Ana Sayfa  |  Yardım  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Forum Ana Sayfası  »  Güncel Tartışma Konuları
 »  E.Helvacıoğlu: Rahatlığın rahatsızlığı veya tersi…

Yeni Başlık  Cevap Yaz
E.Helvacıoğlu: Rahatlığın rahatsızlığı veya tersi…           (gösterim sayısı: 75)
Yazan Konu içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 5.951
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Konu Tarihi: 31.05.2018- 09:34
Alıntı yaparak cevapla  


E.Helvacıoğlu yine yaklaşan 24 Haziran seçimlerini yazmış. Sosyalizmin bağımsız adaylarına oy vereceğini de eklemiş. Ama sanki bunun altını tam olarak çizmemiş gibi geliyor bana. Yani yazıda bir eksiklik var bana göre. Yazıyı okuyalım, sonra yorumlarız.


Rahatlığın rahatsızlığı veya tersi… - Ender HELVACIOĞLU


Sosyalistlerin, parlamento seçimlerinde örgüt olarak, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de aday çıkararak yer alamaması belli bir rahatlık getiriyor mu?

Bir açıdan bakarsak getiriyor. Adayımız olsaydı harıl harıl çalışıyor olurduk. Oysa şimdi rutinimizi fazla bozmadan seçimleri bekleyebiliyoruz. En fazla sanal alemde notlar yazıyoruz, kimi desteklememiz gerektiğine dair -aslında hiçbir etkisi olmayan- cin fikirli analizler yapıyoruz; birbirimizi suçluyoruz, böylece ideolojik mücadele de vermiş oluyoruz.

Şöyle bir rahatlık da var: Herhangi bir partiye veya adaya oy verebiliriz; ama bu gönlümüzden geçen parti/aday olmayacağı, salt pragmatik bir yaklaşımla destek vereceğimiz için, daha sonra çıkacak olumsuzluklar karşısında kendimizi sorumlu hissetmeyebiliriz. “Ben ona oy verdim ama şu yüzden; kefil olmadım” diyebiliriz örneğin.

Seçimleri külliyen boykot edecek olanlarımız ise en rahatlarımız. Onlar hata yapmayacaklar; çünkü bir şey yapmayacaklar. Üstelik ideolojileri ve genel politik tutumları da pür-i pak kalmış olacak. Seçim gecesi sonuçlara bakıp “biz dememiş miydik” diyecekler. Ve ilginçtir, sonuç ne olursa olsun haklı çıkacaklar!

Evet, rahatız. Kenarda kalmanın, arena dışında kalmanın, kuyruk olmanın rahatlığı… Arka sıra rahatlığı… Çaresizliğin rahatlığı… Büyük rahatsızlığı bilinçaltına göndermenin getirdiği rahatlık…

***
Ama yine de çoğumuzun böyle bir rahatlık içinde olduğunu sanmıyorum. Biliyorum, içi içini yemektedir çoğunluğun. “Yara sineği” olmayı göze alarak yazdım yukarıdaki satırları. Çünkü rahatsız olanlarımızı da rahatlatmak için işletilen bazı mekanizmalar var, onlara dikkat çekmek için.

Bu mekanizmaların önde geleni HDP. İktidar tarafından baskılara uğramış, başkanları ve adayları dahil birçok yöneticisi tutsak bir parti; dolayısıyla sosyalistler tarafından desteklenme vizesini hak ediyor, deniyor.

Daha önemlisi, Cumhur İttifakı’nın parlamentoda çoğunluğu elde etmemesi için barajı aşıp parlamentoya girmesi gereken bir parti. Bu nedenle sosyalistlerin de -kamu yararı adına- +1 olmalarında sakınca yoktur, deniyor.

Üstüne üstlük -halkı (Kürt halkı dahil) pek ilgilendirmiyor ama- aramızdan birkaç kişiye “sosyalizmi meclise taşıma” olanağını lütfetmiş olan bir parti. Bu, onların bir “seçim geleneği” zaten. Daha ne olsun…

Daha “büyük düşünüp”, HDP gibi iktidar olanağı bulunmayan, iktidar olmak gibi bir derdi de olmayan partiler/adaylar yerine, bu potansiyeli taşıyan parti/adaylara meyledenlerimiz için ise önde gelen seçenek CHP ve adayı Muharrem İnce.

CHP de en genel anlamda solcu sayılır; içinde kendini sosyalist olarak niteleyenler de var üstelik. Yani onlar çoktan taşımışlar sosyalizmi meclise! Yalan mı, örneğin Cihaner’in Şık’tan, Atay’dan, Saçılık’tan, Baş’tan ne eksiği var?

Daha da büyük düşünenlerimiz için Meral Akşener seçeneği bile ufka sokulabilir. Şöyle bir mantıkla örneğin; AKP tabanından oy devşirebilecek tek aday Akşener’dir. Dolayısıyla ikinci tura onun taşınması gerekir. İyi de, Abdullah Gül’ün ne suçu vardı?

Bu “üst düzey diyalektiği” işleten bazı arkadaşlar, parlamento seçimlerinde bağımsız komünist adaylara, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise Akşener’e vereceklerini deklare ediyorlar üstelik. Hani kavallı şeşhaneli, perhizli turşulu atasözlerimiz var ya, ona benziyor bu diyalektik.





Parlamento seçimlerinde 17 bölgede de olsa, bağımsız komünist adaylar var. Bu arkadaşlar vicdanen temiz kalmanın olanağını sunuyorlar; ama işte o kadar… Ben de o 17 bölgenin birinde ikamet eden şanslı sosyalistlerden biriyim, bağımsız komünist adaya oy verip ruhumu kurtaracağım.

Ama Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ruhsal sıkıntım devam ediyor. Birine bakıyorum, Amerikan bayrağı altında NATO generalleriyle aynı komuta merkezini paylaşan “özgürlük savaşçıları” aklıma geliyor; midem kalkıyor… Ötekine dönüyorum, “Kürt sorununu silahla çözeceğim, OHAL’i sürdüreceğim, onu kapatacağım, bunu keseceğim” diye bağırıyor; korkuyorum… Berikine bakıyorum, fena konuşmuyor ama partisi öyle bir seçim beyannamesi hazırlamış ki evlere şenlik…

Neyse, vereceğiz artık birine...

***

Yarı şaka yarı ciddi, bu seçimlerde sosyalistlerin durumu ne yazık ki budur. Ayağımız gerisin geri giderek vereceğiz birine. Ama bu noktada da bazı kıstaslar önererek “yara sineği” olmaya devam edelim.

Hak, hukuk, adalet, özgürlük, kardeşlik, laiklik, aydınlanma; yolsuzluğa, işsizliğe karşı mücadele vb. konularda üç aşağı beş yukarı anlaşırız. Buralarda fazla sorun çıkmaz.

Ama derim ki, oy vermeyi düşündüğünüz parti ve adaylara şu soruları sorun ve yanıtlarını alın:

- Amerikan emperyalizmine karşı mısınız?

- Amerikan emperyalizminin Orta Doğu’ya yönelik saldırılarına (örneğin iki ay önce Suriye’yi kimyasal silah kullanıldığı bahanesiyle bombalamasına veya Kudüs’ü, İsrail’in başkenti ilan edip İsrail saldırganlığına yol vermesine) karşı mısınız?

- Amerikan emperyalizminin -kendi deyimiyle- Suriye’deki kara gücü PYD değil midir? PYD/PKK Suriye ve Irak’ta ABD ile işbirliği halinde değil midir?

Emin olun, ülkemizin ve bölgemizin yakın geleceğinin can alıcı soruları ve turnusol kâğıtları bunlardır. Norveç’te veya Kanada’da değil, Türkiye’de yaşıyoruz.

Bu soruları vurgulamaz ve yanıtlarında net olmazsak, 24 Haziran bilemedin 8 Temmuz gecesi karşımızda, “beklenmedik” destekçileri eşliğinde “Başkan Erdoğan”ı görürsek şaşırmayalım. ABD için -ABD karşıtlığının doruklarda olduğu ülkemizde- en iyi Amerikancı, “Amerika’ya karşıymış gibi gözüken Amerikancı”dır çünkü.

İyisi mi, seçim sonrasını düşünerek sağlam duralım bu konuda.


Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası  »  Güncel Tartışma Konuları
 »  E.Helvacıoğlu: Rahatlığın rahatsızlığı veya tersi…

Forum Ana Sayfası

 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.

Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Sol nedir? Veya inat umut 14 2892 18.06.2015- 17:35
Konu Klasör Örgütsüz veya yöntem yura 3 1385 30.07.2016- 09:31
Konu Klasör Oyum komünistlere, CHP veya HDP'ye değil. melnur 3 1097 07.06.2015- 02:24
Konu Klasör Kürtler veya “sosyalizm yoksa…” melnur 0 123 30.01.2018- 07:29
Konu Klasör Devrimcilik mi, reformizm mi veya YÜRÜYÜŞ'ün yorumu melnur 3 1401 15.12.2015- 22:46

Etiketler   E.Helvacıoğlu:,   Rahatlığın,   rahatsızlığı,   veya,   tersi…


Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Sol nedir? Veya inat umut 14 2892 18.06.2015- 17:35
Konu Klasör Örgütsüz veya yöntem yura 3 1385 30.07.2016- 09:31
Konu Klasör Oyum komünistlere, CHP veya HDP'ye değil. melnur 3 1097 07.06.2015- 02:24
Konu Klasör Kürtler veya “sosyalizm yoksa…” melnur 0 123 30.01.2018- 07:29
Konu Klasör Devrimcilik mi, reformizm mi veya YÜRÜYÜŞ'ün yorumu melnur 3 1401 15.12.2015- 22:46

Etiketler   E.Helvacıoğlu:,   Rahatlığın,   rahatsızlığı,   veya,   tersi…


Forum Yazılımı:   php Kolay Forum (phpKF)  ©  2007 - 2014   phpKF Ekibi



Forum Mobil RSS