Ana Sayfa  |  Yardım  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Forum Ana Sayfası  »  Dünya Devrim Tarihi
 »  Devrim döneminde Bolşeviklerin iç tartışmaları

Yeni Başlık  Cevap Yaz
Devrim döneminde Bolşeviklerin iç tartışmaları           (gösterim sayısı: 61)
Yazan Konu içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.435
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Konu Tarihi: 30.11.2018- 21:26
Alıntı yaparak cevapla  


Devrim döneminde Bolşeviklerin iç tartışmaları
Erkin Özalp

Bolşevizmin şekillenmesinde önemli bir pay sahibi olan Ne Yapmalı? adlı eserin yazılmasından 15 yıl sonra bile, Merkez Komitesinde, her konuda Lenin’in düşünceleri doğrultusunda oy kullanan bir “Lenin’in adamları” grubu bulunmuyor. Lenin, belki biraz da bu sayede, nesnel gerçeklikten (ve bu arada yoldaşlarının gerçekliğinden) tümüyle uzak tezlerin savunuculuğunu yapma noktasına hiçbir zaman savrulmuyor. Ekim Devrimi, Lenin’in, “kendi örgütünü” değil, devrimin örgütünü yaratmaya çalıştığını kanıtlıyor.

Aşağıdaki yazı ilk olarak Marksist teori dergisi Komünist’in Bahar 2017 tarihli 6. sayısında yayımlanmıştır.


Bu yazıda, Bolşeviklerin Ekim Devriminin hemen öncesinde ve hemen sonrasında bazı iç tartışmaları hangi şekillerde yürüttükleri üzerinde duracağım. Ama öncelikle, Rusya’daki devrim stratejisi tartışmalarıyla ilgili birkaç hatırlatmada bulunmak istiyorum.

1917 yılında gerçekleşen Şubat Devrimi öncesinde, Marksistler arasında, Rusya’da gerçekleşecek olan devrimin niteliği hakkında bir anlaşmazlık bulunmuyordu. Gündemde, çarlık rejiminin yıkılmasını sağlayacak ve kapitalizmin gelişmesini hızlandıracak olan bir demokratik devrim vardı. Bir başka deyişle, ilk olarak bir burjuva devrimi gerçekleşecekti. Diğer yandan, Rusya’nın demokratik devrimi, Avrupa’daki bir sosyalist devrimler dalgasının kıvılcımı olabilirdi. Başta Almanya olmak üzere belli başlı Avrupa ülkelerinde sosyalist devrimlerin gerçekleşmesi durumunda, Rusya da sosyalizm yoluna girebilirdi (ya da sosyalizmin bu ülkedeki kesin zaferi güvence altına alınabilirdi).

Anlaşmazlık, bu devrime kimin öncülük edeceği konusundaydı. Menşeviklere göre, burjuva devrimine burjuvazi öncülük edecekti. İşçi sınıfı, ancak burjuvazinin öncülüğündeki bir demokratik devrim sonrasında, kendi iktidarı, yani sosyalist bir iktidar için mücadele etmeye başlayabilirdi. O zamana kadar burjuvaziyle birlikte mücadele etmek gerekiyordu. İşçi sınıfının burjuvaziye karşı mücadelesi, ancak burjuva devriminin gerçekleşmesi sonrasında birincil önem kazanabilirdi.

Bolşeviklerin Lenin tarafından geliştirilmiş olan tezine göreyse, Rusya’da kapitalist üretim ilişkileri belirleyici önem kazanmıştı, bir burjuva toplumu oluşmuştu ve çarlık rejimiyle işbirliği içinde olan burjuvazinin demokratik devrime öncülük etmesi mümkün değildi. Bu devrime işçi sınıfının öncülük etmesi gerekiyordu. İşçi sınıfı, köylülükle ittifak hâlinde, demokratik bir diktatörlük kuracaktı. Ardından, işçi sınıfı ile yoksul köylülüğün ittifakı kurulacak ve (Avrupa’daki sosyalist devrimlerin yardımıyla) sosyalist devrim için mücadele edilecekti. Bir diğer deyişle devrim süreci iki aşamalı olacaktı.

Strateji tartışmalarının üçüncü bir tarafı olan Trotski, “sürekli devrim” tezini savunuyordu. Trotski de Rusya’nın gündeminde demokratik bir devrimin bulunduğunu ve bu devrime işçi sınıfının öncülük edeceğini düşünüyordu. İttifaklar sadece farklı sınıfların siyasal temsilcileri arasında kurulabileceğinden ve köylülük bir siyasal temsilciye sahip olamayacağından, köylülükle ittifak kurulmasının mümkün olmadığını savunuyordu. Diğer yandan, işçi sınıfı, iktidara hangi bayrağın altında gelirse gelsin, egemen sınıfların karşı-devrimci direnişiyle karşılaşacağından, sosyalist önlemlere de başvurmak zorunda kalacaktı; yani demokratik devrim ile sosyalist devrim arasında bir süreklilik olacaktı. Sosyalizmin kesin zaferi içinse Avrupa’da sosyalist devrimlerin gerçekleşmesi gerekecekti.

Nisan Tezleri tartışması

Çarlık rejimini sona erdiren 1917 Şubat Devrimi sonrasında, bir yandan başta Petrograd [1] olmak üzere büyük kentlerde işçi ve asker temsilcileri sovyetleri (konseyler) kurulurken, diğer yandan ağırlıklı olarak burjuvazinin temsilcilerinden oluşan bir Geçici Hükümet ilan edildi. Menşeviklerin ve asıl olarak köylülüğün çıkarlarını savunan SR’lerin [2] çoğunlukta olduğu sovyetler, Geçici Hükümeti destekleme kararı aldı. Lenin yurt dışındaydı, dağınık durumdaki Bolşevikler sovyetlerde zayıftı ve siyasal çalışmaları yeniden örgütlemeye başlayan Merkez Komitesi (MK) üyeleri, demokratik devrimin henüz tamamlanmamış olması nedeniyle, Geçici Hükümete destek olunması (ya da en azından bu hükümete karşı çıkılmaması) gerektiğine inanıyordu.

Lenin ise, daha 7 Mart’ta (Rusya’da Ekim Devrimi sonrasında benimsenen bugünkü takvime göre 20 Mart’ta) İsviçre’de yazmaya başladığı Uzaktan Mektuplar’da, Rus devriminin birinci aşamasının tamamlandığını, Geçici Hükümetin bir burjuva hükümeti olduğunu ve işçi sınıfı ile yoksul köylülerin sorunlarını çözemeyeceğini, bu hükümetin karşıya alınması ve devrimin ikinci (yani sosyalist) aşamasında zafere ulaşma mücadelesi yürütülmesi gerektiğini savundu. Bu mektuplar, Bolşeviklerin gazetesi olan Pravda’da yayımlanmak üzere Petrograd’a ulaştırıldı. Ancak o dönemde gazetenin yayın kurulunda bulunan Kamenev ile Stalin, Lenin’in görüşlerine katılmıyordu. İlk mektubu kısaltılarak ve değişikliklerle yayımlanırken, ikinci, üçüncü ve dördüncü mektupları basılmadı. [3]

Lenin’in Rusya’ya dönerek Nisan Tezleri’ni açıklaması da diğer Bolşevik yöneticileri ikna etmesine yetmedi. 7 Nisan’da Pravda’da yayımlanan tezler, aynı gün partinin Petrograd Komitesinde yapılan oylamada 13 ret, 2 kabul oyu ve 1 çekimser oyla reddedildi. [4] Lenin, azınlık görüşünü temsil ediyordu.

Tezlerini yazılı ve sözlü olarak parti içinde savunmaya devam eden Lenin, kısa bir süre içinde başarıya ulaştı ve 24-29 Nisan (7-12 Mayıs) tarihinde düzenlenen RSDİP(B) [5] Yedinci Tüm Rusya (Nisan) Konferansı’nda çoğunluğu kazandı.

Daha yaygın olarak bilindiğinden, Bolşeviklerin Nisan Tezleri hakkındaki iç tartışmaları üzerinde daha fazla durmayacağım. Ama eklenmesi gereken bir nokta var. Lenin, kurulmasında kendisinin de katkılarının bulunduğu Zimmerwald Enternasyonali’nin sosyal şovenizmden kopamadığı için siyasal ve ideolojik açılardan çökmüş olduğunu saptamış, yeni bir enternasyonalin (Üçüncü Enternasyonal’in) kurulması gerektiğini savunmuş ve düzenlenmesi planlanan Üçüncü Zimmerwald Konferansı’na Bolşeviklerin temsilci göndermemesini istemişti. Ama Nisan Konferansı’nda, Bolşeviklerin Zimmerwald Konferansı’na aktif bir şekilde katılması kararı alındı. [6]

Silahlı ayaklanmanın zamanlaması
Lenin, Geçici Hükümetin Rusya’daki sorunları çözemeyeceği konusunda haklı çıktı. Şubat Devrimi, Birinci Dünya Savaşı’nın hem cephelerde büyük kayıpların verilmesine hem de cephe gerisinde yoksulluğa ve açlığa yol açmasından kaynaklanan tepkilerin bir sonucu olmuştu. Ama SR’lerin ve Menşeviklerin desteklediği Geçici Hükümet, savaşı sonlandırmaya çalışmak yerine, zafere ulaşılana kadar savaşılacağını ilan etmişti. Sovyetlerde azınlıkta olmalarına karşın “Bütün iktidar sovyetlere” diyen Bolşevikler, işçi sınıfı içindeki ve askerler arasındaki güçlerini artırıyordu. Temmuz başında (bugünkü takvimle ortalarında) Petrograd’da askerlerin ve işçilerin Geçici Hükümete karşı gerçekleştirdiği protesto gösterileri bastırıldı, Bolşevikler baskı altına alındı ve SR’ler ile Menşeviklerin daha fazla üye verdiği, Kerenski başkanlığındaki yeni bir Geçici Hükümet kuruldu. Bu hükümetin de savaşı devam ettirmesi, Bolşeviklerin Petrograd ve Moskova sovyetlerinde çoğunluğu elde etmelerini sağladı.

Bolşevikler 31 Ağustos’ta (13 Eylül) devrimci proletarya ile köylülüğün temsilcilerinden oluşan bir hükümetin kurulması talebini içeren “İktidar Üzerine” başlıklı bir önergeyi Sovyetler Merkez Yürütme Kurulu’na ( TsIK) sundu. Önerge reddedildi. Ama Petrograd İşçi ve Asker Temsilcileri Sovyeti aynı önergeyi 1 Eylül gecesi 279 kabul, 115 ret oyu ve 50 çekimser oyla kabul etti. 5 Eylül’de de Moskova Sovyeti 252’ye karşı 354 oyla önergeyi kabul etti. [7]
O günlerde tutuklanma tehlikesi nedeniyle Finlandiya’da bulunan Lenin’e göre, bu gelişme, Bolşeviklerin iktidarı almak için silahlı ayaklanma başlatmasının zamanının geldiği anlamına geliyordu. 15 (28) Eylül’deki Merkez Komitesi toplantısının gündeminde Lenin’in iki mektubu vardı: Merkez Komitesinin yanı sıra Petrograd ve Moskova komitelerine hitaben yazılan “Bolşevikler İktidarı Almak Zorunda” ve Merkez Komitesine hitaben yazılan “Marksizm ve Ayaklanma” başlıklı mektuplar.

Lenin’e göre, Bolşevikler, Rusya’nın iki başkentindeki devrimci unsurların aktif çoğunluğu sayesinde, halk yığınlarını harekete geçirebilir, hasmın direncini kırabilir, onu yıkabilir, iktidarı alabilir ve koruyabilirdi. Hemen demokratik bir barış önererek, köylülere hemen toprak dağıtarak ve Kerenski hükümeti tarafından ortadan kaldırılan demokratik kurumları ve özgürlükleri geri getirerek, kimsenin yıkamayacağı bir hükümet kurabilirlerdi. [8] Devrim için “biçimsel” bir çoğunluk beklemek saflık olurdu ve hiçbir devrim bunu beklemezdi. [9]
Lenin’in mektuplarının ele alındığı Merkez Komitesi toplantısında, Stalin, mektupların tartışılmak üzere en önemli parti örgütlerine gönderilmesini ve konunun ele alınmasının bir sonraki MK toplantısına bırakılmasını önerir. [10]

Aynı günlerde, tam da olası bir devrimci kalkışmanın önüne geçmek için, SR’lerin ve Menşeviklerin çoğunlukta olduğu Sovyetler Merkez Yürütme Kurulu’nun çağrısıyla bir Tüm Rusya Demokratik Konferansı düzenleniyordu (14-22 Eylül [27 Eylül-5 Ekim]). Bu konferansta devlet iktidarı sorunu ele alınıyordu. Lenin, Bolşeviklerin konferansa katılmasına karşı çıkmış, ama Merkez Komitesi 3 (16) Eylül tarihli toplantısında katılma kararı almıştı.

Demokratik Konferans’ta, bir Ön Parlamento’nun kurulmasına karar verildi. Geçici Hükümetin altındaki bir danışma organı statüsündeki bu parlamentonun hükümete meşruiyet kazandırmaktan başka bir işe yaraması mümkün değildi.

Bolşeviklerin 21 Eylül’deki (4 Ekim) MK toplantısında, Demokratik Konferans’tan çekilmeme, sadece parti üyelerini başkanlar kurulundan (prezidyum) çekme kararı alınır. Ön Parlamento’ya temsilci göndermeme kararı 8’e karşı 9 oyla kabul edilir, ama oyların sayısı neredeyse eşit olduğundan, bu konudaki nihai karar Demokratik Konferans için toplanmış bulunan parti grubuna bırakılır. Ve parti grubunda yapılan oylamada Ön Parlamento’ya katılım 50’ye karşı 77 oyla kabul edilince, MK bu kararı onaylar. Bir başka deyişle, Lenin bir kez daha azınlık tarafında kalır. [11] Ve MK kararlarını eleştirmeye devam etmesine rağmen, 23 Eylül’deki (6 Ekim) MK toplantısında, Ön Parlamento’nun başkanlar kuruluna katılma ve bu kurulda orantılı temsil talep etme kararı alınır. [12]

Lenin, 29 Eylül’de (12 Ekim) partisinin Merkez Komitesi, Petrograd Komitesi, Moskova Komitesi üyeleri ile sovyetlerdeki üyelerine iletilmek üzere kaleme aldığı metinde, Merkez Komitesinin Sovyetler Kongresi’ni bekleme kararını eleştirir, Bolşeviklerin hemen bir ayaklanma yoluyla iktidarı almak zorunda olduğunu yeniden vurgular, ani bir saldırının başarıya ulaştıracağını, beklemeninse başarı şansını ortadan kaldıracağını ve iktidarın sovyetlere verilmesi hakkında söylenenleri birer yalana dönüştüreceğini savunur. Ve şunları söyler:

“Merkez Komitesinin, Demokratik Konferans’ın başından beri bu tür bir politikanın izlenmesi doğrultusunda ısrarla dile getirdiğim talepleri cevapsız bırakmış olmasını göz önünde bulundurduğumda; Ön Parlamento’ya katılma doğrultusundaki utanç verici karar, Menşeviklerin Sovyet Başkanlar Kurulu’na kabul edilmesi vb. vb. örneklerde olduğu gibi Bolşeviklerin yaptığı apaçık yanlışlar hakkında söylediklerimin Merkezî Organ tarafından yazılarımdan silinmesini göz önünde bulundurduğumda, bunu, Merkez Komitesinin söz konusu sorunu gündemine almak konusunda bile isteksiz olduğunun “örtülü” bir işareti, çenemi kapatmam gerektiği yönündeki örtülü bir işaret ve emekliye ayrılmama yönelik bir öneri saymak zorundayım. Merkez Komitesinden istifamı sunmak zorundayım; Parti üyeleri arasında ve Parti Kongresinde görüşlerimi savunma özgürlüğümü saklı tutarak bunu yapıyorum.” [13]

Sonunda, 5 (18) Ekim tarihinde yapılan ve 12 üyenin katıldığı MK toplantısında, Kamenev dışındaki tüm üyeler, Ön Parlamento’nun ilk toplantısında bir bildirge okuyarak bu parlamentodan çekilme kararını kabul eder. Kamenev ise, parti kararına uyacağını belirtirken, Sovyetler Merkez Yürütme Kurulu vb. temsil organlarındaki görevlerinden affını ister. [14]
10 (23) Ekim’de düzenlenen ve Finlandiya’dan gizlilik içinde Petrograd’a dönmüş olan Lenin’de katıldığı MK toplantısında, silahlı bir ayaklanmanın kaçınılmaz olduğu ve bunun zamanının geldiği kararı, 2’ye karşı 10 oyla kabul edilir. Zinovyev ile Kamenev, koşulların bir ayaklanma için olgunlaşmadığını, olası bir ayaklanmanın yıkıcı sonuçlar doğuracağını, Kurucu Meclis seçimlerinde başarı elde etmeye odaklanmanın [15] ve bu arada Sovyetler Kongresi’ni beklemenin gerekli olduğunu savunarak ret oyu verir. Aynı toplantıda 7 kişiden oluşan bir Politbüro seçilir: Lenin, Zinovyev, Kamenev, Trotski, Stalin, Sokolnikov, Bubnov. Diğer yandan, Zinovyev ile Kamenev, ertesi gün, ret oyu vermelerinin gerekçelerini içeren bir metni Petrograd Komitesi, Moskova Komitesi, Moskova Bölge Komitesi ve Finlandiya Bölge Komitesi üyelerine iletilmek üzere MK’ya sunar. [16]

Zinovyev ile Kamenev, 25 Ekim’de (7 Kasım) gerçekleştirilen Ekim Devriminin hemen öncesine kadar, ayaklanmaya karşı çıkmayı sürdürür. Kamenev, 16 (29) Ekim tarihli Merkez Komitesi toplantısı sonrasında, bu komiteye, onu artık üyelerinden biri olarak görmemesi talebini içeren bir yazı sunar. Ardından, partiye ait olmayan Novaya Jizn gazetesinin 18 (31) Ekim tarihli sayısında Kamenev’in ayaklanma konulu bir açıklamasına yer verilir. Buna göre, Kamenev, partilerinin yakın gelecekte herhangi bir silahlı gösteri düzenlemesine karşı oldukları hakkındaki bir mektubu Zinovyev ile birlikte büyük parti örgütlerine ilettiklerini söyler, partinin herhangi bir ayaklanma günü belirlemediğini ekler ve bu tür umutsuz adımlar atmayacak kadar güçlü olduklarını vurgular. [17]

Bu açıklamadan telefon görüşmesi yoluyla haberdar olan Lenin, hem parti üyelerine hem de Merkez Komitesine birer mektup yazarak, Kamenev ile Zinovyev’i, partinin gizli ayaklanma kararını dışarıya sızdırma yoluyla düşmana hazırlık yapma fırsatı sağlamakla ve devrime ihanet etmekle suçlar, partiden ihraç edilmelerini ister.
Bolşeviklere ait Raboçi Put gazetesinin 20 Ekim (2 Kasım) tarihli sayısında Zinovyev’in kısa bir açıklaması yayımlanır. Zinovyev, Lenin’den çok farklı düşündüğünü vurgulamakla birlikte, safları sıklaştırmanın ve tartışmayı daha uygun bir zamana ertelemenin daha doğru olacağını düşündüğünü ekler. Aynı sayıda, Stalin’in kaleme aldığı, yayın kurulu imzalı bir açıklamaya da yer verilir:

“Biz de, Zinovyev yoldaşın açıklamasıyla (ve Kamenev yoldaşın Sovyet’teki açıklamasıyla) birlikte konunun kapanmış sayılabileceğini umduğumuzu belirtiyoruz. Lenin yoldaşın yazısının keskin üslubu, temelde aynı düşüncede olmaya devam ettiğimiz gerçeğini değiştirmiyor.” [18]
Yine 20 Ekim (2 Kasım) tarihli MK toplantısında, Lenin’in Kamenev ile Zinovyev hakkındaki ihraç talebi ele alınır. Stalin, önce, konunun genişletilmiş bir MK toplantısına ertelenmesini ister. Trotski, Kamenev’in MK’dan istifasının kabul edilmesi gerektiğini söyler. Bu görüş ağırlık kazanınca, Stalin, her ikisinden de parti kararlarına uymalarının istenmesini, ama MK üyeliklerinin devam etmesini savunur. Ama Kamenev’in MK’dan istifası 3’e karşı 5 oyla kabul edilir. Bunun üzerine, Stalin, Raboçi Put gazetesinin yayın kurulu üyeliğinden ayrıldığını açıklar. Ama MK, konunun yayın kurulunda ele alınması gerektiğine karar vererek bir sonraki gündem maddesine geçer. [19]

Sonuç: Devrimden bir gün önce, 24 Ekim (6 Kasım) günü yapılan MK toplantısının katılımcıları arasında Kamenev de yer alıyordu.



__________________

Bu ileti en son melnur tarafından 30.11.2018- 22:02 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.

Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.435
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 30.11.2018- 21:30
Alıntı yaparak cevapla  


Devrimin hemen ardından gelen istifalar

Ekim Devriminden bir gün sonra İkinci Tüm Rusya Sovyetler Kongresi tarafından geçici hükümet olarak seçilen ve başkanlığını Lenin’in yaptığı Halk Komiserleri Konseyi (Sovnarkom), önerilmesine rağmen Sol SR’lerin temsilci vermeyi kabul etmemeleri nedeniyle, sadece Bolşeviklerden oluşmuştu. Kerenski’ye bağlı birliklerle çatışmalar henüz sürerken, SR’ler ile Menşeviklerin denetiminde bulunan Demiryolu İşçileri Sendikası Tüm Rusya Yürütme Kurulu (Vikjel), 29 Ekim’de (11 Kasım), tüm sol partilerin temsilcilerinden oluşan bir hükümetin kurulması çağrısı yaptı.

Aynı gün yapılan Merkez Komitesi toplantısında, sovyetlerde temsilcileri bulunan tüm partilerin hükümete katılmasını bir ültimatom konusu hâline getirmemeye (yani kabul etmeye) yönelik karar önergesinin, tek tek isimler yazılarak ve toplantıda hazır bulunmayan MK üyelerinin oyları da alınarak oylanması önerilir. Önerge 4’e karşı 7 oyla reddedilir. Kabul oyu verenler: Kamenev, Milyutin, Rikov ve Sokolnikov. Aynı toplantıda, Vikjel konferansına Kamenev ile Sokolnikov’un katılmasına karar verilir. [20]

Lenin’e göre, konferansa temsilci gönderilmesi, askerî faaliyetleri perdelemeye yönelik diplomatik bir adımdı. [21] Ama Kamenev ile Zinovyev, koşulların henüz bir proletarya devrimi için olgun olmadığını düşünmeye devam ediyordu ve Bolşeviklerin azınlıkta kalacağı bir hükümetin kurulmasını kabul edilebilir buluyorlardı.

1 (14) Kasım’da toplanan Merkez Komitesinde, görüşmelerin sona erdirilmesini savunan (ve bu konuda Trotski’den destek alan) Lenin bir kez daha azınlıkta kalır. Bu yöndeki önerge 4’e karşı 10 oyla reddedilir. [22]

Merkez Komitesinin 2 (15) Kasım’daki toplantısında ise, Lenin’in komite içindeki muhalefet hakkında yazdığı ve SR’ler ile Menşeviklerin istediği türden bir hükümet değişikliğini reddeden karar tasarısı 5’e karşı 10 oyla kabul edilir. Ama aynı gün yapılan Sovyetler Tüm Rusya Merkez Yürütme Kurulu (VTsIK) toplantısında, Kamenev ile Zinovyev, bu karara aykırı yönde konuşmalar yapar ve oy kullanır. MK üyesi Bubnov’un aktarımına göre, bunun üzerine MK çoğunluğunun azınlığa ültimatomunu kaleme alan Lenin, o sırada Petrograd’da bulunan MK üyelerini tek tek odasına çağırarak bu ültimatomu imzalatmış. [23] İmzacılar şöyle: Lenin, Trotski, Stalin, Sverdlov, Uritski, Cerjinski, Yoffe, Bubnov, Sokolnikov, Muranov. [24]
Sovyetlerde temsil edilen tüm partilerin ortak bir hükümetinin kurulmasını savunmaya devam eden MK üyeleri ise 4 (17) Kasım’da ortak imzalı bir metinle parti içinde görüşlerini savunmaya devam etmek üzere MK’ya istifalarını sunar: Kamenev, Rikov, Milyutin, Zinovyev, Nogin. Azınlığın hükümetteki üyeleri de aynı gün VTsIK toplantısında yaptıkları bir ortak açıklamayla (ve sadece Bolşeviklerden oluşan bir hükümetin yalnızca siyasi terör yoluyla ayakta tutulabileceğini iddia ederek) istifa eder. [25]

Zinovyev birkaç gün sonra MK’dan istifasını geri çeker ve MK toplantılarına yeniden katılmaya başlar. 29 Kasım’daki (12 Aralık) MK toplantısında, Kamenev, Rikov, Milyutin ve Nogin’in MK’ya geri dönme talepleri ele alınır ve bu talebin reddedilmesine karar verilir. [26] (Kamenev, partinin Mart 1919’daki 8. kongresinde yeniden MK üyeliğine seçildi.)

Brest-Litovsk sorunu

Yazının başında hatırlattığım üzere, Bolşeviklere (ve onlara grubuyla birlikte 1917’nin Temmuz ayında katılan Trotski’ye) göre, Rusya’daki devrim, Avrupa’daki sosyalist devrimlerin, yani dünya devriminin kıvılcımı olacaktı. Özellikle de Almanya’nın sosyalist devrime yakın olduğuna inanıyorlardı.

Ekim Devrimi gerçekleştiğinde, İttifak Devletleri (Almanya, Avusturya-Macaristan, Bulgaristan ve Osmanlı İmparatorluğu) ile savaş hâli devam ediyordu. 2 (15) Aralık 1917’de İttifak Devletleri ile bir ateşkes anlaşması imzalandı. 9 (22) Aralık’ta da Brest-Litovsk (bugün Brest) kentinde barış görüşmeleri başladı.

Lenin, Sovyet Rusya’nın Almanya’yla savaşa devam edecek gücünün bulunmadığına, olası bir savaşın yıkımla ve devrimin kazanımlarının ortadan kalkmasıyla sonuçlanacağına, bu nedenle de barış görüşmelerinin olabildiğince uzatılmasının, ama bu ülkenin bir ültimatom vermesi durumunda dayatılan şartların kabul edilerek anlaşma imzalanmasının gerekli olduğuna inanıyordu.

Trotski ise “ne savaş ne barış” tezini savunuyordu. Buna göre, Almanya’nın Rusya’ya yönelik olası bir saldırısına karşılık verilmemeliydi, çünkü bunun gerçekleşmesi durumunda Alman işçi sınıfı ayaklanır ve devrim yapardı. Barış anlaşması imzalanması ise dünya devrimi hedefinden uzaklaşmak anlamına gelirdi. Ayrıca, Birinci Dünya Savaşı Almanya’yı da bir hayli yıpratmıştı ve Sovyet Rusya’ya saldırmaya cesaret edip edemeyecekleri tartışmalıydı.

Yaygın olarak bilinen öykü şöyle: Barış görüşmeleri sırasında, Lenin, Sovyet Rusya heyetinin başkanlığını yapan Trotski’ye, Almanya’nın bir ültimatom vermesi durumunda dayatılan şartları kabul ederek barış anlaşması imzalama talimatı gönderir. Ama Almanya ültimatom verdiğinde Trotski bu talimatı dinlemez, 28 Ocak (10 Şubat) 1918’de Sovyet Rusya’nın savaşı durdurduğunu ve ordusunu terhis ettiğini ilan eder. [27]

Oysa o sırada, Lenin bir kez daha azınlık görüşünü temsil ediyordu. 8 (21) Ocak 1918 tarihinde Petrograd’da düzenlenen ve MK üyelerinin de katıldığı işçi temsilcileri konferansında görüşlerini kabul ettirememişti. Bu konferansta oylamaya sunulan üç seçenek şunlardı: 1. ilhakların (İttifak Devletlerinin işgal ettikleri toprakları ilhak etmesinin) kabul edileceği ayrı (Rusya’nın savaştaki müttefiklerinden bağımsız) bir barış anlaşmasının imzalanması; 2. devrimci bir savaş ve 3. savaşın durdurulması, ordunun terhis edilmesi, ama barış anlaşması imzalanmaması. Lenin’in savunduğu birinci seçeneğe 15, ikinci seçeneğe 32 ve üçüncü seçeneğe 16 oy çıkmıştı. [28]

11 (24) Ocak’taki MK toplantısında, başta Trotski ve Buharin olmak üzere konuşanların çoğu “ne savaş ne barış” tezini savunur. Üç konuda oylama yapılır. Devrimci bir savaşa çağrı yapmak istiyor muyuz? 2 evet, 11 hayır, 1 çekimser. Barış görüşmelerini uzatmak için elimizden gelen her şeyi yapalım mı? 12 evet, 1 hayır. Savaşı durdurup, barış anlaşması imzalamayıp, orduyu terhis edelim mi? 9 evet, 7 hayır. [29]
13 (26) Ocak’ta Bolşeviklerin ve Sol SR’lerin merkez komitelerinin ortak toplantısından çıkan sonuç, Sovyetler Kongresi’ne şu önerinin sunulması kararı olur: “Savaşma, barış anlaşmasını imzalama.” [30]

19 Ocak’taki (1 Şubat) MK toplantısında, parti içinde savaş ve barış konularındaki görüş ayrılıklarının ciddi bir soruna dönüştüğü saptanır. Nihai kararın alınması için bir parti konferansının mı yoksa parti kongresinin mi toplanması gerektiği tartışılır. Lenin, sorunların ancak bir kongreyle çözülebileceğini savunur. Aynı günlerde Merkez Komitesine başta Petrograd Komitesi olmak üzere pek çok parti örgütünden “yüz kızartıcı” bir barış anlaşmasının imzalanmaması ve bir konferansın toplanması çağrıları iletilir. Parti yöneticilerinin büyük bir bölümü, dünya devriminin gerçekleşebilmesi için ya Almanya’yla devrimci bir savaş yürütülmesi ya da en azından barış anlaşması imzalanmaması gerektiğini düşünmektedir.

Dolayısıyla, Trotski’nin kararı, o dönemde Merkez Komitesinde ve parti yöneticileri arasında ağırlık taşıyan görüşle uyumluydu. Dahası, Almanya’nın (bugünkü takvimle) [31] 18 Şubat’ta saldırıya geçmesinden hemen önceki gün yapılan MK toplantısında da çoğunluk Trotski’nin tarafındaydı.

RSDİP(B) MK’sının 17 Şubat 1918’deki oylamaları (akşam) [32]

18 Şubat günü Alman saldırısının başlamasının hemen ardından yapılan ilk MK toplantısında, Almanya’ya barış görüşmelerinin yeniden başlatılmasının hemen teklif edilmesi önerisi oylamaya sunulur: 6 evet, 7 hayır.

Aynı günün akşamı yeniden toplanan MK, Almanya’nın ilerlemesine ilişkin haberleri ve Sovyet Rusya’nın askerî gücünün zayıflığını dikkate alarak, yeni bir karar önerisini oylar: Alman hükümetine, hemen, acilen bir barış anlaşmasına varmaya yönelik bir teklif sunmalı mıyız? Trotski, Almanların taleplerinin öğrenilmesi için “evet” der. Sonuç: 7 evet (Lenin, Smilga, Stalin, Sverdlov, Sokolnikov, Trotski, Zinovyev), 5 hayır (Uritski, Yoffe, Lomov, Buharin, Krestinski; Cerjinski de onları destekler), 1 çekimser (Stasova). Aynı toplantıda, Sovyet Rusya’nın bir barış anlaşması imzalamak zorunda olup olmadığı sorusuna çekimser kalan 2 üye dışında herkes olumlu cevap verir. Almanya’nın ateşkesi bozmadan önce dayatmış olduğu koşulların kabul edilmesi ve daha kötü bir teklifin kabul edilemez sayılmaması, 4’e karşı 7 oyla (2 çekimser) kabul edilir. [33]

Almanya’nın Sovyet Rusya topraklarındaki ilerlemesi sürerken, 22 Şubat’ta toplanan MK, Fransa ile İngiltere’nin Almanya’ya karşı Sovyet Rusya’ya yardım etme tekliflerini değerlendirir.

Sverdlov, bu teklifin herhangi bir tartışma yürütülmeden reddedilmesini önerir. Bu öneri reddedilir. Buharin, emperyalist ülkelerden yardım almanın kabul edilemez olduğunu savunur. Lomov, Krestinski, Bubnov ve Cerjinski de aynı tarafta yer alır.

Ama oylama sonucundan anlaşıldığına göre, bu üyelerden en az biri Trotski’nin formülasyonunu benimser. “Ne savaş ne barış” tezinden vazgeçmiş olan Trotski’nin karar önerisine göre, Almanya’yla savaşan devrimci ordunun silahlandırılması ve desteklenmesi için gereken her şey yapılmalıydı ve bu silahlar kapitalist devletlerden de alınabilirdi. RSDİP, bunu yaparken, dış politikasındaki tam bağımsızlığını koruyacak, kapitalist devletlere siyasal taahhütler sunmayacak ve bu devletlerden gelecek olan her bir önerinin amaca uygunluğunu ayrıca değerlendirecekti. Öneri 5’e karşı 6 oyla kabul edilir (oylamaya katılan diğer MK üyeleri: Smilga, Yoffe, Sokolnikov, Uritski).

Lenin’in aynı gün tutanaklara eklenen notu şöyle: “Lütfen Anglo-Fransız emperyalist soygunculardan patates ve silah almaktan yana olan oyumu ekleyin.” Buharin’in notunda ise MK’dan ayrıldığı ve Pravda ’nın yayın yönetmenliği görevinden istifa ettiği bilgisi yer alıyor. [34] (Ama ertesi günkü MK toplantısına katılacaktı.)

23 Şubat’taki MK toplantısında, Almanya’nın ilettiği (ve öncekilere göre çok daha ağır olan) barış şartları ele alınır. Devrimci bir savaş için bir ordunun gerekli olduğunu ve böyle bir ordunun bulunmadığını belirten Lenin, şartların kabul edilmek zorunda olduğunu savunur ve aksi yönde karar alınması durumunda hem MK’dan hem de hükümetten ayrılacağını söyler.
Devrimci savaştan yana olduğunu vurgulayan Trotski, partinin bölünmesi durumunda bu savaşın verilemeyecek olması nedeniyle, bireysel olarak, savaştan yana oy kullanma sorumluluğunu üstlenmeyeceğini açıklar. Almanya’nın dayattığı şartların kabul edilmesini aslında istemeyen başka MK üyeleri de Trotski gibi çekimser oy kullanınca, Lenin’in karar önerileri kabul edilir: Almanya’nın önerileri hemen kabul edilmeli mi? 7 evet (Lenin, Stasova, Zinovyev, Sverdlov, Stalin, Sokolnikov, Smilga), 4 hayır (Bubnov, Uritski, Buharin, Lomov), 4 çekimser (Trotski, Krestinski, Cerjinski, Yoffe). Devrimci bir savaş için hazırlıklara hemen başlanmalı mı? Oybirliğiyle evet. Petrograd ve Moskova sovyetlerinin seçmenlerinin katılacağı bir referandum hızla düzenlenmeli mi? 11 evet, 4 çekimser.

Buharin, Lomov ve Bubnov’un yanı sıra 3 MK aday üyesi adına bir açıklama yapan Uritski, çekimser kalan üyelerin açıklamalarından anlaşılacağı üzere bu üyelerin aslında kendileri gibi düşündüğünü, alınan kararın gerçekte bir azınlık kararı olduğunu ve hem parti içinde hem de dışarıda serbestçe propaganda yapabilmek için sorumluluk gerektiren parti ve devlet görevlerinden istifa ettiklerini açıklar.

İzleyen günlerde de barış anlaşmasının imzalanmasını engelleme mücadelelerini sürdürecek olan bu grup, “Sol Komünistler” olarak anılmaya başlayacaktı.

Yine 23 Şubat’taki toplantıda, “Sol Komünistler”e, MK’dan ve diğer görevlerinden istifalarını parti kongresine kadar ertelemeleri ve bu süre boyunca görüşlerini parti içinde savunmaları önerilir. Bu öneriyi destekleyen Lenin, anlaşmanın ancak üç gün sonra imzalanabileceğini ve imzalansa bile onaylanmasının da 12 gün alacağını, bu süre içinde parti görüşünün öğrenilebileceğini ve bu görüşün olumsuz olması durumunda anlaşmanın onaylanmayabileceğini söyler ve istifa kararlarını en azından 24 Şubat’a ertelemelerini ister.
24 Şubat’taki toplantının gündeminde, Halk Komiserleri Konseyi’ndeki “Sol Komünistler”in MK aracılığıyla bu konseye iletilmesini istedikleri açıklama da vardır: “Alman ültimatomunun kabul edilmesinin sorumluluğunu üstlenmeyi olanaksız bulduğumuzdan, Halk Komiserleri Konseyi’ndeki görevlerimizden istifa ediyoruz.” (Lomov, Smirnov, Uritski, Piatakov, Bogolepov, Spunde.) [35]

Trotski de, benimsemediği MK kararını savunamayacağından, Halk Komiserleri Konseyi’nden istifa etmek istediğini açıklar. Lenin, Trotski’den bu kararı açıklamayı Brest-Litovsk’a giden heyetin geri dönüşüne ya da mevcut durumun değişmesine kadar ertelemesinin istenmesini oylamaya sunar. Bu öneri 3 çekimser dışında oybirliğiyle onaylanır. Trotski, bunu kabul etmekle birlikte, konsey toplantılarına katılmayacağını açıklar. Lenin’in önerisiyle, Trotski’nin dış politikayla ilgili olmayan konulardaki konsey toplantılarına katılmasına karar verilir.
Uritski ve arkadaşlarından da kararlarını açıklamayı ertelemeleri istenir. Bunu kabul ederler. Ama barış anlaşmasının imzalanmasından sonra, MK’dan ve Halk Komiserleri Konseyi’nden istifa eder ve daha önce bu konuda yaptıkları açıklamaların Pravda’da yayımlanmasını isterler. [36]

Brest-Litovsk Antlaşması 3 Mart’ta imzalandı. 6-8 Mart tarihlerinde düzenlenen ve oy kullanma hakkına sahip 47 delegenin katılabildiği 7. olağanüstü parti kongresinde antlaşmanın onaylanmasının zorunlu olduğu 30 oyla kabul edildi (12 ret, 4 çekimser). [37] 14-16 Mart’ta toplanan Sovyetler Olağanüstü Dördüncü Tüm Rusya Kongresi antlaşmayı onayladı: 784 kabul, 261 ret, 115 çekimser. “Sol Komünistler” bu kongrede parti kararlarına uymamış ve oy kullanmayı reddetmiş. [38]



__________________

Bu ileti en son melnur tarafından 30.11.2018- 21:32 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.

Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.435
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 30.11.2018- 21:35
Alıntı yaparak cevapla  


Bazı gözlemler


Aşağıdaki gözlemlerin çok özel ve kısa bir dönemde yaşananlarla ilgili olduğu unutulmamalı elbette. Ama devrimci bir dönemde iktidara gelmeyi ve iktidarda kalmayı başarmış bir partide yaşananlardan söz ediyoruz...

> Merkez Komitesinde belirli bir konuda azınlıkta kalanlar, görüşlerini partinin diğer yönetici organlarına ve bazen de parti üyelerinin tümüne aktarma olanağını bulabiliyor. Kritik dönemeçlerdeki tartışmaların neredeyse tümünde önce azınlıkta kalan Lenin, bu olanaktan en çok yararlanan MK üyesi oluyor. Tartışmalı konularda parti üyelerinin ikna edilmesinin önem taşıması, keyfî kararların alınmasını ve yanlış kararlarda ısrar edilmesini zorlaştırıyor.

> Merkez Komitesi üyelerinden, bu kurulun üyesi olarak kaldıkları sürece, komite kararlarına uymaları ve parti dışında bu kararları savunmaları bekleniyor. Bu nedenle, parti üyeleri arasında MK kararlarına karşı çalışma yürütmek ve görüşlerinin konferans ya da kongrelerde parti görüşü olarak benimsenmesini sağlamak isteyen MK üyeleri bu kuruldan istifa ediyor. Bu yola başvurmanın mümkün olması ve meşru sayılması, partinin birliğinin korunmasının daha fazla önem taşıdığı dönemeç noktalarında çoğunluk tarafındaki üyelerin de daha dikkatli hareket etmesine yol açıyor.

> MK toplantılarında tutanak tutulması ve bunların saklanması, toplantılarda alınan kararlar, tek tek MK üyelerinin savunduğu görüşler ve MK’ya sunulan belgeler hakkında yanlış ya da yanıltıcı bilgilerin verilmesini zorlaştırıyor. Parti tarihinin daha nesnel verilerle yazılması mümkün hâle geliyor.

> Toplantılarda düzenli olarak oylama yoluna gidilmesi, üyelerin gerçek görüşlerinin öğrenilmesini kolaylaştırıyor ve sessizliğin onay sayıldığı bir işleyiş düzeninin kurulmasını zorlaştırıyor. Ayrıca tartışmaların gereksiz yere uzaması daha kolay engellenebiliyor.

> Lenin, devrim dönemindeki ilk üç kritik tartışmada, Bolşeviklerin daha ileri hedefler belirlemesi için, nesnel koşulların o kadar da elverişli olmadığını düşünen yoldaşlarıyla mücadele ediyor ve her seferinde haklı çıkıyor. Brest-Litosk görüşmeleri sırasında, bu kez Lenin Rusya’daki ve Avrupa’daki nesnel koşulların o kadar da elverişli olmadığını düşünerek eldeki kazanımları koruma mücadelesi yürütürken, yoldaşlarının çoğu dünya devriminin çok yakın olduğuna inanıyor. Ve Lenin bir kez daha haklı çıkıyor. Ama Bolşevizmden uzaklaştığını ileri sürerek onu azınlıkta bırakan yoldaşlarına, Bolşeviklerin gerçekten de dünya devrimi için mücadele ettiklerini kanıtlamış olmanın onuru kalıyor!

> Bolşevizmin şekillenmesinde önemli bir pay sahibi olan Ne Yapmalı? adlı eserin yazılmasından 15 yıl sonra bile, Merkez Komitesinde, her konuda Lenin’in düşünceleri doğrultusunda oy kullanan bir “Lenin’in adamları” grubu bulunmuyor. Lenin, belki biraz da bu sayede, nesnel gerçeklikten (ve bu arada yoldaşlarının gerçekliğinden) tümüyle uzak tezlerin savunuculuğunu yapma noktasına hiçbir zaman savrulmuyor. Ekim Devrimi, Lenin’in, “kendi örgütünü” değil, devrimin örgütünü yaratmaya çalıştığını kanıtlıyor.

Notlar

[1] 1703 yılında Rus Çarı I. Petro tarafından Neva Nehri’nin Baltık Denizi yakınındaki kıyıları üzerine kurdurulan St. (Sankt) Petersburg kentinin Almanca olan adı, Birinci Dünya Savaşı’nın başlaması üzerine 1914 yılında Petrograd olarak değiştirilmişti. 1924 yılında Leningrad adı verilen kent, 1991’de yeniden St. Petersburg olarak adlandırıldı.
[2] Rusya’daki halkçı “Sosyalistler-Devrimciler Partisi” (Partiya Sotsialistov-Revolyutsionerov)
için SR ya da “эсеры” (“eser”) kısaltmaları kullanılıyordu.
[3] V. I. Lenin, Collected Works, Volume 23, Progress Publishers, Moscow, Second printing 1974, s. 407.
[4] Edward Hallett Carr, The Bolshevik Revolution 1917-1923, Volume One, W.W. Norton & Company, New York, 1985, s. 81.
[5] Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi (Bolşevik).
[6] V. I. Lenin, Collected Works, Volume 24, Progress Publishers, Moscow, Second printing 1974, s. 606. Bu karar daha sonra Lenin’in görüşleri doğrultusunda revize edilecekti.
[7] The Bolsheviks and the October Revolution - Central Committee Minutes of the Russian Social Democratic Labour Party (bolsheviks) August 1917-February 1918 [Bolşevikler ve Ekim Devrimi - Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi (Bolşevik) Merkez Komitesi Tutanakları Ağustos 1917-Şubat 1918], Pluto Press, London, 1974, s. 271.
[8] V. I. Lenin, Collected Works, Volume 26, Progress Publishers, Moscow, Third printing 1977, s. 19.
[9] A.g.y. , s. 21.
[10] The Bolsheviks..., a.g.y., s. 58.
[11] A.g.y. , s. 67.
[12] A.g.y. , s. 68.
[13] V. I. Lenin... Volume 26..., a.g.y., s 84.
[14] The Bolsheviks..., a.g.y., s. 78.
[15] Şubat Devrimi sonrasında, bir Kurucu Meclisin toplanması, Bolşeviklerin de desteklediği talepler arasında yer alıyordu. Ancak Geçici Hükümet bu konuda oyalama politikası izlemişti. Demokratik Konferans kararıyla Ön Parlamento’nun toplanması, Kurucu Meclis seçimleri öncesindeki bir ara aşama olarak tarif edilmiş olsa da, Kurucu Meclis seçimleri için henüz bir tarih belirlenmemişti. Kurucu Meclis seçimleri Ekim Devriminden sonra gerçekleştirildi.
[16] The Bolsheviks..., a.g.y., s. 88-89.
[17] A.g.y. , s. 121-122.
[18] A.g.y. , s. 120.
[19] A.g.y. , s. 111-113.
[20] A.g.y. , s. 127-128.
[21] Edward Hallett Carr, a.g.y., s. 108.
[22] The Bolsheviks..., a.g.y., s. 134.
[23] A.g.y. , s. 300.
[24] A.g.y. , s. 140.
[25] A.g.y. , s. 141-142.
[26] A.g.y. , s. 160-161.
[27] Örneğin, Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi, 2. Cilt, İletişim Yayınları, s. 587.
[28] The Bolsheviks..., a.g.y., s. 312 ve s. 173.
[29] A.g.y. , s. 179-180.
[30] A.g.y. , s. 315.
[31] Sovyet Rusya 1 Şubat 1818’den itibaren bugünkü takvimi kullanmaya başladı.
[32] A.g.y. , s. 202
[33] A.g.y. , s. 210-211.
[34] A.g.y. , s. 215.
[35] A.g.y. , s. 232.
[36] A.g.y. , s. 238.
[37] V. I. Lenin, Collected Works, Volume 27, Progress Publishers, Moscow, Second printing 1974, s. 561-562.
[38] A.g.y. , s. 576.

https://erkinozalp.blogspot.com/2018/11/devrim-doneminde-bolseviklerin-ic.html


Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası  »  Dünya Devrim Tarihi
 »  Devrim döneminde Bolşeviklerin iç tartışmaları

Forum Ana Sayfası

 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.

Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör KCK: ‘AKP döneminde sivil katliamı normalleşti!’ ayhan 2 2657 10.12.2013- 00:32
Konu Klasör CHP raporu: AKP döneminde 241 çocuk öldürüldü solcu 0 1249 22.01.2015- 23:47
Konu Klasör Devrim nedir, devrim teorileri için ne söylenebilir? melnur 40 1024 08.12.2018- 08:31
Konu Klasör Faşizm tartışmaları melnur 0 1089 21.11.2016- 11:16
Konu Klasör Kuruçeşme tartışmaları solcu 0 1833 04.06.2015- 20:51

Etiketler   Devrim,   döneminde,   Bolşeviklerin,   tartışmaları


Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör KCK: ‘AKP döneminde sivil katliamı normalleşti!’ ayhan 2 2657 10.12.2013- 00:32
Konu Klasör CHP raporu: AKP döneminde 241 çocuk öldürüldü solcu 0 1249 22.01.2015- 23:47
Konu Klasör Devrim nedir, devrim teorileri için ne söylenebilir? melnur 40 1024 08.12.2018- 08:31
Konu Klasör Faşizm tartışmaları melnur 0 1089 21.11.2016- 11:16
Konu Klasör Kuruçeşme tartışmaları solcu 0 1833 04.06.2015- 20:51

Etiketler   Devrim,   döneminde,   Bolşeviklerin,   tartışmaları


Forum Yazılımı:   php Kolay Forum (phpKF)  ©  2007 - 2014   phpKF Ekibi



Forum Mobil RSS