Ana Sayfa  |  Yardım  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Forum Ana Sayfası  »  Ustalardan Seçkiler
 »  REFİK DURBAŞ

Yeni Başlık  Cevap Yaz
REFİK DURBAŞ           (gösterim sayısı: 1.123)
Yazan Konu içeriği

boşluk

selma56
[dünyalı]

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.09.2013
İleti Sayısı: 287
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Konu Tarihi: 09.09.2013- 16:39
Alıntı yaparak cevapla  


BARIŞ KOYUN ÇOCUKLARIN ADINI


Oyunu sever bütün çocuklar
birdirbir, uzun eşek, körebe
bu yüzden anlamı aynıdır, değişmez
oyun sözcüğünün halkların dilinde

(Oyun koyun çocukların adını)

Savaşa karşıdır bütün çocuklar
kışın: kar altında her sabah
tükenip erise de solgun nefesi
yazın: göğsü sırmalı fabrikalarda
çarkları döndürse de yoksul alevi
savaşa karşıdır bütün çocuklar
nice ölümlerden geçmislerdir
nice rüzgarlar içmislerdir
gelincik tarlası çocuklar

(Emek koyun çocukların adını)

Gökyüzünün penceresinden şimdi
bir kuş havalansa
kanat çırpınışlarında
hayatın yağmalanmış sevinci
- Kuş uçar rüzgar kalır

(Sevinç koyun çocukların adını)

Uzay denizlerinde şimdi
bir balık ağlasa
gözyasi billurlarında
yüz bin umut kıvılcımı
- Alev uçar nazar kalır

(Umut koyun çocukların adını)

Çocuk bahçelerinde şimdi
bir çiçek açsa
hüzün sevince dönüşür
sevinç çiçeğe
- Ölüm uçar çocuklar kalır

(Mutluluk koyun çocukların adını)

Barıştan yanadır bütün çocuklar
sabah: kuşatılmış bir toplama kampında
ayrılığın tepsisini okşasa da elleri
aksam: yıldızların mor orağıyla
sessizliği devşirse de yetim öksüz sesi
barıştan yanadır bütün çocuklar
nice çığlık emmişlerdir
nice korku gezmişlerdir
yürekten hisli sevmişlerdir
güvercin harmanı çocuklar

(Devrim koyun çocukların adını)

Barışı sever bütün çocuklar
beştaş, saklambaç, elim sende
bu yüzden anlamı aynıdır, değişmez
barış sözcüğünün halkların dilinde

(Barış koyun çocukların adını)



Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

selma56
[dünyalı]

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.09.2013
İleti Sayısı: 287
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 09.09.2013- 16:41
Alıntı yaparak cevapla  


ÇIRAK ARANIYOR


Elim sanata düşer usta
Dilim küfre, yüreğim acıya
Ölüm hep bana
Bana mı düşer usta?

Sevda ne yana düşer usta
Hicran ne yana
Yalnızlık hep bana
Bana mı düşer usta?

Gurbet ne yana düşer usta
Sıla ne yana
Hasret hep bana
Bana mı düşer usta?



Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

selma56
[dünyalı]

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.09.2013
İleti Sayısı: 287
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 09.09.2013- 16:42
Alıntı yaparak cevapla  


KARŞILAMA

Anılardan yontulmuş yüze değil
bir felakete adadım kendimi
deneyerek sesimi yeni bir ölüde, her gün
sabahla, baharın geldiğini
resimlerde yaşayan ikindileri
akşamın yalnızlığa düşürdüğü kafiyeyi
kılıçla kesilen yatsıları
mavi kuş zındanlarını
ve sıkıntıyı adlandıran geceleri müjdeledim.
o, yüreğinde uzun hüzünler besledi.
Oysa acılar çoğalmış, dağlar uyumuştu
karanlığın kollarında şehir uyumuştu
denizin derinliğinde söken şafak
yüzündeki dalgınlık
ağzındaki ince harfler uyumuştu
Fala mı inanırdım artık, kelimelere mi
su terazilerine ölü tüccarlarına
geceye ve gündüze mi?

O gitti.Bir sevdaya yasladı kendini
Ben kaldım.Yalnızlıkla karşıladım her şeyi.




Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

selma56
[dünyalı]

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.09.2013
İleti Sayısı: 287
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 12.09.2013- 19:55
Alıntı yaparak cevapla  


OĞLUM ÖLÜM


Tenim kurudu hasretinden
sulara adamıştım senin
sulardan narin bedenini
gözümde yaş kurudu oğul

Göklerin poyrazına
bağışlamıştım senin
ölümünü, benim ecelimi
bağrımda taş kurudu oğul

Ateşin rahminden çalmıştım
benim ihtiyarlığımı, senin
sevdalara kurban ömrünü
yaşmağımda kan kurudu oğul

Vazgeçtim ben ecelimden
sen de gel vazgeç bugün olsun
hayın ölümden, zalım ölümden
canevimde can kurudu oğul



Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

selma56
[dünyalı]

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.09.2013
İleti Sayısı: 287
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 12.09.2013- 19:56
Alıntı yaparak cevapla  


MENZİL


Onlar ki aydınlık üzre
ecel toprağına
umut
ektiler. Ay dolandı vay deli gönlüm

Ölüm şaşırdı menzilini

Onlar ki karanlık üzre
korku mazgalına
zulüm
serdiler. Ay dolandı vay deli gönlüm

Ölüm şaşırdı menzilini

Onlar ki cehennem üzre
yürekten
cennet
süzdüler. Ay dolandı vay deli gönlüm

Ölüm şaşırdı menzilini



Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.435
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 02.12.2018- 20:14
Alıntı yaparak cevapla  


Bir iki gündür aklımda; Refik Durbaş'ı yitirdik ve yitirdiğimiz onca insanın arasına şimdi de Refik Durbaş katıldı. Hastaymış; zatürre olmuş; insan hiç görmese, hiç dokunmasa da, bildiklerine, tanıdıklarına ne ayrılığı yakıştırabiliyor, ne de ölümü! Çırak Aranıyor'la tanımıştık onu; ''Sevda ne yana düşer usta'' diyordu '' Hicran ne yana/ Yalnızlık hep bana/ Bana mı düşer usta?'' Sonra ''Barış Koyun Çocukların Adını'' koymuştu bir başka şiirinde:

''Gökyüzünün penceresinden şimdi
bir kuş havalansa
kanat çırpınışlarında
hayatın yağmalanmış sevinci
- Kuş uçar rüzgar kalır

(Sevinç koyun çocukların adını)''

Sonra hepsini unuttuk; Refik Durbaş'ı da. Kendi kendimizle kavga etmekten değerlerimizin adını da unuttuk. Refik Durbaş ve daha niceleri gibi, daha ölmeden hatırlamaz olduk. Kim bilir hangi ıssız bir gecenin karanlığında söylemişti:

''Ufka gül yağdığı akşam
Herkesten uzakta şimdi''


Yıldızlar yağsın üzerine!



__________________

Bu ileti en son melnur tarafından Bugün, 06:20 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.

Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.435
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 09.12.2018- 09:19
Alıntı yaparak cevapla  


Refik Abi - HAYDAR ERGÜLEN


Refik Durbaş’ı unutulmaz kılan bir şey de, onun tıpkı Nazım Hikmet, Orhan Veli, Attila İlhan, Ahmed Arif, Özdemir Asaf, Cemal Süreya gibi şiiri sevdiren, yaygınlaştıran, okunmasına katkı sağlayan şairlerden olmasıdır.

Ataol Behramoğlu, Refik Durbaş için “60 Kuşağının en iyi, en özgür şairiydi” deyince, bu kuşak gözlerimin önünden bir kez daha geçti: Başta bu saptamayı alçakgönüllülükle yapan Ataol Behramoğlu, şiiri yoldaşlık duygusuyla birlikte sürdürdükleri İsmet Özel, şiirimizin ‘toplumcu yalnız’ı Süreyya Berfe, şiirin uzaklığı geçersiz kılan bir dil olduğunu kanıtlayan Özkan Mert, kadınların ve işçi sınıfının içten şairi Sennur Sezer, Garip şiirinin ikinci dönemini toplumculukla buluşturarak nefis bir şiir yazan Afşar Timuçin, şiirimizin en ince işçilerinden, adeta bir ‘saklı su’ usulluğuyla yazan Eray Canberk, organik şiirin öncüsü ve gizli ustası, hayat ve şiir bağlantısını en iyi kuran Egemen Berköz...Ve Refik abi.

‘Kuşağının en özgün şairi’ nitelemesini yine kuşağından bir başka değerli şair Ataol Behramoğlu yapıyor. Onlardan 2 kuşak sonra gelen ve ’80 Arkadaşlığı’ndan olan şairlerse, şiirinin yanı sıra Refik Durbaş’ın kişiliğinin de nev’i şahsına münhasir olduğuna tanıklık ediyorlar. Durbaş’ın şiiriyse, aslında sinema için, özellikle İtalyan Sineması için kullanılan “Şiirsel Gerçekçilik” kavramının şiirdeki karşılığı olarak gelişiyor.

60 Kuşağının adlarını andığımız Behramoğlu, Özel, Berköz gibi şairlerinin yanına, ilk kitaplarındaki İkinci Yeni etkisi bağlamında, Kuş Tufanı kitabıyla Durbaş’ı da koyuyoruz. 1971’de yayımladığı ilk kitabı, Behramoğlu’nun Bir Ermeni General (1965) ve Birgün Mutlaka(1965) ile İsmet Özel’in Geceleyin Bir Koşu(1966) ve Evet İsyan(1969), Berköz’ün Çin Askeri Ah Devran(1966) kitaplarıyla, hem İkinci Yeni üzerinden hem de 60’ların dünyası üzerinden yakınlıklar barındırır, benzerlikler taşır. Özellikle Kuş Tufanı’ndaki şiirleri evvelgiden bir şairin, Arkadaş Z. Özger’in şiirinde de yolaçıcı olmuşa benzer. “Tabut”, “Majiskül Bir Kadın Yüzüne” şiirlerini anımsamak yeterli.Andığım şairler özellikle 60 Kuşağı’nda daha entelektüel toplumcu yönsemeleri olan şairler olarak öne çıkarlar. Hemen hepsi kent şairidir, kentli şairlerdir.

Refik Durbaş burada da ayrıksı bir isim olarak belirir. Anadolu’nun, kentin ve kentin varoşlarının şiirini kurmaya henüz başlamamıştır ama, ipuçlarını vermektedir. Daha çok da İkinci Yeni ile yoğunlaşan, Turgut Uyar’ın “Geyikli Gece”, Sezai Karakoç’un “Balkon”, öte yandan Gülten Akın’ın “Pas”, sonradan Cemal Süreya’nın “Onlar İçin Minibüs Şarkısı”, yeni kentin eleştirisi Durbaş’ta da görülür. “Evliya” şiirinden şu dizeler: “elbette duru bir şiir yaratacaktım/bu şehrin muhteşem enkazından/ama kandırmıyor bu akşam beni şehir/makineler ve büfelerle süslü sokaklar/kibrit ve konservelerden oyma evler/annelerinin cesediyle sevişen çocuklar/ihtilal diye sokaklara dökülen proleterya/beni kandırmıyor bu akşam”(Kuş Tufanı’ndan).

Aynı yıllarda yayımlanan ilk kitaplarında, Gün Ola(1969) ve Savrulan(1971), Süreyya Berfe’nin şiirine mekan olarak seçtiği “Kasaba”nın dışında, Durbaş’ın seçtiği kent mekanı da, hem kentin içinde hem kentin dışındadır. Hatta kentin tam içindeki/ ortasındaki dışıdır. Görünmeyenler, görülmeyenler, gölgeler, gölgesizler, çıraklar, noterlerde çalışan solgun kızlar, tekstilde çalışan kadınlar, kızlar, matbaa işçileri, sanayi çarşılarındaki çıraklar, uzun yol otobüslerinin muavinleri, uykusuzlar, sessizler, evsizler barksızlar, kimsesizler. Bir anlamda kentin kustukları, dışına attıkları ve bir anlamda da kente küsmüşlerden oluşan parçalı bir topluluk.

Ahmet Oktay’ın Edip Cansever’in şiir kişileri için söyledikleri geliyor aklıma. “Kimselerin ilgilenmediği bazı olayların tarihçisi” der Cansever için. Öyleyse şiir kişileri de kimselerin görmediği, belki de Umutsuzlar Parkı’nda yaşayanlardır. Cenaze levazımatçılarından genelev çalışanlarına, kilise bekçilerine, çiçek satıcılarına...Edip Cansever’in şiir kişileri her bakımdan azınlığı, gitmekte olanı temsil ederken, kentte onların yerini almayan, ama giderek artan ve ‘büyük insanlığın’ büyük parçası haline gelmeye başlayan ve artık ‘marjinal’ de sayılamayacak bir kitleselliğe ulaşan toplumun en altındakiler, kentin yeni görülmeyenleri olarak Refik Durbaş’ın şiirinde görünür hale gelirler.

Şiirin neliğine dair konuşurken, sanıyorum anlamdan ve anlamaktan önce, şiirin işaret ettiği, gösterdiği, görünür kıldığından söz etmeli. Hem bireysel hem toplumsal olarak. Durbaş şiiri başından beri bu işaretleri taşıyan, şiirin de bir tür ‘işaret dili’ olduğunu gösteren bir şiir. Kimsesizlerin kimsesi, sessizlerin sesi gibi.

Hicran, efkar, keder, hasret, gurbet...Bunlar da Refik Durbaş şiirinin dağları, ovaları, gölleri, gecesi, gündüzü olan kavramlar, duygular, sevinçler, neş’eler... Şiirinde itinayla var ettiği ve sık kullandığı kimi sözcükler de, onun dil sevincini, şiir zevkini ve elbette sözcüklere olan kadim aşkını gösterir. Şiiri bir süreklilik olarak ele aldığını ve el aldığı geleneğe kendi sözünü de kattığını gösterir: “Acının çeyizini işleyen kızlarla mektuplaşacağım/şiiri çalınmış, emeği yetim, aşkı ıssız olan yazmasın” der “Resimli Küçük İlanlar” şiirinde. O şiiri çalınmış, emeği yetim ve aşkı ıssız olanların da şairidir.

Geleneği gününe uyarlayan şairlerin öncülerinden sayılır Durbaş. Hem şiir kişilerinin gerçekliği hem de bu parçalı topluluğun ‘gözüne ve kulağına hitap eden’ şarkıcıların, artistlerin adlarını anmakla kalmaz, şarkılarında, repliklerinden de bol bol örnek verir şiirlerinde. Ve üstelik bunları bir nostalji ya da Retro anlayışıyla yapmaz, tam tersine, adeta kendisini de şiir kişileriyle özdeşleştirerek, onlardan biri gibi davranarak yapar. Kendini de katar bu efkara, hicrana, hasrete. İkinci kitabı Hücremde Ayışığı(1974) özellikle ‘solgun kızlar’ için yazılan şiirlerle dertli, yüklü ve hicranlıdır: “Dokumada çalışan kızların/ben de karışsam aralarına/kuş olup konsam avuçlarına/dokusam onlarla kumaşını acının” (“Dokumada Çalışan Kızlar” şiirinden).

Refik Durbaş’ı unutulmaz kılan bir şey de, onun tıpkı Nazım Hikmet, Orhan Veli, Attila İlhan, Ahmed Arif, Özdemir Asaf, Cemal Süreya gibi şiiri sevdiren, yaygınlaştıran, okunmasına katkı sağlayan şairlerden olmasıdır. Bunu en çok da Çırak Aranıyor(1978) ve Çaylar Şirketten(1980) kitapları bağlamında söylüyorum. Zülfü Livaneli’nin besteleriyle daha da sevilen bu şiirler, Refik Durbaş klasikleridir. Çırak Aranıyor’daki “Bir Dağ Yamacında”, “Kampana”, “Beyaz Kehribar” şiirleriyle, tek uzun bir şiir olan “Çaylar Şirketten”, Refik Durbaş’ın tüm dönemlerini, çıraklığını, kalfalığını ve ustalığını birlikte gösterdiği şiirler ve kitaplar olarak, şiirimizin unutulmazları arasına yayımlandıkları andan başlayarak katılmışlardır.

Daha iyi, daha güzel şiirlerini okusanız da, bir şairi sizin için özel kılan şiirleri vardır, benim için de ilk kitabında yer alan, çok sevdiğim, uzun yıllardır sık tekrarladığım Refik Durbaş şiiri, Hücremdeki Ayışığı’ndaki “Kuşlar da Ölür” şiiridir: “Sabah olsun giderim sen kalırsın/kalır seninle, binlerce kuş cesedi/içimde sönmeyen o diri yangın/ ve sessizliği özetlemek hüneri/.../Aydınlığından damlarken umutlar/zulmün ve kederin bir de acının/hala barınağıysa yalnızlığın/artık her sabah ağlasın Üsküdar”.

Refik abi için yazılan en güzel dizelerden biri sevgili şair arkadaşım Hüseyin Haydar’ın. “Refik abi sen beni niye ağlattın” diyordu. Onu erken vedasıyla beni hala ağlatan canım arkadaşım Ahmet Erhan’ın diye yazmışım. Hüseyin de Ahmet de buna aldırmaz bilirim, ben yine de Refik abi bizi yine ağlatmışken yazayım istedim.

https://www.birgun.net/haber-detay/refik-abi-239549.html


Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası  »  Ustalardan Seçkiler
 »  REFİK DURBAŞ

Forum Ana Sayfası

 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.

Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Benzer konu yok

Etiketler   REFİK,   DURBAŞ


Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Benzer konu yok

Etiketler   REFİK,   DURBAŞ


Forum Yazılımı:   php Kolay Forum (phpKF)  ©  2007 - 2014   phpKF Ekibi



Forum Mobil RSS