Ana Sayfa  |  Yardım  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Forum Ana Sayfası  »  Enternasyonal
 »  Çin sosyalist mi kapitalist mi?-Doğu Perincek

Yeni Başlık  Cevap Yaz
Çin sosyalist mi kapitalist mi?-Doğu Perincek           (gösterim sayısı: 522)
Yazan Konu içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.019
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Konu Tarihi: 16.12.2017- 10:35
Alıntı yaparak cevapla  


Çin sosyalist mi kapitalist mi?-Doğu Perincek


Çin sosyalist mi, yoksa kapitalist mi tartışmalarına rastlanıyor.

Çin Halk Cumhuriyeti’nde bugün iktidarda bulunan Çin Komünist Partisi, Çin’in sosyalizmin alt basamaklarında olduğunu vurguluyor.

Çin’in toplumsal ekonomik kuruluşu üzerine bir nitelemede bulunmak için, önce elbette sosyalizm konusunda bir fikir sahibi olmamız gerekiyor.

Kapitalizmden sınıfsız topluma geçiş süreci

Sosyalizm, iktidarın emekçi sınıflarda bulunduğu kapitalist toplumdan sınıfsız topluma geçiş sürecidir.

Dolayısıyla sosyalizm, en sonunda sınıfların kalmadığı bir toplumun adım adım kuruluşudur. Elbette her süreç gibi çelişmelidir; iniş çıkışlıdır.

Bu sürecin yönelişleri şöyle sıralanabilir:

– İktidarın emekçiler tarafından ele geçirilmesinden sonra her düzlemde fiilen emekçilerin yönetiminde bir siyasal sistemin kuruluşu.

– Üretim araçları üzerinde özel mülkiyetten adım adım kolektif mülkiyete geçiş.

– Üretici güçlerin özgürleşmesiyle üretimin gelişmesi ve adım adım bolluk toplumuna ilerleme.

– Herkese emeğine göre bölüşümden adım adım herkese ihtiyacına göre bölüşüme ilerlenmesi. Dolayısıyla değişim ekonomisinin adım adım sınırlanması ve bolluk toplumunun kurulmasıyla birlikte ortadan kalkması.

– Kafa emeği ile kol emeği, sanayi ile tarım ve şehir ile köy arasındaki farkların adım adım kalkması.

– İdeolojik-kültürel düzlemde toplumun geçmiş özel çıkar ve sınıf tahakkümü sistemlerinin değer yargılarından ve yabancılaşmasından, özetle ideolojisinden arınması, yeni paylaşmacı insanın oluşması.

– Toplam olarak sınıfların arasındaki farkların bütün siyasal, toplumsal, ekonomik ve kültürel temelleriyle ortadan kalkması. İnsanların değil yalnız araçların yönetildiği bir toplumun kurulması.

“Burjuvazisiz burjuva devleti ve burjuva bölüşüm ve değişim ilişkileri”

Yukarıda özetlediğimiz sosyalizmi kurma sürecine baktığımız zaman, her sosyalizm biraz kapitalizmdir.

Çünkü sosyalizm döneminde, hâlâ kapitalizmin bölüşüm ilişkisi olan “Herkese emeğine göre” geçerlidir ve buna bağlı olarak hâlâ değişim ekonomisi yürürlüktedir. Yani emekçiler, emekleriyle ölçülen bir ücret alırlar. Oysa sınıfsız toplumun bölüşüm ilişkisi, kapitalizmden bütünüyle farklıdır: “Herkese ihtiyacına göre.”

Bütün bu nedenlerle, Lenin‘in de işaret ettiği üzere, sosyalizmin kuruluşu sürecinde, “hem ekonomi, hem devlet bir yönüyle kapitalist karakterdedir.” Lenin, sosyalizmi “burjuvazisiz burjuva devleti” ve “sömürüsüz burjuva bölüşüm ve değişim ilişkileri” diye tanımlamıştır. Bu tanımı Sovyetler Birliği’nde sosyalizmin kuruluşunu ve kapitalizme geri dönüşü incelediğimiz Stalin’den Gorbaçov’a adlı kitapta basit bir şemayla canlandırmaya çalıştık.

(Doğu Perinçek, Stalin’den Gorbaçov’a, Gözden geçirilmiş 4. basım, s. 280)

Herhangi bir sosyalizm sürecinde şemadaki grileri görürseniz, o ülkenin kapitalist olduğuna hükmedersiniz; beyazları görürseniz, bu kez o ülkenin lekesiz bir sosyalizm olduğunu düşünürsünüz. Oysa ikisinin de hayatta bir karşılığı bulunmuyor. Sosyalizmin bir geçiş süreci olması, eski ile yeniyi bağrında taşıması anlamına geliyor.

Kapitalizme geri dönüş tehlikesi

Sosyalizm uzun bir süreçtir.

Bu süreç boyunca proletarya ile burjuvazi, sosyalizm ile kapitalizm, Marksizm ile burjuva ideolojisi arasındaki mücadele, başka deyişle sınıf mücadelesi devam eder.

Her sosyalizmi kurma girişimi, kapitalizme geri dönüş tehlikesini içerir.

Sosyalizmde bölüşüm ilişkilerinin kapitalizmin bölüşüm ilişkileri olması (emeğe göre ücret) kapitalizme dönüşün toplumsal-ekonomik temelini oluşturur.

Sosyalizmin kuruluş sürecinde, üretim araçlarının kolektif mülkiyete dönüşümünün esas olarak tamamlanmasından sonra geri dönüş tehlikesi, Devlet ve Parti içindeki kapitalist yolculardan gelir (Kruşçevler-Brejnevler-Gorbaçovlar).

Bunlar 20. yüzyılın sosyalizm pratiklerinden üretilmiş olan teorik birikimin esaslarıdır.

Çin’de sosyalizmin mucizesi


Çin’e gelince, 1949 yılında dünyanın en Ortaçağlı, en geri, en yoksul ülkesiydi.

Çin, 60 yılda dünya tarihinde eşi benzeri olmayan bir gelişme gösterdi. Milli demokratik devrimin ve arkasından sosyalist devrimin özgürleştirdiği emek gücü, bu büyük mucizenin yaratıcısıdır.

Çin’in bu olağanüstü başarısını kapitalizme mal etmek isteyenler kapitalistlerdir. Onlara soralım: Sizin kapitalizminiz ABD, İngiltere, Yunanistan, Portekiz, İspanya, Bangladeş, Pakistan, Mali veya Somali’de niçin Çin’deki başarıyı gösteremiyor ve çöküş alâmetleri gösteriyor? 60 yıl önce başka geri kalmış ülkelerle Çin toplumu aynı düzeydeydi. Farkı yaratan ne?

Tarihin dışında tarafsız duruş

Bugün Gelişen Dünyaya bakıyoruz, Çin, Vietnam, Venezuela, Brezilya, Hindistan vb, hepsi emperyalizmin denetimine şu veya bu ölçüde set çeken bağımsız ülkelerdir.

Hepsinde kamu ekonomisi belli bir ağırlığa sahiptir ve plan yapılıyor. Bunlar içinde Çin ve Vietnam sosyalizmin alt basamaklarında olduklarını belirtiyorlar ki doğrudur. Diğerleri de bağımsızlıkçı ve halkçı çizgide (milli demokrasi) büyük başarılar kazanıyorlar.

Çin’e Çin’den ve Suriye’den bakalım

Ergin Yıldızoğlu kardeşimiz, emperyalist ülkeler ile BRICS ülkelerinin “her ikisi de kapitalist” diyerek, tarihin dışında duruyor. (Cumhuriyet, 2 Nisan 2012).

Dünyadaki büyük savaşta böyle tarafsız duran iyi niyetli insanlarımıza şunu öneriyorum:

Çin’e Suriye’den bakın.

Çin’e İran’dan bakın.

Çin’e Afrika’dan bakın.

Çin’e Türkiye’nin fabrikalarından, gecekondularından bakın.

Çin’e Silivri’den bakın.

Çin’e çöken ve çürüyen Avrupa’nın umutsuz insanlarının penceresinden bakın, örneğin Yunanistan emekçilerinin bulunduğu yerden bakın.

Çin’e bölünen, parçalanan, mezhep ve din savaşlarına itilen ülkelerden bakın.

Çin’e ABD’de kuponla ekmek alan 40 milyon çaresizin bulunduğu yerden bakın.

Çin’e Çin emekçisinin yanından bakalım.

Çin’e rahat koltuklarımızdan, kahvemizi yudumlayarak bakmayalım.

Lavoisier Kanunu

Çin’e 19. yüzyıldan, yani tarihin dışından bakarak, insanlığa karşı cihat açmaktan öte bir yere varamazsınız.

Ve unutmayın sosyalizm bir çırpıda kurulmaz, aşamalarla kurulur.

Doğada ve toplumda her kuruluş, bir süreçtir. Yeni, eskinin içinden filizlenir ve her yeninin içinde eskinin kalıntıları vardır.

Kapitalizm bir çırpıda yok olmaz ve sosyalizm de yoktan varolmaz.

Aynen Lavoisier’nin Kanunu gibidir: Hiçbir şey yoktan varolmaz, yani yeni toplum da eski toplumun bağrından çıkmıştır.




Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.019
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 16.12.2017- 17:54
Alıntı yaparak cevapla  


Perincek'in yazısındaki doğrular kuramın doğrularıdır ama Perincek Çin'in bu günkü koşullarından hiç söz etmiyor. Evet, sosyalizm aynı zamanda hem kapitalizm ve hem de komünizmdir. Doğru ama komünizmi sadece ÇKP'nin iktidarda olmasına mı bağlamalıyız; bu yeterli mi? Ekonomik altyapıda bir anlamda özelleştirme ve ''herkese emeğine kadar'' ilkesi sosyalizmle hiç uyuşmayan sorunlar yaratıyorsa orada komünizmin varlığından söz etmek nasıl mümkün olabilir? Çin'de hem çocuk işçiliği konusu ve hem de eşitsizlik büyük bir sorundur ve asla sosyalizm ile bağdaşmamaktadır. Yoğun bir iş gücüne sahip olmasına rağmen çocuk işçiliğin   önlenememesi sosyalist amaçlarla hiç bağdaşmamaktadır. Ayrıca ve özellikle özelleştirmeler sonrasında ve yabancı sermayeye açılma konusu eşitlik konusunda büyük farklılıkların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Çin aynı anda hem Hakkari-Çukurca ve hem de İstanbul-Nişantaşı seviyelerini birlikte yaşamaktadır. Bu sorun için kapitalizm ve kapitalizmin eşitsiz gelişmesi örnek gösterilemez. Çin yönetiminden bu sorunların giderilmesi yönünde hiç bir teorik açıklama ve pratik çaba görmemekteyiz. Bizlerin görmediğini Perincek görüyorsa, o başka!

Çin bu haliyle adım adım kapitalizme yol alıyor gibi görülmektedir. Belki ''gibi''si de fazladır. ÇKP'nin yönetimde olması orada komünizmin hedeflendiği anlamına gelmediği gibi, gerçekleştirilen uygulamaların komünizm yolunda atılmış adımlar olacağı anlamına da gelmez. Perincek yanılıyor. Bir zamanlar ''Mao'cu'' saflarda bulunması,kör gözüm parmağına misali ÇKP ne yapsa, Çin'de ne olsa Perincek için savunma anlamına geliyor. Yapılan yorumun yaşanan süreçle bağdaşabilir bir yanı olduğunu düşünmüyorum. Çin bu haliyle 90'lı yılların başında Sovyetlerin daha keskin yaşadığı bir süreci, daha yumuşak bir şekilde yaşıyormuş gibi geliyor bana.


Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.019
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 16.02.2018- 06:53
Alıntı yaparak cevapla  


Çin'in kapitalizm yolculuğu - Hakan Yurdakan


Çin, ortalamanın üstünde yüksek büyüme oranlarıyla dünyanın ikinci büyük ekonomisi durumuna gelmiştir. Bu büyümenin kaynağı nedir, büyüme halka nasıl yansımaktadır gibi soruların ardından “Çin sosyalist mi, kapitalist mi? gibi daha bütünlüklü bir soru da gündeme gelmiştir.

Bu soruyla ilgili görüşler aşağıdaki gibi özetlenebilir.

Bu yazının paylaştığı ve desteklediği görüş, 21. yüzyıl itibariyle Çin’in kapitalist olduğu yönündedir.

Bir kesim ise, Çin Komünist Partisi (ÇKP) resmi söylemine paralel, Çin’deki sistemi, “Çin tarzı sosyalizm” ya da “sosyalist piyasa ekonomisi” olarak tanımlamakta; üretici güçlerdeki gelişmeyi ve ekonomik büyümeyi öne çıkartmaktadır.

Diğer bir kesim, köy arazileri üzerindeki ortak mülkiyete ve kritik sektörlerde devlet mülkiyetinin halen ağırlıkta olduğuna dayanarak, Çin’de sosyalizmin yozlaştığını, ancak henüz kapitalist olarak nitelendirilemeyeceğini ileri sürmektedir.

Bir diğer görüş ise, Çin’deki sistemi devlet kapitalizmi olarak tanımlamakta ve bu durumun hem sosyalizme hem de kapitalizme dönüşme potansiyeli taşıdığını belirtmektedir.

Yukarıdaki sorunun yanıtı, toplumun temeli olan üretim (mülkiyet) ilişkileri ve siyasi iktidarın sınıfsal niteliği dikkate alınmadan verilemez.

ÇKP’de baskın iradenin tercihi: Reform süreci


Mao’nun ölümünden iki yıl sonra, 1978’de başlayan reform süreci (kapitalizmin ihdas edilme süreci olarak anlayabiliriz), Sovyetler Birliği’nin dağılmasını takip eden 1990 ortalarından itibaren hız kazanarak günümüze kadar devam etmiş ve etmektedir.

Ekim 1992’de gerçekleştirilen ÇKP 14. Ulusal Kongresi’nde “sosyalist piyasa ekonomisi”nin inşa edilmesi kararı alınarak, kapitalizme geçiş resmi düzeyde onaylanmış oluyordu. (1)

Kasım 2013’de yapılan ÇKP’nin 18. MK üçüncü Genel Kurulu’nda, “ekonomik sistemin reformdan geçirilmesini, kaynak dağıtımında piyasanın belirleyici rolünü merkeze alarak derinleştirmeliyiz” sözü veriliyordu. (2)

ÇKP’nin reform sürecindeki söylemlerinde piyasanın önemini belirten ifadeler daha önce de yer almıştı. Ancak ekonomide piyasanın “belirleyici” rolü ilk kez bu kadar net vurgulanıyordu.


Mülkiyet ilişkileri


1982’de kolektif tarımın uygulama biçimi olan Komünler resmi olarak ortadan kaldırılmış, kırsal araziler, üzerinde tam bir denetime sahip olacak biçimde hane halklarına dağıtılmıştı. 2000 yılının ortalarına doğru, hane halklarının birçoğu arazi sözleşmelerini kırsal sermayedarlara satmıştı. (3)

Servet ve mülkiyet edinimini serbestleştiren 2007 anayasa değişikliğinden itibaren, köy arazilerinin ve kent arsalarının konut, turistik ve ticari tesisler ile alış veriş merkezleri inşaatına açılmasını düzenleyen özel girişimciler ortaya çıktı. Bunlar, devlete ve köy topluluklarına ait topraklar üzerinde yatırım yapma, kullanım haklarını satma ve hatta bizzat işletme imkânına sahip oldular. (4)

2000’lerin başlarına gelindiğinde, kolektif mülkiyete dayanan Kasaba ve Köy İşletmeleri (KKİ) ile devlet mülkiyetindeki Kamu Ekonomik Kuruluşlarının (KEK) büyük kısmı özelleştirilmişti. Devletin elinde kalanlar ise kar amaçlı işletilen kapitalist şirketlere dönüştürülmüştü.

ÇKP’nin 2013 sonunda yapılan 18. MK üçüncü toplantısında açıklanan Xi Jinping ve ekibinin programında, “özel sektöre kapalı olanlar da dahil her alanda, devlet şirketlerinin, varlıklarının bazı bölümlerinin özelleştirilmesi veya hisse satışı yoluyla bünyelerine özel sermaye almaları; devletin bu şirketlerin yönetiminde yönetici değil, sermayedar olarak yer alması, şirketlerin karlılık esasına göre yönetilmesi” hedeflenmiştir. (5)

Kolektif ve devlet mülkiyetinde bulunan işletmelerin (KKİ, KEK) özelleştirmeler ve hisse satışları yoluyla yağmalanması, Çin’de kapitalist servet birikiminin oluşumunu sağlamıştır.

Yapılan bir tahmine göre, özelleştirme ve piyasanın serbestleştirilmesi sırasında, yaklaşık 5 trilyon dolar devlet mülkü ve kolektif mülk, hükümetle güçlü bağlantıları olan sermayedarlara verildi. (6)

Emek-gücünün metalaşması, işçi ve emekçilerin durumu

1990’larda resmi oturma bölgelerinin dışında istihdam edilen “göçmen kır işçisi” sayısı 22 milyon iken, KKİ’lerin özelleştirilmesini takip eden 2000’de 106 milyona yükseldi. (7) Göçmen işçilerin bu kitlesel artışı, yerli ve yabancı kapitalistlere ucuz emek-gücü sağlamış oldu. Çin devriminin gücü olan köylüler yarım asır sonra kapitalizmin hizmetine zorlanılıyordu.

KEK’lerin özelleştirilmesi ile 12 yılda 50 milyona yakın kamu çalışanı işten çıkarılmış; 1995’de 113 milyon olan kamu çalışanı sayısı, 2007’de 64 milyona düşmüştür.

1990’lardan bugüne Çin’in toplumsal yapısında köklü değişimler gerçekleşti. Ücretli işgücünün, toplam işgücü içindeki payı 1990’da %39 iken, 2012’de %55’e yükseldi. (8) Bu değişimin ana nedeni, göçmen kır işçileri sayısındaki artıştır.

Çin’de emek-gücünün metalaştığına dair bir şüphe bulunmamaktadır.

Yerli ve yabancı özel şirketlerde, işçilerin sözleşmesiz, sosyal güvenlik haklarından yoksun, asgari ücretin altında ücretlerle, yasal sınırları çok aşan sürelerle çalıştırılması, ücretlerin gecikmelerle ödenmesi veya ödenmemesi çok yaygın uygulamalardandır. (9)

Yapılan bir araştırmaya göre, yerli özel şirketlerde istihdam edilen işçilere, kentlerde dört kişilik bir hane halkının “geçinmek için yeterli ücretin” %30 altında ücret ödenmektedir. (10)

Kentsel bölgelerdeki imalat sanayi kuruluşlarında, saatlik işgücü maliyeti 2,85 dolar; KKİ’lerde ise bu rakam sadece 1,15 dolar. Dolayısıyla, imalat sanayisinin bütününde işçilik maliyeti ortalamada 1,74 dolar seviyesindedir. Örneğin, 2009 yılında Türkiye’de ortalama imalat sanayisi saatlik işgücü maliyeti 2,98 dolar idi. (11)

Ücretlerin gayri safi yurtiçi hâsıla (GSYH) içindeki payı 1980 ortalarından bu yana düşmektedir. Bu pay, 1990’ların başında %55 iken, 2012’de %45 seviyesine düşmüştür. (12)

Reform sürecinde, eğitim hizmetleri ücretli hale getirilirken, halkın büyük bir bölümü de sosyal güvenlikten yoksun duruma gelmiştir. 2003’de kırsal bölgelerde nüfusun sadece %10’u; kentsel bölgelerde ise %40’ı kamu sağlık sigortası kapsamında bulunuyordu. (13)

Daha sonra, gerek iç tüketimi canlandırmak gerekse toplumdaki hoşnutsuzlukları azaltmak kaygısıyla; 2003’de kırsal, 2007’de kentsel bölgelerde sağlık güvencelerinde ve benzer şekilde 2009’da kırsal, 2011’de kentsel bölgelerde emeklilik sigortasıyla ilgili iyileştirmeler yapılmıştır.

Planlamanın işlevsizleşmesi, piyasanın belirleyiciliği

“Çift Yol” denen ve 1980’lerin ortalarında uygulanmaya başlanan düzenlemeye göre, KEK’ler, planın öngördüğü üretime ek olarak, istedikleri ürünleri üretip, piyasa fiyatları üzerinden istedikleri yere doğrudan satma olanağına sahip oluyorlar; hem plan, hem piyasa koşullarında çalışır hale geliyorlardı. (14) Bu sürecin sonunda planlı üretim gittikçe küçülmüş ve kapitalist sektör, istihdam ve üretim bakımından kamu sektörünü geride bırakmıştır.

Bir çalışmaya göre, Çin’de 2010’lu yıllarda sanayi üretiminin 3/4’ünden fazlası özel şirketler tarafından gerçekleştirilmektedir. Örneğin, rafine petrol üretiminin %30’u, doğalgaz dağıtımının %50’si, su dağıtımının yabancı şirketler ağırlıklı olmak üzere %30’u özel sektör tarafından gerçekleştirilmektedir. (15)

1995’de inşaat sektöründe üretimin %3’ten azı özel sektörce gerçekleştirilmekteydi. Bu oran 2012 yılına gelindiğinde yaklaşık %80’e çıkmıştı. (16)

1990’ların ortalarında tüketim malı fiyatlarının %90’nı, yatırım malı fiyatlarının %80’ni üzerinde devlet kontrolü kalkmış, 1994’te de Devlet Fiyat Komitesi ortadan kaldırılmıştır. (17)

Öte yandan, 2000’li yılların ilk yarısında artık, bütünüyle iç pazara yönelik yabancı yatırımlar yapılabiliyor, bu yatırımlar, ihracat veya teknoloji transferi koşullarına da bağlanmıyordu. (18)

Bu koşullarda sosyalist planlamanın yapılabilirliğinden söz edilemez. Ve Çin’de de durum böyledir. Planlama sadece makro hedefler koymanın ötesinde bir işleve sahip gözükmemekte; emek-gücü dâhil tüm kaynakların dağılımı, üretim ve yatırım kararları piyasanın belirleyiciliği altındadır.

Sonuç

Yazıyı sonlandırmadan önce, sosyalist üretim ilişkilerinin, sosyalizmin iktisadi sisteminin karakteristik özelliklerini hatırlatmak yararlı olacaktır.
1.Toprak ve üretim araçları üzerinde toplumsal mülkiyetin egemen olması,
2.İşçi ve emekçilerin sömürüden, emek-gücünün meta olmaktan kurtarılması,
3.Toplumsal ürünün emekçilerin çıkarına göre dağıtılması, emekçilerin refah düzeyinin sistemli şekilde yükseltilmesi,
4.Toplumsal emeğin ve ürünlerinin akılcı ve toplum yararına kullanılmasını güvence altına alacak merkezi planlamaya dayanan gelişme.

Çin’deki reform sürecindeki değişimler, bu dört karakteristik özellik çerçevesinde değerlendirildiğinde, baştaki sorunun yanıtı daha nettir; Çin kapitalist bir ülkedir.

Bu durumda, kapitalist ekonomi ile siyasi iktidar (ÇKP) arasında çelişki yok mudur? sorusu akla gelmektedir.

Bir yanda hızla proleterleşen ve hoşnutsuzlukları artan bir kitle ve başlangıçta reform sürecine destek veren ancak umduğunu bulamadığı için tatminsizliği artan kentli küçük burjuvalar; öte yandan doymak bilmeyen kar hırslarıyla yerli, yabancı kapitalistlerin talepleri. Ayrıca emperyalist sistem içinde artan rekabet ve gerilimler. Tüm bunların ÇKP’yi etkilemeyeceği, kendi içindeki çelişkileri ve mücadeleleri yükseltmeyeceği düşünülemez. Ayrıca ÇKP’nin içinde hem durumdan ve gidişattan rahatsız olan gruplar; hem de bir süredir üye olabilen kapitalistler, Çin’in en zenginleri bulunmaktadır.

Çin’de sınıf mücadeleleri ve ÇKP içi mücadele çok uzak gözükmüyor.

Kaynakça

(1)Minqi Li, Çin ve 21. Yüzyıl Krizi, Yazılama Yayınevi, s. 32
(2)Age, s. 26
(3)Age, s. 31
(4)Boratav, Dünya’dan Türkiye’ye, İktisattan Siyasete, Yordam Kitap, s. 234
(5)Oktay, Çin Yeni Büyük Güç ve Değişen Dünya Dengeleri, T.İş Bankası Yayınları, s. 493
(6)Minqi Li, age, s. 51
(7)Minqi Li, age, s. 33
(8)Minqi Li, age, s. 38, 42
(9)Oktay, age, s. 155
(10)Minqi Li, age, s. 42
(11)F.Oktay, age, s. 150-151
(12)F.Oktay, age, s. 158
(13)F.Oktay, age, s. 110
(14)F.Oktay, age, s. 68
(15)F.Oktay, age, s. 495
(16)F.Oktay, age, s. 93
(17)F.Oktay, age, s. 84
(18)F.Oktay, age, s. 9

http://gazetemanifesto.com/2018/02/10/mercek-cinin-kapitalizm-yolculugu/



__________________

Bu ileti en son melnur tarafından 16.02.2018- 06:54 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.

Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası  »  Enternasyonal
 »  Çin sosyalist mi kapitalist mi?-Doğu Perincek

Forum Ana Sayfası

 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.

Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Doğu Perinçek yazdı: Çin sosyalist mi kapitalist mi? spartakus 2 2032 17.09.2015- 11:13
Konu Klasör 15 temmus Bir devrimdir Doğu Perincek hakkı 2 1550 29.10.2016- 21:56
Konu Klasör Doğu Perinçek : HDP derhal kapat tekelizmir 27 5949 31.12.2015- 13:03
Konu Klasör Doğu Perinçek’in ‘vatan’ anlayışı... umut 5 2171 29.02.2016- 12:46
Konu Klasör Bin Kalıplı Doğu Perinçek ve PDA Avanesi tarihselmaddeci 32 11196 07.01.2016- 08:41

Etiketler   Çin,   sosyalist,   kapitalist,   mi-Doğu,   Perincek


Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Doğu Perinçek yazdı: Çin sosyalist mi kapitalist mi? spartakus 2 2032 17.09.2015- 11:13
Konu Klasör 15 temmus Bir devrimdir Doğu Perincek hakkı 2 1550 29.10.2016- 21:56
Konu Klasör Doğu Perinçek : HDP derhal kapat tekelizmir 27 5949 31.12.2015- 13:03
Konu Klasör Doğu Perinçek’in ‘vatan’ anlayışı... umut 5 2171 29.02.2016- 12:46
Konu Klasör Bin Kalıplı Doğu Perinçek ve PDA Avanesi tarihselmaddeci 32 11196 07.01.2016- 08:41

Etiketler   Çin,   sosyalist,   kapitalist,   mi-Doğu,   Perincek


Forum Yazılımı:   php Kolay Forum (phpKF)  ©  2007 - 2014   phpKF Ekibi



Forum Mobil RSS