Ana Sayfa  |  Yardım  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Forum Ana Sayfası  »  Marksizm ve sosyalizm konusunda çalışmalarınız
 »  Reel sosyalizm'in çözülüşü üzerine...

Yeni Başlık  Cevap Yaz
Toplam 11 Sayfa:   «ilk   <   8   9   10   [11] 
Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 5.303
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 29.01.2017- 19:29
Alıntı yaparak cevapla  


Sovyetler ulusal sorunda başarısız mı oldu?
Mehmet Kuzulugil

Sovyetler Birliği'nde sosyalizmden kapitalizme geçişten söz edilebilir mi?

Yani 1990'ların ilk yıllarında başlayan ve belirli bir tarihte tamamlanan bir toplumsal dönüşümden, ekonomik yapının, mülkiyet ilişkilerinin ve sınıf iktidarının “geriye dönüşünden” mi söz etmeliyiz?

Sosyalizm öncesi tüm toplumsal yapılarda dönüşümün deyim yerindeyse “evrimsel” olabildiğini biliyoruz. Eski toplumun bağrında, yeni sınıfın temsilcileri şekillenirken bir yandan sınıf egemenliğinin, toplumsal yapılanmanın, üretim şekillerinin dönüştüğünü görürüz.

Burjuva devrimleri, burjuvazinin ekonomik yapıda, üretim araçlarının mülkiyetinde büyük ölçüde hakim duruma gelmesinin ardından “evrimsel” sürecin neredeyse tamamlayıcısı olarak yaşanmıştır.

Sosyalist kuruluş ve sosyalist devrim için bu geçerli değildir.

Kurmaya başlamak için yıkmak gerekir.

Ve bunun ardından gelen kuruluş evrimsel değil sıçramalı, kendiliğinden ve tedrici değil iradi bir adımdır.

Başa dönelim: Peki Sovyetler Birliği'nde kapitalizme geçiş bu kavramlar açısından nereye oturur?

Sosyalizmin son dönemlerinde ortaya çıkan asalak yapılardan, ikinci ekonomiden, kamu işletmelerinin yağmalanması ile oluşan ticaretten ve bir tür ticari burjuvaziden dem vurabiliriz. Bu durumda sürecin evrimsel olduğunu, küçük adımlarla dönüşümün tamamlandığını söyleyebiliriz.

Oysa bu, dönüşümü, üretim araçlarının nasıl ortak kamu mülkiyetinden özel mülkiyete geçtiğini açıklamaz. Koca koca fabrikalar, ikinci ekonomide oluşan bir birikim aracılığıyla el değiştirmedi!

Sovyetler Birliği'nde kamu mülkiyeti tedrici olarak el değiştirmemiştir. Tasfiye edilmiştir.

Daha doğrusu Sovyetler Birliği'nde sosyalizmden kapitalizme geçilmemiştir. Sosyalizm yıkılmıştır!

Geçilen nedir, ne kadar organik, ne kadar kalıcıdır? Ayrı bir tartışma konusudur.

Kesin olan yıkımdır.

Şimdi tüm bunların ne gereği var? Bunları niye tartışıyoruz?

Buradaki zorlama, dış destekli, haince yıkma faaliyetini görmezden gelirsek, sosyalizmin, sosyalist düzenin, altyapısı ile üstyapısı ile yeni/eski düzen kapitalizm karşısında “evrimsel” olarak kaybettiği, ikincinin daha avantajlı, daha “fit”, yaşaması daha uygun doğası karşısında teslim olduğu yanılsamalarına teslim oluruz.

Hiç de öyle değildir.

Örneğin, Ermeni, Azeri, Gürcü ve Rus topluluklarının 80 yıl geriye gidip birbirlerinin boğazına sarılması Sovyet sosyalizminin “uluslar çözümü”nün kapitalist rekabet (siz boğazlaşma okuyun) eğilimi karşısında dayanıksız olması ile değil emperyalist saldırılar ve Sovyet sosyalizminin taşı üstünde taş bırakmama çılgınlığı ile ilgisi vardır.

Sovyet sosyalizmi düşmanı ile savaşımında kaybetti.

Yıkıldı, yıktılar.

Kapitalizm ile rekabet edemediği, insan doğasına ve dünyaya onun kadar uygun olmadığı için değil, bu savaşta kapitalizme öldürücü darbeyi indiremediği, kendisini kapitalist-emperyalist dünyanın darbelerinden koruyamadığı için yıkıldı.

Sovyetler şimdi bin parçaya bölünmüş gibi görünüyorsa, uluslararası rekabet eski sovyet coğrafyasında boğazlaşmalara, katliamlara davet çıkarıyorsa bu “çözülemeyen sorunların” değil tastamam bu coğrafyadaki tüm çözümlerin ve bunların sonucunda oluşan yapıların üzerinde barbarca tepinilmesinin ürünüdür.

Başlıktaki soruya dönelim.

Sovyet sosyalizminin onlarca ulusu, onlarca etnik topluluğu birarada yaşattığı bir gerçektir.

Putin'in beğenmediği “sosyalizm altında ulusların özgürlüğü” de, verilmiş kültürel haklar da, mikromilliyetçilerin beğenemediği, “Rusça” şemsiyesi altında toplanma da Sovyet sosyalizminin somut birikimleridir.

Yaşanan yıkımı “sosyalizmin başarısızlığı” olarak yutturmaya kalkışanlara hiç yüz vermeyin.

Elbette “daha iyisi yapılabilir”.

Ama Sovyet sosyalizminin ulusların eşit ve kardeşçe yaşamını örgütleme konusunda büyük başarısı vardır ve bu hiç de öyle “sosyalizm gelince zaten uluslar önemsizleşecek, ulusal sorun da yol üstünde bir bakmışız çözülmüş oluverecek” başarıları değildir.

Sovyet sosyalizmi eskinin düşman/rakip uluslarını eşit bir birliğe taşırken aynı zamanda bu ulusların tarihsel varoluşlarını geliştirmiştir.

“Devrimden sonrasına ertelemecilik” konusunda ise net olalım. Devrimci bir işçi iktidarının sağlayacağı kaldıraç olmadan, değil ulusal sorun, Bayburt'un sorunları bile çözülemez.


Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 5.303
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 11.11.2017- 09:40
Alıntı yaparak cevapla  


101. yıl için-Aydemir Güler

Ekim Devriminin yüzüncü yılı doldu. Başka yerlerin yanı sıra, Devrimin kendi mekânında, Rusya’da, Sen Petersburg ve Moskova’da da yapılan törenlerle… tamamlandı.

Herkes kendi bayramını kutlar!

Böyle bir atasözü var mı, bilmiyorum. Ben duymadım. Ama olsa iyi olurmuş…

Türkiye’li komünistler olarak Ekim Devrimini nasıl kutladığımıza ve sonrasına ilişkin hatırlatmalardan ve notlardan oluşacak bu yazı…

“Sosyalizm Cumhuriyete çok yakışacak” sözü bizim kutlayışımızı temsil ediyor. Ekim Devriminin ülkesi bize sınırdaş da olsa, hepimiz enternasyonalist de olsak bizim bayramımız buralı olmalıydı. Üstelik 1917 ile 1923 somut tarihsel bağlamları içinde birbirleriyle organik ilişki içinde bulunmuş, 20. yüzyılın başındaki hesaplaşmada aynı safta yerlerini almışlardı. Türkiye’de yeni bir cumhuriyete ihtiyaç var ve yenisinin dayanıklı olabilmesinin koşulu sosyalistliğidir.

Ekim Devrimini dünyanın her yerinde kutlarız. Ama biz burada kutluyoruz ve Ekim Devrimini Türkiyelileştiriyoruz. Nostalji yapmıyoruz, zaten var olan bir uluslararası dili olduğu gibi aktarmıyoruz. Burada kutlamalarımızı yeniden kuruyoruz.

Çünkü maksadımız bir takvim yaprağıyla ilgili değil. Yüz yıldan geleceğe bir enerji çıkarmaya ihtiyacımız var. Veya böyle bir görevimiz…

İkincisi, yukarıda geçerken değindiğim tarihsel organik ilişkidir. Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyeti, Ekim Devrimi ile bağlantılıdır. Bizim emperyalizmi ülkemizden püskürtmemiz ve devrimci Rusya’nın Birinci Dünya Savaşından tek taraflı olarak çekilmesi, karşılıklı birer cephenin yükünün kalkmasıdır. İki devrim birbirini beslemiştir.

Bu iki ülke dünya üzerinde birbirlerinin yalnızlığını gidermişlerdir.

Kurtuluş Savaşına Bolşeviklerin yaptığı silah, cephane ve para yardımı yaşamsaldır.

Sonrasında Türkiye Sovyet yatırımlarına sahne olmuş, bir dizi kamu işletmesi sayesinde, bir de bizim serginin adında ifade edildiği gibi “sosyalizm Türkiye’de izini” bırakmıştır.

Yeri gelmişken; Kurtuluş Savaşında Kemalist hegemonya tesis edilirken bundan zarar gören bir akımın da komünizm olduğu bellidir. Ankara hükümeti ile aynı tarafa kendini yerleştiren genç komünist hareketin ödediği bedeli, Amerikan tabiriyle bir “dost ateşi” olarak görmeyiz biz. TKP’nin kurucu önderliğinin imha edilmesi sınıf kavgasının bir uzantısıdır. Ne kazadır ne rastlantı. Ve zaten Türk Devriminin kaderini karartan süreç, kurtuluş ve cumhuriyetin sosyalizm giysilerine bürünmemesi, başka bir sınıfsal doğrultuyu seçmesi, tam da komünistlerin trajedisinde sembolize olur. 1921 Ocak’ında Karadeniz’e komünistlerin ölüleri düşmemiştir yalnızca. Soldan kaçan bir devrim, zaman içinde kendisini inkâr edecek bir sona varacaktır.



Sovyetler Birliği’nde olan ise buna benzemez. Lenin’in iktidarın ele geçirilmesi sırasında, Stalin’in önce kolektivizasyon-endüstrileşme sonra da Anayurt savaşı ile sergiledikleri devrimci ve kurucu iradenin erozyona uğraması önlenemedi. Sovyet sosyalizminin ortaya çıkarttığı anıtsal eser yetmedi. Yenildiler. Yenildik.

Siyasal mücadelelerde yenilgiye mazeret aramak çok yersizdir.

Elbette yenilen yapının ne olduğuna bakacağız, öğreneceğiz, eleştireceğiz, yenilmez olanını yaratmayı amaçlayacağız.

Herkes kendi dersini öğrenir. Bir de, böyle bir söz olsun, varsın.

Bizim dersimizin başlığı kaldığımız yerden devam etmektir.

Çok basit. 21. yüzyılın can yakan sorunlarını sıralayın şöyle bir. İster çocuk bakımı deyin ister ulusal-etnik gerilimler. İster gündelik yaşamın kıvrımlarına inin, ister kürenin bütününe tepeden bakın… Çözüm ararken Sovyet deneyimine dönüp bakmanızın gerekmeyeceği, dahası o deneyimin bıraktığı noktadan devam etmenin yerinde olmadığı bir tane kritik sorun bulursanız, söylediklerime itiraz edersiniz…

Ekim Devriminin anıtsal mirası eğitimdir, hızlı sanayileşmedir, anadilde eğitimdir, kadın özgürlüğüdür, halk sağlığıdır, sanatın sıradan insanı kucaklamasıdır. Yenilgi asla buralarda değildir. Yenilgi bu anıtsal yapının inşasını mümkün kılan sosyalizmin içine yapılan kapitalist şırıngalardadır.

Merkezi planlamaya biraz piyasa aşısı yaparsanız, sosyalist toplum zehirlenir.

Halkın yönetime katılım mekanizmalarını burjuva parlamenter ölçütlerle yargılamaya kalkarsanız, o mekanizmalar çöker.

Her şeyin metalaştığı, işsizliğin kural olduğu bir kapitalist toplumsal yapıyla, istisnasız bütün temel gereksinimlerin kamusal hizmet olarak görüldüğü ve sübvanse edildiği, işsizliğinse yasak olduğu sosyalizm arasında ücretleri karşılaştırıp, sosyalist ülkeyi ücretlerin çok düşük olması nedeniyle mahkûm etmek delilik olur.

Sosyalist devrimi ne iktidarı alırken, ne sosyalizmi kurarken, ne olgun toplumun deneyimini yükseltirken sulandırmamak gerekir. Yüz yıl önce Bolşevikler sosyalist devrimciydi. İleriki yıllarda da biz sosyalist devrimcilikte ısrar edeceğiz. Bizim aldığımız ders budur.


Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 5.303
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 11.11.2017- 09:51
Alıntı yaparak cevapla  


Çöküş üzerine Metin Çulhaoğlu'nun bir tespiti:

''Sistem gümbür gümbür çökerken Sovyet halkları neden pek kılını kıpırdatmadı?  

Çöküş, gerçekten sadece önderliğin, yani partinin ve devletin üst kadrolarının “ihanetinin” eseriyse, Sovyet halklarıyla ilgili şu sonuca varmak kaçınılmaz oluyor: Bu insanlar, “yukarıdan” sosyalizmi satacak hain çıkmadığı sürece sosyalizme, çıktıktan sonra da kapitalizme eyvallah diyecek ölçüde apolitikleştirilmiş, edilgenleştirilmiş ve yabancılaştırılmıştır…

Demek ki devrim, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında “kitlesizleşmiş” ya da “kitlesizleştirilmiştir.”

Denecektir ki Stalin’den sonra Hruşçov geldi, Brejnev pasif kaldı, Andropov vakitsiz öldü, Merkez Komite ya da Politbüro içindeki şu ya da bu dengeler olumsuz gelişti, vb. vb... İyi de bütün bunlar olurken Sovyet halkları ne yapıyor, ideolojik anlamda nelerle besleniyor, 1917’de gerçekleşen büyük devrimi nasıl görüyor, nasıl algılıyordu?

Eğer önderlik (henüz ihanet etmeden) halk için “işleri var, aşları var; konut, eğitim, sağlık gibi alanlarda dertleri yok, bol bol votka da içebiliyorlar, neleri eksik ki?” diye düşünürse, halk da “ben bunları çoktan kanıksadım, şimdi canım hamburger, Holywood filmi, ‘batılı yaşam tarzı’ istiyor” der ve iş orada biter…

Zaten orada bitmiştir.

***

Kim bilir, belki balık gerçekten baştan kokmuştur…

Ama kokmasaydı da bu başın Sovyet halklarını seferber edip canlandırmaya, ortalığa çekidüzen verip ekonomide, siyasette ve toplumsal yaşamda yeni bir “sosyalist canlanma” yaratmaya ne mecali vardı ne de ideolojik formasyonu buna elveriyordu…

Sona doğru, Perestroyka ve Glasnost’la bir şeyler denemeye kalktıklarında Pandora’nın kutusu açıldı ve bu kutudan çıkan düpedüz kapitalizm yanlısı çapsız teknokratlar meydanı boş buldular. Çünkü karşılarında sosyalizm adına sağlam duracak birikime sahip bir önderlik yoktu.

“İhanet” mi?

Evet, zamanında Bersntein, Kautsky, Plehanov gibileri sosyalizme “ihanet etmişlerdir”; ama en azından ihanet ettikleri söylenen şeyin ne olduğuna ilişkin ciddi fikirleri olduğu kesindir.

Peki, Gorbaçov, Yeltsin, Şevardnadze, Aliyev ve benzerlerinin “ihanetle” suçlandıkları şeye (sosyalizme) ilişkin ciddi bir bilgi birikimine sahip olduklarını düşünüyor musunuz?  

***

Bundan sonra Türkiye dâhil dünyanın neresinde olursa olsun hiçbir sosyalist devrim “teknik anlamda” Ekim Devrimi’ne benzeyemez, benzemeyecektir.

Bundan sonra Türkiye dâhil dünyanın neresinde olursa olsun her sosyalist devrim “öz itibarıyla” mutlaka Ekim Devrimi’ne benzeyecektir.

Bundan sonra dünyanın neresinde olursa olsun herhangi bir sosyalist devrim, umarız sosyalizmden bihaber bürokrat-teknokrat önderlikler ve apolitikleştirilmiş bir halk kitlesi yüzünden Ekim’in akıbetine uğramaz. ''


http://ilerihaber.org/yazar/sevimsiz-yazi-78687.html


Yeni Başlık  Cevap Yaz
Toplam 11 Sayfa:   «ilk   <   8   9   10   [11] 



Forum Ana Sayfası  »  Marksizm ve sosyalizm konusunda çalışmalarınız
 »  Reel sosyalizm'in çözülüşü üzerine...

Forum Ana Sayfası

 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.

Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Sosyalizmin Nihai Zaferi Üzerine spartakus 1 966 28.01.2015- 17:53
Konu Klasör Reel politika denizcan 5 1202 19.01.2015- 20:52
Konu Klasör Ekim devrimi, Reel Sosyalizm ve Çöküş spartakus 0 758 05.08.2015- 20:30
Konu Klasör Reel Sosyalizmler: Kıymetlerini bilelim; hatırlayalım dayanışma 1 1075 12.04.2015- 22:32
Konu Klasör Türkiye'nin reel kapitalizmi ve dinci ideoloji denizcan 0 1216 13.12.2014- 17:02

Etiketler   Reel,   sosyalizmin,   çözülüşü,   üzerine.


Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Sosyalizmin Nihai Zaferi Üzerine spartakus 1 966 28.01.2015- 17:53
Konu Klasör Reel politika denizcan 5 1202 19.01.2015- 20:52
Konu Klasör Ekim devrimi, Reel Sosyalizm ve Çöküş spartakus 0 758 05.08.2015- 20:30
Konu Klasör Reel Sosyalizmler: Kıymetlerini bilelim; hatırlayalım dayanışma 1 1075 12.04.2015- 22:32
Konu Klasör Türkiye'nin reel kapitalizmi ve dinci ideoloji denizcan 0 1216 13.12.2014- 17:02

Etiketler   Reel,   sosyalizmin,   çözülüşü,   üzerine.


Forum Yazılımı:   php Kolay Forum (phpKF)  ©  2007 - 2014   phpKF Ekibi



Forum Mobil RSS