Ana Sayfa  |  Yardım  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Forum Ana Sayfası  »  Şiir,Öykü ve Denemeleriniz
 »  Kaldırıma yansıyan emeğin gölgeri-1

Yeni Başlık  Cevap Yaz
Kaldırıma yansıyan emeğin gölgeri-1           (gösterim sayısı: 1.640)
Yazan Konu içeriği

boşluk

mehmetaluc
[Mehmet Aluç]

Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 11.06.2014
İleti Sayısı: 57
Şehir: Ankara
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Konu Tarihi: 12.06.2014- 16:50
Alıntı yaparak cevapla  







Resim Ekleme



1.

Yıllardır ayrı kalmış farklı fikirleri olduğunu sanan iki can dostun aralarında geçen ülke için konuşmaları. İsterseniz kulak verelim.

-Hayır, sen sorumlusun bu ülkenin gidişatında.

- Peki, sen neredeydin?

-Etrafında haklı mücadelemiz için yollarda yürüyordum, ama senin beni bizleri gördüğün yoktu.

-Ama sizler yıkıyordunuz, aranızdaki provokasyonculara uyarak, buna ne diyeceksiniz.

-Bak o konuda haklı olabilirsin

-Davanızda haklısınız ama araya girenler bu davaya kan bulaştırmadı mı, üzülmedim mi sanıyorsun?

-Hiç sanmıyorum üzüldüğüne, üzülseydin bu kanayan yaraya merhem olurdunuz.

-Merhem mi sizler iyice yarayı kanattınız merhem kalmadı elimizde.

-Bundan böyle çok dikkatli olmanız gerekiyor arkadaşım, sen eski bir arkadaşımsın, söylemlerimiz ayrı olsa da gönlümüz hakların eşitliğinde.

-Sen bunları bilerek mi, yoksa benim ile alay etmek için mi söylüyorsun.

-İşte şimdi beni üzüyorsun. Biz bu ülkenin insanı değil miyiz?

-Evet ama..

-Âmâsı yok, bizler bu ülkenin rengiyiz fikir ve düşüncelerimiz ile. Âmâ araya girenler ortamı gerenlere çok dikkat edin.

-Bizlerde bu konuda çaresiz kalıyoruz işte araya giren o birkaç gözlerinde kin nefret dokumu ekilenler haklı yürüyüşümüze ve kaldırımlara kan damlatıyor.

-Bak senin gibi bende üzgünüm bunun için bir çare bulmamız gerekiyor.

-Sen böyle konuşmazdın fikirlerin sözlerin ile beni şaşırtıyorsun!

-Sen hala orada mısın, ben diyorum bu ülkenin değerleriyiz farklı düşüncelerimiz ile rengiz sen hala..

-Tamam, ama şaşkınlığımı hoş gör.

-Haklısın

Mehmet Aluç

Devam edecek


Kaldırma yansıyan emeğin gölgeleri-2-
Yazan Cevap içeriği

boşluk

mehmetaluc
[Mehmet Aluç]

Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 11.06.2014
İleti Sayısı: 57
Şehir: Ankara
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 12.06.2014- 16:51
Alıntı yaparak cevapla  


2-



-Siz taşeron çalışması ile ilgili sözlerinizde haklı çıktınız.

-Bana siz demesen adımı söylesen ya Recep.. Hakların özgürlüğü için sokağa boşuna dökülmedik,

birkaç yaralı dışında ucuz atlatıldı.

Recep

-Veysel arkadaşım bu konuda haklı çıktınız ve o somada ki kazadan sonra taşeronluğun ne kadar tehlikeli olduğunu anlamış olduk. Ve bu konuda hükümet gerekli çalışmaları yeni yasa ile düzeltecek zaten.

-Köleliğin yolunda çabuk dönüldü, ama o kadar insan yüreğimizi gömdük mezarlara.

Recep

-İşte buda hükümetin zaafı çıktı, aslında nasıl oldu ise oldu ve çok yazık oldu o kadar cana.. Zaten canlar ölmeden tedbir almıyoruz ve insana neden se değer vermiyoruz. Birer koyun vaziyetine uğrayan o canların vebalini yükünü hiç birimiz taşıyamayacağız ve hesabını da Allah’a veremeyeceğiz. Sırtımızda az kambur vardı bir tanesi daha eklendi.

-Bizler..

-Veysel kardeşim siz biz yok sadece biz varız artık, lütfen..

-Ah toplumun her kesimi senin benim gibi düşünce.

-Düşünecek kardeşim, bir emeğin karşılığı bu kadar ucuz olamaz. Kendileri tıka basa yerken

çalışana kıyısından köşesinden sofralarından artan artığı veriyorlar.

-Bak işte şimdi doğru noktada buluştuk.

-Her zaman buluşuruz az birbirimize saygı ve sevgimiz olsun yeter. Nerede kalmıştık evet her işyerinde sendika ve sendika yöneticileri de aynı işi aynı zorluk ile aynı iş yerinden çalışan olacak. Masa başında olmayacak bir eli yağda bir eli balda olmayacak. Önlüğünü her gün mesaide giyecek ve akşam paydosunda paydos edecek.

-Ağzından bal damlıyor recep can, onurlu insan onurlu çalışan sendika istiyoruz. Hakların emeklerin bir avuç yöneticilerin dudaklarının arasında kalmasını ve insanı sevmeyen yöneticilerin kirlenmiş yüreğinin vicdanının arasında kalmasını istemiyoruz.

-istersen parkta hava soğudu kalk bize gidelim şöyle bir demli çayla sohbetimize devam ederiz ha

ne dersin?

-Hay hay recep can haydi devrimci duruşumuzla gidelim .

Mehmet Aluç


Kaldırma yansıyan emeğin gölgeleri-3-
Yazan Cevap içeriği

boşluk

mehmetaluc
[Mehmet Aluç]

Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 11.06.2014
İleti Sayısı: 57
Şehir: Ankara
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 12.06.2014- 16:52
Alıntı yaparak cevapla  


Eve girdiler Recep ocağa demlik içinde suyu koydu ve kaynayana kadar muhabbet için odaya geçtiler.

Recep

-Biliyor musun Karl marx’ı anlayana kadar veya onu anlamaya verdiğimiz emek ve zamanı bizim içimizde çıkan ne bileyim bir Mevlana, hacı Bektaşi veliyi, Yunus Emre’yi, Pir sultan aptalı anlamaya çalışsa idik umarım içinde yaşadığım bu kaos ve şiddet ortamları hiç olmazdı.

Veysel

-Kişilerin düşünce yapısı alışkanlıkları ters yönde olması da doğrudur, doğru yönde olması da doğrudur, ama bunun etkisi var mı bilemiyorum. Bu söylediğine yani onu anlamak için verilen emeği saydığın bizim içimizde yetişen bu büyüklerimizi anlamaya engelciydi onu da söylemek çok zor.

-Yine çelişkili konuştun?

-Şimdi ne diyeyim adam Karl marx’ın peşine düşmüş gitmiş şimdi ben ne yapabilirim?

-Kızma Veysel’im ben ortam yumuşasın sohbetin önü açılsın diye söyledim, yoksa herkes istediği yolu seçmekte özgür, anlata bildim mi?

-Kardeşim recep sende bilmece gibisin bazen sana yetişemiyorum ve ne demek istediğini de anlamıyorum vesselam.

-İyi diyorsun peki buna ne diyeceksin(1): Yabancılaşma kavramı, Marx'in teorisinin özellikle başlangıç evresinde belirgin bir önceliğe ve öneme sahiptir. Marx'ın erken yazılarında bu önceliği ve yabancılaşma kavramının çeşitli açılımlarını görmek mümkündür. 1844 El yazmaları ve Alman İdeolojisi bu noktada anılmaya değer. İki tür yabancılaşmadan söz edilebilir Marx'ın bu çalışmalarında. Bunlardan ilki, doğadan kopuş anlamındaki yabancılaşmadır. İnsan, doğadan koparak kültürel-toplumsal alanda kendine ikinci bir doğa kurmak anlamında, doğaya yabancılaşır. Bu insan oluşu açıklayan niteliğiyle olumlu karşılanan yabancılaşmadır, zorunlu bir süreç olarak anlaşılır. İkinci yabancılaşma ise, bizzat kapitalist pazarın ve kapitalist toplumsal sistemin yarattığı yabancılaşmadır. Bunun sonucu olarak insan kendi doğasına yabancılaşır. Böylece insan kendine, kendi emeğine, ilişkilerine, dünyaya ve yaşama yabancılaşır. Kapitalist pazarın bir unsuru olarak işleyen çarklardan biri haline gelir. Anlaşılacağı gibi, yabancılaşma teorisinin Marx'ın İnsanın doğası anlayışıyla yakından ilişkisi vardır. Marx'ın çalışmalarının sonraki dönemlerinde (örnegin Kapital'e gelindiginde) bu kavramı kullanmadığı görülür, ancak bununla birlikte bu kavramın içerdiği perspektifi bir şekilde devam ettirdiği söylenebilir. Meta fetişizmi kavrayışın bir anlamda insanın kendi doğasına yabancılaşmasının kapitalizm içindeki maddi temelini ya da yapısını açıklamaya çalıştığını ve bu açıklamanın içeriğini kapitalist toplumun üretim ve değişim ilişkilerini toplumsal iş bölümü ekseninde birbirleriyle ancak ürünleri dolayısıyla kurup yürüttüklerinin oluşturduğunu söylemek yanlış olmaz.

-Yabancılaşma insanın içgüdülerinin zayıflaması sonucu meydana gelir. İnsan yalnız kaldığında yalnız olduğunu sanır ve kendinden ve toplumdan uzaklaşır bir kenara çekilir. Bir müddet sonra yaptığının yanlış olduğunu sanır ve kendine çeki düzen verir ve bu sıkıntılı veya yabancılaşma uzaklaşma atmosferinde uzaklaşır normal hayata döner. İşte bu düzelme anında kendisini bu yalnızlıktan, yalnız bırakmayan yüce Allah’ın yardımı ile bunu atlatmıştır, o bu yalnızlığın yolunda ilerlerken ayağının bağı çözülmüştür ve yürüyemez halde iken, Allah’ın izni ile ona yardım eden melekler diyelim buna onun koluna girerek ve ya kucaklayarak bu engebeli taşlı dikenli yoldan selametle yürüyeceği yola çıkarmıştır. Karl Marx ise dini yönden fazla bilgisi olmadığı için böylesine çarpık anlaşılmaz olarak açıklamış. Yoksa hayatta aile bağı akrabalık bağı komşuluk bağı, arkadaşlık bağı dostluk bağı ile dinimiz bizi öylesine sağlam bağlıyor ki böylesi sıkıntılı dönemlerde hangisinin kapısını çalsak muhakkak ki birinden biri bize yardımcı olacak bu yabancılaşma sürecini hiç yaşayamayacağız. Hep iç içe yan yana ve omuz omuza yaşayınca bu olguda ortadan kalkacak. Kapitalizme gelince Öte yandan kapitalizm aynı zamanda belirli bir zihniyetin de hâkim olduğu, bir toplum yapısının açıklayıcı unsuru değil midir? Yani insanları içine almayan sadece zengin olanların kazandığı, fakir olanların ise iyice fakir olduğu bir sistem değil midir?

-İrdelemek gerekir.

-Yani elinde parası çok olan insanları istediği gibi yönetme hakkına sahip, sadece kar amacını düşünen, adalet kavramından uzak bir sistem ve yıkılmaya mahkûm bir düşünce yapısı. Hatta üretim araçlarını ellerinde bulunduranlar tarafından sömürülmesi yoluyla sistemli bir biçimde artı değer elde edilmesine bu artı değerin önemli bir bölümünün ek sermaye haline getirilerek yeni bir artı değere dönüştürülmesine dayanan iç çelişkilerden dolayı yıkılmaya mahkûm siyasi, iktisadi ve toplumsal rejim değil midir?

-Bilmem bunu irdelemek gerekir, öylesine savlarla hareket etmemek gerekmez mi?

-Aramızda konuşuyoruz aklın yolu bir değil midir? Ama dinimizde böyle midir? Kapitalizm (2) Her şey dünya malına arzularımızın isteklerine sınırsız hizmete yöneliktir bir sistemdir. Bitmez tükenmez bir ihtiras ve arzular bitek tükenmek bilmeyen arzular peşinde koşan yarış atlar gibidir kapitalizmle yaşayanların durumu bundan ibarettir. Dinimizde bireylerin mutluluğu ve kazancı esas alınır ve bireylerin durumu iyi değilse sadaka, fitre zekât ile düzeltilmeye çalışılır.

-Ama günümüzde oda kalmadı farkında isen.

-Bu konuda çok haklısın. Kapitalizm, bu anlayışın beraberinde getirdiği en önemli sorunlardan biri, mal için köleleşme sorunudur. İnsana hizmet için yaratılmış malın, insanın efendisi ve ağası olmasını nasıl kabul edebiliriz?
Mal insana hizmet içindir, insan mala hizmet etmez ki. İnsan malı kullanması gerekirken mal insanı kullanırsa bu makul değildir. Mala kul olmanın sonucu da cimrilik, bencillik, merhametsizlik, her şeyi matematik kurallarına göre anlama ve anlatma gibi hastalıklardır. İslamiyet te Kazandığımız bizim değil ihtiyacı olana verdiğimiz oranda bizimdir. Kapitalizm, dünyanın bütünü ile bir insana yetmeyeceği anlayışını her insana yükleme eğitimi gibidir. Sadece dünya hayatına iman eden, varı yoğu dünya olan bir kitle için kabul edilebilir bir sistem olsa da, ahirete iman eden bir insan için kapitalizm insanî bile değildir. Zira kapitalizm, et ve kemikten yaratılmış bir insan modeli gibidir. Kan, ilik, kalp, duygu ve insanı farklı yapan diğer değerler yoktur kapitalizmde.
Kişilerin, sınırsız bir mal hırsını tatmin yolunda ihtiyaç duyacakları sınırsız bir mülkiyet hürriyeti de bu sistemin zorunlu gereklerindendir. Sınırsız ve sorumsuz bir mülkiyet bu sistemin özüdür denebilir. Bir yolla vergisi ödendikten sonra kapitalistin neyi nasıl kazandığı da önemli değildir artık.
Bizim penceremizden bakıldığında hiçbir sorun olmasa bile, Yahudilerin şeytanla kurduğu ortak düzenin ürünü olan faizin, kapitalizmin himayesinde bir canavar olması dahi ona nasıl bakmamızı anlamaya yetecektir. Oturduğun yerden kazanmak, zengini daha zengin etmek adına iş gören faiz, kapitalizmin vazgeçilmez enerjisidir. Faiz ise bizim itikadımızda Allah ile savaşmaktır.
Bu sistemde zekât gibi, karşılıksız vermenin yeri de yoktur. Karşılıksız vermenin yankı bulabileceği nokta sadece reklama yarayan, vergiden düşürülebilen ödemeler olabilir. Bunlarda da açık bir kapitalist idrak sezilebilir.
Sınırsız hürriyetler içinde şımarttığı insanları kendisi de dizginlemekte zorlansa da kapitalizm, onu doğuranların gözünde biricik çocukları olarak yaşayacaktır şüphesiz. Biz ise imanımıza ters düşen hürriyeti bile isteyemeyiz   (2) ,diye düşünüyorum. Çayın suyu kaynıyor ben çayı demleyeyim kaldığımız yerde devam ederiz

Kaynak:1- Marx'ın yabancılaşma teorisi
2- http://**************-kapitalizmi-soran-muslumana-mektup-21048.html



Kaldırıma yansıyan Emeğin gölgeleri-4-
Yazan Cevap içeriği

boşluk

mehmetaluc
[Mehmet Aluç]

Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 11.06.2014
İleti Sayısı: 57
Şehir: Ankara
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 16.06.2014- 21:28
Alıntı yaparak cevapla  


Resim Ekleme


Veysel

-Ülkede adalet ve eşitliğin hüküm sürmesi için mücadele ediyoruz, lakin bir arpa boyu yol alamadık.

Recep

-Sokaklarda o kadar kalabalık ile çıkılıyor hak özgürlük deniliyor duyan yok dinleyen yok, bu yıllardır böyle kardeşim. Üzüldüğüm konu araya giren provokasyonculara uyarak kaldırımlara kan damlatmamız. Ah hepimiz yol ayrımına girmeden dayanışma içinde olsak, birbirimize az tahammül göstersek ne güzel olacak.

Veysel
-Aslınca yıkıcı olan bizi can evinden vuran tüketim çılgınlığından vaz geçerek bizi sömüren güçlere, ürettikleri malları bir ay boykot ederek karşı durabilsek el ele cevaplarını almış olacaklar ama buda pek mümkün değil.
Recep

-Yıllardır adaletin eşit paylaşılacağı anı bekledim durdum, bir iktidar tam bunu becerir iken ya kargaşa ile iktidarı alaşağı ettiler yada darbe ile aldılar.
Veysel

-Hep birlikte neyi savunduğumuzda birleşsek ona göre hareket etsek ama buda mümkün değil araya giren oyunbozanlar olayı anında sabote ederek bu birliği güzelliği anında bozuyor.

Recep

-İktidara suç bulan bizler onun kadar suçluyuz, saldırının dozunu bilmediğimiz gibi bize karşı yapılan saldırının da dozu olmuyor hali ile. Emekçileri araya katarak eylem yapmak hiç bize yakışmıyor. Bir ağacı bahane ederek onlarca ağacın telef olması, dükkânların yıkılması esnafın mağdur olması sadece iktidarı yıkma amaçlı idi bu gerçek. Bunu hiç kimse inkâr edilemez. Burada mağdur olan esnaf ve ülkemiz oldu amaç ağaç yıkımına karşı olmak değil iktidarı darbe ile yıkmak ve bizler darbelerden nefret edenler bile bu sivil darbeye çanak tutmadılar mı?

Veysel

-Diktatör bir yaklaşımla olaya yaklaşan iktidara ne demeli?
Recep

-Ama eylemlerin ayarının dozu kaçtı ben hiç kimsenin burnu kanamadan olayların son bulmasını temenni ettim ama olmadı, yakıldı yıkıldı virane çevrildi o bölgeler. Ayarımızın sınırı yok, öfkemizin sınırı yok. Fakat insanlığın her geçen gün daha fazla yoksulluğa itildiğini ve insanca yaşama hakkının ortadan kaldırıldığını biliyoruz bunun için neden mücadele etmiyoruz.

Mehmet Aluç



__________________

Bu ileti en son mehmetaluc tarafından 16.06.2014- 21:29 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.

Kaldırıma yansıyan emeğin gölgeleri-5-
Yazan Cevap içeriği

boşluk

mehmetaluc
[Mehmet Aluç]

Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 11.06.2014
İleti Sayısı: 57
Şehir: Ankara
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 20.06.2014- 20:51
Alıntı yaparak cevapla  


Recep

-Emek kavramı günden güne değerini yitirir diyenlere, birlik ve beraberliğin gücü ile yanıldıklarını göstermeliyiz, ama yıkmadan ortalığı dağıtmadan yapmalıyız bunu.

-Sen ve emek, inan beni yine şaşırtıyorsun!

-Sen hala orada mısın can, emekçi emperyalist düşünce düzeninin kirli çizmelerinin altında ezilen emeğin, alın terini daha fazla ezdirmeden örgütlenmenin en güzeli ile birlikteliğimizle, yok etmeliyiz. Kaldırımlara kan damlatmadan ve kaldırım taşlarını, sökmeden bunu yapmalıyız.

-Bizimde amacımız bu can, ama o emekçi emperyalist düzenin uşakları araya girerek haklı davamıza gölge düşürüyor. Bir yerde kopukluk var bende farkındayım lakin haklı olabilirsin evet evet daha dikkatli olursak..

- Sömürüye başkaldırı değil de sömürüyü anlatsak insanımıza, hakkın, adaletin, dostluğun, kardeşliğin günü için hep birlikte düşüncelerimizi irdelemeden, bunu renk cümbüşü olarak görmemiz gerektiğini anlatsak olmaz mı?

-Haklısın bak bu konuda. Ne yazık ki toplumun içinde, insanların değerinin yittiği bir ortamda bunu başarmak çok kolay olmayacak ama bizlerde zora talibiz.

-Gözlerde tebessüm mutluluk yerine yarının karamsarlığına kapılmış asık düşünceleri kaygıları elemleri silmek, gerekir. Gün bizim emeğin ekmeğin günü, birlik beraberliğin kardeşliğin günü, çiftçinin günü olacak az gayret ve çaba ile.
Karşı düşüncelere karşı çok kabayız ve kabullenemiyoruz neden ise, ne adımızı anıyoruz sadece kin kusuyoruz birbirimize buda onların ekmeğine yağ sürüyor. Gözlerimizde gülüş yerine hırs birbirimizi çekememezliğin karanlığı dolaşıyor. Şöyle yan yana sen sucusun, ben bucuyum demeden yürümek hayal bu ülkede araya bu nifakları kim ne zaman yerleştirdi bilen yok. Aşık Veysel adaşın ozanımız ne güzel demiş:

Güzelliğin on par'etmez
Bu bendeki aşk olmasa
Eğlenecek yer bulaman
Gönlümdeki köşk olmasa

Tabirin sığmaz kaleme
Derdin dermandır yareme
İsmin yayılmaz aleme
Aşıklarda meşk olmasa

Kim okurdu kim yazardı
Bu düğümü kim çözerdi
Koyun kurt ile gezerdi
Fikir başka başk'olmasa

Güzel yüzün görülmezdi
Bu aşk bende dirilmezdi
Güle kıymet verilmezdi
Aşık ve maşuk olmasa

Senden aldım bu feryadı
Bu imiş dünyanın tadı
Anılmazdı VEYSEL adı
O sana aşık olmasa.

-Gözlerimde yaş getirdin Recebim, çok güzel söylemiş ah o nüansı bir yakalaya bilsek o atmosferin bir parça kokusunu içimize çeksek..

-Oda olur can Veysel’im birbirimizin hataların görmezden gelerek düzelteceğiz başka çaremiz yok.

Mehmet Aluç

Kaldırma yansıyan emeğin gölgeleri-6-
Yazan Cevap içeriği

boşluk

mehmetaluc
[Mehmet Aluç]

Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 11.06.2014
İleti Sayısı: 57
Şehir: Ankara
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 25.06.2014- 16:57
Alıntı yaparak cevapla  




Resim Ekleme

Recep

-Öyle bir şey yapmalıyız ki herkes birlik ve beraberliğimize imrensin ve bu gücün arkasındaki sihri güzelliği hep merak etsin. Yatırımı en değerli ve kutsal olan insana yapalım.   Biliyorsun insan, bir toplumun, bir ülkenin, değeri parayla ölçülemeyecek kadar sevgi dolu emek gücünü gerektiğinde para karşılı almadan kendi insanı harcamaya gönüllü büyük ve önemli bir güçtür ve güzelliktir. Bu güzel ve bana karşılıksız birbirimize sunduğumuz sermayenin boşa harcamayalım birbirimize yatırım yapalım.,

Recep

-Fırsat eşitliği diyorsun.

-Hay ağzına sağlık aradığım bu cümleyi o kadar yol dolaşarak anlattım aklıma dilimin ucuna gelmedi, sen bir anda güzel gönül anlayışınla konunun özüne indin. Lakin bu fırsat eşitliği özgürlük alanlarımıza zarar vermeden olmalıdır.

-Nasıl olacak?

-Fikir düşünce ayrımı, yapmadan örgütlenerek, yatırımı kendimize yaptığımızı insanlara hissettirerek ve samimiyetimiz açık gönül güzelliğimizi de göstererek yapacağız bunu. Adımlarımızın, görüşlerimizin bakışlarımızın söylemlerimizin… Vicdanı olacak.

Nedim gülümseyerek

-Benim bildiğim gönüllerin vicdanı olur oysa sen..

-Bende onu diyorum gönülde vicdan olmazsa ayak yanlış yola gider, görüşlerimizin ekseni kayar bakışlarımızdaki güzellik kaybolur, söylemlerimiz gönül kırıcı olur. Bu seyir halimizin temelinde vicdan olacak gerisi zaten çorap söküğü gibi gelir çarpık her anımızı düşüncemizi bakışımızı vs. düzelterek devam eder.

- Kabul edelim ki, bu parçalanmış görüntümüz ile bizler, işveren ve patron kesimini cesaretlendiriyor. Büyük ve güçlü birlik ve beraberliğimizi istemiyor. Aynı zamanda sendikalaşmaya da sıcak bakmıyorlar bu tutumumuz ile Ne acıdır ki,   ülkemizde bazı sendikaların ve sendikacıların büyük bölümü de, birlik ve beraberliği temin edemedikleri için işverenlerin ekmeğine yağ sürüyor, aynı bizim gibi. Oysa beraber yola çıktığımızda fikir düşünce ayrımına girmeden bir birimizin fikrine zikrine saygı duyduğumuz birbirimizi sevgi ile kucakladığımız bir noktada buluştuğumuzda, hem emek hem de ekmeğimiz daha sıcak çıkacak hem sendikalar yeniden bu yeni anlayışın kucağında yeniden doğacak, hem de biz çalışanlar emekçiler olarak ekonomik ve demokratik bakımdan daha ileriye yürümüş olacağız yeni güzelliklerin sokakların da meydanlarında el ele gönül gönle refah ve mutluluğa kavuşacaktır.

-Yani çok uzun bir yolumuz var her şeyin bakıma ilgiye derinden ihtiyacı vardır diyorsun ve çok güzel söylüyorsun.
Mehmet Aluç




Kaldırma yansıyan emeğin gölgeleri-7-
Yazan Cevap içeriği

boşluk

mehmetaluc
[Mehmet Aluç]

Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 11.06.2014
İleti Sayısı: 57
Şehir: Ankara
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 28.06.2014- 15:41
Alıntı yaparak cevapla  




Resim Ekleme


Recep

-Çoğu insanımız emek özgürlük kavramını kendi dar görüş çerçevesi içine hapis etmiş, ben bir parça ekmek kazanayım gerisi benim umurumda değil görüşünde.

Veysel

--Aslında pekte karmaşık bir anlamsızlık yumağı da değil. Birimiz bir tarafa çekiyoruz diğerimiz başka bir tarafa çekiyoruz insanlarda bu anlamsızlık karmaşası içinde kalıyor galiba.

-Bak bunda çok haklısın.

-ülkemiz dışa bağlımı kaldığı sürece emek ve özgürlüğün hakkını tam anlamı ile yaşayamayacağız galiba.

-Örneğin kış aylarında Rusya doğal gazın vanasını kapatırsa soğukta donduk öldük kaldık. Askeri uçakların şifresini aldığımız ülke değiştirir ise neler olabileceğini düşünebiliyor musun?

-Düşünmek istemiyorum o zaman kendi kendimizi vururuz aldığımız uçaklar ile durum çok vahim.

-Çok doğru konuya temas ettin, öyle ise hani bağımsızlık nerede o zaman? Kimin vicdanına terk edildik? Açıkçası vahim bir tablo çiziyor bu durum.

- Kavga kargaşa çıkar ilişkileri ve terör ülkeye gözyaşından başka bir şey getirmedi ve getirmesi de beklenemez artık, kan ve gözyaşı kendi topraklarımızda oluk oluk akar iken, hepimizin yönü aynı olacak ama düşüncelerimiz farklı olsa da amacımız emek ve ekmek özgürlük olacak. Yüreğimiz yangın yeri alev alev yanıyor, gören yok bunu söndürmeye çalışmalıyız.

-Kafamızdaki deli saçmalıkları ile dolu sorular, ev almak için araba almak için en tehlikeli işte çalışanlara gelin grev yapalım desen, yok evdekiler aç gelemem der, aslında bu çalışma hakkı için emeğinin karşılığını almak için, birkaç ay dişini sıksa inan daha güzel şeyler olacak.

-Haklısın, patron işten çıkarır yerime başkasını alır endişesi taşıyor. İşte burada vicdanlarımız devreye girmeli, o işten atılanın hakkı için o işe girmeden, o kardeşimize destek olmamız gerekir iken, maalesef daha düşük bir ücret ile o işe talip oluyoruz.

-Birbirimize tahammül edemiyoruz. Ama bağımsızlığımız elimizde değil, sanayi ve tarım alanları elimizde değil kötü yöneticilerin yönetime, çevrenin kirletilmesine vurgun ile talan edilmesine,   bedelini ödediğimiz halde hak ettiğimiz karşılığını almamaya, adaletsiz adalet sisteminin yavaş işlemesine, kötü eğitim koşullarına hala devam etmesine, haksız kazançlara ile kasaların doldurulmasına, emeğin sömürülmesine, ekmeğimize el uzatılmasına tahammül ediyoruz, ama kendi kendimizi anlamaya, fikirlerimiz aynı potada kendi menfaatimiz için eritmeye, tahammül edemiyoruz.-

-Pablo Neruda ne güzel şiirinde söylemiş:

Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler,
Yavaş yavaş ölürler okumayanlar,
Müzik dinlemeyenler,
Vicdanlarında hoş görmeyi barındırmayanlar.

Yavaş yavaş ölürler,
Gururlarını yıkanlar
Hiçbir zaman yardım
İstemeyenler.

Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklara esir olanlar,
Her gün aynı yolları
Yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve
Değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile
Girmeyen,
Veya bir yabancı ile konuşmayanlar.

Yavaş yavaş ölürler
İhtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan
Kaçınanlar,
Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
Görmek istemekten kaçınanlar
Yavaş yavaş ölürler.

Yavaş yavaş ölürler
Aşkta veya işte bedbaht olup istikamet
Değiştirmeyenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için risk
Almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin
Dışına çıkmamış olanlar.
Yavaş yavaş ölürler.

Pablo Neruda





__________________

Bu ileti en son mehmetaluc tarafından 28.06.2014- 15:44 tarihinde, toplamda 2 kez değiştirilmiştir.

Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası  »  Şiir,Öykü ve Denemeleriniz
 »  Kaldırıma yansıyan emeğin gölgeri-1

Forum Ana Sayfası

 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.

Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör KP'den: Her şey emeğin olacak! solcu 0 1022 15.06.2015- 16:57
Konu Klasör Haziran Türkiyesi emeğin ve yaşamın ülkesi olacak munzur 0 1005 26.04.2015- 21:41
Konu Klasör Katliamların ülkesi değil, emeğin ve aydınlığın ülkes pajavusta 0 899 13.10.2015- 17:15

Etiketler   Kaldırıma,   yansıyan,   emeğin,   gölgeri-1


Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör KP'den: Her şey emeğin olacak! solcu 0 1022 15.06.2015- 16:57
Konu Klasör Haziran Türkiyesi emeğin ve yaşamın ülkesi olacak munzur 0 1005 26.04.2015- 21:41
Konu Klasör Katliamların ülkesi değil, emeğin ve aydınlığın ülkes pajavusta 0 899 13.10.2015- 17:15

Etiketler   Kaldırıma,   yansıyan,   emeğin,   gölgeri-1


Forum Yazılımı:   php Kolay Forum (phpKF)  ©  2007 - 2014   phpKF Ekibi



Forum Mobil RSS