Ana Sayfa  |  Yardım  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Forum Ana Sayfası  »  Güncel Tartışma Konuları
 »  Bir sahil kasabası ve TKP'nin kararı...

Yeni Başlık  Cevap Yaz
Bir sahil kasabası ve TKP'nin kararı...           (gösterim sayısı: 454)
Yazan Konu içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.252
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Konu Tarihi: 29.04.2018- 11:19
Alıntı yaparak cevapla  


Birkaç günlüğüne İstanbul dışına çıktım. Bir sahil kasabası, elimi uzatsam deniz.   Püfür püfür esiyor rüzgar.

Ülke seçim atmosferine girdi. Erdoğan da karşıtları da seçimi kazanmak için ellerinden geleni yapıyor. Sıfır baraj konusu, seçim itti,fakları, Erdoğan'ın bulduğu her kalabalığa konuşması, Abdullah Gül'ün her zamanki ''istemem yan cebime koyun'' tavrı, olmadı, zaten istememiştim şeklindeki açıklamaları...CHP'nin kararsızlığı, daha doğrusu ne yapacağını bilmez tavrı,Levent Gültekin'e göreyse Kılıçdaroğlu'nun kazanmak adına ''müthiş bireysel çabası''...

TKP'nin ise özellikle Cumhurbaşkanlığı seçiminde boykot olmadığı söylenen boykot kararı...

Günler öncesinden sinyalini veriyordu. YSK koşullarını yerine getirmediği iddiasıyla seçimlere katılamayacağına karar vermiş ve yapılan itirazı yine aynı gerekçeyle reddetmişti. Bunun üzerine milletvekili seçimlerine bağımsız adaylarla katılacağı açıklamasını yapmıştı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise Erdoğan'a da karşısına çıkacak adaylara da ''hayır'' deniliyordu. Erdoğan karşıtlığında mevzilenmenin Erdoğan karşıtlarından yana bir tutummuş gibi algılanacağı konusunu bile dert etmeden TKP böyle bir karar almıştı. Bana göre TKP bu kararıyla makas değiştiriyor ve radikal bir karar alıyordu.

Birbiriyle ilintili iki sorun var. Bunlardan birincisi bu kararın aynı zamanda Erdoğan'ı önemsiz, sıradan bir burjuva lider olarak göstermesi, diğeri de bu projeksiyonun kendi üyeleri üzerinde ''hepsi bir, hepsi aynı'' algısına yol açması. Oysa Erdoğan ve AKP ne sıradan bir burjuva partisi ve onun sıradan bir lideri, ve ne de bu parti ve liderinin diğer parti ve liderleri için '' hepsi bir, hepsi aynı'' denilebilir. TKP'nin kendince makas değiştirmesi, toplumun Erdoğan yanlıları ve Erdoğan karşıtları olarak ikiye bölündüğü bir tabloda yer almak istememesi onu farklı bir söylem ve eylemle karşı karşıya bırakmıştır. TKP'nin bugünkü söylem ve eylemi bu duruşunun zorunlu bir açıklamasından başka bir şey değildir. Öyle ki, daha önce AKP için ve dolayısıyla onun lideri için   cumhuriyet tarihinde hiç olmadığı kadar diğer burjuva partilerine benzemezliğinin ve gericiliğinin ve hatta Osmanlıcılığının altı çizilmiş, cumhuriyet kazanımlarının tümünün dibine kibrit suyu döktüğü savunulmuştu. Toplumsal yarılma karşısında farklı bir doğrultuda yer alma kararı TKP'yi farklı bir söylem ve eyleme mecbur bırakmıştır. Yoksa ne Erdoğan sıradan bir lider ve ne de diğer burjuva partilerin AKP ile kıyaslanmasında ''hepsi bir ve hepsi aynı'' denilebilir.

Çok yineledik; çok yinelendi. Erdoğan bir otokratik yapı kurmuş ve devlet tek adam devletine dönüşmüştür. Herhangi bir muz cumhuriyetinde olmayacak uygulamalar 21. yüzyıl Türkiye'sinde sıradan olaylar haline gelmiştir. Ve hemen her gün de bunun çok dramatik örneklerine rastlayabiliyoruz. İşte en son örnek; genel kurmay başkanının Erdoğan'ın talimatıyla A.Gül'e gönderilmesi ve seçime girmemesi yönünde telkinleri...Medyaya yansıyış biçimiyle ve benim doğru olacağını düşündüğüm böyle bir olay bile nerelere geldiğimizin acı bir örneğinden başka ne olabilir? 1908 ve 1923 devrimlerini gerçekleştiren, 1960 süreciyle aydınlanma yolunda bir hayli yol alan bir ülkede böyle bir uygulamanın ve benzer onlarca uygulamayla birlikte   önemsiz gösterilebilmesi ve sıradanlaştırılabilmesi mümkün mü?

Ne var ki, çeşitli uygulamalar ve siyasi tavırlarla AKP ve lideri önemsizleştirilmekte, sıradanlaştırılmakta ve ''hepsi bir, hepsi aynı'' algısının toplumda egemen hale gelmesinde rol oynamaktadır. TKP ve TKP dostları için son zamanlarda farklı bir seçim kararının geleceği belliydi ama, bu kararla TKP'nin genel duruşunun çakıştığı söylenemez. Evet, TKP için bir makas değişikliği söz konusu. Ve bu kararı anlayabilmenin yolu da TKP'nin bu aralar söyledikleri değil söylemediklerinde yatıyor.

Bir sonraki yazı sanırım bu konunun irdelenmesi olmalı!

Bu arada rüzgar dindi; denizin hafif hafif kıyıya vurması insanı rahatlatıyor. İki küçük ve güzel çocuk kolluklarıyla sahile iniyor. Ben bunları yazıyorum!



__________________

Bu ileti en son melnur tarafından 29.04.2018- 11:20 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.

Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.252
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 03.05.2018- 21:50
Alıntı yaparak cevapla  


TKP'yi ''hepsi bir'' anlamına gelecek bir duruş sergileme noktasına getiren şey nedir sorusunun yanıtı seçime katılacak olan partilerin hepsinin bir ve aynı olduğu söylemi değildir. Hepsi bir ve hepsi aynı söyleminin yanlışlığını TKP yönetiminin bilmemesi mümkün değil. Bu güne kadar AKP'nin   daha önceki cumhuriyet hükümetleriyle kıyaslanmayacak ölçüde farklı bir parti olduğunun altı bizzat TKP yönetimi tarafından çiziliyordu. KIsaca TKP'nin başkanlık seçimiyle ilgili duruşunun gerekçeleri bana çok da inandırıcı gelmiyor. Bence böyle bir siyasi duruşun nedenleri   çok farklı.

Altını kalınca çizelim; Türkiye'nin güçlü, toplumsallaşmış bir sosyalist-komünist partiye ihtiyaç var. TKP'nin farklı bir duruş içine girmesinin nedeni, partiye böyle bir nitelik kazandırma ihtiyacı ve gayreti içinde olması. TKP hemen her platformda kendi farklılığını ortaya çıkartıp belirginleştirecek bir siyasi tavır içinde olur, diğer sol-sosyalist partilerden farklı bir söylem geliştirirdi. 24 Haziran seçimlerindeki tavrın da bu motivasyonla ilişkili...

İkinci konu da bence önemli. TKP hemen her yürüyüş, miting, etkinlik konularında çok öne çıkmakta. Öteden beri böyle bu. 1 Mayıs'larda da açık bir biçimde göze çarpıyor bu farklılık. Solcu, ilerici kesimde TKP'ye yönelik bir eğilim ve sempati var ve bu eğilim ve sempati birtakım etkinliklerde açıkça kendini gösterebiliyor. Ne var ki, bu sempati ve eğilimin seçimlerde ve örgütlenme konusunda tam anlamıyla bir desteğe dönüştüğünü söyleyebilmek zor. Söylem olarak solda, sosyalizmde duran kitlelerin seçimlerde çoğunlukla CHP veya HDP'ye yönelmesi, örgütlenme konusunda ise ya geride durması veya yine bu iki partiyi tercih etmesi TKP'yi bu seçimlerde farklı bir söylemle bir makas değişikliğine yöneltti. Yapılmak istenen, güçlü ve toplumsal alanda karşılığını bulan bir parti oluşturmak için etkinliklerde kendisini tercih eden solcu ve ilerici kitleyi kendi etrafında konsolide edebilmektir. Sadece o da değil, aynı zamanda ulaşabileceği kitleye de kendi farklılığını ortaya koyabilmek...

Amaç bağlamında bakıldığında TKP'nin bu siyasi tavrının yanlış olduğu iddia edilemez. Tartışmasız doğru. Ne var ki, bu doğrunun karşılığı ( zamanlaması)   bu seçimler mi olmalıydı ve ayrıca söylem de '' hepsi bir'' noktasında mı olmalıydı, sorusunun yanıtı bana pek de doğru gelmiyor. Bir başka sorun, eğer Erdoğan seçimi çok az farkla kazanırsa bu yükün altından kakmak pek de kolay olmaz. Umarım TKP'nin özellikle başkanlık seçimiyle ilgili aldığı kararın seçimler yaklaştıkça biraz daha yumuşatılması yönünde olur. Alınan kararın gerçekten önemli bir risk taşıdığını da TKP yönetiminin farkında olduğunu düşünüyorum.

Umarım öyledir!


Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.252
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 04.05.2018- 18:29
Alıntı yaparak cevapla  


Tekrar tekrar üzerinden geçmek gerek. Türkiye'nin hiç de hak etmediği bir biçimde yönetiliyor olmasının ve hem siyasal ve hem de toplumsal alanda yoğun bir dinci gericiliğin basıncı altında bulunmasının nedeni sosyalist solun bu alanda etkili olamamasıdır. TKP'nin 24 Haziran seçimlerinde sonucu Erdoğan'a yarayacak bir tavır almasının nedeni ( bana göre) bu alana daha sert bir şekilde müdahalede bulunmak istemesidir. Erdoğan ile karşıtları arasında sınıfsal bir farkın olmadığını söylemesinin ve sosyalizm seçeneğinin altını çizmesinin nedeni budur.

Haklıdır, almak istediği siyasal doğrultu doğrudur. Ama bu doğrultuda aldığı kararın Erdoğan'a yarayacağı da çıplak bir gerçektir. Ben bu çelişkiyi Marks'ın Hindistan konusundaki açıklamalarına benzetiyorum. Marks'ın İngiliz sömürgecileri destekler görünmesinin nedeni yereldeki kast sisteminin çözebileceğine ve devrimi yakınlaştırıcı bir etkisi olacağına olan inancı-düşüncesiydi. Ama bu durum sömürgeciliğin de onaylanması anlamına gelmiyordu.

Benim TKP'nin 24 Haziran başkanlık seçimlerindeki TKP tavrına bakışım bu yönde. Gerekçeler ne olursa olsun, sonucu Erdoğan'a yarayacak bir karar almamalıydı. TKP gibi bir partinin hem Erdoğan'a yaramayacak ve hem de kendinin düzen partilerinden farkını ortaya koyacak bir eylem biçimi bulabilmeliydi.

Umarım seçim günü yaklaştıkça bu konuda görüşünü revize eder.


Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.252
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 09.05.2018- 01:48
Alıntı yaparak cevapla  


Komünist partiler kendilerini düzen partilerinden ayırmalıdırlar. Kurtuluşun sosyalizmde olduğunu, kapitalizmin insana mutluluk veremeyeceğini, yaşadığımız bütün olumsuzlukların bu düzenden kaynaklandığı   topluma anlatılmalıdır. Ve aynı zamanda Erdoğan'ın da ne olduğu bu topluma anlatılmalı, tekrar tekrar anlatılmalı, bugüne kadar olduğu gibi gündemden düşürmeden anlatılmalı,   bu düzenin değişmesinin gerekliliği Erdoğan için ''hepsi bir, hepsi aynı'' noktasına getirilmemeli, en azından toplumun yarısının Erdoğan nefretinin karşısına çıkılmamalı, Erdoğan'ı sandıkta gönderme heyecanının karşısında yer alınmamalıydı. Hep söylüyorum; TKP bütün bu durumları içeren bir konumlanışta yer alabilir ve bu konumlanışa uygun bir karar verebilirdi. Partinin böyle bir donanıma ve yetkinliğe sahip olduğunu düşünüyorum. Bu düşüncem hala devam ediyor.


http://www.solpaylasim.com/k7481-secimleri-boykot-karari-dogru-degildir.html#c23566


Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.252
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 20.06.2018- 21:03
Alıntı yaparak cevapla  


Yaklaşık on gündür tatildeyim. İyi geldi. Bir iki gün sonra döneceğim. Bol bol deniz ve güneş. Bu arada seçimlerin yöredeki yansımalarını da izliyorum.

Muharrem İnce'nin memleketi Yalova, Çınarcık'tayım. Erdoğan'ın miting yaptığı gün Yalova'ya inmiştim. Vakit bir hayli erkendi ama, kentte   hiç de öyle heyecan falan yoktu. Rutin işler, para sıkıntısının olmaması, meydanın dev bayraklarla ve afişlerle süslenmesine yol açıyor. Bir de haddinden fazla polis ve asker vardı. Kente girişte arama tarama vb.

Bir başka gün Çınarcık'taydım. CHP ve AKP meydanda stand açmış. İlk kez CHP'deki hareketliliğin AKP'den kıyaslanmayacak kadar fazla olduğuna tanıklık ediyorum. Kadınların ilgisi de   çok fazla. Muharrem İnce marşı-şarkısı çalındığında hepsi el çırpıp oynama başlıyor :) Bir umut ve heyecan var gerçekten. AKP standı, hareketsiz ve heyecansız.

Diğer partilerden stand açan yok. Ama hemen hemen hepsi bayraklar ve flamalarla cadde ve meydanları süslemişler. HDP bir minibüs kiralamış, dolaştırıyor. İlgi gösteren pek yok gibi...

***

Seçimin sonucu ne olur şimdiden kestirmek güç ama şurası kesin: Bu seçim ortaya bir lider çıkartıyor. Muharrem İnce gerçekten çok ilgi görüyor, özellikle kadınlardan. CHP standında kadın partililerle sohbet ederken gelen giden, Muharrem İnce bayrakları soruyor. ''Kalmadı'' yanıtını aldıktan sonra CHP bayrakları alıyorlar.

Evet, seçimin sonucunu kestirmek güç, bir dip dalgasından söz ediliyor. Olur mu? Erdoğan belki de ilk kez sandıkta bir yenilgiye uğrar mı? Ama ortada bir Muharrem İnce gerçeği olduğu kesin.



__________________

Bu ileti en son melnur tarafından 20.06.2018- 21:04 tarihinde, toplamda 2 kez değiştirilmiştir.

Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası  »  Güncel Tartışma Konuları
 »  Bir sahil kasabası ve TKP'nin kararı...

Forum Ana Sayfası

 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.

Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör AYM'den 'TKP' kararı melnur 1 1590 23.09.2016- 09:09
Konu Klasör Ergenekon kararı dayanışma 2 1803 05.04.2014- 00:00
Konu Klasör BDP'den '1 Eylül'de eylem' kararı melnur 0 1908 14.08.2013- 19:40
Konu Klasör TKP'nin referandum kararı: YETER! melnur 0 836 24.01.2017- 15:30
Konu Klasör AYM'den flaş Youtube kararı yura 1 1601 30.05.2014- 16:22

Etiketler   Bir,   sahil,   kasabası,   TKPnin,   kararı.


Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör AYM'den 'TKP' kararı melnur 1 1590 23.09.2016- 09:09
Konu Klasör Ergenekon kararı dayanışma 2 1803 05.04.2014- 00:00
Konu Klasör BDP'den '1 Eylül'de eylem' kararı melnur 0 1908 14.08.2013- 19:40
Konu Klasör TKP'nin referandum kararı: YETER! melnur 0 836 24.01.2017- 15:30
Konu Klasör AYM'den flaş Youtube kararı yura 1 1601 30.05.2014- 16:22

Etiketler   Bir,   sahil,   kasabası,   TKPnin,   kararı.


Forum Yazılımı:   php Kolay Forum (phpKF)  ©  2007 - 2014   phpKF Ekibi



Forum Mobil RSS