Ana Sayfa  |  Yardım  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Forum Ana Sayfası  »  Enternasyonal
 »  Çin Komünist Partisi Kongresi

Yeni Başlık  Cevap Yaz
Çin Komünist Partisi Kongresi           (gösterim sayısı: 1.196)
Yazan Konu içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.019
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Konu Tarihi: 06.10.2017- 23:39
Alıntı yaparak cevapla  


Çin Komünist Partisi Kongresi-Korkut Boratav


19. Kongre’ye Doğru

Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP’nin) 19’ncu Ulusal Kongresi’nin tarihi 19 Ekim 2017 olarak belirlendi.

Batı toplumlarındaki parlamento ve/veya Başkanlık seçimlerinin Çin’deki paraleli, beş yılda bir toplanan ÇKP Kongreleri’dir.

2002’den beri uygulanan bir ilkeye göre üst düzey Parti ve devlet görevlerine atanmak, seçilmek için 68 yaş sınırı uygulanmaktadır. ÇKP Politbürosu’nun yedi kişilik üst-komitesinde de bu ilke titizlikle uygulanıyor.

Bir önceki Kongre’de belirlenen üst-komitenin beş üyesi, yaş sınırı nedeniyle 19 Ekim Kongresi’nde emekliliğe ayrılacak. Görevleri beş yıl daha uzayabilecek iki kişi, Başbakan Li Keqiang ve (1953 doğumlu) Genel Sekreter Şi Jinping’tir.

Şi’nin beş yıllık Genel Sekreterliği’nin başarılı, etkili bilançosu, onu, Çin halkı nezdinde sevilen, sayılan bir lider yaptı.. Bu kısa dönemde, Çin Halk Cumhuriyeti’nin dünya çapındaki saygınlığı, önemi, etkileri   zirveye çıktı. Büyüme, refah artışları istikrarlı bir tempoda sürdürüldü. Aşağıda değineceğim yolsuzlukla mücadele kampanyası büyük destek gördü; ÇKP’nin prestijini yükseltti.

Sağ / Sol Kanatlar ve Merkez

Şi Jinping, Parti içindeki reformist/sağ, gelenekçi/sol kanatlar arasındaki gerilimleri hafifletti; Parti çizgisini istikrarlı bir konuma oturttu.

ÇKP içindeki sağ / sol ayrımının simge isimleri, elbette, Deng Şiaoping ile Mao Zedong’dur.

Şi Jinping, Genel Sekreterliğe, gelenekçi/sol akımın Mao’cu ucunda yer alan Çongking Parti Sekreteri Bo Şilai tasfiye edildikten sonra geldi.

Batı kamuoyunda, “hızlı bir reformcu” olacağı beklentileri vardı. Şi, reformlara   bağlılığını teyit ettikten sonra   beklenmedik bir hamle yaptı; “SSCB Komünist Partisi niçin çökmüştü?” sorusunu Parti kadrolarında tartışmaya açtı.

Tartışma gündemi, SSCB’de sosyalizmin değil, Parti’nin niçin çöktüğü sorusuna odaklandı. Dolayısıyla öncelik, ÇKP’nin ülke yönetimi üzerindeki hegemonyasını, otoritesini korumaktır; sosyalizmi değil… Sonuçta, SSCB-KP’nin çöküntüsü, yolsuzluk teşhisine bağlandı. Sonraki beş yıl boyunca ÇKP, merkezî devlet ve eyalet yönetimleri içinde başlatılan yaygın   ve etkili yolsuzlukla mücadele kampanyası bu teşhisin sonucudur.

Kampanya sıradan kadroları (“sinekler”) ve üst düzey yöneticileri (“kaplanları”) hedefledi. Son yılların en kapsamlı tasfiye, temizlenme uygulamalarına dönüştü. Parti saflarında, iş çevreleriyle oluşan içli-dışlı çıkar bağlantılarını tamamen yok ettiği söylenemez; ama, anlaşılan, ciddi boyutlarda frenleyici oldu.

Dolayısıyla, Şi Jinping, Mao’cu kanat gibi kapitalistleşmeyi frenlemeyi hedeflemiyordu. Kapitalizmin Parti’yi teslim almasını; yozlaştırmasını önlemeye öncelik veriyordu.

Şi, böylece, ÇKP’yi, sağ ve sol çizgiler arasında dengeli bir “merkezî” konuma taşıdı.

Batı’nın Kapitalistleşme Tasarımı

Batı burjuvazisinin ideologları, ÇKP’nin “merkezî” konuma oturmasından hoşnut kalmadı. Öteden beri dıştan destekledikleri “reformları” Şi’nin hızlandıracağı beklentisi gerçekleşmedi. Reform süreci, ÇKP’nin artan gözetimi içinde sürdürüldü.

Burjuva ideologları için, ÇKP denetimindeki kapitalistleşme yeterli değildir; kapitalizmin dönüşü olmayan bir güzergâha girmesi önemlidir. Bunun güvencesi, ÇKP’nin iktidardan uzaklaştırılmasıdır. Piyasaya tam açılmanın sonunda, Çin burjuvazisinin ekonomik gücünü siyasete taşıması; ÇKP’yi teslim alması ve giderek çok partili bir rejime kapı aralaması umulmaktaydı.  

Saflarında çok varlıklı patronları da barındıran Çin burjuvazisi ise, ÇKP üyesi ve Ulusal Meclis’te milletvekili olabilmektedir; ama o kadar… Hükümet, ÇKP Merkez Komitesi ve Politbüro kapıları henüz bunlara açılmamıştır. Üstelik Şi’nin yolsuzluk karşıtı kampanyası içinde Çin burjuvazisinin yöneticilerle kurdukları çıkar bağlantıları gevşemiş, zayıflamıştır. Daha da önemlisi, büyük özel şirketlerin yönetiminde, ÇKP de söz hakkı talep etmeye başlamıştır.

Peki, sosyalizm, stratejik sektörlerde varlığını sürdüren   devlet işletmeleri bünyesinde devam etmekte midir? Bana göre hayır! Devlet işletmeleri şirketleşmiş; azınlık hisse senetleri özel mülkiyete açılmıştır; kâr için üretim esastır; yöneticiler istihdam ve ücret düzeyleri üzerinde etkilidir ve   maaşları, kâra bağlı primlerle desteklenir. Bu, çıplak devlet mülkiyeti içinde emeğin metalaşması; kapitalist ilişkilerin üretim düzlemine sızması anlamına gelir.

Öte yandan, Şi Jinping yönetiminde ÇKP, devlet işletmelerinin tasfiye telkinlerine ısrarla karşı çıktı. Uzun vadeli, stratejik hedeflerinin gerçekleştirilmesinde kamu sektörüne büyük önem verdi.

Şi, byandan Trump’ın uyumsuz söylemlerine karşı uluslararası platformlarda küreselleşmeyi sahiplendi ve uluslararası sermayeyi sevindirdi. Öte yandan, Çin devletin şirketlerinin öncülüğünde ihtiraslı bir İpek Yolu projesini, piyasacı değil, planlamacı bir perspektifle başlattı; altyapı finansmanına ve kalkınma projelerine öncelik veren uluslararası bankaların kuruluşuna öncelik etti.

Çin’deki sisteme ad koymakta ısrarlıysanız, bence en uygunu, devlet kapitalizmidir. Batılı ideologlar için ise, Çin’e dolambaçlı yolla giren “devletçi bir kapitalizm”, derde deva olamaz. Dahası, ÇKP Programı hâl⠓Çin’e özgü sosyalizm” hedefini korumaktadır ve Genel Sekreter, Parti-içi çalışmalarda bu hedefin canlı tutulmasında ısrarcı olmaktadır.

Kongre’nin İdeolojik Söylemi

Politbüro’nun yayımladığı   19. Kongre’nin duyuru metni, ÇKP ideolojisinin ana öğelerini içeriyor: “Çin’e özgü sosyalizm bayrağı dalgalanacak; Parti’ye Marksizm-Leninizm, Mao Zedong düşüncesi, Deng Şiaoping teorisi, önem taşıyan Üç Temsiliyet ve Kalkınmada Bilimsel Bakış   rehberlik edecek ve Şi Jinping’in önemli görüşlerinin özü eksiksiz uygulanacaktır.”

Bu ifade, ÇKP’nin ideolojik çizgisini ana öğelerini   Marx → Lenin → Mao → Deng olarak belirliyor. Bunları   izleyen “Üç Temsiliyet” ve “Bilimsel Bakış” terimleri, Şi’den önceki iki Genel Sekreter’in (Jiang ve Hu’nun) Parti programına eklenmiş tezlerine verilen referanslardır.

Şi Jinping için, bir süre önce bazı Parti metinleri “Odak Lider” ifadesini kullanılmaya başladılar. Politbüro metninde yer alan “Şi’nin önemli görüşleri”, Parti programına   Genel Sekreter’in görüşlerinin de eklenebileceğini ima ediyor.

Hangi görüşler? Metnin sonraki kesiminde “Parti’nin ve ulusun sahiplenmesi gereken dört özgüven” ifadesi var. Bunlar, Şi’nin son beş yılda geliştirdiği, “Çin’e özgü sosyalizme   özgüven, teorik özgüven, Çin’in sistemine özgüven, kültürel özgüven”den oluşuyor. Bu dört öğenin, Batı’dan Çin’e “ihraç edilen”   ideolojik etkilerden uzak durma çağrısı olduğu ifade ediliyor  

Şi Jinping’in geçmiş yıllarda geliştirdiği “Kapsamlı Dört Hedef”ten de söz edilebilir: Makul ölçülerde müreffeh bir toplumu gerçekleştirmek, reformu derinleştirmek, kanun hâkimiyetini geliştirmek, Parti yönetimini güçlendirmek… “Makul ölçüde müreffeh toplum” hedefi, ÇKP’nin yüzüncü kuruluş yıldönümü olan 2021 için öngörülmüştür.

Çin Halk Cumhuriyeti’nin yüzüncü yıldönümü (2049) ise, yine Şi tarafından “Çin ulusunun büyük yeniden gençleşmesi ve Çin Rüyası’nın gerçekleşme tarihi” olarak belirlendi.

Resmî metinlerde bir ip ucu henüz yok; ama, kim bilir, 2049’da, “Çin’e özgü sosyalizm”in de gerçekleşmiş olduğu ilan edilebilir.

Bu ideolojik söylem, deneyimli Çin uzmanları tarafından “geleneksel Çin siyasetinin ritüellerinden biridir” diye geçiştirilir. Batı’nın   burjuva ideologları ise   elbette tedirgin olmakta; ÇKP’nin tarihe karışacağı çok partili rejim senaryolarını sürdürmektedir...

Bizlere de ÇKP’nin 19. Kongresi’ni izlemek, tartışmak düşüyor.


Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.019
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 08.10.2017- 21:13
Alıntı yaparak cevapla  


Çin Komünist Partisi 5 yılda 1.3 milyon alt kademe yöneticiyi cezalandırdı

Çin Komünist Partisi'nin son 5 yılda 1.3 milyon alt kademe yöneticiye ceza verdiği açıklandı.

Resim Ekleme

Çin Komünist Partisi'nin disiplin kurulu, 2012'den bugüne kadar 1 milyon 343 bin düşük kademeli yöneticiye ceza verildiğini açıkladı.

Söz konusu yetkililerin kasaba yönetimi ya da daha düşük seviyelerde olduğu bildirilirken, açıklamada verilen bu cezaların partinin sıkı denetimini gösterdiği söylendi.

Açıklamada son 5 yılda 155 bin parti örgütünün denetlendiği belirtildi.

ÇKP'nin "yolsuzluk karşıtı" seferberlik başlattığı ve partide ismi yolsuzluğa karışan kişilere ağır cezalar verildiği biliniyor.

http://haber.sol.org.tr/dunya/cin-komunist-partisi-5-yilda-13-milyon-alt-kademe-yoneticiyi-cezalandirdi-212616


Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.019
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 19.10.2017- 07:45
Alıntı yaparak cevapla  


Çin Komünist Partisi'nin 19. Kongresi başladı

Çin Komünist Partisi'nin 19. Ulusal Kongresi, parti ve devlet başkanı Şi Cinping'in raporunu sunmasıyla başladı.

Resim Ekleme

Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP) 19. Ulusal Kongresi Şi Cinping'in parti Merkez Komitesi'ne rapor sunmasıyla başladı.

Xinhua'da yer alan habere göre, Şi yaptığı konuşmada "Çinli karakterde sosyalizm"in yeni bir döneme girdiğini söyledi.

Şi, Yeni Bir Dönem İçin Çinli Bir Sosyalizm Üzerine Düşünceler metnine ÇKP 19. Kongresi'nin son halini vereceğini ve bunun partinin uzun vadeli kılavuzu haline geleceğini kaydetti.

Metnin Marksizm-Leninizm, Mao Zedong düşüncesi, Deng Şiaoping teorisi, Üç Temsiliyet teorisi ve Kalkınmada Bilimsel Bakış'ın üzerine kurulduğunu ve bunları zenginleştirdiğini savunan Şi Cinping, Düşünceler'in "Marksizmi Çin bağlamına adapte etmede en son başarıyı temsil ettiğini" ileri sürdü.

ÇKP'nin 2020'den başlayacak olmak üzere, Çin'i "büyük, modern bir sosyalist ülke" haline getirme hedefiyle iki aşamalı bir strateji belirlediğini söyleyen ÇKP lideri, 15 yıl boyunca "sosyalist modernizasyonun" gerçekleşmesini, 21. yüzyılın ortalarına doğru da "müreffeh, güçlü, demokratik, kültürel olarak ilerlemiş, uyumlu ve güzel bir ülke" haline gelmeyi hedeflediklerini belirtti.

Şi'ye göre, Çin'in karşılaştığı temel çelişki, dengesiz ve yetersiz kalkınma ile halkın daha iyi bir yaşam için sürekli daha da büyüyen isteği arasında.

Şi konuşmasında, Çin ekonomisinin hızlı büyüme evresinden yüksek kaliteli kalkınma evresine doğru geçtiğini vurgularken, reel ekonomiye odaklanmaları gerektiğini, bunun içinde de devlet sermayesini daha da güçlendireceklerini kaydetti.

Ekonomik büyüme için tüketime de önem vereceklerini söyleyen ÇKP lideri, para politikaları tarafından desteklenen regülasyon siyasetini geliştireceklerini, faiz oranları ile döviz kurunu daha piyasa belirlenimli hale getireceklerini kaydetti.

Çin'in kendini dünyaya kapatmayıp daha da açılacağının sinyalini veren Şi, ülkedeki yabancı yatırımcıların piyasaya ulaşımını ve meşru haklarıyla çıkarlarını koruyacaklarının altını çizdi.

Şi, 21. yüzyılın ortalarında, modernizasyon hamlesi ile birlikte ordunun da "birinci sınıf" ordular arasına gireceğini sözlerine ekledi.

Çin'in diplomasi alanında "hegemonya kurma" ya da "yayılma" peşinde olmadığını kaydeden Şi, partide de yolsuzluklara karşı mücadelenin süreceğini vurguladı.  

ÇKP Kongresi'ne 2 bin 300'den fazla delege katılıyor. Kongre'de Şi Cinping'in yeniden genel sekreter seçilmesi bekleniyor.

http://haber.sol.org.tr/dunya/cin-komunist-partisinin-19-kongresi-basladi-213894


Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.019
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 23.10.2017- 17:15
Alıntı yaparak cevapla  


ÇİN denildiğinde özellikle parti çevrelerinden ''bize özgü sosyalizm'' sesleri yükseliyor. Gerçekten öyle mi? ÇİN'de ülkeye özgü bir sosyalizm mi   uygulanmakta? Böyle bir soruya verilecek yanıt ne olmalıdır?

Böyle bir soruya sağlıklı bir yanıt verebilmenin yolu, siyasal iktidarın ele geçirildiği bir ülkede özellikle ekonomide nasıl bir sürecin işlemesi gerektiğine ilişkin bir soruya verilecek yanıtta aranmalıdır. Ülke koşulları ekonomide, SSCB'de Lenin'in uygulamaya soktuğu NEP benzeri bir süreci zorunlu hale getirebilir. Ama ne olursa olsun böyle bir uygulama yürütülürken bile sosyalist ilkelerden asla vazgeçilmemelidir. ÇİN'de sanırım böyle bir sorun var. İktidarda Çin Komünist Partisi, altyapıda Çin burjuvazisinin egemenliği, ve toplumda giderek artan bir eşitsizlik; ve ayrıca, ortadan kaldırılması gereken çocuk işçiliği konusunda bile bir arpa boyu yol alamamak!

Nüfusu 1.5 milyara yaklaşmış geri-köylü bir toplumu sosyalist bir mecraya oturtmak hiç kolay değil. Ama sosyalizmin temel yaklaşımlarına aykırı bir süreçten sosyalizm beklentisi içine girmek de bence bir hayalperestlikten başka bir şey değil.

Umarım yanılırız!


Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.019
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 27.10.2017- 08:12
Alıntı yaparak cevapla  


Şi Jinping’in 'Çin rüyası' ve sosyalizm
Korkut Boratav


ÇKP’nin 19. Ulusal Kongresi

Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP’nin) 19’uncu Ulusal Kongresi 24 Ekim’de son buldu.

Kongre, ÇKP Genel Sekreteri Şi Jinping’in, 2012-2017 döneminin bilançosunu çıkaran ve ileriki yıllara ilişkin tasarımları, önerileri içeren konuşması ile açılmıştı.

Kongre’de ÇKP Anayasası (Parti Programı) bu öneriler doğrultusunda değiştirildi. Bir önceki Merkez Komitesi’nin ve Disiplin Kurulu’nun raporları onaylandı. Yeni Merkez Komitesi’nin 205 üyesi seçildi.

Merkez Komitesi ilk toplantısını 25 Ekim’de yaptı ve 2022’ye kadar görev yapacak olan 25 kişilik Politbüro’yu, bunun yedi kişilik “Üst Komite”sini seçti ve Şi Jinping’i ÇKP Genel Sekreteri olarak belirledi.

2002’de benimsenen bir ilkeye göre üst düzey Parti ve devlet görevlerine atanmak, seçilmek için 68 yaş sınırı uygulanmaktadır. Bu Kongre’de de bu ilke korundu ve bir önceki Üst Kurul’da yer alan beş üye, yaş sınırı nedeniyle   emekliliğe ayrıldı. Görevleri beş yıl daha uzayan iki kişi, Başbakan Li Keqiang ve (1953 doğumlu) Şi Jinping’dir. Üst Komite’nin yeni beş üyesi, bir önceki Politbüro’da yer almıştı. Bu kişilere ilişkin bir değerlendirme yapmam imkânsız ve gereksiz.

Devlet organlarının, hükümetin yenilenmesi, 2018 başlarında toplanacak olan Ulusal Halk Kongresi tarafından belirlenecektir. Şi’nin yeni dönemdeki Cumhurbaşkanlığı da kesindir.

Şi’nin Konuşması

Şi Jinping’in, Kongre’yi açış konuşması üç buçuk saat sürdü. Konuşma, delegelere Çin Halk Cumhuriyeti için bu yüzyılın ortalarına uzanan kapsamlı bir perspektif sunuyordu. Bu belgenin bazı öğelerini tartışmak istiyorum.

Konuşmanın seçilmiş kesimlerini, Çin devlet haber ajansı Şinhua ile ÇKP organı Renmin Ribao’nun İngilizcesi olan Global Times yayımlamaktadır. Ben, Şinhua’nın “geçici” bir çevirisine ulaşan Berk Demir’in (sağ olsun) bana ilettiği metni kullanıyorum.

Şi’nin konuşmasının uzun bir başlığı var: Orta Halli Müreffeh Bir Toplumun Her Yönden Kesin Zaferi ve Yeni Bir Çağda Çin’e Özgü Sosyalizmin Büyük Başarımı İçin…

Bu başlık, üç ayrı kavram veya hedef içeriyor.

Birincisi “Çin’e özgü sosyalizm”dir. Bu terim yeni değildir. 1979’da “reformlar ve açılma” dönemini başlatan Deng Şiaoping, Parti’nin liderliği ilkesinin ve sosyalizm kavramının ÇKP anayasası içinde korunmasında ısrarcı olmuştu. Reformlar zamanla kapitalistleşmeye yol açınca, geleneksel sosyalizm anlayışından uzaklaşmanın ideolojik kılıfını, Çin’e özgü sosyalizm kavramı oluşturdu.

İkincisi, “orta halli müreffeh bir toplumun inşası” hedefidir ve Şi’nin Genel Sekreterlik dönemine aittir. ÇKP’nin yüzüncü yıldönümü (2021) için öngörülen bu hedefin ayrıntıları Kongre konuşmasında yer alıyor.

Üçüncüsü, Kongre konuşmasının özgün öğesidir: Yeni Bir Çağ… Bu terim ile Şi Jinping, ülkenin geleceğine ilişkin tasarımını, Çin Halk Cumhuriyeti’nin yüzüncü yıldönümüne (2049’a) kadar uzatmaktadır. O tarihe ulaşıldığında Çin’de, Şi’nin ifadesiyle, “müreffeh, güçlü, demokratik, kültürel olarak ilerlemiş, ahenkli (veya “uyumlu”) bir modern sosyalist toplum inşa edilmiş olacaktır.”

Şi, bu yüzyıl için, iki tasarımı (“orta halli müreffeh” ve “modern sosyalist” toplum hedeflerini), “Yeni Bir Çağ” başlığı içinde birleştiriyor.

19. Kongre, bu tasarımı, “Şi Jinping’in Yeni bir Çağ için Çin’e Özgü Sosyalizm Düşüncesi’ni, Parti’nin yeni bir eylem rehberi olarak” ÇKP Anayasası’na ekledi. Şi, bu eklenti ile, Parti Anayasası’nda adlarıyla anılan (Mao ve Deng’le birlikte) üçüncü Genel Sekreter oldu. “Şi Jinping düşüncesi” ifadesi ile, Mao ile aynı mertebeye yükseltildi.  

Dahası, Şi’nin Kongre konuşmasında özellikle vurgulanan “yolsuzlukla mücadele ve Kemer ve Yol   girişiminin sürdürülme öncelikleri” de ÇKP Anayasası’na eklendi.

“Çin Rüyası” mı? Komünizm mi?

Beş yıllık Genel Sekreterlik süresi içinde ve Kongre konuşmasında, Şi Jinping, bir “Çin Rüyası” kavramını ısrarla kullanmıştır. Bu “rüya” ÇKP Anayasası’na eklenen bir modern sosyalist toplum ve Yeni Çağ fikirlerinden biraz farklıdır.

Konuşmada “Çin Rüyası”, ÇKP’nin Tarihsel Misyonu başlığı altında açıklanıyor. Bu açıklama, “Çin’i dünyanın en büyük uluslarından biri mertebesine çıkaran şahane uygarlığına ve insanlığa fevkalâde katkılar yaptığı 5000 yıllık tarihine” referans verilerek başlıyor. Bu şanlı geçmiş, 19’ncu yüzyılda dış saldırılar sonunda yok edilmiş; Çin   halkı kargaşa, yoksulluk, umutsuzluk, yıkımlara mahkûm kılınmıştır.

Sonrasında, Şi’ye göre “Çin halkının en büyük rüyası yeniden gençleşme (“rejuvenation” veya “zindeleşme”) olmuştur. Kuruluşu ile birlikte ÇKP, en üst ülkü ve nihaî hedef olarak Komünizmin gerçekleşmesini belirlemiş ve ulusal yeniden gençleşmeyi tarihsel misyon olarak üstlenmiştir.”

Bu ifadedeki “ÇKP’nin tarihsel misyonu”, Parti’nin 1921’deki kurucularınca benimsenebilir miydi? Bilemem. Ancak, Şi’ye göre komünizm ideali, Çin’i azgelişmişlikten, yoksulluktan, bağımlılıktan kurtaran; ülkeyi tekrar dünya uluslarının zirvesine, öncü konumuna taşıyan bir yeniden gençleşme dönüşümü ile tutarlıdır. Belki de aynı şeydir.

Böylece, 21’nci yüzyılın ortalarına gelindiğinde Çin, “müreffeh, güçlü, demokratik, kültürel olarak ilerlemiş, ahenkli” sıfatlarıyla betimlenen “modern bir sosyalist toplum” olduğunda, sözü geçen “ulusal yeniden gençleşme” de gerçekleşecektir. Şi’nin sözleriyle Çin, “ulusal güç ve uluslararası etki bakımından küresel liderliğe ulaşmış” olacaktır.

Bu, belki, “ulusal yeniden gençleşme” anlamına gelir; ancak, 1921’de Mao ve arkadaşlarının ÇKP’nin nihaî hedefi olarak belirlediği “Komünizm”, bu gelişim sürecinin neresindedir?

Kapitalizme Ne Oluyor?

Kapitalizmle iç içe geçmiş olduğu bilinen “Çin’e özgü sosyalizm”den, Şi’nin 2049 için hedeflediği “modern bir sosyalist toplum”a geçiş nasıl oluyor? İki soru önem taşıyor: (1) Kapitalist üretim (mülkiyet) ve bölüşüm ilişkilerinin gerilemesi, giderek tasfiyesi önerilmekte midir? (2) Çin devletinin burjuvazi, yani yükselen kapitalizm   tarafından fethedilmesine karşı güvenceler var mıdır?

Bence, ilk soruyu “hayır”, ikincisini ise (biraz ihtiyatla da olsa) “evet” diye yanıtlayabiliyoruz. Önce, kapitalizme bakalım.

Kapitalizmi besleyen genel çerçeveyi Deng’in “reformları” başlatmış ve beslemiştir. Şi, “reformların kapsamlı boyutta derinleştirilmesini, hem Çin’in, hem sosyalizmin, hem de Marksizmin gelişmesi için” yararlı görüyor.

Çin reformlarının, üretim ve bölüşüm ilişkilerini doğrudan doğruya etkilemeyen öğeleri vardır. Örneğin, devlet mülkiyetinde astronomik rezervler var oldukça, “döviz fiyatlarını piyasa mekanizmasına bağlamak”, bu anlamda “tarafsız” bir reform olarak görülebilir.

Biz de Şi’nin konuşmasındaki “reform” önerilerine takılmayalım ve doğrudan bölüşüm ilişkileriyle bağlantılı öğelerine göz atalım: “Bir yandan emeğe göre bölüşüm ilkesini sürdüreceğiz; bir yandan da üretim faktörlerine (herhalde “özel sermaye” kastediliyor) göre bölüşümün kurumlarını ve mekanizmalarını düzelteceğiz… Üretim faktörlerinin piyasaya dayalı fiyatlanmasını hızlandıracağız… Ücret artışlarının emek verimini izlemesini sağlayacağız… İnsanların emeğe bağlı kazançlarını ve mülkiyet gelirlerini besleyen kanalları genişleteceğiz.”

Bu ifadeler, “modern bir sosyalist topluma geçiş” süreci içinde kapitalist bölüşüm ilişkilerinin sürdürüleceği anlamındadır.

Şi Jinping, gelir eşitsizliklerini azaltmaya önem verileceğini ifade ediyor. Ama, bu hedefin boyutlarını, Şinhua’nın resmî bir yorumcusu (Global Times, 20 Ekim) betimliyor: “Ülkenin en zengin üç kişisinin serveti 30’ar milyar doları aşmaktadır; buna karşılık hâlâ milyonlarca insan yoksullukla savaşmaktadır. Şi açık konuşuyor: Çin, daha uzun bir süre boyunca sosyalizmin ilk aşamasında kalacaktır.”

Bu boyutta bölüşüm karşıtlıklarını içeren “sosyalizmin ilk aşaması”, yüzyılın ortasında “modern bir sosyalist toplum”a ulaşıldığında   tarihe karışacak mıdır? Nasıl? İp ucu yoktur.

Mülkiyet ilişkileri de olduğu gibi sürdürülmektedir: “Devlet sermayesinin güçlenmesini, iyileşmesini, büyümesini destekleyeceğiz. Karma mülkiyetli işletmeleri geliştireceğiz… Özel girişimlerin gelişimini de destekleyeceğiz.”

Emeğin metalaşma sürecinin bileşkelerini oluşturan paralı sağlık ve eğitim hizmetleri sürdürülecek; finansman Batı-türü sağlık sigortaları ile karşılanacak; dışlanan gruplara dönük sosyal transferler oluşturulacaktır.

İktidar Sorunu Ne Oluyor?

Çin Anayasası, siyasî rejimi, hâlâ, devrimci dönüşümün (Leninist / Mao’cu) formülü ile tanımlamaktadır: “İşçi sınıfının önderliğinde bir halkın demokratik diktatörlüğü…”

Özgün biçiminde bu formüldeki “diktatörlük”, sömürücü sınıfları hedef alır. Çin’e özgü sosyalizm gerçeği içinde kapitalistleşme, Anayasa’nın bu öğesini ihlal etmektedir.

Buna karşılık, aynı bileşke içinde burjuva partilerine izin verilmemekte; ÇKP, devlet yönetimini üstlenmektedir.

Üretim ilişkileri (ekonomi) ile üstyapı (devlet) arasındaki bu uyumsuzluk nasıl sürdürülüyor?

Şi Jinping 2013’te reel sosyalizmlerin çöküşü üzerinde aşağıdaki teşhisi yapmıştı: “Sovyetler Birliği ve Sovyet Komünist partisi niçin çöktü? Bu büyük parti   nasıl olup da sessizce, direnmeden dağıldı? Üyelerinin idealleri, inançları zayıfladığı için; siyasette çürüme, ideolojide sapkınlık nedeniyle…”

ÇKP’nin aynı akıbete sürüklenmemesi için Parti’yi ve devleti alt-üst eden yolsuzlukla mücadele kampanyasını   Şi Jinping bu teşhise dayanarak başlattı; kesintisiz sürdürdü. ÇKP’nin ekonomiye egemen olan çevreler tarafından fethedilmesini önlemek önceliği Kongre konuşmasına da damgasını vuruyor. Parti’nin devlet ve toplum üzerindeki liderliğini korumak, bu nedenle, ısrarla vurgulanıyor.

Kongre konuşması bu doğrultudaki önerilerle doludur: “Parti’nin devlet ve toplum üzerindeki mutlak liderliğinin titizlikle   korunması… Marksizmi, diyalektik ve tarihsel materyalizmi çalışmak, geliştirmek, komünizm idealini daha da yükseltmek… İdeolojik çalışmanın öncü rolünü titizlikle korumak… Çalışmalarımızda öz sosyalist değerleri korumak ve yüceltmek…” Ve en önemlisi, “Parti’nin istikrarı için büyük önem taşıyan tarihsel yükseliş ve iniş aşamalarından, yolsuzlukla ödünsüz bir mücadele sayesinde kaçınmak…”

“Kendiliğinden Sosyalizm” mi?

Şi Jinping, sosyalizmin değerlerini benimsemiş, Marksizmi özümsemiş, yerli ve enternasyonal burjuvazinin telkinlerine karşı ideolojik mücadele sürdüren bir ÇKP istiyor. Bu Parti, yolsuzluk eğilimlerine karşı da ödünsüz direnecektir. Temel soru şudur: Bu olumlu koşullara rağmen, ülke-içi kapitalizm açıkça tasfiye edilmeden sosyalizm gerçekleşebilir mi?

Bilgilerimiz, üretim ilişkilerinin “son tahlilde” üstyapıya (devlete) baskın çıkacağını öğretiyor. Yani, Şi, yenilgiye mahkûm bir çaba üstleniyor. “Üstyapı”, yani ÇKP iktidarı ile uyumsuz kapitalist bir ekonomi…  

Daha “hayırhah” bir yorum da mümkün. Şi, Kongre konuşmasının bir yerinde, “üretim güçlerini geliştirmek, sosyalizmin temel bir görevidir” diyor. Belki de, Marksizmin daha da “öncül” olan önermesine güvenmektedir: Üretim güçlerindeki gelişmelerin “son tahlilde” üretim ilişkilerine baskın çıkacağını ummaktadır.

ÇKP Genel Sekreteri, “modern bir sosyalizme geçiş” programında ihtiraslı, iddialı   iktisadî ve teknolojik hedefler önermektedir. Bunların sonucu olarak sosyalizme “kendiliğinden bir geçiş” mi ummaktadır? Öyle ya, Marx’a göre de üretim güçlerindeki gelişim, var olan üretim ilişkileriyle uyumsuz hale geldiği zaman toplumsal bir devrim gündeme gelmeyecek midir?

Belki de Şi, 21’nci yüzyılı ortalarında ÇKP liderliğinde üretim güçlerinin gelişim düzeyinin, temposunun kapitalizmin sürdürülmesini imkânsız kılacağını öngörmektedir ve (Lenin ve Mao’nun öğretilerine sırt çevirerek) sosyalizmin de, sırası geldiği için ve ilave bir sınıfsal müdahale gerektirmeden kendiliğinden gerçekleşeceğini düşünmektedir.

http://haber.sol.org.tr/yazarlar/korkut-boratav/si-jinpingin-cin-ruyasi-ve-sosyalizm-214953


Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.019
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 02.11.2017- 20:08
Alıntı yaparak cevapla  


Çin Komünist Partisi Kongresi ve sosyalizm
Ender HELVACIOĞLU


Ekim Devrimi’nin 100. yıldönümü dolayısıyla çeşitli toplantılar yapılıyor ve tarihi önemdeki bu büyük sosyalist devrim tartışılıyor. Özellikle genç arkadaşlar, bu devrimin oluşum sürecinden çok, devrim ile kurulan sosyalist ülkenin 72 yıl sonra neden çöktüğüyle ilgililer. Bu yönde sorular soruyorlar ve haklılar da…

Öte yandan -biz Ekim Devrimi tartışmalarıyla meşgulken- Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) 19. Kongresi gerçekleşti ve bu kongrede öğrenebildiğimiz kadarıyla gerek dünya siyaseti gerekse sosyalizm anlayışları konusunda önemli açılımlar ve yönelimler yapıldı.

ÇKP’nin kongresi Türkiye solunda fazla yankı bulmadı ve tartışılmadı. Oysa bu kongre açık ara geçtiğimiz ayın dünyadaki en büyük olayıydı. İçeriği bir tarafa, dünya nüfusunun beşte birini (bu açıdan iki Avrupa veya dört ABD demektir) ve dünyanın en büyük ikinci (büyüme hızı bakımından ise birinci) ekonomisini yöneten bir partinin kongresinden söz ettiğimizi algılamamız bile bu olayın çapını kavramamız için yeterli.

Kaldı ki, ÇKP Genel Sekreteri Şi Jinping’in konuşması “Çin’e özgü sosyalizm”, “modern bir sosyalist topluma geçiş” gibi kavramları tartışıyor ve bazı açılımlar yapıyordu ki bunların Türkiye sosyalistlerini yakından ilgilendirmesi gerekir.

Aslında “Sovyetler Birliği neden çöktü?” sorusu ile “Bugünkü Çin hangi yolda ilerliyor?” sorusu bir biçimde çakışıyor ve birlikte ele alınıp tartışılabilir. İkisi de sosyalizmin ne olduğu sorusu ile bağlantılı.

ÇKP kongresine ilişkin verilerimiz ne yazık ki çok kısıtlı; dolayısıyla somut bir tartışma yapma olanağımız yok. Fakat gerek Şi Jinping’in konuşması gerekse Sovyetler Birliği ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin geçmişleri konusundaki bilgi birikimimiz ışığında bir sosyalizm tartışması yapabiliriz ve bunun ortalığı saran kaba yaklaşımları törpülemek açısından faydalı olacağını düşünüyorum.

***

Bazıları, Sovyetler Birliği’nin çökmesinin ve günümüz Çin’inin izlediği hattın, kapitalist gelişme açısından geri düzeylerde olan coğrafyalarda sosyalizmi zorlamanın boşa kürek çekmek olduğunu kanıtladığını söylüyorlar. Gerek Ekim gerekse Çin devrimlerinin sonuç itibarıyla -tıpkı İngiliz ve Fransız devrimleri gibi- birer “burjuva demokratik devrim” işlevi gördüğünü savlıyorlar. Bunun da aslında Marx’ı kanıtladığını belirtiyorlar.

Bilindiği gibi 19. yüzyıl sosyalistleri, proleter devrimlerinin ve sosyalizmin ancak en ileri kapitalist ülkelerde ve kıta ölçeğinde (Avrupa) gündeme gelebileceğini düşünüyorlardı. Marx ve Engels bu modeli dönemin olgularının tahlilinden, 1848 devrimlerinden ve Paris Komünü pratiğinden üretmişlerdi. Uzun boylu bir sosyalizm deneyimi yaşanmamasına karşın, ileri ülkelerde gündeme gelebilecek sosyalizmin de -önceki kalıntıları demokratik devrimler ve kapitalizm hallettiği için- hızla ve kısa sürede gelişeceğini öngörmüşlerdi.

19. yüzyıl Avrupa’sında kanıtlanan bu model, kapitalizmin emperyalizm aşamasına geçtiği, dolayısıyla dünyalılaştığı ve Avrupa dışındaki toplumların da dünya siyaset sahnesine çıktığı 20. yüzyıl başlarında artık geçerliliğini yitirdi. Lenin 1916’da kaleme aldığı “Emperyalizm: Kapitalizmin En Yüksek Aşaması” adlı eserinde bu yeni olguyu tahlil etti ve yeni bir devrim modeli geliştirdi. Ekim Devrimi bu modelin başarılı bir uygulamasıydı.

Sonuç olarak ilk sosyalizm pratikleri, öngörülerin tersine, ilk başta Rusya, daha sonra Çin olmak üzere kapitalist gelişme açısından oldukça geri ülkelerde yaşandı. Kapitalizm nasıl küreselleştiyse sosyalizm de Avrupa dışına taşarak küreselleşti. Bu pratikler, sosyalizm modellerinde de büyük değişikliklere ve yeni kavrayışlara yol açtı.

Sosyalizm sadece anti-kapitalizm değildir; sadece kapitalizmi değil, tüm sınıfları ve her türlü sömürü ilişkisini ortadan kaldırmayı hedefler. Bu tespitin değeri, sosyalizmin Rusya ve Çin gibi kapitalizm öncesi haraçlı sistemin kalıntılarını yoğun biçimde barındıran ve birer köylü denizi olan ülkelerde pratiğe girmesiyle anlaşıldı.

Yüz milyonların katıldığı bu pratikler, genel Modernite sürecinin ve Modernite devrimlerinin bir parçasıydılar; ama farklı bir parçasıydılar. Emperyalizm ile birlikte burjuvazi, devrimci barutunu tüketmiş ve gericileşmişti. Birkaç yüzyıl önce Avrupa’da Modernite sürecine önderlik eden devrimci burjuvazi artık kalmamıştı. Modernite’nin dünyaya yayılmasının öncü sınıfı artık başta proletarya olmak üzere geniş emekçi sınıflardı ve ezilen dünya Modernite’ye ancak sosyalist yolu izleyerek ulaşabilirdi. Dünyalılaşan sosyalizm, Modernite’nin de dünyalılaşması, dahası burjuva önderliğinde (Avrupa’da) tıkanan Modernite’ye bir gençlik aşısı yapılması anlamına geliyordu.

19. yüzyılın devrim ve sosyalizm modeline takılıp kalan, sosyalizmin ancak kapitalizm sonuna dek yaşandıktan sonra gündeme gelebileceğini savlayan ve dolayısıyla ezilen dünyaya sosyalizmi yasaklayan yaklaşımların kavrayamadığı olgu emperyalizmdi; emperyalist burjuvazinin artık bırakalım Modernite’ye öncülük etmeyi, bizzat Modernite’nin dünyaya yayılmasının önündeki en büyük engel haline gelmiş olmasıydı.

***

Peki, bu “geri” ülkelerde sosyalizmin zemini nasıl genişletilecekti? Komünist önderlik ve proletarya bu köylü denizlerini nasıl sosyalist toplumlara dönüştürecekti? Sosyalizm pratiklerinin temel tartışması buydu ve -ÇKP’nin 19. Kongresi’ndeki tartışmalar da göz önüne alındığında- hâlâ budur.

Bu noktada Mao Zedung’un hem başında bulunduğu Çin pratiğini hem de Sovyet deneyinden çıkardığı dersleri damıtarak ortaya koyduğu kuramsal katkılar son derece önemlidir:

Sosyalizm, proleter devrimiyle başlayan ve sınıfsız topluma kadar sürecek uzun bir tarihi dönemi kapsar. Bütün bu süreç boyunca üretim araçlarının toplumsal mülkiyeti esas olarak tamamlandıktan sonra da (ki bu da uzun bir süreçtir), kapitalizme geri dönüş tehlikesi hâlâ vardır; iki sınıf, iki yol, iki çizgi arasındaki çelişmeler devam eder. Başka deyişle proletarya ile burjuvazi, sosyalist yol ile kapitalist yol arasındaki mücadele sürer. Bir hukuki biçim olarak toplumsal mülkiyet, geri dönüş tehlikesini bütünüyle bertaraf edemez. Üretim araçlarının mülkiyetinin toplumsallaştırılmasından sonra esas tehlike, tasfiye edilen burjuvaziden değil, bizzat parti ve devlet aygıtı içinde yer alan mevki sahibi kapitalist yolculardan kaynaklanır. Sınıfsız topluma ilerleyen sosyalizmi kurma sürecinin itici gücü, sınıf mücadelesidir, emekçi kitlelerin inisiyatifidir, devrimdir.

Aslında Mao’nun bu kuramının nüve halindeki biçimini Lenin’in Rusya’da NEP dönemini (proletarya devletinin denetiminde kapitalizme sınırlı izin verilmesi) başlatırken yazdıklarında da bulabiliriz. Böyle ülkelerde sosyalizme giriştiğinizde böyle çetrefil sorunlarla boğuşmak zorundasınız (Keşke bütün dünya bir Fransa veya Almanya olsa; ama değil).

Çetrefilliği özetlersek: 1) Sosyalizm öyle 10 senelik, 50 senelik, 100 senelik bir mesele değil; çok daha uzun ve çeşitli aşamaları içeriyor (aşamaları reddetmek -Lenin’in tabiriyle- bir çocukluk hastalığı). Kapitalist yol ile sosyalist yol arasındaki mücadele bu uzun süreç boyunca devam eder.

2) Böyle “geri” ülkelerde sosyalizmin zeminini genişletmek için belirli ölçülerde özel kapitalizme izin vermek zorundasınız (bu bıçak sırtı bir politika ama zorunlu); aşırı hızlı gidemezsiniz.

3) Bu bıçak sırtı politikayı izlerken kritik mesele, sosyalist (proleter) parti ve devlet önderliğinin (yani sınırlama ve denetleme mekanizmasının) kesinlikle yitirilmemesi.

4) Yetmez! Asıl tehlike zemindeki bu kapitalist ilişkilerden değil, bizzat devlet ve parti bürokrasisi içindeki yozlaşmış unsurlardan ve kapitalist yolculardan gelmektedir (Sovyet deneyimi bunu kanıtladı). Bunun engellenmesi için yeniden ve yeniden emekçi kitlelere başvurmak ve sınıf mücadelesini gözetmek gerekir. Parti ve devleti denetleyecek olan güç emekçi kitlelerdir.

5) Bu da yetmez! Bütün bu çetrefil sorunları sizi boğmaya ve yok etmeye çalışan emperyalistlerin müdahalelerine göğüs gererek çözmek zorundasınız.




__________________

Bu ileti en son melnur tarafından 02.11.2017- 20:09 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.

Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.019
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 02.11.2017- 20:08
Alıntı yaparak cevapla  


***

Kolay bir iş değil. İlk sosyalizm pratiği olan (dolayısıyla deyim yerindeyse karanlıkta el yordamıyla yürümek zorunda kalan) Sovyetler Birliği bütün bu çetrefil sorunlarla uğraştı. Sovyet komünistleri ve emekçileri müthiş bir mücadele verdiler, insanlığa büyük bir birikim hediye ettiler, ama sonuçta yenildiler ve geri çekilmek zorunda kaldılar.

ÇKP direniyor. Konjonktür gereği ciddi geri adımlar atmak zorunda kaldı. Deng döneminde ve sonrasında, Mao’nun izlediği çizgiyi oldukça zorlayan biçimde kapitalizme ödünler verildi/veriliyor. ÇKP’nin bir milim dahi taviz vermediği konu ise ülkenin ve devletin yönetiminde partinin öncü konumunun korunmasıdır; bu noktada parti içindeki bütün kanatlar hemfikirdir. Bunu uzatılmış ve hayli ileri gidilmiş bir “NEP dönemi” olarak da niteleyebiliriz.

19. Kongre’den edindiğimiz kısıtlı bilgiler ışığında bu yolda devam edileceğini söyleyebiliriz. ÇKP yöneticileri ne kendilerini ne Çin halkını ne de dünyayı kandırıyorlar. Kapitalist ilişkilerin gelişimine izin verdiklerini (tıpkı Lenin’in NEP dönemini açıklarken yaptığı gibi) kendileri söylüyorlar; kapitalizmi sosyalizm diye yutturmaya çalışmıyorlar. Bunlar çoluk çocuk değil, ciddi adamlar, dünyayı yönetiyorlar! Söyledikleri, Çin’in henüz sosyalizmin ilk aşamasını (hatta ilk aşamasının da ilk aşamasını) yaşadığı, bu aşamada böyle bir çizginin zorunlu olduğu, bunun uzun vadede modern bir sosyalist toplumun zeminini oluşturacağıdır. “Çin’e özgü sosyalizm” dedikleri şey, işte bu uzun, aşamalı sosyalizm sürecidir, yoksa kapitalist bölüşüm ilişkileri değil.

Çin’de kısa sürede palazlanan büyük sermayeden, süper zenginlerden ve yabancı (küresel) sermaye yatırımlarından sıkça söz ediliyor. Emin olun, bütün bunlar bir gecede halledilir; ÇKP’nin bir kararına bağlıdır, hepsi kamulaştırılır/millileştirilir ve kimse (Batı dahil) gıkını çıkaramaz. Tayyip’in Cemaat sermayesine yaptığını ÇKP mi yapamayacak…

Asıl sorun, 65 yıldır tüm ÇKP yöneticilerinin vurguladığı gibi, küçük ve orta girişim sahipleridir, Mao’nun deyişiyle her gün her saat kapitalizmi doğuran küçük özel üretimdir ve tabii parti ve devlet yönetimine sızacak (veya o mevkilerde oluşacak) kapitalist yolculardır. Bunlar dost (veya dost görünen) unsurlardır, zor yöntemleri uygulanamaz; dolayısıyla uyanık olmak gerekir. Zaten ÇKP tarihi boyunca yaşanan parti içi çatışmaların esas konusu da bu unsurlara karşı denetim ve sınırlamaların ne ölçüde olacağı, hangi hızla ilerleneceğidir. Mao sonrası dönemde, uzun süredir, “ağır git ki yol alasın”cıların hakim olduğu görülüyor. Ama bir bakmışsınız bir sonraki kongrede “at koşmakla menzil alır”cılar dizginleri ele almış.

Mao’nun katkılarıyla oluşturulmuş -sadece ileri kapitalist ülkelerde değil dünya çapında sosyalizme geçiş perspektifine sahip- sosyalizm modeli, Avrupa’nın 300 yıl boyunca burjuvazi önderliğinde geçirdiği demokratik aşamayı komünist parti önderliğinde geçirmeyi öngörür ve bu süreç sayısız geri düşüş ve devrimci atılımlar eşliğinde gelişecektir.

Bu anlamda Mao’nun kuramı, Marx’ın Avrupa için oluşturduğu toplumların gelişim kuramının dünya ölçeğindeki bir versiyonudur. Ve bu kuramın günümüzdeki tek alternatifi, emperyalizmin kayıtsız şartsız hakim olduğu bir dünyadır. ÇKP de SBKP gibi (ÇHC de SSCB gibi) yıkılıp dağılsaydı, Çin’in ağırlığının bulunmadığı böyle bir dünyanın ne hale gelebileceğini hayal edebiliyor musunuz?

***

Son bir not: Kuram tartışmaya eğilimliyiz ama Şi Jinping’in kongre konuşmasında partinin birliği ve önderliğine özel olarak vurgu yapması ve ÇHC ordusuna 20 yıl içinde dünyanın en güçlü ordusu olma hedefini koyması güncel olarak çok daha önemlidir. Hem Çinlilerin ciddiliğinden hem de Pentagon’dakilerin titrediğinden emin olabilirsiniz.

Çin yıllardır Sun Tzu’nun yasasını uyguluyor: Savaşmadan kazanmak! (Lenin de “barış içinde bir arada yaşama” demişti) Ancak savaşmaya kalkışılamayacak denli güçlü olursan bu politikayı uygulayabilirsin. Antik Çinli komutan Sun Tzu’nun yazdığı kitabın adının “Savaş Sanatı” olduğunu da anımsatalım.

Sonuç olarak Şi Jinping’in konuşması aynı zamanda, Çin Denizi’ni kapatıp Çin’i kuşatma planları yapan ABD’ye “Çin usulü” bir meydan okumadır (Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un’un üslubundan hayli farklı tabii). Ve öyle görünüyor ki ÇKP Kongresi, emperyalizmin değil ama “Amerikan Yüzyılı”nın sonunun yaklaştığına işaret etmektedir.

Amerikanınki biterken kimin ve neyin yüzyılı başlar, orası ayrı tartışma konusu…

http://www.abcgazetesi.com/cin-komunist-partisi-kongresi-ve-sosyalizm-8128yy.htm


Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.019
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 02.03.2018- 07:55
Alıntı yaparak cevapla  


Çin anayasası değişirken - Korkut Boratav


Çin Ulusal Halk Kongresi toplanıyor


Çin Halk Cumhuriyeti’nin yasama organı olan Ulusal Halk Kongresi (UHK), 5 Mart’ta toplanacak.

Beş yılda bir düzenlenen Çin Komünist Partisi (ÇKP) kongrelerinden on dokuzuncusu Ekim’de yapıldı. Her ÇKP Kongresi sonrasında UHK de yenilenir. İlk oturumu önem taşır: Yeni Cumhurbaşkanı ve yeni Bakanlar Kurulu (“Devlet Konseyi”) belirlenir.

ÇKP’nin, Çin’i yöneten “öncü örgüt” olduğu malûmdur. Bu özelliği, UHK için de geçerlidir. ÇKP Merkez Komitesi’nin 26-28 Şubat tarihli toplantısı, UHK Mart oturumunun gündemini de belirledi: Cumhurbaşkanı, Devlet Konseyi adaylıkları ve Anayasa değişikliği önerisi…

ÇKP Ekim Kongresi’nde yeniden ÇKP Genel Sekreteri olan Şi Jinping’in Cumhurbaşkanlığı’na aday olduğu biliniyor; Devlet Konseyi listesi henüz açıklanmadı. UHK’ye taşınacak olan Anayasa Taslağı ise önceden yayımlandı.

Ulusal Halk Kongresi, bu tür önerileri genellikle kabul eder. Yine de, ÇKP yönetiminden gelen ekonomik ve sosyal konularla ilgili kimi yasa önerilerinin UHK’de revizyona uğradığı; stratejik önerilerin (nadiren de olsa) reddedildiği olmuştur. Örneğin, “yasal özel mülkiyet korunur” maddesinin 1998’de Anayasa’ya eklenmesi, uzun tartışmalardan sonra gerçekleşmişti.

Bugün son Anayasa değişikliği üzerinde durmak istiyorum. Bazı tepkileri değerlendirelim.

Anayasa Revizyonu

Anayasa değişikliği önerisi, 25 Şubat’ta Şinhua Haber Ajansı tarafından on bir başlık altında yayımlandı. Bunlardan üçü, Çin’in yakın geleceği için önem taşımaktadır: Cumhurbaşkanı’nın görev süresi   uzatılmaktadır; ÇKP öncülüğü   vurgulanmaktadır ve yeni bir devlet organı olarak denetim komisyonları tanımlanmaktadır.

Bu üç önemli yeniliğe sembolik önem taşıyan bir öğe de eklenmektedir: “Şi Jinping’in yeni bir dönem için Çin’e özgü sosyalizm düşüncesi”   Çin Halk Cumhuriyeti’ne rehberlik eden ilkelere eklenmektedir. Kuramcılara açık, adlarıyla referans verilen diğer ilkeler Marksizm-Leninizm, Mao Zedong düşüncesi ve Deng Şiaoping Teorisi’dir. Şi, böylece, temsil ettiği “düşünce” ile, Mao’nun yanında, Deng’in ilerisinde yer almaktadır. Bu yeniliğin Ekim 2017’deki ÇKP Kongresi’nde Parti Programı’na da eklendiğini hatırlatayım.

Anayasa değişikliğinin diğer öğelerini sıralamakla yetinelim: ÇKP dışındaki örgütleri kapsayan Birleşik Cephe; Etnik gruplar arasında ahenkli ilişkiler, insanlık için ortak bir gelecek inşası, temel sosyalist değerlerin geliştirilmesi, devlet görevlilerinin Anayasaya sadakat yemini, ekoloji ile görevli yeni bir bakanlık, kentlerin yerel yasama yetkilerinin genişletilmesi…  

Çin Anayasası’nın 1983 revizyonunda Cumhurbaşkanı’nın görev süresi iki dönemle sınırlanmıştı. Bu sınırlamaya şimdiki öneri ile son veriliyor. 2002 sonrasında (yazılı olmayan) benzer bir ilkenin, ÇKP Politbüro üyeleri için de kabul edildiğine, 15   yıl   boyunca uygulandığına da işaret edeyim.

ÇKP’nin resmî organına göre, Şi’nin Genel Sekreterlik süresinin sınırlanması da son bulacaktır: “ÇKP Genel Sekreterliği, devlet başkanlığı ve başkomutanlıktan oluşan üçlü sistemin bütünlüğü ve iyileştirilmesi için Cumhurbaşkanlığı’nın iki dönemle sınırlamasının kaldırılması”   yararlı görülmektedir.“Bu değişiklik Çin cumhurbaşkanının ömür boyu görevde kalacağı anlamına gelmemektedir.” (Global Times, 25 Şubat).

Anayasa metnine “ÇKP’nin öncülüğü, Çin’e özgü sosyalizmin belirleyici özelliğidir”   ibaresinin eklenmesi önerilmektedir. Parti organına göre, “benzer bir ifade Anayasa’nın girişinde yer alıyordu; ama, dış güçler tarafından desteklenen ve kışkırtılan bazıları bunun geçerliliğini tartışmaya açtı. ÇKP öncülüğünün Anayasa   metninde vurgulanması bu nedenle zorunlu oldu.” (Global Times, 25 Şubat).

“Yeni bir devlet organı olarak denetim komisyonları”
, aslında “ÇKP öncülüğü” önermesiyle bağlantılıdır. Şi Jinping döneminde bu örgütlenme, yolsuzlukla mücadele kampanyaları sırasında eyaletlerde, kentlerde, taşrada başlatılmıştı.   Anayasa’da yer almaması bir yana, biçimsel kurumlaşmasının dahi tartışmalı olduğu anlaşılmaktadır.

Revizyon önerisi “denetim komisyonları”nı anayasal bir kurumlaşmaya dönüştürüyor. Bunlar, kentlerde, eyaletlerde yolsuzluğa karşı mücadeleyi örgütleyecek; var olan yönetim birimlerine karşı özerk olacak; yargı ve güvenlik örgütleriyle işbirliği içinde çalışacak; hiyerarşik yapılanmanın son aşamasında Ulusal Halk Kongresi’ne karşı sorumluluk taşıyacaktır.

Çin’de muhalif sesler


Şi’nin görev süresinin uzatılmasına sosyal medya tepkileri denetlendi. Hong Kong basınında ise “aydınların tepkileri” başlığı altında iki görüşe yer verildi.

Muhalif bir yazar, Li Datong, Ulusal Halk Meclisi’nin Beijing temsilcilerine bir açık mektup kaleme almış:“Cumhurbaşkanı’nın görev sınırlaması mutlakçı yönetimi sınırlayan en etkili önlemdi. Kaldırılması Çin’e kargaşa getirecektir. Seçmeniniz olarak bu anayasa değişikliğine karşı çıkmanızı rica ediyorum.”

Siyaset Bilimi ve Hukuk profesörü Çen Jieren’in   muhalefeti ise daha ılımlıdır:“Çin’de ülkeyi yönetebilecek yetenekte çok kişi olduğuna inanmalıyız. Çin’in umutlarını bir veya birkaç kişiye teslim etmek gerçekçi olmaz ve   Çin halkına güvensizlik   ifade eder.” (South China Morning Post, 26 Şubat).

Bu “liberal” muhalefetin sınırlı, etkisiz kalacağı öngörülebilir. Batılı gözlemciler, Şi Jinping’in yakın geçmişin en popüler lideri olduğu hususunda hemfikirdir. Dört yıl boyunca sürdürdüğü etkili, küçük-büyük tüm yetkilileri (“sinekleri ve kaplanları”) kapsayan yolsuzluk kampanyasının Çin emekçileri nezdinde Şi’nin itibarını yükselttiği anlaşılmaktadır.

Batı basınında rahatsızlık

Büyük ve etkili Batı medyası, Şi Jinping liderliğinin en az   on yıl daha uzatılmasını tedirginlikle karşıladı. Birkaç örnek vereyim.

Büyük finans basınının önde gelen sözcüsü Financial Times’ta “Şi’nin İktidar Hamlesine Karşı Açık Bir Batı Tepkisi Gereklidir” başlıklı imzasız makaleye (25 Şubat) göz atalım:

“Çin, diktatörlüğe kayma riskiyle karşı karşıyadır. Çin’de mutlakçı yönetim, Batı’ya karşı bir meydan okumadır. Şi, ABD ve Avrupa’nın boşalttığı kalkınma alanını bir ‘Çin çözümü’ ile doldurma iddiasındadır. Örneğin Kemer ve Yol Girişimi, gelişmekte olan dünya için, Batı’nın refah getirme tasarımlarından daha iyi bir seçenek olarak sunulmaktadır. Şi’nin   yönettiği Çin, Pax Americana’nın yarattığı dünya ile bütünleşmeyi düşünmemektedir. Uluslararası ilişkilerde kendi kurallarını koymakta; Batı-tipi demokrasiden daha üstün gördüğü bir yönetim biçimini izlemekte ve belirli bir kalkınma felsefesini yaymak istemektedir. Batı, temel çıkarlarına öncelik veren açık ve tutarlı bir Çin stratejisi geliştirmeye çalışmalıdır.”

Fİnancial Times’ın iktisat konularındaki başyazarı Martin Wolf da 29 Mayıs’ta aynı konuya dönüyor:

“Kolektif liderlikten mutlakçı yönetime dönüş, Çin’in demokrasiye ilerleyeceği umutlarını çökertmiştir. Ne var ki, son yirmi yılın felaketlerine (Irak savaşına, finansal krize, Trump’a)   bakan Çinliler de demokrasinin çok kötü durumda olduğunu düşünmektedir. Bir kere daha sistemler-arası rekabetle karşı karşıyayız: Demokratik ve komünist kapitalizmler arasındaki rekabet… Çin, artık, sadece yükselen bir güç değildir; yanı zamanda stratejik bir rakiptir.”

Son olarak ABD Dışişleri lobisinin etkili dergisi Foreign Policy’de (26 Şubat) Emile Simpson’un makalesine göz atalım. Başlık, yazarın meramını aktarıyor: “Küreselleşme Bir Çin Canavarı Yaratmıştır”.

Simpson’a göre Şi Jinping’in diktatörlüğe adım atması, “Pax America’ya tabi barışçı bir döneme, ‘tarihin sonu’na geçiş beklentisini çökertmiştir. Bu beklenti, demokrasi ile kapitalizmin el ele yürüyeceğini; serbest piyasaların Batı ekonomik modeli ile bütünleşme anlamına geleceğini varsayıyordu ve tutmamıştır.   Sonuçta, bir milyar insan yoksulluktan kurtulmuş; ama kendilerini siber-totaliter bir rejimde bulmuştur. Dahası, kendi değerlerini dış dünyaya ihraç etme niyetinde olan bir   Çin [yaratarak]…”

Tedirginliğin kaynağı “sosyalizm” mi?

Batılı tepkileri farklı bir açıdan sorgulayalım: Çin’in Batı demokrasisi normlarına uymadığı, anayasa revizyonu gündeme gelmeden de malûmdu. Şimdiki tedirginliğin kaynağında, Ekim 2017 ÇKP Kongresi metinlerinde, Parti programında ve Anayasa değişikliği önerilerinde ısrarla “Çin’e özgü sosyalizm” teriminin korunması mı yatıyor? Daha da kötüsü, Şi Jinping’in bu eskimiş klişeyi,“yüzyılın ortasında Çin’de modern sosyalist bir toplum kurma”   hedefine dönüştürerek canlandırması mı rahatsızlık yaratmaktadır?

Aktardığım yazarlar, Batı kapitalizmin son yirmi yılının yüz kızartıcı bir felaketler bilançosu içerdiğini algılıyorlar, bazen açıkça ifade ediyorlar.

Bu algılamanın kendi toplumlarında yaygınlaştığını da fark etmemeleri imkânsız. Daha da kötüsü, olumsuz algılamanın, sistem-dışı beklentilere dönüşme eğilimleri de ortaya çıkmaktadır. Örneğin, kapitalizmin öncü ülkesi, emperyalizmin ağababası ABD’de genç kuşakların artan oranlarda sosyalizme sempati duydukları da haberleşiyor. (Bir örnek, “Amerikan Gençlerinde Sosyalizm Patlaması”, Rebecca Stoner, TruthOut, 18 Şubat 2018)

Çin’de kapitalizmi geliştirirken sosyalizm söylemini sürdüren Şi Jinping’in samimiyeti elbette sorgulanacaktır. Ancak, salt yönetimini meşrulaştırmak için dahi olsa, otuz yıl sonra “modern bir sosyalist toplum kurma” hedefini tasarlaması ve bunu bir Çin Rüyası özlemine bağlaması başka halklara da ilham verebilecektir; bu nedenle tehlikelidir.

Belki de 170 yıl sonra, bir kez daha “dünyada bir heyula kol geziyor… [Bu kez] sosyalizm heyulası…”

Çin’in (aslında sıradan) bir anayasa değişikliğinin bu kadar tedirginlik yaratması belki de burjuvazinin tarihsel ürküntüsünün hortlamasındandır.


Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası  »  Enternasyonal
 »  Çin Komünist Partisi Kongresi

Forum Ana Sayfası

 Bu konuyu 2 kişi görüntülüyor:  2 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.

Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör komünist parti mi, halkın türkiye komünist partisi mi yura 2 1526 05.11.2015- 13:14
Konu Klasör Türkiye Komünist Hareketi Kuruluş Kongresi Toplandı denizcan 2 1421 19.10.2015- 19:10
Konu Klasör Türkiye Komünist Partisi 94 yaşında denizcan 3 2178 11.09.2014- 08:41
Konu Klasör Fransız Komünist Partisi: Erdoğan hoş gelmiyor! umut 0 1321 20.06.2014- 08:32
Konu Klasör Türkiye Komünist Partisi'nden açıklama melnur 2 801 07.06.2017- 11:44

Etiketler   Çin,   Komünist,   Partisi,   Kongresi


Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör komünist parti mi, halkın türkiye komünist partisi mi yura 2 1526 05.11.2015- 13:14
Konu Klasör Türkiye Komünist Hareketi Kuruluş Kongresi Toplandı denizcan 2 1421 19.10.2015- 19:10
Konu Klasör Türkiye Komünist Partisi 94 yaşında denizcan 3 2178 11.09.2014- 08:41
Konu Klasör Fransız Komünist Partisi: Erdoğan hoş gelmiyor! umut 0 1321 20.06.2014- 08:32
Konu Klasör Türkiye Komünist Partisi'nden açıklama melnur 2 801 07.06.2017- 11:44

Etiketler   Çin,   Komünist,   Partisi,   Kongresi


Forum Yazılımı:   php Kolay Forum (phpKF)  ©  2007 - 2014   phpKF Ekibi



Forum Mobil RSS