı Çizelgesi: yorum2006 yazmış

Devrimin kendisi komünizm olmadığı gibi, sosyalizm demek de değildir. Devrim iktidarın el değiştirmesidir. Hepsi bu. Sosyalizmin kuruluşu ondan sonra başlayacaktır. Bunun için de tabii ki öncelikle eski düzen tasfiye edilecek, yeni düzenin temelleri atılacak. Burada öncelikli hedef üretim araçlarında özel mülkiyetin kaldırılması, üretimin toplumsallaştırılması tabii ki. Her aşamada toplumsallaştırma.



Sn.yorum2006;

Yorumlarınıza katıldığımı söylemek istiyorum. Bir kere daha tekrarlamayacağım. Ama bu alıntıladığım bölümle ilgili günümüz tartışmalarına da değen bir konuya açılım yapmakta yarar var: Devrim hızlı bir değişim demektir. Basitçe anlamı bu. Ve iktidar olmakla da doğrudan ilişkilidir. Toplumda köklü değişimler yapabilmek her şeyden önce bir iktidar perspektifine ve onunla bağlantılı olarak da bir ideolojiye gereksinim gösterir. Eğer sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya hedefiniz varsa bunun karşılığı sosyalizmdir; bilimsel sosyalizm, devrimci sosyalizmdir. Salt devrimci olmak, kendimizi bu şekilde nitelemek, kendilerini bu şekilde niteleyenleri bu bağlamın içinde değerlendirmek doğru değildir. Şunun için söylüyorum: toplumun önemli bir kesiminde ve sözde sol-sosyalist forumlarda bu konuda önemli bir kafa karışıklığı yaşanmaktadır. Kuruculuk dönemi dediğimiz ve sonrasında komünist formasyon için gidilecek yol temel çıktılarıyla bellidir. İstenildiği kadar kendimizi en samimi düşüncelerle devrimci, solcu, sosyalist, komünist olarak niteleyelim, bilimsel sosyalizmin temel çıktılarına en küçük bir karşıtlık bu sınıfsız sömürüsüz dünya idealinden sapmalara yol açacaktır. Komünizmi ve dolayısıyla kuruculuk dönemi olarak nitelediğimiz sosyalizmi gerçekleşmesi mümkün olmayan bir hayale dönüştürecektir.

Şuraya gelmek istiyorum; Türkiye'deki kürt önderliği devrimci bir harekettir. Ortaya çıkış koşulları, mücadelesi kürt halkının ulusal bir bilinç kazanmasına da neden olmuştur. Bu konu ayrı, tartışılabilir. Ama kürt önderliğinin devrimci bir hareket olduğunun altını çizmekle birlikte, sosyalist bir hareket olmadığını da bilmek ve içselleştirmek zorundayız. Bunun anlamı şudur; kürt sorunu bağlamında ortaya atılan komün veya demokratik özerklik veya federasyon ve hatta (dile getirilmese de) bağımsız devlet konularının kurukçu anlayıştan bağımsız bir şekilde ele alınmalıdır ve mutlaka sol-sosyalist çıkarlara uygun olup olmadığıyla ilişkilendirilmelidir. ''Devrimcidir'' veya ''devletle savaşıyor'' şeklinde ileri sürülen argümanlara dayanılarak bir biat anlayışı içine girmek ve ''batıda HDP, doğuda BDP desteklenmelidir'' şeklinde çağrılarda bulunmak bir solcunun-sosyalistin uzak durması gereken yaklaşımlardır. Sosyalist olduğunu söyleyerek kürt önderliğinin ardına takılmak sosyalist olmayan bir ideolojiye sahip bir örgütlenmenin arkasından gitmektir. Sosyalist olduğunusöyleyenler bu kuyrukçu anlayışın sosyalist olmayan bir ideolojiyi desteklemek anlamına geldiğni de fark etmeliler artık. Bu çelişkiyi görmeliler.Böyle bir konumlanış, kürt halkına karşı olmak da değildir. Bu anlama gelmemektedir.

Yazınızın alıntıladığım kısmı bana bunu hatırlattı, ''yazayım'' dedim.


Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

yorum2006
[yorumcu]

Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 15.08.2013
İleti Sayısı: 783
Şehir: Gizli
Durum: Gizli

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 12.04.2014- 17:20
Alıntı yaparak cevapla  


Ulusal bilincin sosyalizmle hiçbir ilgisi yoktur. Komünistler ezilen halkların yanında yer aldığından, ezilen halklar komünist hareketin doğal müttefiki olduğundan, ulusal bilinçlenme sırasında sosyalist düşünce ve eğilimler de ortaya çıkabilir, çıkıyor. Ama ulusal hareketlerin tümüne damgasını vuran bu eğilimler değildir.   Ulusal hareketler sonunda burjuvazi önderliğinde yeni bir ulus devlet de ortaya çıkabilir veya ulusal haklar elde edilerek aynı burjuva devlet çatısı altında yeni bir formasyona da gidilebilir. Bunların sosyalizm ile ilgisi yok. Bir kere önderlik denilen kadronun komünist olmadığı bellidir. Kadronun içinde sosyalizme yatkın insanların olması, ulusal hareketin sosyalist harekete dönüşmesi için yeterli değildir. Esasen sıkı örgütlenmiş ve güçlü bir Marksist-Leninist parti olmadan sosyalist devrim de, sosyalizme geçiş de olası değildir. Sosyalist devrimi ancak işçi sınıfının Marksist-Leninist partisi öncülüğünde işçi sınıfı ve emekçiler yapabilir. Bu koşul olmadan, mevcut devleti yıkabilirsiniz belki, ancak yerine gelecek olan sosyalist devlet olamaz, olsa olsa başka bir burjuva devleti olur.

Yeni Başlık  Cevap Yaz
Toplam 4 Sayfa:   [1]   2   3   4   >   son» 



Forum Ana Sayfası  »  Sözde sol-sosyalist forumlar...
 »  SF'de kapitalizmden komünizme Geçiş.

Forum Ana Sayfası

 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.

Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Kapitalizmden utanç manzaraları munzur 5 966 04.09.2015- 15:42
Konu Klasör Kapitalizm, sosyalizm ve komünizme dair melnur 2 1602 05.12.2017- 08:09
Konu Klasör Finlandiya ve İsviçre komünizme geçiyor dayanışma 1 875 30.12.2015- 11:16
Konu Klasör En kötü sosyalizm en iyi kapitalizmden daha iyidir denizcan 0 1151 03.10.2015- 10:48
Konu Klasör Yumuşak geçiş umut 0 1136 30.01.2014- 10:44

Etiketler   SFde,   kapitalizmden,   komünizme,   Geçiş.


Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Kapitalizmden utanç manzaraları munzur 5 966 04.09.2015- 15:42
Konu Klasör Kapitalizm, sosyalizm ve komünizme dair melnur 2 1602 05.12.2017- 08:09
Konu Klasör Finlandiya ve İsviçre komünizme geçiyor dayanışma 1 875 30.12.2015- 11:16
Konu Klasör En kötü sosyalizm en iyi kapitalizmden daha iyidir denizcan 0 1151 03.10.2015- 10:48
Konu Klasör Yumuşak geçiş umut 0 1136 30.01.2014- 10:44

Etiketler   SFde,   kapitalizmden,   komünizme,   Geçiş.


Forum Yazılımı:   php Kolay Forum (phpKF)  ©  2007 - 2014   phpKF Ekibi



Forum Mobil RSS