Ana Sayfa  |  Yardım  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Forum Ana Sayfası  »  Kürt Ulusal Sorunu
 »  Özerklik: Yanlış istikamet

Yeni Başlık  Cevap Yaz
Özerklik: Yanlış istikamet           (gösterim sayısı: 970)
Yazan Konu içeriği

boşluk

umut
[umut yarın]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 12.09.2013
İleti Sayısı: 3.226
Şehir: Gizli
Durum: üye uzaklaştırılmış

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Konu Tarihi: 21.12.2015- 08:20
Alıntı yaparak cevapla  


Özerklik: Yanlış istikamet
İlker Belek




Konu bir süredir yakıcı biçimde gündemde. Ayrıca, Demirtaş, 26-27 Aralıkta yapılacak olağanüstü DTK kongresinde, özerklik sürecinin daha güçlü bir şekilde ilerletilmesi için kararlar alacaklarını açıkladı.

Kürt hareketinde devlet konusunda postmodern tez

Kürt hareketine özerklik fikri, Öcalan’ın yakalanmasından sonra geliştirdiği “demokratik konfederalizm” teziyle girdi.

O noktadan itibaren, devletin toplumların yönetiminde arkaik bir form olduğuna, doğrudan yönetim biçimlerinin yaşama geçirilmesi gerektiğine dair düşünceler hakim hale geldi.

Öte yandan, devletin, ontolojik olarak antidemokratik-baskıcı bir yönetim tarzına işaret ettiği görüşü, hem sosyalist sistemi hem de kamucu ekonomileri çökertmek için global ölçekte zaten kullanılıyordu. Postmodernizmin ayaklarını bastığı zeminin önemli argümanlarından birisi buydu.

Bu argümanları dillendirenlerin tek derdi, serbest piyasanın ve burjuvazinin tam tahakkümünü sağlamaktı. Sermayenin kamucu devlet tarafından herhangi bir şekilde sınırlanması istenmiyordu.

Kürt hareketi bütün bunları görmezden gelerek, büyük bir teorik hataya imza attı ve bu konuda kendisine yöneltilen eleştirilere de kulaklarını tam olarak tıkadı.

Nedeni, devletin zayıflamasının kendi hareket alanını genişleteceği beklentisiydi.

Eşitlikçi düzen için devlet zorunlu


Devletin, tarih sahnesine, Mezopotamya’da, sınıflı toplumla birlikte ortaya çıkmış olması postmodern tezlere zemin sağlıyor.

Sınıflı devlet yapısı, o zamandan beri, ilk andan beri, artı ürünün sömürücüler tarafından temellük edilmesini sağlayan zor aygıtı olarak çalışıyor.

Ancak bunun böyle olması devletin her daim sınıflı karakter taşıyacağı anlamına gelmiyor. Nitekim sosyalist devlet, üretimin organizasyonu işini üstleniyor, karşı devrimci güçleri devre dışı bırakıyor, artı ürünü emeğe göre paylaştırıyor ve insana yatırım yapıyor.

Devlet ancak, karşı devrim ihtimalinin ortadan kalktığı, üretici güçlerin ihtiyacın ötesinde üretim gerçekleştirecek derecede geliştiği komünizm aşamasında ortadan kalkabilir.

Buradan çıkan sonuç şudur: Eğer eşitlikçi bir düzen kurmak gibi bir derdimiz varsa, emekçi sınıfların toplumsal-tarihsel çıkarları için devlete de ihtiyacımız var demektir. Devleti gözden çıkarmak, yönetmek istememekle eş anlama gelir. Devletsiz halkın düzeni kurulamaz, devrim devletsiz ilerleyemez.

Özerklik var, özerklik var


O halde özerklik, demokrasi, halkın yönetime katılımı derken, devletin sınıfsal yapısı ve üretim araçlarının mülkiyet biçimi mutlaka gündeme getirilmek zorunda. Eğer kapitalist üretim ilişkilerinin hakim olduğu günümüzde bu yönde bir tercih belirtmiyorsanız, kaçınılmaz olarak, kapitalist devlet modelini, burjuvazinin iktidarını, özel mülkiyet rejimini, artı değer sömürüsünü, eşitsizliği destekliyorsunuz demektir.

Kürt hareketinin bugünkü konumu budur. Kürt hareketi, üretim araçlarının emekçi sınıflar tarafından ele geçirilmesi yönünde bir hedef belirlemediği için, kapitalist üretim ilişkileri içinde bir özerklik modelini tercih etmiş oluyor.

Kapitalist üretim ilişkileri zemininde gerçekleştirilecek özyönetim/özerkliğin Türkiye koşullarındaki anlamı, Kürt coğrafyasında, kapitalist üretim ilişkilerindeki hakimiyetin Kürt burjuvazisi tarafından ele geçirilmesi, artı değere Kürt burjuvazisi tarafından el konulması olacaktır. Bu kadar. Bu Kürt burjuvazinin sorununu çözer, ama, Kürt emekçi sınıflarının sömürüye muhataplığı devam eder.

Kürt hareketi, demokrasinin eşitlik olmadan sağlanabileceği yanılgısı içinde.   Meclis burjuvaların, toprak ağalarının hakimiyetinde olduktan sonra, etnik çoğulculuğun da, kadın kotasının da bir anlamı olmaz.

Eğer özyönetim talebinin altındaki gerekçe demokrasi ise, bunun gerek koşulu sosyalist devrimdir. Demokrasi ancak bundan sonra devreye girer. Emekçi halklar yönetime katılmak için önce kendi rejimlerini kuracaklar.

Özerklik iç savaşın zeminini döşüyor

Bir kere, kapitalist üretim ilişkileri içinde özerkleşen bölgeleri uzun vadede aynı siyasi yapı içinde tutmak olanaklı değil. Özerklik, var olan kapitalist devleti çözüştürüyor, parçalıyor.

Bunun nedeni, ekonomide ortaya çıkan koordinasyon sorunları, gelir paylaşımının eşitlikçi zemine yerleştirilememiş olması ve etnik tarafların karşılıklı olarak siyasal empatilerini yitirmesidir. Hele Türkiye gibi, özerklik yoluna askeri, siyasal ve sosyal çatışmalarla sokulan bir ülke için bu fazlasıyla geçerli. Siyaset dilini etnik zeminde kurmak, “halkların kardeşliği” belgisi milyon kez yinelense de, sınıfı bölücü bir işlev görüyor.

Türkiye’de bir diğer sorun ise, özellikle metropollerin aynı zamanda birer Kürt kenti haline gelmiş olması. Özerklik süreci kaçınılmaz olarak, bu illerdeki Kürtlerin, özerklik ilanında bulunan bölgeye doğru sürülmesini amaçlayan bir iç savaşla, katliamlarla birlikte gelişecektir. Bunun küçük denemelerini fasılalarla zaten görüyoruz.

Kaçınılmaz sonuç: Bölünme

O nedenle özerkliğin kaçınılmaz sonucu Türkiye’nin bölünmesidir.

Bölünme süreci açısından iki kritik nokta bulunuyor: 1- Türkiye gibi bir ülkenin bölünmesine ancak emperyalistler karar verir. Dolayısıyla bu süreç ABD’nin ve artık Rusya’nın dahli olmadan gerçekleşemez. Özerklik fikrinin gündemde tutulması, bu nedenle, Türkiye’yi Kürt sorunu üzerinden emperyalizme mecbur hale getiriyor. 2- Emperyalizmin dahliyle gerçekleşecek bölünmenin ortaya çıkaracağı sonuç, iç savaş sürecinde birbirine düşmanlaşmış (şimdi bile böyle değil mi?), ama ikisi de emperyalizmin kucağında, iki küçük devletçiğin, Türkistan ve Kürdistan’ın yaratılması olacaktır.

Biz “…istan”lar değil, birleşik bir cumhuriyet istiyoruz, bu, sosyalist cumhuriyet oluyor.


Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

solcu
[kemal]

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 24.01.2014
İleti Sayısı: 1.793
Şehir: Ankara
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 24.12.2015- 20:14
Alıntı yaparak cevapla  


Kürt hareketinin ulus devlet ve üniter yapıya karşı geliştirdiği proje özerklikle başlıyor. Özerkliğin bir sonraki adımı federasyon veya ayrı bir bağımsız devlet kurma isteği. Özerklik ile amaçlanan şey bölgenin Türkiye'den ayrılmasının ilk adımını atmak.Baştan beri söylediğimiz de bu. Kürt hareketinin Türkiyelileşmek projesi sadece seçime dönük bir yatırımdı. Seçim bitti, Türkiyelileşmek de rafa kalktı. Şimdi bölgede silahlı mücadele tam olarak bölge halkının Türkiye'den kopuşuna yönelik bir hamle. Başarabileceklerini sanmıyorum, daha önce de benzer müdahaleler olmuştu ve başarılamamıştı, şimdi çok daha fazla bir güçle yükleniyorlar, süreç öncekilerden daha uzun sürse de, sonuç PKK için yine hüsranla sonuçlanacak.

Türkiye solu özerklik konusunda tam bir sessizliğe bürünmüş durumda. Ne desteklediğini söyleyebiliyor, ne karşısında olduğunu.İlker Belek'in yazısı bu açıdan bir ilk. Ben ilk defa bu somutlukta bir yorumla karşılaşıyorum. Bu projenin Kürt Ve Türk halkları nezdinde çatışmalı bir süreci tetikleyeceğini düşünüyorum. Kürt hareketi Irak ve Suriye'deki kantonlaşmaya uygun bir yapıyı Türkiye'de gerçekleştirmek istiyor ancak, Türkiye'nin Irak ve Suriye ile benzer bir yanı da bulunmuyor. Bu siyaset tarzı Türkiye'nin doğu ve güneydoğusunu Suriyelileştirmekten başka bir işe yaramayacak. Sonucu belli çatışmalı bir süreçten başka bir   işe de yol açmayacak.


Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

umut
[umut yarın]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 12.09.2013
İleti Sayısı: 3.226
Şehir: Gizli
Durum: üye uzaklaştırılmış

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 26.12.2015- 12:18
Alıntı yaparak cevapla  


Sıkıntılı bir yazı
Metin Çulhaoğlu  

 
Birkaç nedenle sıkıntılı:

Örneğin, “şimdi sırası mı” denebilir; edilen bir sözün aslında çok farklı bir anlam taşıdığını ve bizim bunu anlayamadığımızı söyleyenler çıkabilir. Bu arada, “canım, zaten olacak iş mi” diye düşünenler de olabilir…

Konu şudur: Murat Karayılan “ya demokratik özerklik ya da ayrılık” demiştir…

Sorun nerede?

Bir ulusal hareketin kendi halkı için öngördüğü toplumsal-siyasal yapılanmayı “demokratik özerklik” olarak tanımlamasında ve/ya da “ayrılmayı” düşünmesinde o ulusal harekete mensup olmayan bir sosyalist için herhangi bir sorun yoktur, hiç olmaması gerekir. Başka bir deyişle, hiçbir sosyalist böyle bir durumda “vay, bu ne biçim iş” diyemez.

Elbette bize göre…

Ancak Kürt hareketinin sözcüleri, söz konusu yapılanmanın salt belirli bir bölge için değil Türkiye’nin tümü için öngörüldüğünü söylemektedir. Denmektedir ki ya Türkiye demokratik özerkliğe geçer ya da biz gideriz…

Bu durumda, ulusal sorun konusunda öteden beri duyarlı olan sosyalistlerin “madem öyle, demokratik özerklik olsun bari” demeleri mi gerekecektir?

Yok artık…

Kendi konumumuzu açık biçimde ortaya koyalım: Kürt halkının nasıl istiyorsa öyle yaşama hakkı birinci planda gelir; yani başkaları, örneğin sosyalistler bu konuda elbette kendi görüşlerini dile getirirler, ama bu hakkı sorgulamazlar, sorgulayamazlar. Buna karşın sosyalistler de nasıl bir ülke için ne tür bir mücadele vereceklerini kendileri belirlerler.

Başka türlü olabilir mi?

Böyle bakıldığında biz, kendi adımıza, Türkiye’de ademi merkeziyetçi temelde, bir tür eyalet sistemine benzeyen ve her biri çalışma yaşamından (işçi-işveren ilişkileri), eğitime (müfredat- kız-erkek aynı okulda okuma), sağlığa (sağlık hizmetleri), hukuka (medeni hukuk dahil), kamusal yaşama vb. ilişkin önemli kararlar alabilen idari birimlerden oluşan bir yapılanmaya kesinlikle karşıyız…

Bilebildiğimiz kadarıyla mesele “Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı” denilen belgenin hayli ötesindedir. “Ulus devletin aşılmış olması”, “demokratik konfederalizm” ve “radikal demokrasi” gibi kavramlar da işin içine girdiğinde karşımızdaki tablo değişmektedir.

Dediğimiz gibi, Kürt halkının tercihinin bu yönde olmasına söylenecek söz olamaz.

İyi de, bizim kendi sözümüz hiç olmayacak mı?

***

Olacak elbette.

Söyleyelim de bu sıkıntılı yazıyı bitirelim.

Bir: “Ademi merkezi” idari yapılanma, sermayenin her bölgede sınırlayıcı herhangi bir düzenlemeye tabi olmadan istediği gibi at oynatmasını sağlayacak bir yol olarak düşünülmüştür.

İki: Ulus devletlerin, emeğin yaklaşık 150 yılda elde ettiği kazanımlar sonucunda gözetmek zorunda kaldıkları kimi ilkeler ve standartlar bu yolla aşılmak istenmektedir.

Üç: Söz konusu yapılanmada, siyasal iktidarı hedefleyen bir sınıf hareketinin bölgeler bazında bölünmesi, A bölgesindeki işçinin “ben işime bakarım” mantığıyla B bölgesindeki işçiye yabancı durması hedeflenmektedir.

Dört: Ademi merkezi idari yapılanma, sınıf mücadelesinde siyasal iktidar hedefini bulanıklaştıracak, giderek gündemden düşürecek bir işleve sahiptir.

Beş: Ademi merkeziyetçiliği kaçınılmaz olarak beraberinde getireceği sivrilmiş iç eşitsizlikler, yarının sosyalist iktidarının işlerini daha da güçleştirecektir.

***

“Sıkıntılı yazı” dedik ya, son olarak şunları da ekleyelim:

“Şimdi sırası mı” denirse, yarın bir gün “yeni anayasa” tartışmaları gündeme gelecektir, şimdiden söylemekte yarar vardır.

Bir de böyle konular, başka yerlerdeki örneklerin ihtiyatla ele alınmasını gerektirir. Ortada “yan komşumuz Muhlis Beyler almışlar, pek memnunlar” denebilecek bir dayanıklı tüketim maddesi ya da hizmet yoktur…


Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

dayanışma
[özgürlük]

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 13.12.2013
İleti Sayısı: 1.918
Şehir: Zonguldak
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 27.12.2015- 10:32
Alıntı yaparak cevapla  


Sosyalistler özerklik konusuna sıcak bakmamalılar, yazılardan böyle bir sonuç sonuç çıkıyor, Çulhaoğlu da neden desteklenmemesinin nedenlerini yazmış.

Söz, yetki, karar, iktidar HALKA!
Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

abbas
[emeğin gücü]

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 21.12.2013
İleti Sayısı: 852
Şehir: Ankara
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 13.01.2016- 09:34
Alıntı yaparak cevapla  


Selahattin Demirtaş 7 Haziran seçimlerinde ''türkiyelileşmek'' ve ''seni başkan yaptırmayacağız'' çıkışıyla oy toplamıştı. Hepimiz de ''kürt hareketi doğru karar verdi'' demiştik. Oylarımızı da esirgemedik. HDP'ye verilen bu destek, Türkiyelileşsinler, AKP gericiliğine karşı mücadele etsinler, Türkiye'de Türkler ve Kürtler kardeşçe, bir arada yaşayabilsinler diye verilmiştir. Türkiye'de laik Cumhuriyet yeniden inşa edilsin diye verilmiştir. Kürt hareketi, HDP ve Demirtaş kendilerine verilen desteği ellerinin tersiyle iterek özerklik istediklerini ilan ettiler. Sanki özerklik ilan etmekle, hendekler kazmakla ve silah çekmekle özerklik gerçekleştirilebilirmiş gibi. Demirtaş kendine duyulan güveni de boşa çıkardı. Yaşananlardan hiç ders çıkartmak yerine şimdi de gerici iktidarın yetkisiz başbakanını masaya çağırıyor! Yıllardır masanın etrafında oturuldu, konuşuldu da ne oldu? Halkların uyutulmasından ve AKP'yi iktidara perçinlemekten başka ne işe yaradı? Kürt hareketi, kürt hareketine destek veren solcular, HDP, Demirtaş açık olmalı, özerklik gibi Türk ve Kürt halklarını birbirinden koparacak adımlar atmaktan vazgeçmeli. Türkiyeli olmak gibi bir amaçları varsa söylemeliler ve halkları da aldatmamalılar. Laik bir Cumhuriyet mi, yoksa bölünmek mi?


__________________

Bu ileti en son abbas tarafından 13.01.2016- 09:35 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.

Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası  »  Kürt Ulusal Sorunu
 »  Özerklik: Yanlış istikamet

Forum Ana Sayfası

 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.

Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Yanlış hesap Şam’dan döndü melnur 0 1250 01.12.2013- 19:16
Konu Klasör Doğru öncüllerden yanlış vargılar melnur 1 1283 10.09.2013- 17:41
Konu Klasör Yaratılışçıların Evrim Konusunda Bildikleri 7 Yanlış melnur 0 1193 03.08.2013- 14:49
Konu Klasör Kızlı-erkekli eğitim büyük yanlış melnur 0 1580 21.11.2013- 07:06
Konu Klasör Bayık roportajı: Yanlış yaptık derken yanlışa devam melnur 0 1306 02.09.2013- 16:53

Etiketler   Özerklik:,   Yanlış,   istikamet


Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Yanlış hesap Şam’dan döndü melnur 0 1250 01.12.2013- 19:16
Konu Klasör Doğru öncüllerden yanlış vargılar melnur 1 1283 10.09.2013- 17:41
Konu Klasör Yaratılışçıların Evrim Konusunda Bildikleri 7 Yanlış melnur 0 1193 03.08.2013- 14:49
Konu Klasör Kızlı-erkekli eğitim büyük yanlış melnur 0 1580 21.11.2013- 07:06
Konu Klasör Bayık roportajı: Yanlış yaptık derken yanlışa devam melnur 0 1306 02.09.2013- 16:53

Etiketler   Özerklik:,   Yanlış,   istikamet


Forum Yazılımı:   php Kolay Forum (phpKF)  ©  2007 - 2014   phpKF Ekibi



Forum Mobil RSS