Ana Sayfa  |  Yardım  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Forum Ana Sayfası  »  Kültür-Sanat haberleri
 »  İyi ki doğdun iki gözüm...

Yeni Başlık  Cevap Yaz
İyi ki doğdun iki gözüm...           (gösterim sayısı: 2.293)
Yazan Konu içeriği

boşluk

dayanışma
[özgürlük]

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 13.12.2013
İleti Sayısı: 1.918
Şehir: Zonguldak
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Konu Tarihi: 28.10.2014- 18:08
Alıntı yaparak cevapla  


İyi ki doğdun iki gözüm...

Ezgileriyle ve kendine özgü üslubu ile başkaldırıyı hatırlatan, düzeni sorgulayan ve özgürlüğün melodisi olan Ahmet Kaya, bugün 57 yaşında...

Resim Ekleme

Türkiye’de protest müziğin en önemli ismi olarak bilinen Ahmet Kaya bugün 57 yaşında. Ezgileriyle ve kendine özgü üslubu ile başkaldırıyı hatırlatan, düzeni sorgulayan ve özgürlüğün melodisi olan Ahmet Kaya, toplumun her kesiminde müziğiyle ve sesiyle kabul görmüş bir müzisyendi.

Kürt kimliğini ve anadilini özgürce paylaşmak ve müziğini o ezgilerle beslemek istediği için çok sevdiği ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Kürt halkının üzerindeki anadil ve kimlik baskısına karşılık, o bir Kürt olarak Kürtçe türkü söylemek ve bunu sanatına katmak istedi. Kaya, 90’lı yıllarda Kürt halkının yaşadığı acıların, belki son olabileceğini görmüş olsa gerek, bu isteğini tüm kamuoyula paylaştı. İki halkın devlet politikalarıyla birbirine düşürüldüğü bir dönemde, müziğiyle başka bir pencere açmak istedi. Fakat Ahmet Kaya'ya, bu yüzden ağır bedeller ödetildi.

Kürt kimliğini ifade ettiği için 'halkı düşmanlığa itmekle' suçlandı. Ardı arkası kesilmeyen suçlamalar ve linç psikolojisinin yaygınlaşması onu ülkesini terk etmeye, sevdiklerine ve ülkesine hasret yaşamaya itti. O dönem Kaya’ya türlü ve yersiz suçlamalarda bulunanlar, son yıllarda vicdan muhasebelerini paylaşmayı ihmal etmedi. Ne kimliği yüzünden lince uğrayışı, ne linci başlatan isimler, ne de ülkesine hasret yaşamak zorunda bırakılan Ahmet Kaya unutulmadı.

‘ÜNLܒ İSİMLERİN KİMLİK HASSASİYETİ
10 Şubat 1999'da Magazin Gazetecileri Derneği tarafından yılın en iyi sanatçısı ödülünü alan ve ödül konuşmasında Cumartesi Anneleri’ne teşekkür ederek, yakın zamanda Kürtçe şarkı söyleyip, klip çekeceğinin duyurusunu yapan Kaya, o gecede bulunan ‘ünlü’ isimler tarafından adeta linç edildi.

Bu olay sonrasında Ahmet Kaya'nın 1993 yılında Berlin'de Kürt İşadamları Derneği'nin düzenlediği bir gecede verdiği iddia edilen bir konsere ilişkin fotoğrafların Hürriyet Gazetesi'nde yayınlanmasıyla linç psikolojisi kamuoyuna en üst seviyede aşılandı. Kaya hakkında, ''PKK’ya yardım ve yataklık yaptığı, aynı zamanda halkı ırk farklılığı ve düşmanlığa sevkettiği'' gerekçesiyle, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde 10.5 yıl ağır hapis istemiyle iki ayrı dava açıldı. Ahmet Kaya, bu linç psikolojisinin sonucu olarak, 16 Haziran 1999'da memleketinden ayrılmak zorunda kaldı.

‘HOŞÇAKALIN' DİYEMEDEN VEDA ETTİ
Ahmet Kaya, 16 Kasım 2000 yılında 'Hoşçakalın Gözüm' isimli albümünün kayıtlarını yaparken, Paris'in Porte de Versailles semtindeki evinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. 17 Kasım 2000'de 30.000'in üzerinde kişinin katıldığı törenle Paris'te Peré Lachaise mezarlığına defnedildi.


Söz, yetki, karar, iktidar HALKA!
Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.099
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 29.10.2014- 06:46
Alıntı yaparak cevapla  


Ahmet Kaya'yı severdim, askerliğimde Gaziantepli çömez asteğmen sayesinde ilk kez dinlemiş, gerçekten sevmiştim. Sonra aramıza ''türban olayı'' girdi. AKP türbanı bir özgürlük simgesi olarak kullanmaya başladığında Ahmet Kaya o günlerde düzenlenen ''türbana özgürlük'' gösterilerinde yer almaya başlamıştı. Birinde '' anneannemin, bacılarımın başındaki türbana uzanacak elleri kırarım'' şeklinde konuşma da yapmıştı. Mealen hatırlıyorum, böyle bir şeydi ve özgürlük-insan hakları adına gericiliğin alkışlarına gülücükler, sevgiler, saygılar yolluyordu. Uzunca bir zaman aramıza kara kedi girdi; dinlemekten kaçındım, çevremdekilerle de türban konusundaki tavrı ve söylemi yüzünden, aleyhinde tutum alarak tartıştım. (Gerçi bunlardan   onun haberi yoktu.)

Sonra o magazin gazetecileri derneğinin gecesindeki olay gelip çattı. Konuşmasını o koşullarda gereksiz görsem de, oradaki milliyetçi-şoven kalkışma epey rahatsız ediciydi. Ahmet Kaya masasına geçtiğinde masanın üzerine yağan çatal bıçaklar, onun oradaki sessiz çaresizliği de az yürek parçalayıcı değildi.

Sonrası yurt dışı.
Sonrası ülkesine duyduğu özlem.

Ve sonra o acı haber:
Ahmet Kaya yurt dışında öldü!

Kaç yaşındaydı, 47 mi?

Bütün ölümler erkendir ama, bu çok daha erken ölüm değil miydi?

Ahmet Kaya ölmüştü, o yoktu, bir daha karşımızda olmayacaktı. Bu ne korkunç bir şeydi böyle. O heyecanlı ve tutkulu konuşmalarını bir daha dinleyememek, o utangaç ama muzip tavırlarını bir daha görememek!

Sonra çok uzun bir zaman arabamda yalnız onun şarkılarını dinledim. Sadece onun şarkılarını, Şafak Türküsü'nden, Yorgun demokrat'a ve diğerlerine kadar kadar hepsini. Onu dinledikçe ona yönelik bir hatalı tutum alıp almadığımı da düşünürdüm. Ama ne önemi vardı artık; Ahmet Kaya ölmüştü.

Ahmet Kaya'nın doğum gününde ''doğum günün kutlu olsun'' demek varken, ben ölümünü yazmaya çalıştım. Sadece üzüntü değil, belki bir suçluluk duygusu: Tıpkı Nazım', Yılmaz'a ve onlarca aydına yaptığımız gibi: Ona ''olmasaydı sonumuz böyle'' dedirttikten sonra sanki hiç bir şey olmamış gibi, sanki onun ölümünden hiç birimiz sorumlu değilmişiz gibi ''doğum günün kutlu olsun'' demek biraz garip kaçmıyor mu?

Utana sıkıla, ezile büzüle de olsa, adettendir;
İyi ki doğdun iki gözüm!'







Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

munzur
[....]

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 19.12.2013
İleti Sayısı: 1.088
Şehir: Gizli
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 16.11.2015- 19:41
Alıntı yaparak cevapla  


Hoşçakal gözüm!

Bugün Türkiye'nin gelmiş geçmiş en çok konuşulan sanatçılarından birisi olan Ahmet Kaya'nın 15. ölüm yıldönümü...

Resim Ekleme

MGD Gecesi'nde yaptığı "Kürtçe bir şarkı söyleyeceğim ve buna bir de klip çekeceğim" açıklamasından sonra dönemin sanatçıları tarafından korkunç bir lince uğrayarak sanat hayatı bitirilmeye çalışılan ve hayata gözlerini Paris'te 16 Kasım 2000 sabahı geçirdiği bir kalp kriziyle kapatan Ahmet Kaya'nın vefatının üzerinden 15 sene geçti.

Gülten Kaya: Ahmet Kaya olsa şarkılarını Ankara’ya, oradan Cizre’ye yükseltirdi

Bugün, faillerin hep meçhul kaldığı bu toprakların ozanının 15’inci ölüm yıldönümü. Diken editörü Tunca Öğreten, onsuz geçen 15 yılı yoldaşı, sevgilisi, eşi Gülten Kaya’ya sordu.

15 yılın çok zor geçtiğini söyleyen Gülten Kaya, “Üreterek ve şarkılarına sığınarak yaşadık. Zaman çok da iyileştirici olmadı ve olamayacak gibi… Bizim avuntumuz, geride kalan muhteşem eserler ve hayat karşısındaki o çok değerli duruşu oldu aslında. Bu duruş, hayata müdahil olma duruşuydu. Bu boşluk, -özellikle de sanat açısından- çok hissediliyor” dedi.

Şu an en az 132 kişinin hayatını kaybettiği katliamın yaşandığı Paris’te olduğunu ve göğün griye döndüğünü söyleyen Kaya sözlerine şöyle devam etti: “Dün gözüm kulağım bir yandan kendi ülkemdeyken, Paris katliamında hayatlarını kaybedenler için bir mum da ben yaktım onlara kıyılan alanda. Dünyanın her yerinde acıla yaşanıyor.”

“Daha ne kadar acılara tutunarak yaşamak zorunda kalacağız” diye sorduğumuz Kaya şu cevabı verdi: “Bu soruyu hepimiz birbirimize soruyoruz. Kürt topraklarında yaşanan açık-legalleştirilmiş bir katliam var ve bunun cevabı için de tek soru var: Ne uğruna? Kürt halkını başkası katletmiyor. Aynı bayrak altında, aynı kimliktekiler katlediyor. Yakın tarih bize öğretti ki yerde kalan haklılıkları silah ve katliamla yok edemezsiniz. Bu haklardan biri de, Ahmet Kaya’nın da uğruna hayatını kaybettiği ana dil hakkıdır. Yeni bir yüz yılın başında ‘teklik’ uğruna bu kadar acı yaşanıyorsa, bir yüz yıl daha halklar bunu taşıyamaz, kaldıramaz. Sonsuz sonuçsuz kalır bu ‘teklik’ anlayışı.”

Kaya’ya, “Ahmet Kaya yaşasaydı, Cizre’de cenazesi buzdolabında saklanan Cemile Çağırga ya da dün Nusaybin’de evinin bahçesinde katledilen beş çocuk annesi Selamet Yeşilmen için bağlamasını eline alır mıydı” diye sorduk.

Gülten Kaya şöyle konuştu: “Ahmet Kaya o kısacık hayatının tümünde, sanatın diğer tüm alanlardan çok daha özgür, güçlü, dinamik ve örgütleyici olduğuna inandı. Ve/fakat hayat, sanatın kapsayıcı, kucaklayıcı, iyileştirici etkisinden uzak akıyor bizim ülkemizde. Onun duruşu, ürettiği şarkılar, yakın tarihimizde yaşadıklarımızın tanıklığıdır. O şarkılar dağlara, kentlere, meydanlara, hapishanelere, tüm halklara yapıldı ve tüm demokratik haklar için yapıldı. Eğer aramızda olsaydı o yine en bas/bariton tonuyla, sesini yine şarkılarıyla yükseltirdi. Ankara’ya da yükseltirdi. Ve o şarkılar Silopi’den Cizre’ye, oradan Nusaybin’e Diyarbakır’a, Suruç’ ulaşırdı. Yani Ahmet o masum insanların haklarını omuzlardı.”

Ahmet Kaya: Herkesin beni sevmesini istemiyorum

BBC Ahmet Kaya'nın ölüm yıldönümünde Arşiv Odası programında sanatçıyla 1996'da yapılan bir radyo söyleşisini yayınladı.

BBC Türkçe'nin Cenk Erdil ve Aylin Yazan'ın yapımcılığını üstlendiği Arşiv Odası programı, Ahmet Kaya'nın 1996'da konuk olduğu yine BBC Türkçe'nin Sizlerle Başbaşa programına ait kayıtları yayınladı.

Ahmet Kaya'nın "Birileri tarafından sevilmemek benim çok hoşuma gidiyor. Düşmanı olmayan insan sıradan insandır" ifadelerini kullanıyor.

AHMET KAYA KİMDİR?

Ahmet Kaya'nın ölümün 15. yıldönümünde, usta sanatçının hayatı


Resim Ekleme

Ahmet Kaya 1957 yılında Malatya'ya göç etmiş olan bir ailenin beşinci çocuğu olarak doğdu. Babası Sümerbank mensucat fabrikasında çalışan bir işçiydi. İlkokulu Malatya'da okudu. Müzikle altı yaşında babasının hediye ettiği bağlama ile tanıştı. Okuldan geri kalan zamanlarında plak ve kaset satan bir dükkânda çalışmaya başladı. Ailesinin geçim sıkıntısı çekmesi nedeniyle 1972'deİstanbul Kocamustafapaşa'ya göç ettiler ve okulu bırakmak zorunda kaldı. İşportacılık ve çeşitli işyerlerinde çıraklık yaptı. Bu dönemde küçük bir yerleşim yerinden büyük bir şehre taşınmanın ve alışmanın sıkıntılarını yaşadı. Bu sıkıntılarını bir belgeselde şöyle dile getirdi:

"Onlarla konuşmuyordum; çünkü onlarla konuşamıyordum. Giyimleri başkaydı, konuşmaları başkaydı. Onlar gibi konuşmaya çalışıyordum. Mesela terziye gidip onlar gibi pantolon diktirmeye filan başlamıştım. Terzinin yaptırdığı pantolonların üzerime uymadığını görüyordum. Onlara yakışıyordu bana yakışmıyordu. Bir kız vardı bizim okulda; herkesin   bir aşkı vardır, çocukluk aşkı. Bir gün gittim dedim ki: 'Biraz seninle konuşak beş dakika, kaçıyorsun hep...' Bana dedi ki: 'Rica ederim.' Öyle bir ağrıma gitti ki: 'Ben de sana rica ederim,' dedim.. Ben o zaman anlamını bilmiyordum, yani onu bir küfür zannettim.[2] "

On altı yaşında yasadışı afiş basmaktan hapse atıldı.[2] Daha sonra birkaç arkadaşıyla birlikte Halk Birimleri Derneği'nin çalışmalarına katıldı. Bu çalışmaları sırasında çeşitli etkinliklerde bağlama çalmaya devam etti. Boğaziçi Üniversitesi'nde yapılan bir etkinlikte Ruhi Su ile tanışma fırsatı buldu ve Mahsus Mahal isimli Ruhi Su türküsünü söyledi. 1978 yılında Gelibolu'da askerlik yaptı, bu arada askeri orkestrada müzik çalışmalarına devam etti. Askerlik dönüşü Emine Kaya ile evlendi ve 1982 yılında kızları Çiğdem doğdu.

İşsizlik sebebiyle ekonomik zorluklar çeker. Bu sırada eşi kendisinden ayrılır. Bu ekonomik sorunlarından kurtulmak umuduyla kendi deyimiyle "sistemin tersine hareket" ederek hapse girmeye çalışır. Nihayetinde uzun uğraşılar sonucu çıkardığı Ağlama Bebeğim albümünü 1985 yılında yayınlar. İstanbul Şan Tiyatrosu'nda küçük bir konser verir. Yayımlandığı yıl albüm toplatılır fakat daha sonra sansürü kaldırılır. 1985'te ikinci albümü Acılara Tutunmak için birinci albümde olduğu gibi Değişim Stüdyosu'yla anlaşır. Stüdyonun sahibi, o sıralarda Metris Askeri Cezaevi'nde olan Selda Bağcan'ın kardeşi Sezer Bağcan'dır. Cezaevinde tanıştığı 12 Eylül Darbesi mağduru Gülten Hayaloğlu ile Ahmet Kaya'nın tanışmasına aracılık eder. Albüm yayımlandıktan sonra evlenirler. Gülten Hayaloğlu hapishanede idam cezasına mahkûm olan Nevzat Çelik'in Şafak Türküsüşiirini Ahmet Kaya'ya iletir. Böylelikle geniş kitlelerce tanınması sağlanan albüm, 1985 yılında yapılıp 1986'da piyasaya çıkan Şafak Türküsü olur. Bu albümde aranjör Oğuz Abadan'la çalışır ve hemen hemen tüm besteleri kendisi yapar. Aynı yıl An Gelir albümünü yayınlar. 1987 yılında kızı Melis doğar.

Gülten Hayaloğlu ile evlendikten sonra kardeşi Yusuf Hayaloğlu ve şiirleriyle tanışır. Sözlerinin çoğunluğunun Yusuf Hayaloğlu'na ait olduğu Yorgun Demokrat adlı albümü 1987 yılında yayımlanır. 1988 yılında sadece iki şarkının söz yazarlığını Hayaloğlu'nun yaptığı ve diğer sözlerin tanınmış şairlerin şiirlerinden oluşan Başkaldırıyorum albümü çıkar. Ardından 1989 yılında sadece bağlama ve vokalin ile oluşturduğu konserlerinden bir derleme olan Resitaller-1 yayımlanır. Aynı yıl Osman İşmen'in düzenlemesiyle, sözlerinin büyük çoğunluğunu Hayaloğlu'nun yazdığı İyimser Bir Gül albümü çıkar. 1990 yılında Resitaller-1'in devamı niteliğinde olan Resitaller-2 albümü yayımlanır. Aynı yılın Ekim ayında çeşitli şairlerin şiirlerinden oluşan Sevgi Duvarı isimli albümünü çıkartır.

Şarkılarım Dağlara albümü basılan 2.800.000 bandrolle rekor kırmıştır.[5] Bu albümde yer alan Özgür Çağrı isimli şarkıda geçen Abin bir gün dağdan döner, sarılırsın yavrucağımgibi sözler nedeniyle albümü toplatılır, konser vermesi yasaklanır.

1990 yılında Tatar Ramazan ve 1992 yılında Tatar Ramazan Sürgünde filmlerinin müziklerini yaptı. 1994 yılında prodüksiyonunu Gülten Kaya ve Yusuf Hayaloğlu'nun yaptığı,Kanal D'de yayınlanan Ahmet Abi'nin Vapuru programını yapar. Bu program sadece 13 hafta sürer. Bu programa Nihat Akgün'ün katılması ve JET-PA'nın sponsorluğunu yapması büyük eleştiriler alır.

İlk dönem albümlerinde genel olarak bağlamaya ağırlık verdi. Ahmet kayanın tarzı pop, Türk halk müziği ve arabesk kategorilerine tam olarak dahil edilemediği için özgün müzikdenilmeye başlandı. Kendisi müzik tarzının devrimci arabesk veya protest olarak tanımlanmasına karşı çıktı. Sözlerini kendisinin yazdığı bestelerle beraber,Attilâ İlhan, Can Yücel,Nevzat Çelik, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Enver Gökçe, Ahmed Arif gibi tanınmış şairlerin şiirlerini de bestelemiştir. Genellikle şarkılarında toplumsal meseleler işlenir. Toplam yirmiiki albümünde sadece bir Kürtçe şarkısı (Karwan) vardır ve bir tane de Kürtçe açılış bulunur.

Boğaziçi Üniversitesi'nde Ruhi Su ile tanışıp Mahsus Mahal isimli türküyü çaldığı zaman, Ruhi Su bağlamanın bu şekilde, at teper gibi çalınmayacağını söyler. Yıllar sonra Ahmet Kaya bir konserinde bağlama çalarken bu olaya nüktedan bir gönderme yaparak "Bağlama böyle de çalınır" der.

10 Şubat 1999'da Magazin Gazetecileri Derneği'nin Princess Otel kongre salonunda düzenlenen ödül töreninde yılın en iyi sanatçısı ödülünü aldı ve ödül konuşmasında: "Ben bu ödül için İnsan Hakları Derneği’ne, Cumartesi Anneleri’ne, tüm basın emekçileri ve tüm Türkiye halkına teşekkür ediyorum. Bir de bir açıklamam var: Şu anda hazırladığım ve önümüzdeki günlerde yayımlayacağım albümde bir Kürtçe şarkı söyleyeceğim ve bu şarkıya bir klip çekeceğim. Aramızda bu klibi yayınlayacak yürekli televizyoncular olduğunu biliyorum, yayınlamazlarsa Türkiye halkıyla nasıl hesaplaşacaklarını bilmiyorum." dedi. Bunun sözleri üzerine davetlilerin bir kısmı tepki gösterip, küfür etmeye ve kendisine çeşitli eşyalar fırlatmaya başladılar. Kaya, MGD görevlileri tarafından kongre salonundan olağandışı koşullarda dışarıya çıkartıldı.

Bu olayın hemen sonrasında Ahmet Kaya'nın 1993 yılında Berlin'de Kürt İşadamları Derneği'nin düzenlediği bir gecede verdiği iddia edilen bir konsere ilişkin fotoğrafların Hürriyet Gazetesi'nde yayınlanması üzerine "Bölücü PKK örgütüne yardım ve yataklık yaptığı ve halkı ırk farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği" iddiasıyla hakkında İstanbulDevlet Güvenlik Mahkemesi'nde toplam 10.5 yıl ağır hapis istemiyle iki ayrı dava açıldı. 16 Haziran 1999'da Türkiye'den ayrıldı. Yargılamaların sonucunda gıyabında toplam 3 yıl 9 ay ağır hapis cezasına çarptırıldı. Daha sonra bu görüntülerin düzmece olduğu belirlendi.

1999 yılında Münih'de PKK yanlıları tarafından düzenlenen konserde ‘‘Arabamı o şerefsizlerin memleketinde bıraktım’’ dediğini iddia eden Hürriyet Gazetesi haberi için hakkındaDGM tarafından bir kez daha soruşturma başlatıldı. 9 Şubat 2000 yılında Zaman Gazetesi'ne yaptığı röportajda "Ben 3 tane şerefsizin yüzünden ülkemde arabama bile binemedim dedim" diyerek yalanladı. 1999'da Almanya'nın Münih şehrindeki Barış, Demokrasi ve Özgürlük Festivali isimli organizasyonda söylediği ve içinde "Kürdüz Ölene Kadar, Vallahi biz dostu özledik, Kürdüz sonuna kadar, Vallahi Apo'yu özledik" sözleri geçen şarkısı nedeniyle eleştirildi. 1999 Mart ayında Ordu Valiliği, Ahmet Kaya'nın kasetlerinin kentte satılmasını ve bulundurulmasını yasakladı.

Ahmet Kaya, yasal suçlamaların yanı sıra çeşitli kesimlerce lüks içinde yaşarken yoksulluk edebiyatı yapmakla suçlandı. Bu eleştirilerle ilgili olarak yöneltilen bir soruya şu şekilde yanıt verdi:

“Benim hiç Mercedes'im olmadı. Şimdiki arabam Mercedes'ten daha pahalı, cip olduğu için gözüne batmıyor insanların. Salaklaşmamak lazım; bunlar önemli şeyler yani. Biz insanların yoksulluğunu savunmadık. Bizler yaşamımız boyunca insanların zenginliğini savunduk. Yani ben cipe binsem, Mercedes'e binsem; bunlar önemli şeyler midir? Ben tarihin yüklediği misyonu yerine getiriyor muyum? Bu önemli. Tam 30 sene aç yaşadım bu ülkede, 30 yıl boyunca. Bütün lokantaların kenarlarına gidip, o lahmacunların nasıl çıktığına baktım.   Artık ben bu saatten sonra bunu yerim ve kimse bunu engelleyemez...”

Ahmet Kaya, 16 Kasım 2000 yılında Hoşçakalın Gözüm isimli albümünün kayıtlarını yaparken, Paris'in Porte de Versailles semtindeki evinde bir gece kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. 17 Kasım 2000'de 30.000'in üzerinde kişinin katıldığı törenle Paris'in Peré Lachaise mezarlığına defnedildi.

2002 yılında Ahmet Kaya'nın şarkılarını 20 ünlü sanatçının söylediği Dinle Sevgili Ülkem isimli bir albüm yapılmış , Magazin Gazetecileri Derneği'nin gecesinde duyurduğu Kürtçe Karwan (Kervan) parçasının ve klibinin de bulunduğu Hoşçakalın Gözüm, Biraz da Sen Ağla albümü yayımlandı. Père Lachaise Mezarlığı 71. bölüm'nda bulunan mezarı 2003 yılında tekrar düzenlendi. Ağırlığı 3.5 tonu bulan mezarının üzerinde kardelen motifleri, enstrümanlar, Kastamonu yazması deseni, İstanbul silueti, şarkı sözleri ve büstü bulunmaktadır. Kalsın Benim Davam. ve Gözlerim Bin Yaşında (Aralık 2006) adlarında dört albümü daha yayınlanmıştır.

4 Eylül 2007'de Türkiye'de kendi ismine açılan tek yer olan Ahmet Kaya Halk Evi, Batman'da açıldı. 2009 yılında AKP hükümetince mezarının Paris'ten Türkiye'ye taşınması konusunda fikirler ortaya atıldı. Ahmet Kaya'nın kabri halen Paris'in Père Lachaise Mezarlığı'nda yer almaktadır.

Haziran 2012'de Magazin Gazetecileri Derneği tarafından Ahmet Kaya Özel Ödülü verileceği açıklandı. İlk ödülü Kaya'nın bağlamacısı Ümit Yılmaz'ın alacağı söylendi.

28 Ekim 2013'te 2013 Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’nde ‘müzik’ alanındaki ödül Ahmet Kaya'ya verildi.

http://www.abcgazetesi.com/hoscakal-gozum-2418.html



__________________

Bu ileti en son munzur tarafından 16.11.2015- 19:42 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.

Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası  »  Kültür-Sanat haberleri
 »  İyi ki doğdun iki gözüm...

Forum Ana Sayfası

 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.

Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör ‘...bir eksiğiz iki gözüm!’ dayanışma 0 1292 07.03.2014- 21:55
Konu Klasör İyi ki doğdun Deniz solcu 11 6106 09.05.2015- 14:49
Konu Klasör İyi ki doğdun Lenin! melnur 2 948 23.04.2018- 06:59
Konu Klasör İyi ki doğdun Ali'm İsmail umut 2 1848 19.03.2014- 11:14
Konu Klasör İyi ki doğdun Marks solcu 2 1499 09.05.2015- 08:58

Etiketler   İyi,   doğdun,   iki,   gözüm.


Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör ‘...bir eksiğiz iki gözüm!’ dayanışma 0 1292 07.03.2014- 21:55
Konu Klasör İyi ki doğdun Deniz solcu 11 6106 09.05.2015- 14:49
Konu Klasör İyi ki doğdun Lenin! melnur 2 948 23.04.2018- 06:59
Konu Klasör İyi ki doğdun Ali'm İsmail umut 2 1848 19.03.2014- 11:14
Konu Klasör İyi ki doğdun Marks solcu 2 1499 09.05.2015- 08:58

Etiketler   İyi,   doğdun,   iki,   gözüm.


Forum Yazılımı:   php Kolay Forum (phpKF)  ©  2007 - 2014   phpKF Ekibi



Forum Mobil RSS