Ana Sayfa  |  Yardım  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Forum Ana Sayfası  »  Sözde sol-sosyalist forumlar...
 »  Ulusalcı sol, enternasyonalist sol

Yeni Başlık  Cevap Yaz
Toplam 11 Sayfa:   [1]   2   3   4   5   6   7   >   son» 
Ulusalcı sol, enternasyonalist sol           (gösterim sayısı: 10.747)
Yazan Konu içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 5.303
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Konu Tarihi: 03.08.2013- 14:23
Alıntı yaparak cevapla  


Türkiye sol hareketinde özellikle 12 eylül sonrasında başlayan, reel sosyalizmin çözülüşüyle ivme kazanan ve ardından kürt ulusal hareketinin gündeme oturmasıyla da tepe noktasına varan bir savrulma yaşandığını burada hemen her başlıkta dile getirmeye çalışıyoruz.Süreç içinde yılgınlığa, umutsuzluğa kapılıp bir köşeye çekilenleri dışta bıraktığımızda, sol geleneğin içinden çıkıp ta ulusalcılığa veya liberal sol'a meyletmek bu süreçle birlikte karşımıza dikilen bir gerçeklik halini almıştır. Bu koşullarda bilimsel sosyalizmi savunduğunu iddia edenlerin ise sürekli bir ayrışma yaşaması, bir amip gibi sürekli bölünmesi yakın siyasi tarihinde yadsınmayacak bir etkinlik içinde bulunmuş, önemli bir güç haline gelmiş sosyalist kesimi darmadağın etmiş ve hem siyasi ve hem de entelektüel gündemi belirleyecek bir özne olmanın dışına itmiştir. Bunun yanında, özellikle AKP'nin 2002'den sonraki döneminde liberal, sol dönek ve gerici ittifakının hem cemaat ve hem de yandaş medyada mevzi kazanması demokrasi ve özgürlük ambalajı içinde gerici bir ideolojinin (neo-liberalizm) toplumun her kesiminde bulunan bireylerin zihnine kazınması sonucuna yol açmıştır.

Yaşanan bu süreçten kendini Marksist, komünist olarak tanımlayanların etkilenmemesi mümkün müydü? İnternetin sözde sol-sosyalist forumlarından birinde açılan bir başlık ve o başlıkta yazılanlar bu neo-liberal zehirlerin nerelere kadar uzandığının bir kanıtı.

"Saflaşma" başlığıyla açılmış olan bu başlık Türkiye solunun sözümona çözümlemesini yapıyor. Şunları söylüyor:

"...günümüzde üretimin sınırları aşması,ileri boyutlarda toplumsallaşması,iş bölümünün çoğalması,bunun sonucu olarak emeğin çeşitliliğinin artması vede en önemlisi üzerinde yaşadığı toprak parçasından koparak tüm dünyada serbestce dolaşabilmesi onu her türlü ulusal kavramların ve onların türevlerinin dışına taşımıştır.

Bu gerçeklik emeğin tüm dünyada birlikte örgütlemesinin,yani enternasyonalin oluşturulmasının da maddi koşullarını yaratmıştır."


Doğru mu? En azından yanlış değil. Ama bir sosyalist için eksik bir bilgi bunlar. Bir liberale de sorsanız aşağı yukarı benzer şeyleri söyler. Oysa bir sosyalist, bu sürecin emperyalist süreç olduğunu da belirtmelidir. Burjuvazinin ulusal sınırlar içindeki sömürüsünün artık dünyanın her karış toprağında gerçeklik kazandığını da belirtmelidir. Kapitalizmin artık bir başka biçim aldığını, daha üst bir aşamaya geçtiğini ve yinelersek sömürüyü evrensel bir mekanizma haline getirdiğini vurgulamalıyız.

Ama yazar arkadaşımız bu konulara hiç değinmemiş. Önemsiz diyemezsiniz ama belki gerek görmemiş diyebilirsiniz, bunlar bilinen şeyler diye de içinden geçirebilirsiniz. Ama bir sonraki paragrafı okuduğunuzda kazın ayağının hiç de öyle olmadığını herhalde farketmemek olmaz: Yazar arkadaşımız bir sonraki paragrafta şunları söylüyor:

"Burjuvazi ,Kapitalizmin tüm dünyadaki varlığını ortadan kaldıracak bu gerçeğin gelişimini engellemek için ULUS DEVLETLER aracılığıyla emeği,ulusal sınırlar içersine kapatır.Onun zihnini ulusal çitlerle örmek için,ülke çıkarını,yurt çıkarını tüm toplumun çıkarı gibi, göstererek,onu aldatarak onun bilincini yurt,vatan,bayrak gibi değerlerle bulandırır."

Bu paragrafı okuduğunuzda yazar arkadaşımızın bir önceki paragrafta neden emperyalizmin belli başlı özelliklerini anlatım dışı bıraktığını anlayabilmek mümkün hale geliyor. Emperyalizm sanki kapitalizmin bir üst aşaması değilmiş gibi, emperyalizm sanki burjuvazinin çıkarlarına rağmen gelişen bir süreçmiş gibi ele almasının nedeni, bu paragrafta burjuvaziyi ulus devleti savunan bir özne olarak gösterme çabası olduğu hemen farkediliyor. Buradan da ulusalcı solun ne olduğunu açıklamış olacak aklınca!

Bu arkadaşımıza göre, burjuvazi emperyalist gelişmeye karşı olup,ulus devleti savunur noktada direnç gösterince benzer şekilde aynı ulus devleti emperyalizme ( tabii arkadaş emperyalizm diyemiyor da, neo-liberalizmin zihnine formatladığı sözcüklerle konuyu kendince işine geldiği gibi anlamdırmaya çalışıyor.) karşı savunan solcular da arkadaşımızın gözünde "ulusalcı sol" oluyor.

Kısaca neresinden baksanız elinizde kalan bir yazı! Ve eğer belli bir art niyetle yazılmamışsa ( sanal dünyada bunu anlayabilmek pek de kolay olmuyor) tam bir bilgisizlik örneği, ve çok daha doğru bir tanımlamayla, birinci paragrafta değinilmeye çalışıldığı gibi, emperyalist sömürüye karşı oluşabilecek olası direnç noktalarında, bu direnci ortadan kaldırmaya yönelik neo-liberal ideolojinin her kesimde yarattığı gibi, sol kesim içinde de yarattığı zihinsel tahribatın tipik bir örneği. Ve çok daha önemli konu, bu sözümona sol-sosyalist forumda birkaç gün önce yazılmış böyle bir yazıya hiç bir karşı çıkışın olmaması, hiç bir eleştirinin yapılmaması ve hiç bir tepkinin gelmemesi!



__________________

Bu ileti en son melnur tarafından 22.11.2013- 18:58 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.

Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 5.303
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 03.08.2013- 14:24
Alıntı yaparak cevapla  


Şunu rahatlıkla söyleyebilmek mümkün. Yazı baştan sona kendisini sosyalist olarak tanımlayan birinin hiç düşmemesi gereken hatalarla dolu. Neresinden tutsanız elde kalıyor denir ya, aynen öyle. Bir kere şu sol kavramına, bu yazı çerçevesinde bir açıklık getirmek gerek ki, yazının özünü anlayabilmek mümkün olsun.

Sol dediğimizde bilimsel sosyalizmi (komünizmi)de kapsayan çok daha geniş bir çerçeve sözkonusudur. Buna anarşizm de dahildir, özel mülkiyet karşıtlığı temelinde yükselmeyen her türlü sol siyasi anlayış ve yorumlar da ( sözgelimi ulusalcılk ve sosyal demokrasi) dahildir. Ama yazar sol kavramını "enternasyonalist sol" şeklinde de kullandığı için sanırım burada sol kavramını daha çok bilimsel sosyalizmi savunanlar için kullanıyor olsa gerek. Biz burada yorumlarımızı buna göre yapacağız ama, şunu da eklemek gerek: yazar sol'u hangi anlamda kullanıyor olsa da, yazısının içinde kullandığı ifadelerden her iki tanımlama için de yanlış yorumlarda bulunduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Sözgelimi İP'in yorumuyla ulusalcılık kavramı enternasyonalizmi zaten içermez. Onlar ( olmayan) milli burjuvazi ve küçük burjuvazi önderliğinde bilimsel sosyalist ideolojinin öngörmediği bir biçimde farklı bir sosyalizm (!) anlayışını savunurlar. Sosyal demokrasi için CHP'yi baz alacaksak, CHP'nin de bu taraflarda bir bezinin olmadığını söyleyebilmek mümkün. Demek ki yazar bu kesimleri dışta tutarak bir sol kesimden sözediyor ve enternasyonalizmin içeriğini ve yazarın da solcu olma iddiasını gözönüne aldığımızda bu kavramı sadece bilimsel sosyalizmi içerir şekilde kullanmak istediği sonucuna varırız. Ama bu kez de başka bir problem çıkıyor: Yazar yaptığı ( hem yanlış ve hem de yüzeysel bir) çözümlemeyle(!) bir sosyalist-komünisti " ulus devleti savunur bir pozisyona sıkıştırıyor. Bu kadar basit mi?

Ulus dediğimizde çeşitli soy, inanç, kültür farklılıkları içeren bir ekonomik bütünleşme üzerinde örgütlenen siyasal birlik anlaşılır. Bir başka özelliği de bugünün dünyasında tüm ulus devletlerin burjuvazi öncülüğünde yapılandığı ve sınıfsal mekanizma olarak burjuvazinin çıkarlarını yansıttığıdır. Bilimsel sosyalizmi savunanlar için dar bir çerçeve içinde ulus devleti savunuyor gibi göstermek doğru değildir ve sosyalist ideolojiye de aykırıdır. Bu birincisi.

İkinci olarak, yazarın yazısında burjuvazinin kapitalizmi dar sınırlar içine hapsettiği ve o haliyle savunduğu iddiası var ki, şaşırmamak mümkün değil. Ulusal sömürüyü dünya ölçeğine yayan kapitalizm ( emperyalizm) serbest rekabetçi döneminin koşullarını aşmıştır artık. Kapitalizmin ortaya çıktığı, serbest rekabetçi dönemde ulusal pazarı savunmak burjuvazinin sınıfsal çıkarına uygunken, bugün, emperyalist dönemde hala benzer bir iddiayı dillendirmek emperyalizm olgusunu hiç anlayamamak anlamına gelse de, daha da kötüsü, böyle bir iddiayı temel alarak ileri süreceğiniz her düşüncenin de temelden yanlış olmasına yol açar. Burjuvazi sermayeyi bütün dünya ölçeğinde ihraç ederken, ulusların karar mekanizmalarını da gevşetmek, kendi denetimine almak ve emperyalist sömürüyü siyasi alanda da kolaylaştırıcı karar merkezleri yaratmak istemektedir. AB böyle bir oluşumdur sözgelimi. Dünyada hiç olmadığı kadar ulus devletler dinamiğine müdahale etme çabasının nedeni de budur. Ülkenin hem doğusunda ve hem de batısında emperyalist müdahaleler ve " kaşımalar" sonucu ulus devletlerin çözülmesi ve daha küçük devletçiklerin oluşmasının nedeni de budur. ABD emperyalizminin orta doğuyu dizayn etme projeksiyonun nedeni de budur.

Sosyalistlerin bu koşullarda emperyalist amaçlara karşı durması zaten anti-emperyalist olmalarının zorunlu bir sonucudur. Buradan anti emperyalist olmayı enternasyonalizme aykırı, ulusal devleti savunmaya yönelik bir siyaset olarak algılamak, buraya indirgemek, liberal bir söylem olmaktan öteye de geçmez. Neo-liberal zehirlerden söz ederken de kastım hep bu ve benzeri yorumlardır.

Bilimsel sosyalizmi savunan biri için ulusalcı ( ulusal solcu) olmak kavramların anlamlarını bilmemektir. Ulusalcılığın hangi çeşidi olursa olsun temel özelliği özel mülkiyete karşı olmamaktır. Birbirlerini her koşulda yemelerine rağmen liberal sol ile ulusal sol arasında bu bakımdan temelde bir farklılık yoktur. Adı üstünde bilimsel sosyalizmden sözeden birine, partiye, örgüte bu şekilde bir yakıştırma, gerçekte, eleştirilen yazının da gösterdiği gibi neo-liberal zehirlerle formatlanmış bir zihnin yanılsamalarından başka bir şey değildir.

Solcu-sosyalist olabilmenin öncelikli yanı anti-emperyalist olmaktır. Türkiye'de anti-emperyalist olmak ABD'nin bölgedeki çıkarlarına yönelik müdahalelere karşı çıkmaktır. Patriotlara direnç göstermektir. Bir ABD projesi olmaktan öteye geçmeyen "yeni vesayet" sitemine direnç göstermektir. Yine ABD'nin bir projesi olan "ılımlı islam" adı altındaki siyasi ve dinci gericiliğin ülkede kurumlaşmasının önüne direnç koyabilmektir. Bu konuda örgütlenebilmektir. Bu konuda halka ulaşabilmektir. Kısaca ulusal ölçek içinde her türlü anti-emperyalist duruş solcu olmanın bir gereğidir. Bilimsel sosyalizmi savunmanın da zorunlu ve gerekli önkoşuludur.

Enternasyonal sol adı altında anti-emperyalist niteliğini yitiren bir sol(!) sadece sözünü ettiğimiz gerici ittifakın bir paydaşı haline gelmiş demektir ve savunageldikleri de neo-liberal zehirlerden başka bir şey değildir.



__________________

Bu ileti en son melnur tarafından 22.11.2013- 18:59 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.

Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 5.303
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 03.08.2013- 14:25
Alıntı yaparak cevapla  


Enternasyonalist sol diye bir kavram yoktur. Bilimsel sosyalizm zaten nihai olarak enternasyonalizmi hedefler. Bunun nasıl bir süreçle gerçekleşeceğinin de somut bir biçimde altını çizer. Komünist topluma ulaşmanın yolu ulus ölçeğinde siyasal devrimi gerçekleştirmek, proletaryayı ulusun önder gücü haline getirmek, sosyalist kuruluşa geçmek, toplumsal dönüşümleri pratiğe dökmek ve sonrasında sosyalist devrimlerini gerçekleştirmiş ülkelerin emperyalist hegemonyaya da son vererek birleşmiş bir insan toplumu yaratabilmektir. Bizim enternasyonalizmden anladığımız da budur. Yoksa, enternasyonalizm adı altında emperyalist kuşatmaya olu vermek, yedeklenmek değil.

Bilimsel sosyalizm'in manifestodan bu yana en temel çıktılarıdır bunlar. Ulusal ölçek bu anlamda önemlidir. Ulusal ölçekte siyasal devrim perspektifine sahip olamayanların enternasyonalizm ifadeleri küreselleşen kapitalizme entegre olmaktan öte bir anlam taşımadığı gibi, tekil ülkelerde neo-liberalizmin sol'unu yaratmaya çalışmaktan başka bir anlam da taşımaz. Manifestoda söylenen "işçilerin vatanı yoktur" ifadesi de bu bütünlük içinde değerlendirilmelidir.

Enternasyonalizm ve işçi sınıfının enternasyonal çıkarları bilimsel sosyalist ideolojinin en temel ilkesidir. Bu temel ilkeyi çeşitli oportünist yaklaşımlarla emperyalizme yedeklenme çabası olarak algılayanların sosyalist saflarda hiç bir işi ve misyonu olamaz. Onların yeri Ufuk Urasların, Ahmet Altanların, Baskın Oranların ve Murat Belgelerin yanı ve bir başka deyişle Liberal, sol dönek ittifakının paydaşı olmak tır. Misyonları da, işlevleri de budur.

Enternasyonalist mücadele bizim gibi bir ülkede sadece aldatmacadır. Kendi ülkende sınıfsal ve anti-emperyalist mücadeleyi yok sayacaksın, burjuvaziyi ulus devleti savunan bir sınıf olarak değerlendirip, emperyalizm kuramına rahmet okutacaksın, sınıf mücadelesini, anti-emperyalist duruşu ve bu duruşun gerektirdiği yurtseverliğiulusalcı olmakla ilişkilendireceksin ve sonra da sola bulaşmış olan bu zehirleri "enternasyonal sol" olarak ifade edeceksin!

Kimleri kandırmaya çalışıyorsunuz ki!.



__________________

Bu ileti en son melnur tarafından 22.11.2013- 18:59 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.

Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 5.303
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 03.08.2013- 14:27
Alıntı yaparak cevapla  


Sözü edilen yazının tamamı burada. SAFLAŞMA İsteyen okuyabilir ve bu tür ibretlik çözümlemelerin (!) bu sözde sol-sosyalist forumlara nasıl da egemen olduğunu görebilir. Yazar arkadaş ( sanıyorum forumun sahibi ve yöneticisi), yaptığı çözümlemeden(!) sonra Türkiye'de sol saflardaki saflaşmanın hangi eksende olduğuna ilişkin son noktayı koyarken şunları söylemiş:

"Bu temel ayırım bence geleceğinde belirleyicisidir.
Bu konuda tutacağınız saf,sizin geçmişi nasıl değerlendirdiğinizle,günümüzü nasıl gördüğünüzle yakın ilişkilidir.
Bu temel ayırım sizin, örgüt anlayışınızla sizin devrim stratejinizle yakından bağlantılıdır."


Bu arkadaşa göre, burjuvazi, kendi dışında gelişen emperyalizm olgusunun doğal sonuçlarının komünizmin maddi koşullarını yarattığından ulus devleti savunur hale gelmiş. ( Zaten emperyalizm öncesinde de savunuyordu. Ulus devlet o koşullarda burjuvazinin sınıfsal çıkarlarıyla örtüşüyordu. Şimdi de ulus devleti savunuyorsa, bu emperyalizmi kapitalizmin üst aşaması ve çürüyen kapitalizm olarak nitelendiren Lenin yanılmış demektir! Dahası, burjuvazi öteden beri emperyalizme karşıysa, kapitalizmin emperyalizme dönüşmesini komünistler mi becermiş; yoksa uzaydan gelen birileri mi?)

İnsan bir kez bilimsel sosyalizme aykırı bir konumlanış almışsa, hiç farkında olmadan, o aykırı durumuna uygun yorumlar ve çözümlemeler(!) yapma ihtiyacı duyar. Karşındakine sürekli ulusalcı diye yaftalayan birinin kendisini nasıl tanımladığı ve bu iki ayrımın nerden kaynaklandığını da ortaya koyması gerekir. Amaç bu zaten. Ama olmadı-olmuyor. Doğru söylediği bir şey var aslında; bir saflaşma, bir netleşme var. Bu saflaşma ve netleşme de bilimsel sosyalizmin en temel ilkelerini savunmak, işçi sınıfının enternasyonal çıkarını en temel ilke olarak kabul etmek noktasında başlıyor. Sınıf mücadelesinin her koşuldaki önemini yadsırsanız ve bir ulusal harekete endeksli bir siyasi mücadeleyi sınıf mücadelesinin gerekliliği olarak algılarsanız, sınıf mücadelesini ötelemiş olursunuz. İstediğiniz kadar bunun böyle olmadığını dillendirin, varacağınız nokta budur. Kürt ulusal hareketine endeksli bir siyasi mücadeleyi sınıf mücadelesinin bir gereği olarak gördüğünüzde, ulusal bir hareketin yandaş-paydaş olarak gördüğü her siyasi anlayışla yan yana düşer, aynı eksende buluşur ve zihniniz de bundan kaçınılmaz bir biçimde etkilenir. Bilimsel sosyalizme temelden aykırı bu yorumda zaten bu nedenle ortaya öıkmakta, saflaşma olarak nitelendirilen şey, bulunduğu ekseni tanımlamanın bir aracı haline gelmektedir. Bozulan zihin istediği kadar sosyalizmden söz etsin, savunageldiklerinin sosyalizmle hiç bir ilgisi de kalmaz.

Verilen linkte görüldüğü gibi!



__________________

Bu ileti en son melnur tarafından 22.11.2013- 18:59 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.

Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 5.303
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 03.08.2013- 14:28
Alıntı yaparak cevapla  


Arkadaşımız bir çözümleme(!) yapmış ve buna göre de ülkede bir saflaşma olduğunu ileri sürmüş. Gerçekten de ülkemizde -adını koyalım- sosyalist saflarda bir netleşme olduğu çok açık. Bu saflaşma da iddia edildiği gibi "enternasyonal sol ve ulusal sol gibi yapay tanımlamalar şeklinde değildir. Yukarda açıklanmaya çalışıldı, bilimsel sosyalizmi savunanların "ulusalcı" bir "safta" olması mümkün değil. Çünkü ulusalcılıkla sosyalizm bağdaşabilir tanımlama değiller. Enternasyonal sol ise uyduruk bir kavram. Bilimsel sosyalizmden söz ettiğinizde zaten enternasyonalizme vurgu yapıyorsunuz demektir. Enternasyonalizmi dışlayan bir sosyalizm varsa eğer, zaten o siyasetin sosyalist olduğu iddia edilmez. Bu liberal soslu yapay ayrımı bir kenara bıraktığımızda, arkadaşımızın yazısı da göstermiştir ki, ortada gerçekten bir sorun ve bir "saflaşma" var.

Her şeyden önce ulusalcılık (ulusalcı sol) ve liberal sol'u sosyalist kesimde bir saflaşma olarak değerlendirmek mümkün değildir, çünkü bu siyasetlerin bilimsel sosyalist ideolojiyi savunduklarını iddia etmek mümkün değildir.Burada hemen yazımızda belirtiyoruz, ulusalcılık ve liberal solculuk bir savrulmadır, bilimsel sosyalizmi reddetmedir. Bugün Kılıçdaropğluların, Baykalların Perinceklerin nasıl ki, sosyalizmle bir ilgisi yoksa, Ufuk Urasların, Baskın Oranların,Ahmet İnanların, da sosyalizmle bir ilgisi kalmamıştır. Kendimizi kandırmaya gerek yok. Kürt ulusal hareketini bir kalkan olarak kullanmanın bir eksen olarak yorumlamanın da bir anlamı ve yararı yok. Evet; bir saflaşma var, ama saflaşma buralarda değil.

Sosyalizm işçi sınıfının ideolojisidir. Bir sosyalistin temel sorumluluğu da temel önceliği de sadece sadece sosyalizmi savunmaktan ve işçi sınıfının enternasyonal çıkarlarını gözetmekten geçer. Bu çerçevede kendi bağımsız gündemini oluşturmalı ve bu konuda siyasi araçlar geliştirmeli ve bu yolla sınıfa ve emekçi halka dokunabilmeyi öne çıkarmalıdır. Ülkede kurumsallaşan siyasi ve dinci gericiliği (AKP faşizmini) geriletmeyi önemsemelidir. Kürt ulusal hareketine asla yedeklenmeden ama kürt halkının her türlü demokratik ve kültürel haklarının yanında olabilmeyi ve bu konuda gerekli dayanışmayı da gösterebilmelidir. Ve en önemlisi bilimsel sosyalizmin en temel çıktısı olan ulusal ölçekteki siyasal devrim perspektifine de sıkı sıkıya sarılmalıdır. Ulusal ölçekteki siyasal devrim perspektifini es geçip, ( enternasyonal sol)enternasyonal mücadele gibi soyut, belirsiz ve bu koşullarda hiç bir anlamı olmayan bir kavramı öne çıkarmak, gerçekte, kürt ulusal hareketinin paydaşlarıyla birlikte sosyalist iperspektifi ve dolayısıyla sosyalist gündemi terketmek demektir. Arkadaşımızın saflaşma başlığıyla yazdığı yazı da tipik bir örneğidir bunun.



__________________

Bu ileti en son melnur tarafından 22.11.2013- 19:00 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.

Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 5.303
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 03.08.2013- 14:28
Alıntı yaparak cevapla  


Hiç kuşkusuz enternasyonalizm sosyalist ideolojiden asla soyutlanmaması gereken bir kavramdır. Sosyalizm, tekil bir ülkede insanın kurtuluşunun gerçekleştirileceğini söyleyen bir ideoloji de değildir. Kaldı ki, insanın kurtuluşunun tekil bir ülkede, bir siyasal devrimle gerçekleşeceğini savunan da yoktur. Bilimsel sosyalizm böyle bir fotoğrafı önümüze koymaz. Ne var ki, enternasyonalizme varacak olan sosyalist mücadele her şeyden önce ulusal ölçekle ilişkilidir ve önceliklidir. Manifestodan bu yana böyledir. Kendi ülkesinin burjuvazisiyle hesaplaşmayı önüne koymayan ve bu bağlamda siyasal devrim perspektifini görmezlikten gelen herhangi bir yapının bilimsel sosyalizmden söz etmesinin hiç bir anlamı da yoktur. Hem siyasal devrim perspektifi ve hem de ulusal ölçek bu bağlamda birbirinden soyutlanamazlar. Bu yüzden enternasyonal sol-enternasyonal mücadele adı altında ulusal ölçek ve siyasal devrim perspektifinin üzerinden atlanılması veya ötelenmesi gerçekte sınıf mücadelesi yerine başka bir mücadele biçiminin ikame edilmesinin kılıfıdır ve başka bir şey de değildir.

Türkiye'de bu tavır liberal etkiler altında, merkezinde demokrasi olan bir mücadele biçimine dönüşmüş ve çoğu kez de kürt ulusal hareketine yedeklenme ile sürdürülmüştür.

Arkadaşımızın "saflaşma" başlıklı yazısında da görüldüğü gibi, bu ifadeleri sıkça kullanan siyasi anlayışlara biraz yakından baktığınızda karşınıza çıkacak tablo bundan farksız olmayacaktır.



__________________

Bu ileti en son melnur tarafından 22.11.2013- 19:00 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.

Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 5.303
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 08.08.2013- 01:38
Alıntı yaparak cevapla  



Enternasyonalizmin komünistler için belirleyici temel bir ilke olmasının önemi çok açık, ne var ki, ne zaman birinin ağzından ya da kaleminden "enternasyonalizm", "enternasyonal mücadele", "enternasyonalcilik ulusalcılığa karşı olmaktır" ve hatta "anti-emperyalist olmak için enternasyonal olmak gerek, yurtsever olmak değil" şekilnde sözcükler ya da ifadeler dökülse, ilk anda aklıma gelen bu sözcüklerin veya ifadelerin o kişi için ne anlama geldiğini bilmiyor oluşudur. Özellikle enternasyonalizm ile ulusalcılığın karşıt kavramlar olarak kullanılması ve buradan ulusal mücadele ile enternasyonal mücadelenin farklılığına vurgu yapılması, ulusalcılığın şu anda, ülkemizde bol bol kullanıldığı anlamının da dışına taşırılılarak ele alındığı izlenimi vermektedir. Çok açık ve somut olarak da konuşabilmek de pek mümkün olmuyor çünkü bu kavramları bu biçimleriyle kullananlar net değil. Enternasyonal mücadele derken neyi kastediyorlar, ulusalcılık derken bugün kullanılanın dışınd ona yerel bir anlam vermenin dışında nasıl ele alıyorlar; belli değil.

Belli değil çünkü; kafalarının içi de net değil. Biraz açıklama istediğinizde "işçilerin vatanı yoktur"la başlayıp, "işçilerin vatanı olmaz"a kadar anlamsız, realiteden uzak ve marksist içeriğinin ötesinde bir şeyler söyleyip duruyorlar. Enternasyonalist mücadele derken ne anlatmak istediğini sorduğunuzda ise, iş hepten karışıyor. Yok efendim kurtuluş işçi sınıfının enternasyonal mücadelesinin sonucundaymış, yok işçi sınıfı ekmeğini nerde buluyorsa vatanı orasıymış ( bu durumda işçi sınıfının bir vatanı olduğunu söylemiş olduğunun da farkına varamıyor). vb.

Marksist Leninist teoride bu konunun yanıtı çok net aslında. Ama bu haliyle, bu karışık zihinle bu tür bir mücadele yöntemi olabilir mi? Bulunduğunuz yerelllikte devrimci bir strateji kurmadan enternasyonalizmden söz edebilmek olanaklı mı? Çok daha somutu, bulunduğunuz ulus ölçeğinde siyasal devrim perspektifine sahip olunmadan enternasyonalist mücadeleden söz edebilmek sosyalist ideolojiye göre mümkün mü?


Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 5.303
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 08.08.2013- 01:41
Alıntı yaparak cevapla  


Ulusal ölçeğinin üzerinden atlayan, yerel coğrafyalarda siyasi devrim perspektifi oluşturmayan siyasetlerin enternasyonalist mücadele ezberleri sadece lafzi düzeyde kalan, içeriği boş ve gerçekteyse sınıf mücadelesini ve siyasal devrim perspektifini reddetmenin gerekçesinden başka bir şey değildir.Evet, enternasyonalizmin önemi açıktır. Belki hiç bir kavram bu kadar ilkesel bir nitelik de kazanmamıştır ama, ulusal ölçek içinde siyasal devrim perspektifine sahip olunmadan ve bu perspektifinin gerektirdiği sınıfsal mücadelenin önemini vurgulamayıp gereklerini yerine getirmeden enternasyonal mücadeleden söz etmek bir zihin karışıklığı değilse, bilimsel sosyalizme ihanetten başka bir anlam da taşımaz.

İnsanlığın kurtuluşu enternasyonelle mümkündür, doğru, ama sözkonusu enternasyonal proletaryanın öncülüğünde gerçekleşecek olandır. Bugün burjuvazinin öncülüğünde gerçekleşen küreselleşmeyi ( neo-liberalizmi) enternasyonal olarak yutturmaya çalışan liberal solcular, emperyalizme karşı ulusal ölçekte her türlü direnç noktalarını milliyetçilik olarak niteliyorlarsa, bu tavrı sadece cahillikle açıklamak mümkün değildir. Bu tavır sosyalizm saflarını çoktan terketmiş olmanın bir gereğidir ve bu anlamda da ideolojiktir. Ufuk Uraslar, Baskın Oranlar, Murat belgeler ve benzerlerinin daha önce hangi saflarda olduğu tartılşılabilir ama kesin olan bir şey varsa o da, bugün sosyalizmle bir ilgilerinin bulunmadığıdır. Proletarya enternasyonalizmi bir ütopya olmaktan çıkaran şeyin ne olduğu daha Manifesto'dan bu yana açıktır: Ulusal ölçekte devrim! Marks ve Engels onun için altını çizme gereği duyuyorlar: ve "Proletarya her şeyden önce, siyasal gücü ele geçirmek, ulusun önder sınıfı durumuna gelmek, kendisini ulus olarak oluşturmak..." koşul ve zorunluluğundan söz ediyorlar.

Ulusal ölçeğin önemi bu anlamda yadsınamaz. Lenin ulusal ölçeği (devleti) dünya devletleri tarafından meşru olarak tanınan sınırlara sahip bir coğrafya olarak tanımlar. ve bu anlamda hem ulusal ölçeğin önemini vurgular ve hem de siyasal devrim perspektifinin altının çizer. Yine Manifestoya dönecek olursak:

" ...işçi sınıfı devriminde ilk adım, proletaryayı egemen sınıf durumuna getirmek..."tir.
Enternasyonal mücadele her şeyden önce ulusal ölçek içinde siyasal devrim perspektifine sahip olmaktan geçer. Proletaryayı bulunduğu ölçekte egemen sınıf durumuna getirme hedefi olmayan bir siyasetin enternasyonal mücadeleden sözetmesinin anlamı yoktur. Tekrarlarsak ya zihin karmaşası içindedir ya da, sosyalist olduğunu söyleyen ama gerçekte burjuva saflarda olan bir oportünistten başka bir şey değildir.


Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 5.303
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 08.08.2013- 01:43
Alıntı yaparak cevapla  


Özetleyeceksek, enternasyonal mücadelenin öncelikli tezahürü siyasi devrim perspektifine sahip olmaktan geçmektedir. Emperyal kapitalizmi altetmenin yolu ulusal ölçekteki kopuşlardır. Lenin'in emperyalizme ilişkin tezleri, gelişmiş kapitalist ülkelerin kendi ülkelerindeki çelişkileri geri kalmış ülkelerde biriktirdiği yönündedir. Lenin emperyalist zincirin kırılma koşullarının öncelikle buralarda gerçekleşeceği üzerinedir. Bu koşullar bugün Türkiye dahil geri kalmış ülkelerde vardır. Tek sorun burjuvazinin ideolojik baskısını kıracak bir örgütlenmenin gerçekleştirilemeyişi ve karşı ideolojik-siyasi mücadele hattının kurulmamasıdır. Enternasyonal mücadele adı altında siyasi devrim perspektifinden uzaklaşılması sonuçta ya demokrasiyi merkeze oturtan bir mücadeleyi merkeze almakta ya da bugün ülkemizde görüldüğü gibi kürt ulusal hareketine yedeklenme olarak ortaya çıkan bir anlayışı sanki sol-sosyalist bir mücadeleymiş gibi gündeme taşımaktadır. Siyasi devrim perspektifinin üzerinden atlayan bir enternasyonal mücadele sadece lafzi bir anlam taşımaktan ve bir anlamda yerel ölçekte sınıfsal mücadeleden soyutlanmanın gerekçesi olmaktan başka bir işe yaramamaktadır. Bugün sol-sosyalist gündem adı altında sürekli olarak kürt sorununun öne çıkartılmasının nedeni de budur.

Enternasyonal önemli. Her ülkenin komünist partilerinin biraraya gelip enternasyonali yeniden kurmaları elbette tartışılmaz önemde. Bunun çabaları da var. TKP'nin böyle bir çabası var ve pek çok komünist partiyle de belli bir ilişki içindeler. Ama bu konuyu belli bir çözüme kavuşturmanın kolay olmadığı da ortada. Her ülkenin kendine özgün koşulları ve dinamikleri var. Bu konu önemli ama, yerel ölçekte siyasi devrim perspektifinin karşıt teziymiş gibi sürekli gündeme getirilip, devrim kavramının nerdeyse unutturulmaya çalışılması, gerçekte enternasyonele verilen önemden değil, ulusal ölçektekii sınıf mücadelesinden uzaklaşıp, yedeklenmeyi öne çıkartmanın bir kılıfı olarak ileri sürülmektedir.

Sadece bu!

***

Enternasyonalizm demişken, sözde sol-sosyalist forumlardaki yanlış algıya değinmeden olur mu? Bu sözde sol-sosyalist forumların sözde solcu-sosyalistleri enternasyonalizmi yurtseverliğin karşıtı olarak görürler. Yurtseverlik bu kişilere göre milliyetçilikmiş, enternasyonal olmak da dünya vatandaşı olmak! "İşçinin vatanı yoktur"a, "doyduğu yer vatanı" çıkarımını ekleyen zihin, sosyalist ideolojinin en önemli çıktısı olan siyasi devrim perspektifinin üzerinden atlayacak ya, bu nedenle bin bir kılığa giriyor. Siyasi devrim perspektifinin üzerinden atlayacak çünkü, tek yaptığı, tek bildiği şey bir yerlere kuyrukçuluk yapmak. Başka biçimine ne teorisi ve ne de pratiği izin veriyor.

Enternasyonal dünya toplumuna varabilmenin yolu siyasi ölçekte devrim perspektifine sahip olmaktır. Siyasi devrim perspektifine sahip olmak ise sınıf mücadelesinden yana olmak, örgütlenmek, işçi sınıfı ve emekçi halka dokunabilmeyi kolaylaştırıcı siyasi araçlar bulabilmekten geçmektedir. Ülkede ve bölgede olan biten her şeye sınıfsal pencereden bakabilmektir, enternasyonalsy ve dolayısıyla siyasal devrim perspektifine sahip olabilmek.

Siyasi devrim perspektifine sahipseniz, bu coğrafyayı, bu yurt-vatanı önemsiyorsunuz demektir. Üzerinde yaşadığınız yurdu seviyorsunuz demektir. O yurdu, işçi sınıfının vatanı haline getirme çabası içindesiniz demektir. O yurdun her karış toprağına emperyalist amaçların göz dikmesine karşısınız demektir. O yurdun her parçasına sosyalizmin bayrağını dikme çabası içindesiniz demektir. Yurtseverlik te budur. Yurtseverlikten anladığımız da budur. Yurtsever olunmadan enternasyonal mücadeleden söz edilmeyeceği, tıpkı siyasal devrim perspektifi olmadan enternasyonal dünya toplumundan söz edilemeyeceği gibi...

Varsın birileri (sahte) enternasyonalizm adına neo-liberalizmin kozmopolitizm anlayışını adını zikretmeden savunadursunlar, bilimsel sosyalizmi savunanlar bu ülkede emperyalizme karşı olmanın gerektirdiği yurtseverliği sosyalist devrim perspektifi ile savunmaya devam edeceklerdir.


Yeni Başlık  Cevap Yaz
Toplam 11 Sayfa:   [1]   2   3   4   5   6   7   >   son» 



Forum Ana Sayfası  »  Sözde sol-sosyalist forumlar...
 »  Ulusalcı sol, enternasyonalist sol

Forum Ana Sayfası

 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.

Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Anti kapitalistler enternasyonalist mi? solcu 4 1175 02.10.2014- 12:05
Konu Klasör “...Ufukta ´Ulusalcı´ Sosyalizm!..” abbas 0 1162 13.05.2014- 12:40
Konu Klasör ulusalcı faşist ne demek? yura 5 1689 24.04.2015- 20:19
Konu Klasör Ulusalcı ve demokrat olmak ayhan 3 691 17.08.2015- 19:23
Konu Klasör Bu yazı Kürtçü mü Ulusalcı mı? denizcan 3 725 29.01.2016- 12:29

Etiketler   Ulusalcı,   sol,   enternasyonalist


Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Anti kapitalistler enternasyonalist mi? solcu 4 1175 02.10.2014- 12:05
Konu Klasör “...Ufukta ´Ulusalcı´ Sosyalizm!..” abbas 0 1162 13.05.2014- 12:40
Konu Klasör ulusalcı faşist ne demek? yura 5 1689 24.04.2015- 20:19
Konu Klasör Ulusalcı ve demokrat olmak ayhan 3 691 17.08.2015- 19:23
Konu Klasör Bu yazı Kürtçü mü Ulusalcı mı? denizcan 3 725 29.01.2016- 12:29

Etiketler   Ulusalcı,   sol,   enternasyonalist


Forum Yazılımı:   php Kolay Forum (phpKF)  ©  2007 - 2014   phpKF Ekibi



Forum Mobil RSS