Ana Sayfa  |  Yardım  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Forum Ana Sayfası  »  Siyasi Gündem ve siyasi tartışmalar
 »  Sosyalizmin toplumsal ajanları

Yeni Başlık  Cevap Yaz
Toplam 2 Sayfa:   [1]   2   >   son» 
Sosyalizmin toplumsal ajanları           (gösterim sayısı: 7.417)
Yazan Konu içeriği

boşluk

umut
[umut yarın]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 12.09.2013
İleti Sayısı: 3.226
Şehir: Gizli
Durum: üye uzaklaştırılmış

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Konu Tarihi: 05.05.2014- 09:57
Alıntı yaparak cevapla  


Sosyalizmin toplumsal ajanları
Kemal Okuyan

Sosyalist hareket nerede tıkanıyor?

Bu soruya değişik yanıtlar verilebilir. Biri doğru olacak diye bir kural yok. Sorunlar birbirinden kolay kolay ayrıştırılamayacak ölçüde iç içe geçmiş durumda.
Önce elde ne olduğundan, kazanımlardan, geleceğe umutla bakmamızı sağlayandan başlamalı.

Türkiye solunda sosyalist iktidar perspektifinde ısrar eden, yurtseverlik ve aydınlanmacılığı içsel bir olgu haline getirmeyi becermiş, devrimci siyaseti tarihsel bağlama yerleştirerek güvenceye almış bir komünist birikim var. Bu birikimin bir bölümü örgütlü hareket ediyor, bir bölümü ise örgütlü davranışı komünistliğin temel kuralı olarak görmesine karşın, çeşitli nedenlerle bu noktada değil.

Sonuçta, yine de, sosyalist mücadele açısından hiçbir biçimde küçümsenemeyecek bir birikime ulaşıldığı, bu birikimin örgütsel bir varlığa indirgenemeyecek bir harekette cisimleştiği açık.

Sorun şu ki, bu hareketin kendi içinde taşıdığı değer toplumsal zeminde kullanım değerine dönüşmüyor.

Tıkanma nerede yaşanıyor sorusuna buradan da yanıt verilebilir ve bana göre verilmeli.

Duruma bakalım… İnatçı, kararlı bir sol var. Solu daraltalım, inatçı ve kararlı, ciddi mevziler tutmuş bir komünist damardan söz edebiliyoruz. Seçimler bir göstergeyse, bu damar toplumsal ve siyasal zemine geçtiğinde hızla güç yitiriyor, daralıyor. Ama öte yandan sosyalist ideolojinin solun fiziki varlığının çok üstüne çıkan bir etkisi olduğunu da söyleyebiliyoruz.

Bunların hepsi doğru.

Bunların hepsi doğruysa, sosyalist ideolojinin toplumsal kanallarda ve siyasetin yoğunlaştığı koordinatlarda bir yeniden üretim ve temsiliyet sorunu yaşadığını kabul etmek durumundayız.

Türkiye büyük bir ülke. Dar anlamıyla “örgüt”ün iç kuvveti, dışarıya yetmiyor. Solun, sosyalizmin bu topraklardaki yüzyıllık birikimi ciddi izler bırakmış, kendisine tutunacak noktalar bulmuş. Ancak daha ötesi için sosyalist ideolojinin toplumsal ajanlarında bir yenilenme gerekiyor. Çünkü kadro düzeyinde 1960’lardakinden daha ileri noktalara ulaşan komünist hareket, aynı gelişkinliği toplumsal kanallarda ve siyasetin yoğunlaştığı kritik koordinatlarda gösteremiyor.

Sorunu kadroların toplumsal kimlik edinmesine indirgemek büyük hata olur. Mevcudu, yani solu, sosyalizmi çeşitli düzlemlerde temsil eden “kanaat önderleri”ni bulmak, onları toparlamak da bir aşamadan sonra işe yaramayacaktır. Çünkü mevcut, bütünüyle değersiz olmamakla birlikte, bugünün ihtiyaçlarını karşılamayaz haldedir ve işin gerçeği ortada solu, sosyalizmi temsil ehliyetine sahip yeterli miktarda kanaat önderi filan bulunmamaktadır.

Olsaydı, tablo daha farklı olurdu.

Sosyalist ideoloji ve siyasetin toplumsal ajanlarının yaratılması ve örgütlenmesi bir görev olarak belirginleşiyor.

Sosyalizm bugün örgütsel düzlemde farklı, toplumsal düzlemde farklı karakteristik özellikler taşıyor. Bu bir dereceye kadar olağan. Ancak, solun, sosyalizmin çok büyük bölümü örgütsüz olan toplumsal ajanlarının sosyalizmin örgütlü gücünün siyasal ve ideolojik rotasını beslemeyen, hatta onu kadükleştiren bir profil verdiğini de kavramalıyız.

Böyle devam ettiği sürece sol istediği sıçramayı yapamaz.

Sihirli formüllerden söz edemeyiz. Önümüzde bilinçli bir biçimde müdahale edilmesi gereken bir boşluk, planlanması gereken bir görev duruyor. Bilinmeli ki, öncü örgütlenmeyle aynı ideolojik ve siyasal kaba su boşaltan toplumsal ajanlar olmadan sosyalizm bir seçenek haline gelemiyor. Dahası öncü örgütlenme de kendinde bir olgu olarak durmaya devam ettikçe yıpranıyor.

Açık konuşacak olursak, Türkiye’de sosyalizm, devrimci dönüşümlere inancını ve bağlılığını yitirmiş, milliyetçilik, liberalizm ya da liberal radikalizmden kopamayan unsurların aracılığıyla yaygınlaşıp yerelleşemez. Bu yolun kapalı olduğu görülmektedir.

İşin özeti, sosyalizm mücadelesi organik toplumsal ajanlara gereksinmektedir.



__________________

Bu ileti en son umut tarafından 05.05.2014- 09:58 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.

Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

yorum2006
[yorumcu]

Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 15.08.2013
İleti Sayısı: 783
Şehir: Gizli
Durum: Gizli

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 06.05.2014- 22:05
Alıntı yaparak cevapla  


"Organik toplumsal ajan" ne demektir? Marksist-Leninist terminolojide böyle bir tanım yok.

Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

Gökkağan
[.....]

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 04.12.2013
İleti Sayısı: 110
Şehir: Gizli
Durum: Gizli

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 06.05.2014- 22:53
Alıntı yaparak cevapla  


 Alıntı Çizelgesi: yorum2006 yazmış

"Organik toplumsal ajan" ne demektir? Marksist-Leninist terminolojide böyle bir tanım yok.



Sosyalizme yeni bir terim kazandırdık hayırlı olsun :)  

''Sosyalizmin organik toplumsal ajanları''



Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

şibusa
[şibusa]

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 12.08.2013
İleti Sayısı: 281
Şehir: Çanakkale
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 08.05.2014- 00:27
Alıntı yaparak cevapla  


Kastedilen sanırım "kadro"dur. Kadronun gerçek anlamı ile...


Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.444
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 08.05.2014- 16:42
Alıntı yaparak cevapla  


Türkiye'de sol parti ve örgüt açısından hiç bir sıkıntı yok. Bu anlamda güçlü kadrolardan oluşan güçlü bir damardan da söz edilebilir. Burada bir sorun yok. Çulhaoğlu'nun deyimiyle ''seçimler bir göstergeyse, bu damar toplumsal ve siyasal zemine geçtiğinde hızla güç yitiriyor, daralıyor.'' Sorun burada. Çulhaoğlu örgütsüz yığınlar içinde '' organik toplumsal ajan''lar yaratılamadığı sürece bu sorunun aşılamayacağı konusunda bir görüş bildirmiş. Böyle bakıldığında bu kavramın ne anlamda kullanıldığı aşağı yukarı belli oluyor. Partiyle organik bağı olan ( örgütlü olan) ve sosyalizme hizmet etmeyi amaçlayan (ajan) kişilere ihtiyaç var demek istiyor. Buradan çıkan anlam bu. Ama bence de daha somut bir şekilde açıklanmaya muhtaç bir konu-kavram bu. Toplumsal alanda sosyalizme hizmet eden örgütlü yapılardan komünist partilerin çalışma şekillerinden olan her alanda hücre şeklinde bir yapılanmayı mı kastediyor, pek belli değil. Yoksa kastı, partiye bağlı ''profesyonel devrimciler'' mi, o da soru işareti.

Şurası doğru. Solun en dar anlamda örgütlenmesinde bir sorun yok. Tabanda da örgütlü olmasa bile sosyalizm konusunda ''mücadele eden'', kendince sosyalizm propagandası yapan kişiler de mevcut. Hatırı sayılır bir sol kitle de var. Ama ortada helva yok. Gazete, dergi, afiş vb. bir yere kadar. Kitleye ulaşmada tam anlamıyla etkili olamıyor. Bu yüzden bana göre de, ''sosyalizmin organik toplumsal ajanları''na ihtiyaç var. Bu sorunu aşabilme yöntemlerinden biri bu olabilir.


Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

yorum2006
[yorumcu]

Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 15.08.2013
İleti Sayısı: 783
Şehir: Gizli
Durum: Gizli

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 08.05.2014- 23:30
Alıntı yaparak cevapla  


Hangi anlamında kullanırsanız kullanın, "ajan" başkasının adına iş yapan şahıstır. Sol bir partinin üyeleri veya militanlarına ajan sıfatı yakıştırmak olmaz. Bir kere devrimci mücadelenin ruhuna aykırı böyle bir yaklaşım. Devrimci mücadelede amaçları aynı olan bir kollektif var   ve her birey kollektifin ve kollektif mücadelenin bir parçası. Kendi gücüne göre elini taşın altına koyuyor. Profesyonel devrimci de ajan değildir. Özünde kollektifin bir parçasıdır. Ancak bazı insanların zamanının tümünü siyasi faaliyete vermesi gerekli. Öyle olursa geçimini nasıl sağlayacak? Geçimini parti sağlıyor. Diğer militanlardan esas farkı bu. Buna ajan demek olmaz.

Bu bağlamda şunu ifade etmek isterim. İlla teorisyenlik yapacağım diye, gerçeküstü bir takım yorumlar, zorlama yaklaşımlar yersizdir. Bu yaklaşımlar hareketi kitlelerden koparıyor. Bence esas sorun da burada zaten. Kitleye ulaşmada.


__________________

Bu ileti en son yorum2006 tarafından 08.05.2014- 23:31 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.

Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

umut
[umut yarın]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 12.09.2013
İleti Sayısı: 3.226
Şehir: Gizli
Durum: üye uzaklaştırılmış

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 09.05.2014- 11:58
Alıntı yaparak cevapla  


Ajanı kimliği gizli, bir devlete ya da örgüte bağlı olarak çalışan kişi olarak da tanımlayabiliriz. Ajan demesinin nedeni kitle içinde bir partiye bağlı olarak çalıştığını gizlemesi olarak da alabiliriz. Militan yerine ajan demesinin nedeni bu olabilir.

Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

Gökkağan
[.....]

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 04.12.2013
İleti Sayısı: 110
Şehir: Gizli
Durum: Gizli

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 09.05.2014- 22:27
Alıntı yaparak cevapla  


 Alıntı Çizelgesi: umut yazmış

Ajanı kimliği gizli, bir devlete ya da örgüte bağlı olarak çalışan kişi olarak da tanımlayabiliriz. Ajan demesinin nedeni kitle içinde bir partiye bağlı olarak çalıştığını gizlemesi olarak da alabiliriz. Militan yerine ajan demesinin nedeni bu olabilir.



Bu sakat bir düşünce. Sosyalizm sınıfsız bir toplumdan gizli bir yapıya dönüştürülüyor algısı çıkar. Bu da halkı sosyalizmden uzaklaştırır.

Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

umut
[umut yarın]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 12.09.2013
İleti Sayısı: 3.226
Şehir: Gizli
Durum: üye uzaklaştırılmış

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 12.05.2014- 09:48
Alıntı yaparak cevapla  


Dışa doğru örgütlenme...
Kemal Okuyan


Araya Rusya yazıları girdi, oysa niyetim 5 Mayıs’ta gazetemizde yer alan “Sosyalizmin Toplumsal Ajanları” başlıklı yazıda ele aldığım konuyla devam etmekti. Üzerinden bir hafta geçtikten sonra, bana hâlâ bu konuyla ilgili yazma cesareti veren, okurlardan gelen sorular.

Örneğin “kadro düzeyinde 1960’lardakinden daha ileri noktalara ulaşan komünist hareket, aynı gelişkinliği toplumsal kanallarda ve siyasetin yoğunlaştığı kritik koordinatlarda gösteremiyor”dan ne kastedildiğini soruyor bir soL okuru. Bir diğeri, “organik toplumsal ajanlar” ifadesinin anlaşılmaz olmasından şikayetçi.

Haklılar, bir gazete yazısına sıkıştırılacak konu değil bu. Ancak madem başladık, devam edelim…

“Organik toplumsal ajanlar”ı, komünist hareketin dar anlamıyla örgütsel yapısının içinde yer almamakla birlikte, onunla aynı ideolojik ve siyasi doğrultuyu farklı düzlemlerde, farklı araç ve dille yayan, yeniden üreten ve bunu yaparken örgütlü hareket ile alışverişe açık olan kesimler olarak tarif edebiliriz.

Bana göre bugün sosyalizm mücadelesinin en büyük handikaplarından biri, bu kesimin hem daralması hem de büyük ölçüde “özgürleşip” kafasına göre takılmaya başlamasıdır.

Türkiye’de bu kesimi en çok ve en sağlıklı besleyen dönem 1960’lardır. 1970’lerde de sol yaygınlaştığı ölçüde, daha sonraki döneme bu kapsamda değerlendirilebilecek bir birikim devretmiştir. Ancak 1980’lerle birlikte, örgütlü solun bu kesimler üzerinde siyasal ve ideolojik otoritesi her geçen gün azalmış, hatta bu kesim, yerelleşme, yaygınlaşma, toplumsallaşma ve benzer hedefler her gündeme geldiğinde örgütlü solu istemeden de olsa, parmağında oynatmaya başlamıştır.

Akademiden sendikalara, sanat dünyasından yerel dinamiklere, bu kesimde yer alanlar, geçmişte örgütlü bir pratiğin içinde olsun ya da olmasınlar, artık sosyalizm mücadelesinin örgütlü kulvarı açısından “organik” karakter taşımamaktadır.

Türkiye solunu boğan sağlıksız birlikçilik, kötürümleştiren CHP’cilik, uyuşturan pesimizm, hataya sevk eden siyasetsiz radikalizm, Kemalizm söz konusu olduğunca uçlara savrulma, Kürtçülük ya da Kürt düşmanlığı, yerelcilik fetişizmi, sivil toplumculuk ve benzeri bütün arızaların asıl üreme alanı bu kesimlerdir.

Örgütlü mücadele, sosyalizmin toplumsal ajanlarındaki arızalı kesimi baypas etmek, onları bugünün gereksinimlerini karşılayan daha diri ve sağlıklı unsurlarla değiştirmek durumundadır.

Buradaki sorun, 1980’lerde bir türlü istenen ölçüde toplumsallaşamamanın sonucu olarak, solun sürekli olarak “eski kadro” üretmesi, “toplumsal ajan” kategorisini besleyememesidir. “Eski kadrolar”ın önemli bölümü, küskünlük ya da başka nedenlerle örgütlü mücadelenin dışında düştüklerinde, sosyalizm mücadelesine farklı kanallardan omuz verme ihtiyacı hissetmemekte, daha doğrusu “ya hep ya hiç” yaklaşımını benimsemektedir.

Bu koşullarda örgütlü hareket ağzıyla kuş tutsa emekçi halk içinde yaygınlaşamayacaktır.

Demek ki, sosyalizm mücadelesinin örgütlü haline, onun en gelişkin aracı olan partiye odaklanırken, beraberinde artık bu sorunu, sosyalizmin toplumsal ajanları konusunu da düşünmek, işaret edilen sıkıntıyı çözmek için yollar aramak gerekecek.

“Canım, Türkiye’de yaygın bir sol, sosyalist birikim var, önemli olan o birikimin unsurlarına ulaşmak, onları örgütlemek” kolaycılığının dışına çıkıp, hızla ama sabırla örgütlü olmanın bir başka düzlemi olan bu alana müdahale edilmelidir. Eldeki yığıntı, çare olmak bir yana, zarar vermeye başlamıştır.

Sol Cephe ve benzeri oluşumların bu açıdan da değerlendirilmesi, kitle örgütlenmelerini sosyalist hareketin ideolojik-siyasal dağınıklığını artıran nafile denemeler olmaktan çıkaracak yaratıcı modeller kurulması yararlı olacaktır.


Yeni Başlık  Cevap Yaz
Toplam 2 Sayfa:   [1]   2   >   son» 



Forum Ana Sayfası  »  Siyasi Gündem ve siyasi tartışmalar
 »  Sosyalizmin toplumsal ajanları

Forum Ana Sayfası

 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.

Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör 'Toplumsal ilerleme' ne oldu? melnur 0 1105 14.02.2017- 09:52
Konu Klasör İşçi sınıfı: İlerici tek toplumsal güç melnur 0 593 02.05.2017- 06:50
Konu Klasör Sosyalistler Sağlam Bir Toplumsal Güce Dönüşmeli dayanışma 0 1057 19.11.2015- 11:27
Konu Klasör Asıl hesabı toplumsal muhalefet kesecek melnur 2 1946 20.07.2014- 05:30
Konu Klasör Sosyalizmin Türkiyelileşmesi umut 2 1369 22.05.2015- 11:58

Etiketler   Sosyalizmin,   toplumsal,   ajanları


Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör 'Toplumsal ilerleme' ne oldu? melnur 0 1105 14.02.2017- 09:52
Konu Klasör İşçi sınıfı: İlerici tek toplumsal güç melnur 0 593 02.05.2017- 06:50
Konu Klasör Sosyalistler Sağlam Bir Toplumsal Güce Dönüşmeli dayanışma 0 1057 19.11.2015- 11:27
Konu Klasör Asıl hesabı toplumsal muhalefet kesecek melnur 2 1946 20.07.2014- 05:30
Konu Klasör Sosyalizmin Türkiyelileşmesi umut 2 1369 22.05.2015- 11:58

Etiketler   Sosyalizmin,   toplumsal,   ajanları


Forum Yazılımı:   php Kolay Forum (phpKF)  ©  2007 - 2014   phpKF Ekibi



Forum Mobil RSS