Ana Sayfa  |  Yardım  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Forum Ana Sayfası  »  Siyasi Gündem ve siyasi tartışmalar
 »  Bir kez daha sosyalizm üzerine...

Yeni Başlık  Cevap Yaz
Toplam 3 Sayfa:   «ilk   <   1   2   [3] 
Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

Sosyalist27
[Sosyalist27]

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 14.11.2018
İleti Sayısı: 61
Şehir: Gizli
Durum: üye uzaklaştırılmış

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 01.12.2018- 17:48
Alıntı yaparak cevapla  


 Alıntı Çizelgesi: melnur yazmış
Kapitalizmin çok fazla gelişmediği ve haliyle pek çok sorunun çözümünün de sosyalist kuruluşa kaldığı düşünülürse kıt kaynakların kullanımı konusunda da hatalar yapılmış, kapitalizmin tüketim ekonomisi aşılamamış örnekse, her eve bir çamaşır makinası kullanımı özendirilerek her mahalleye bir çamaşırhane gibi o dönemde çözüm olabilecek uygulamalara ( kaynak israfını önlemek açısından) geçilememiştir. Çok örnek verilebilir. Tarımda lysenko olayı olarak tanımlanan olay bunlardan biri. Evrimde genetik konusu yine yanlış yorumlanmış ve uygulamada büyük sıkıntılara neden olarak dönemsel olarak ortaya çıkan kıtlığın önüne geçilememiştir. ( Örnekler, yıllar önce okuduğum M. Yalçıner'in ''Türkiye'de devrim çağına ne oldu?''dan aklımda kalanlar.)



Sovyetler Birliği'nin neden yıkıldığını sonunda öğrendik...
Sovyetler Birliği yıkılmış, çünkü, her mahalleye çamaşırhane yaptırılmamış :)
Onun yerine her eve çamaşır makinası alımı teşvik edilmiş.
Aslında verdiğiniz şu örnek bile sizin sosyalizm konusundaki çarpık bakış açınızı gösteriyor.
Sosyalizm, bir tür aşırı tasarruf sistemi değildir.
Kaynakların israfının önlenmesi, doğanın talan edilmesinin önüne geçilmesi derken bu kastedilmiyor.
İnsanları aşırı bir tasarruf ile sınırlı bir hayata mahkum etmek değildi sosyalizm...
Sosyalizmin amacı insanların refah içinde yaşaması ama bu refahı bir avuç azınlığa değil, toplumun geneline yaymaktır.
Dolayısıyla toplumun yaşam kalitesinin yükseltilmesi, sosyalizm ile çelişmez.
Reel sosyalizm deneyimine gelirsek, bu deneyimin bilimsel sosyalizme olan en büyük katkısı, sosyalizmin kusursuz bir sistem olmadığı olmuştur bana göre...
Yani üretim araçları üzerinde kamu mülkiyetini sağladığınızda her şey bitmiyor.
Cennet yeryüzüne inmiyor.
En basiti işçi ile köylü, kafa ile kol emeği arasındaki farklılık varlığını devam ettiriyor.
Kapitalizmin yeniden hortlamasını sağlayacak şekilde küçük üretim ve meta hala varlığını sürdürüyor.
Toplumun binlerce yıllık üretim ilişkilerinin ürünü olan kültürel ve toplumsal değerler toplumda bir karşılık bulmaya devam ediyor.
Stalin 1930'larda üretim araçlarının tümünün kamulaştırılmasına bakarak Sovyetler Birliği'nde sınıf çatışmasının bittiğini ilan etmişti.
Fakat kapitalizmi doğuran unsurlar varoldukça, geri dönüş tehlikeside her zaman olacaktı.
Sınıf çatışması, bittiği ilan edilerek bitirilemezdi.
Burjuvazi ve karşı devrimciler maddi ve cebr gücünden yoksun bırakılmıştı, sayıcada oldukça azınlıktaydılar belki...
Fakat devletin içine, bürokrasinin ve partinin içine sızarak varlıklarını devam ettirdiler.
Yani artık burjuva devletinin başkanı, milletvekili, sermaye sahibi değillerdi ama parti yöneticisi, siyasi büro üyesi, merkez komitesi mensubuydular.
Dolayısıyla sosyalizmin çöküşü ve kapitalizmin geri dönüşüde Başkan Mao'nun hep işaret ettiği gibi buradan, bürokrasi içerisindeki kapitalist yolculardan geldi.
Halk ile halkın siyasi iradesi olduğu iddiasındaki parti arasında çelişkiler meydana geldi.
Halkın grev yapma hakkı,devletin, zaten halkın devleti olduğu savıyla reddedildi.
Halbuki Komünist partinin şahsında toplanan devletin yönetici zümresi, artık halktan kopuk ayrı bir sınıf haline gelmişti.
İktidardaki parti, yöneticilerine, tıpkı kapitalizmde olduğu gibi kendisi ve yakınları için ayrıcalıklar sağlama imkanları yaratıyordu.
İktidara sahip olan bürokratik elit, artık karşı devrimciler için değil, halka karşı kendi ayrıcalıklı konumunu korumak için, varlığını muhafaza edebilmek için faaliyet yürütüyordu.
Dolayısıyla varolma meşruiyeti halka dayanan parti, halka karşı bir dayanışma örgütü haline gelmişti.
Ve bu da 90'larda ki kaçınılmaz sonu getirdi.



__________________

Bu ileti en son Sosyalist27 tarafından 01.12.2018- 17:52 tarihinde, toplamda 2 kez değiştirilmiştir.

Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.435
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 02.12.2018- 10:27
Alıntı yaparak cevapla  


Reel sosyalizmin özellikle SSCB'deki muazzam kazanımları bir yana ekonomik yaşamla ilgili kararlarda hatalarının da olduğunu söyleyebilmek mümkün. Bir üstte verilen örnekler bu tür hatalardır ve bu hataların yapılış nedeni de kuruluş döneminde uygulanması gereken genel doğruların nasıl uygulanacağına ilişkin bir formülasyonun bulunmamasıdır. Bu da çok doğal, her ülkenin sosyalist kuruluş aşamasının nesnel koşulları farklı olacağı gibi eğitimli insan kadrosunun farklılığı da böyle bir formülasyonun önceden tasarlanmasına izin vermez. Sonuçta sosyalist kuruluş aşamasında ekonomide merkezi planlamanın gerekliliği ve hatta zorunluluğu onun uygulama alanına doğru yansıtılacağı anlamına gelmemektedir. Üstte yapılan hatalardan örnekler verilmiştir. Bu örneklere bakılarak merkezi planlamanın yanlışlığını savunmanın veya sosyalizmin reddine kadar giden yorumların yapılması bilimsel sosyalizme yabancı olmaktan başka bir anlam taşımaz.

Örnekler çoğaltılabilir. Yine SSCB'den olmak üzere proleter diktatörlük örneği üzerinden gidilebilir. Genel doğru, genel yaklaşım, siyasal devrimden sonra burjuva devletin parçalanması ve proleter diktatörlüğün kurulmasıdır. Çünkü devlet aynı zamanda sınıfsal bir baskı aygıtıdır ve siyasal devrim gerçekleşmiş olmasına rağmen sınıfsal mücadele Lenin'in deyişiyle bir öncekinden çok daha şiddetli bir biçimde devam etmektedir. Bu yüzden proleter diktatörlüğe ihtiyaç vardır. Proleter diktatörlüğün burjuvazi için diktatörlük emekçi sınıflar için özgürlük, eşitlik ve demokrasi anlamına geldiği ve bir mottoya dönüşmüş olması onun bu sınıfsal niteliğinde yatmaktadır.

Burjuva devletin parçalanmasından sonra yerine kurulacak olan kurumların sınıfsal niteliğinin proletarya olabilmesinin doğru yolu nedir? Sadece proleter olmak bu kurumların başına yönetici olarak atanmayı gerekli kılar mı? Ya da çarlık döneminde askeri veya sivil kurumlarda yöneticilikte bulunanların yani çarlık devletinin adamlarının proleter devletin kurumlarında -şu veya bu nedenle- yöneticilik yapması doğru uygulamalar olarak adlandırılabilir mi? Sosyalizmi temsil yeteneği bulunmayan pek çok kişi devletin çeşitli kademelerinde görev almış, ve bu kişilerin yöneticilik yaptığı kurumlardan sosyalist uygulamalar beklentisi içine girilmiştir. Kirov'un öldürülmesi olayı başlı başına bir sorun haline gelmiştir. Olaydan sonra geniş çaplı bir operasyonla sivil ve askeri yöneticilerin büyük bölümü görevden alınmış, yerine getirilenlerin başarısılığı yeniden yığınsal görevden alınmayı gerektirmiş, ve özellikle Çeka belli dönemlerde büyük alt üst oluşlar yaşamıştır. Yalçıner ( üstte sözünü etmiştim.)bu olayı detaylandırırken bu görevden almalar sonucu devlet yönetimine sosyalist olmayan çar dönemi yöneticilerinin atandığını belirtir.

Çok dillendirilen bir başka konu da demokrasi konusudur. Sosyalizmde demokrasinin olmadığı, proleter diktatörlüğün böyle bir uygulamadan uzak olduğu eleştirileri-saldırıları çokça yapılır. Ve bu eleştiri-saldırılarda bulunanların demokrasiden anladıkları da çok partili sistemdir. Daha ileri gidenleri var. Siyasal devrimden sonra liberal demokrasinin kurulması ve liberal partilerle birlikte seçime girilmesi gerektiğini Marksizm ve komünizm adına savunanlar da bulunmaktadır. Hala biçimselliğe sarılıyorlar ve hala sosyalizm ile kapitalizm arasındaki farkın biçimsellikte olduğunu sanıyorlar. Sosyalizm kapitalizmden daha ileri bir sistemse demokrasi de kapitalizmde olduğundan daha ileri bir şekilde uygulanmalıymış. Kapitalizmde her görüş örgütlenebiliyor ve seçime girebiliyorsa ( tam da doğru bir söz değil bu), sosyalist düzende de liberaller dahil her görüş örgütlenebilmeli ve seçime girebilmeli (ymiş.) (Buna yanıt verilmişti; kapitalizmin bir ölçüde kendiliğinden bir sistem olduğu, sosyalizmin ise mutlaka yönlendirici bir iradeye ihtiyaç gösterdiğini devlet ve partinin bir görevi de bu konuda doğrultu vermek, taktik ve stratejiler geliştirmek olduğunu söylemiştik. Şimdilik detaylandırmıyoruz.) sadece şunu söyleyerek geçelim; sınıf mücadelesinin sürdüğü sosyalizmin kuruluş aşamasında liberalizme örgütlenme özgürlüğü vermeyi ve seçimlere katılmayı istemek, sonuçta seçimi kazandığında iktidarı da teslim etmek anlamına gelen bu görüşü dillendirmek bile karşı-devrimci saflara savrulmaktan başka bir şey değildir. ( Zaten bu kadar sıradan bir bilgiye bile sahip olamamak kerameti kendinden menkul solculuk değil de nedir?)

Benim kişisel görüşüm, kuruluş döneminde egemen olan partinin komünist parti olması yönündedir. Yine demokratik merkeziyetçilik partiye egemen olmalı, daha da sıkı bir şekilde uygulanmalı vb. Farklı partiler, farklı sosyalist partiler bana çok doğru bir yöntem gibi gelmiyor.Ama bu görüşü savunanlar da var. ( Aklımda yanlış kalmadıysa TKP'nin böyle bir görüşü olabilir. Nerede okuduğumu hatırlamıyorum.)

Demokrasi biçimsellikten arındırıldığında kuşkusuz önemli. Kuruluş döneminde yapılması gerekenlerin sınıfla, halkla birlikte yapılmasının bir yolu bulunmalı ve günlük yaşamı sekteye uğratmayacak bir formül pratiğe yansıtılmalıdır. Halk için yapılanlar yukarıdan aşağıya ve halkın da seyirci kalacağı şekilde gerçekleştirildiğinde giderek bir kanıksamaya ve umursamazlığa da yol açmaktadır. Eksikliğini, yokluğunu görmeden erişilen kazanımların önem ve bilincine varmak sanırım çok kolay olmuyor. Bu konularda işçi sınıfının, emekçi halkın sürece doğrudan katılımını da sağlayarak toplumsal dönüşümleri gerçekleştirmek gerekir ve demokrasi hayatın her alanında bu doğrudan katılımın içinde bulunduğu bir süreç olarak görülmeli. Sovyetlerde bu nasıldı, nasıl gerçekleştiriliyordu, halkın katılımı hangi düzeydeydi konuları ayrı bir tartışma konusu ama, burada söylenmek istenen şey,ekonomik konularda, demokrasi ve siyaset konularında yapılmış veya yapıldığı iddia edilen hataların doğrudan bilimsel sosyalizmle bir ilgisinin bulunmadığının anlaşılmasıdır.

Pratiğin teoriyi zenginleştirici bir özelliği vardır. Yapılan hatalardan nasıl ders çıkartılır konusu haksız bir biçimde teorinin reddi için dillendiriliyorsa ve üstelik bunu yapanlar kendilerini samimi bir biçimde komünist veya marksist olarak niteliyorlarsa bu konular bir kez daha düşünülmelidir. Çünkü ne bir kuram olarak bilimsel sosyalizm ve ne de bir pratik olarak reel sosyalizm böyle bir reddiyeyi hak etmiyor!

(Devam ederiz.)








__________________

Bu ileti en son melnur tarafından 02.12.2018- 10:27 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.

Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

Sosyalist27
[Sosyalist27]

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 14.11.2018
İleti Sayısı: 61
Şehir: Gizli
Durum: üye uzaklaştırılmış

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 02.12.2018- 16:47
Alıntı yaparak cevapla  


 Alıntı Çizelgesi: kim yazmış
Çok dillendirilen bir başka konu da demokrasi konusudur. Sosyalizmde demokrasinin olmadığı, proleter diktatörlüğün böyle bir uygulamadan uzak olduğu eleştirileri-saldırıları çokça yapılır. Ve bu eleştiri-saldırılarda bulunanların demokrasiden anladıkları da çok partili sistemdir. Daha ileri gidenleri var. Siyasal devrimden sonra liberal demokrasinin kurulması ve liberal partilerle birlikte seçime girilmesi gerektiğini Marksizm ve komünizm adına savunanlar da bulunmaktadır. Hala biçimselliğe sarılıyorlar ve hala sosyalizm ile kapitalizm arasındaki farkın biçimsellikte olduğunu sanıyorlar. Sosyalizm kapitalizmden daha ileri bir sistemse demokrasi de kapitalizmde olduğundan daha ileri bir şekilde uygulanmalıymış. Kapitalizmde her görüş örgütlenebiliyor ve seçime girebiliyorsa ( tam da doğru bir söz değil bu), sosyalist düzende de liberaller dahil her görüş örgütlenebilmeli ve seçime girebilmeli (ymiş.) (Buna yanıt verilmişti; kapitalizmin bir ölçüde kendiliğinden bir sistem olduğu, sosyalizmin ise mutlaka yönlendirici bir iradeye ihtiyaç gösterdiğini devlet ve partinin bir görevi de bu konuda doğrultu vermek, taktik ve stratejiler geliştirmek olduğunu söylemiştik. Şimdilik detaylandırmıyoruz.) sadece şunu söyleyerek geçelim; sınıf mücadelesinin sürdüğü sosyalizmin kuruluş aşamasında liberalizme örgütlenme özgürlüğü vermeyi ve seçimlere katılmayı istemek, sonuçta seçimi kazandığında iktidarı da teslim etmek anlamına gelen bu görüşü dillendirmek bile karşı-devrimci saflara savrulmaktan başka bir şey değildir. ( Zaten bu kadar sıradan bir bilgiye bile sahip olamamak kerameti kendinden menkul solculuk değil de nedir?)




Son gönderdiğin iletinin bazı noktalarında seninle mutabıkım.
Zaten benim yazdığım bir önceki ileti ile benzer mihvalde söylemlerde bulunmuşsun.
Fakat konu Sovyetler Birliği'ne yönelik demokrasi eleştirileri olunca, yine benzer bir yüzeysel yaklaşımın içerisine girmişsin.
Sovyetler Birliği deneyimine ilişkin tüm demokrasi eleştirilerini, salt parlamenterizm potasında toplayarak kolaycılığa kaçmışsın.
Sovyetler Birliği'nde, özellikle sistemin tıkandığı noktalarda gerekli olan düşünce ve tartışma özgürlüğünün eksikliğini vurgularken, sanki çözüm olarak burjuva parlamenterizmi öne sürülüyormuş gibi bir argüman üzerinden yanıt vermişsin.
Halbuki düşünce özgürlüğü ile kast edilen olgu, her türlü karşı devrimci kişi veya güruhun kendisini ifade edebileceği sığ bir burjuva parlamenterizmi olmayıp, karar alma ve yönetim mekanizmalarında bir düşünme, ifade ve tartışma ortamının yaratılabilmesi ve bunun mümkün olduğunca tabana yayılabilmesidir.
Yoksa sol içinde demokrasi vurgusu yapan herkes, burjuva parlamenterizmine işaret etmemektedir.
Marx'ın sözünü ettiği gibi demokrasiyi, parlamenterizminden ayrı düşünebilmeyi öğrenmeliyiz.
Düşünce, ifade ve tartışma özgürlükleri sosyalizm açısından anlamsız birer laf ebeliği değildir.
Yoksa bu gibi niteliklerinden soyutlanmış bir insanın, güdüleriyle hareket eden bir hayvandan ayırt edilebilir bir yönü kalmamış demektir.
Bu da sosyalizmin yaratmayı amaçladığı bilinçli, özgür ve yaratıcı insan profili ile taban tabana zıt bir durumdur.
Lenin, burjuva demokrasisini eleştirirken, demokrasinin ihtiva ettiği bu gibi özgürlük değerlerini değil, demokrasinin burjuvazinin elinde bu değerleri yozlaştırılarak toplumu aldatan, halk kitlelerini sömüren ve uyutan niteliğini eleştirmiştir.
Demokrasinin, burjuvazi elinde sınıfsal sömürüyü perdeleyen bir lafazanlık boyutuna evrilmesini eleştirmiştir.
Lenin der ki ; ''Burjuva toplumun iliklerine dek çürümüş, satılık parlamentarizmi yerine, Komün, düşünce özgürlüğü ve tartışmanın yutturmaca halinde yozlaşmadığı organları koyar. Bu organlarda, düşünce özgürlüğü ve tartışma, yutturmaca halinde yozlaşmaz: çünkü parlamenterler [bu organlara seçilenler] kendileri çalışmak, yasalarını kendileri uygulamak, bu yasaların etkilerini kendileri denetlemek, bunlar üzerine, seçmenlerine karşı, doğrudan kendileri yanıt vermek zorundadırlar.”
Yani Lenin'in karşı olduğu şey salt demokrasi değil, burjuvazi tarafından çürütülmüş ve   bağlamından koparılmış niteliğidir.
Mesela parti içi hiziplerin varlığı ve bunun üzerinden izlenecek politikaların tartışılması bir Leninist Parti modelidir.
Böylelikle parti yapısı tekdüzelikten, bir devlet dairesi olma niteliğine evrilmekten kurtulup, belli bir dinamizm kazanır.
Fakat ne yazık ki Stalin ile birlikte bu nitelik kayboldu ve bir düşünsel durağanlık partiye hakim oldu.
Her yıl Kızılmeydanda aynı suratlar, aynı soğuk ifadeler ile kitleleri selamladı.
Sanki herkes, önceden yazılmış bir tiyatro oyununda, kendi rolünü oynar gibiydi...
Sorgulamak, düşünmek, anlamak yoktu.
Bu sebeple sen, liberallerin kendilerini haklı çıkarmak için Sovyetler Birliği'ne yönelik kendi siyasi perspektifleri üzerinden yaptıkları eleştirileri genelleyerek, sol içinden gelen her demokrasi eleştirisini salt burjuva parlamenterizmine endeksleyerek eleştiremezsin.
Bu yanlıştır!



__________________

Bu ileti en son Sosyalist27 tarafından 02.12.2018- 16:50 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.

Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.435
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 03.12.2018- 10:05
Alıntı yaparak cevapla  


Pratiğin teoriyi zenginleştirici bir özelliği vardır. Yapılan hatalardan nasıl ders çıkartılır konusu haksız bir biçimde teorinin reddi için dillendiriliyorsa ve üstelik bunu yapanlar kendilerini samimi bir biçimde komünist veya marksist olarak niteliyorlarsa bu konular bir kez daha düşünülmelidir. Çünkü ne bir kuram olarak bilimsel sosyalizm ve ne de bir pratik olarak reel sosyalizm böyle bir reddiyeyi hak etmiyor!

En son kurulan cümleler bunlardı. Kerameti kendinden menkul solcular olarak gördüğüm, bana göre kafaları karışık olan arkadaşların bence bu konuları bir kez daha düşünmesi gerekiyor. Ayrıca şunun da altını çizmek gerekir ki, buradaki yorumlar daha çok sözde sol-sosyalist forumlardaki örnekler üzerinden yapılmaktadır. Bu yüzden kerameti kendinden menkul solcuların en azından bir kısmının samimi olduklarına da inanıyorum. ''İyi olsaydı, doğru olsaydı yıkılmazdı'' algısının etkisindeler. Sadece liberal saldırı altında da değiller; Lenin'i Marks'tan ayırmaya çalışan bir kesimin ve ayrıca yine bir kısım troçkistler'in reformist yorumlarının forumlara yansıyış biçiminin de etkisi altındalar.

Bir kez daha yinelersek; reel sosyalizmin çözülüşünün ve iddia edildiği gibi ekonomide ve siyasette yapılan hatalar bilimsel sosyalizmin yanlışlandığı anlamına gelmez. Çünkü bilimsel sosyalizmin hemen her ülkede nasıl uygulanacağının ve devletin ( proleter diktatörlüğün) hayata nasıl gerçekleştirileceğinin ve parti-devlet ilişkilerinin nasıl kurulacağının belli bir formülasyonu bulunmamaktadır. Bu yüzden çok doğru bir adlandırılmayla geçmişte uygulanan sosyalizm 'deneyimlerine' reel sosyalizm denilmiştir, aradaki farkın vurgulanması açısından. Kendilerini komünist veya enternasyonalist olarak niteleyen ve ML'in reddiyesi noktasında bulunan arkadaşların bilimsel sosyalizm konusunda farklı ideolojilerden gelen saldırılara bu kadar eğilimli olmaması ve bu saldırıları göğüsleyebilecek bir donanıma sahip olmaları gerektiğini düşünüyorum.

Konu dışı ama, yeri gelmişken bir konunun altının da çizilmesi gerekiyor sanırım. SSCB'ye ve sosyalizme yönelik ''iyi olsaydı, doğru olsaydı yıkılmazdı!'' eleştirileri hepten yanlış mı? Bunun yanıtı ''elbette bir yanlışlı var'' şeklinde verilebilir. Ama bu yanlışlığın, bu arkadaşları yaptıkları eleştiriler-saldırılarla pek de ilgisi yok. Reel sosyalizmin yıkılışının (bana göre) en önemli nedeni ( çok yineledim) keskinleşen sınıf mücadelesinin yitirilmesidir. Bu sınıf mücadelesi mutlaka karşıt sınıfın (burjuvazinin) ve hempalarının iktidarı bir mücadele sonucu ele geçirmiş olmaları da değldir. Yitirilen sınıf mücadelesi, Stalin'den sonra gelen yöneticilerin başta Hruşçov olmak üzere kifayetsizlikleri ve yaptıkları hatalarıdır. Partide bu kifayetsizliğin yükselişini ve partiyi ele geçirmesini önleyecek bir mekanizmanın bulunmayışı SSCB'nin çözülmesine yol açmıştır. Gerekirse açarız bu konuyu ama, sosyalizmin kapitalizmden en önemli farkının kendiliğinden bir süreçle gerçekleştirilebilmesinin olanaksızlığında yatmaktadır. Yanlış kararlar, yetersiz bir irade sosyalizmin gerilemesine yol açabiliyor ve öyle bir iklimde ortaya çıkan ''hain'' Gorbaçov'a da son tekmeyi atma fırsatı verebiliyor.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.435
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 04.12.2018- 19:30
Alıntı yaparak cevapla  


Bu kerameti kendinden menkul solculuğun belki iyi niyetli bir yorum, pek kestiremiyorum ama, yine de samimi olduklarına inanıyorum. Bir de geçmişlerinde şöyle veya böyle solculuk olan, sol saflarda bulunan ama 80 sonrasındaki neo-liberalizmin siyasi ve ideolojik saldırılarıyla bireysel siyasetini bütünüyle sol-sosyalizm düşmanlığı üzerine kurmuş kişiler var. Bildikleri bir kaç konuyu tekrarlayarak solcu-sosyalist oldukları algısını yaratmaya çalışıyorlar. Sosyalizmi yeniden yorumlamalıyız çığırtkanlığı yaparak da   bir gerici, bir faşist gibi sosyalizme saldırıyorlar. ''Yeniden yorumlama'' dedikleri şeyin liberal biçimcilikten   farkı yok. Tipik bir savrulma örneği.

Geleceğin dünyası sosyalizm ve barbarlık ikileminde gerçekleşecektir. Kapitalizmin insanlığa verebileceği hiçbir şey yok. Kapitalizmin ne olduğunu kitlelere anlatabilmeliyiz; gericiliğe ve anti-laik siyasetlere cepheden karşı çıkabilmeliyiz. Solculuğun, sosyalist olmanın forumlardaki karşılığı öncelikle buralarda yatmaktadır. Gerici partinin karanlıklar üzerindeki ısrarlı siyasetlerine hiç karşı çıkılmadı, hadi anlaşılamadı, hadi yanlışlık yapıldı ama bari şu karanlığın dibini görmüşken hala sola-sosyalizme saldırarak solculuk mu yapılır? Ve bu anlayışlara müsamaha mı yapılmalı? Bu demokrat geçinen liberallere demokratlık adına yol vermek, destek çıkmak solculuğun neresinde yatıyor?

Türkiye'nin sola-sosyalizme ihtiyacı var. Yapılması gereken sosyalizmi sahiplenmek, sosyalizmi içselleştirmek, mümkünse örgütlenebilmek, kendi çapımızda sınıfsal mücadeleye katkı vermek olmalıdır. Ama ''reel sosyalizmin hatalarını konuşalım ki, bir sonrakinde aynı hataları yapmayalım!'' sözünün bu koşullarda bir anlamı, yararı ve samimiyeti olabilir mi? Tamam, hadi arada bir bu konuları da araya sıkıştıralım; ama el insaf; sabahtan akşama kadar her yorumunuzda buralara takılarak yapılan şeyin sosyalizm düşmanlığı dışında bir anlamı olabilir mi?

12 Eylül'den sonra çok şey oldu. Yılgınlık, bezginlik, umutsuzluk...-ardı sıra bir yığın savrulma! Kuyrukçuluğa savrulma, liberalizme savrulma, kendi içine kapanma, bir köşeye çekilme...-evet, hepsi üzücü, ama en üzücü olanı sanırım samimiyetimizi kaybetmek. Samimiyet olmayınca söylenenler ne olursa olsun, inandırıcı olmuyor, gerçekçi gelmiyor. En kötüsü bu!

Solculuk akşam yorgunluklarını gidermenin mezesi olmamalı.
Biraz samimiyet!






Yeni Başlık  Cevap Yaz
Toplam 3 Sayfa:   «ilk   <   1   2   [3] 



Forum Ana Sayfası  »  Siyasi Gündem ve siyasi tartışmalar
 »  Bir kez daha sosyalizm üzerine...

Forum Ana Sayfası

 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.

Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Sosyalizm ölmedi, daha da güçlendi denizcan 0 1310 07.06.2015- 07:50
Konu Klasör En kötü sosyalizm en iyi kapitalizmden daha iyidir denizcan 0 1776 03.10.2015- 10:48
Konu Klasör Bir kez daha Kürt hareketi üzerine... melnur 3 92 10.12.2018- 22:17
Konu Klasör SF'de ''bilimsel sosyalizm bilimi üzerine'' melnur 6 2172 01.07.2015- 16:55
Konu Klasör Reel sosyalizm'in çözülüşü üzerine... melnur 84 19090 06.02.2018- 16:01

Etiketler   Bir,   kez,   daha,   sosyalizm,   üzerine.


Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Sosyalizm ölmedi, daha da güçlendi denizcan 0 1310 07.06.2015- 07:50
Konu Klasör En kötü sosyalizm en iyi kapitalizmden daha iyidir denizcan 0 1776 03.10.2015- 10:48
Konu Klasör Bir kez daha Kürt hareketi üzerine... melnur 3 92 10.12.2018- 22:17
Konu Klasör SF'de ''bilimsel sosyalizm bilimi üzerine'' melnur 6 2172 01.07.2015- 16:55
Konu Klasör Reel sosyalizm'in çözülüşü üzerine... melnur 84 19090 06.02.2018- 16:01

Etiketler   Bir,   kez,   daha,   sosyalizm,   üzerine.


Forum Yazılımı:   php Kolay Forum (phpKF)  ©  2007 - 2014   phpKF Ekibi



Forum Mobil RSS