Menü Üye Giriş

Şifre Sıfırla · Kayıt Ol

 unlarına solYurt ve dünya sordan bakan dostlar Hoşgeldiniz . Foruma etkin katılım yapabilmeniz içi  »
 Sözde sol-sosyalist forumlar...

turgut fatsa bir konu açmış ve sosyalist cumhuriyet kavramını kendince analiz etmiş. Daha çok yüzeysel bir mantık kullanarak yaptığı çözümlemesi de bilgiden çok bu yüzeysel mantığa dayandığı için pek doğru bir sonuç vermemiş. Çok savrulmuş ve çok da ilgili ilgisiz bir cümleler yığını olmuş. Vardığı sonuç da bu yüzden pek anlaşılabilir değil.

''O zaman önümüz de Sosyalist cumhurriyet değil sosyalist toplum hedeflenmeli diye düşünenlerdenim. Ulusal devlet değil , sosyalist devletlerle bütünleşecek bir devlet biçimine yönelinmelidir diyenlerdenim. ''

https://www.sosyalistforum3.net/showthread.php?t=82198

Sonrası İ.Seçil'in. Bizde baykuş ve hakkı adıyla üye olan arkadaşımız. O da her zaman yaptığı gibi konuyu bir tarafa bırakmış aklına gelen her şeyi doğru ya da yanlış olduğuna da bakmadan cümleler haline getirerek alt alta üst üste sıralayıvermiş.

Benim asıl üzerinde durmak istediğim ise SF'nin danışmanı ve kerameti kendinden menkul ''solcu''su Hasan Karataş'ın yazdıkları:

''O zamanlar Marksizm çok iyi anlaşılmamış. Bu anlaşılmama bugün de devam etmektedir. Ki sosyalist cumhuriyet lakırdıları Marksizm adına ortalarda dolaşmaktadır.

Gerçekte Komünist Devrim sonrasında, bugünü anlatıyorum, hem devlet ve hem de ekonomi tarih olacaklardır. (ya da görünmez veya silik olacaklardır)

Marks’ın zamanında bir olası komünist devrim sonrasında ise devlet ve ekonomi yeni bir biçim alacaklardır. Ancak bu biçim, Sovyet devriminde görülen biçim değildir. Ekonomi ve devlet bugünün olası komünist devrimine kıyasla daha belirgin olmasına rağmen, devlet toplumdan bağımsız ekonomi de ise meta üretimi, yani sömürü olmayacaktır.

Bugün tartışılan “sosyalist cumhuriyetin” hiçbir biçimde Marksizm ile ilgisi yoktur. Bugünün olası komünist devrimi, hem devlete ve hem de paraya sittir git diyecektir. Sosyalist cumhuriyet ise hem parayı ve hem de devleti kabul eden bir sosyalizm anlayışıdır. Ki bu anlayışın Marksizm ile uzak yakın bir ilgisi yoktur.''


Yorumlamaya çalışacağız elbet ama ilk elde söylenmesi gereken; marksizmin o dönemde anlaşılamamış olduğu ve hatta Marks'ın bile marksizmi anlamamış olduğu, Marksizmi anlayan kişinin sadece bu kerameti kendinden menkul solcu(!) Hasan Karataş'ın anladığı :)

melnur  |  Cvp:
Cevap: 1
02.01.2018- 10:03

Türkiye 15 yılı aşkın bir süredir merkezi iktidarda bulunan AKP tarafından yönetilmekte ve gerici-dinci bir anlayış toplumun önüne koyulmak istenmektedir. Bu siyasal iktidar cumhuriyet karşıtıdır; cumhuriyetin getirdiği tüm kazanımların altını oymakta ve başka laiklik olmak üzere, kadın erkek eşitliği dahil hemen her konuda dinci bir referansı öne alarak topluma dayatmak istemektedir. Bu koşullarda cumhuriyetten yana olan ve hemen hemen toplumun yarısından fazlasını oluşturan kesimler AKP karşıtlığını Kemalizm ve cumhuriyet göndermeleriyle gerçekleştirmekte ve bu hat üzerinden bir direnç oluşturmaya çalıştırmaktadırlar.

Değinilmesi   gereken asıl konu cumhuriyetin ne olduğu ve ülkemiz için ne anlama geldiğidir. Cumhuriyetin ne olduğu ve ülkemiz için ne anlama geldiği somut olarak ortaya konulmadan, konulamadan bu konularda yorumlarda   bulunmak da öteden beri bu sol-sosyalist forumlarda yazanların bir alışkanlığı haline gelmiş. Sanırım bilgi sahibi olmadan fikir yürütme alışkanlığının bir sonucu olsa gerek. Kolaylarına geliyor, üfürmelerini bu koşullarda daha rahat yapabiliyorlar. Oysa halk yönetimi olarak tanımlayabileceğimiz cumhuriyet her şeyden önce monarşi karşıtlığıdır. Büyük Fransız Devrimi ile birlikte öncelikli anlamına bu yatar. Bizde de böyle olmuş cumhuriyet monarşiyi tarihin çöplüğüne göndermiştir. Uzatmayalım, cumhuriyet denildiğinde aklımıza gelmesi gereken aydınlanmadır. Laikliktir, bilimdir, kadın erkek eşitliğidir. Kulluktan yurttaşlığa geçiştir. Yobazlıktan, hurafe anlayışından aydınlığa adım atmaktır. Hükümdarlıktan vatan-yurt olgusuna geçiştir vb.   Önemlidir ve özellikle sol-sosyalist düşüncenin yeşermesi ve yaygınlaşabilmesinin nesnel zeminini meydana getirir. İşte AKP'nin saldırdığı zemin de burasıdır ve bunlardır. Sosyalist cumhuriyet diye haykırılmasının önemi de burada yatmaktadır.

Cumhuriyet önemlidir, cumhuriyetin kazanımları (sol için) yaşamsal önemdedir. Ne var ki, bundan böyle 1923 cumhuriyetini 1923 sınırları içinde kalarak savunmak mümkün değildir. Cumhuriyetin kazanımlarının altının oyulması ve handiyse ortadan   kaldırılması sadece AKP'nin hüneri de değildir. Bugünü yaratan koşullar kapitalizmin tıkanmışlığı ve artık bu kazanımlarla sürdürülemez hale gelmesinin bir sonucudur. Bu yüzden aydınlanma ve her cumhuriyet kazanımı 1923 sınırları içinde savunulamaz. Kazanımları korumak ve çok daha önemlisi daha ileri taşımak ancak ve ancak sosyalizmle, sosyalizmi hedeflemekle, SOSYALİST CUMHURİYETle mümkündür.

İşte, sosyalist cumhuriyetin aklımıza getirmesi gereken gerçek bu olmalıdır. Anlamı budur çünkü. Anlamadığımızda üfürükçü danışman gibi ''Bugün tartışılan “sosyalist cumhuriyetin” hiçbir biçimde Marksizm ile ilgisi yoktur.'' diye saçmalar dururuz.

melnur  |  Cvp:
Cevap: 2
03.01.2018- 19:00

Bu başlık altında I.Seçil, yani hakkı, yani baykuş arkadaş bir yorumda bulunmuş. Daha önce de bizim forumda defalarca aynı görüşü dile getirmişti. Bir alıntı yapmış 'Yani çok partili sistem olmadan da demokrasi olabilir.'' ve bu alıntıya da kendince yanıt vermiş:

Ben olmayacağını sanıyorum
Demokrasi farklı sınıfların bulunduğu ortamda bu farklı sınıfların iktidar olma umutları taşıdığında ve birbirlerine karşı rekabetin yapılabildiği ortamlarda demokrasi olur.

Düşünelim Burjuva iktidarı var ama işçi sınıfına hiç örgütlenme hakkı tanınmadı Biz demokrasi var deyebilirmiyiz.
Aynı şey işçi sınıfı iktidarı içinde geçerlidir.

İşçi sınıfı iktidarı ele geçirmişse burjuva örgütlerinden niçin çekinsin Devlet işçi sınıfının elinde.
Bence korkaklık yapmamak gerekir.

Daha derin düşünmek gerekir gibi geliyor bana


Problem siyasal devrimden sonra komünizmin üst aşamalarına kadar sürecek olan bir süreci bütünlüklü bir şekilde kavrayamamaktan ileri geliyor. Bilgi eksikliği de var, süreci kendi bütünlüğünde kavrayamamak ta! Reel sosyalizm çözülmüşse demek ki, kötüydü, yanlıştı şeklinde bir liberal-karşı devrimci basınç bu zihinlerde etkili olmuş. Bir komünist gibi düşüneceğine bir liberal gibi düşünme alışkanlığı edinmiş. Proletarya iktidara gelince liberal demokrasiyi uygulamak zorundaymış gibi.

Ama liberaller, kapitalistler işçi sınıfına örgütlenme özgürlüğü veriyor; biz neden vermeyelim?


Birincisi kapitalistler, liberaller işçi sınıfına hiçbir şey vermiyor; alınan haklar işçi sınıfının mücadelesi sonucu elde ediliyor. İkincisi ve çok daha önemlisi, kapitalizmin işçi sınıfına, emekçinin emeğine ihtiyacı var. Sömürmeye ihtiyacı var. Sınıf mücadelesi sonucu elde edilen hakların varlığının nedeni bu ve tek kutuplu bir dünyada artık o haklar da geri alınmaya başlamıştır.

Evet, kapitalist düzende işçi sınıfı ve hakları varsa burjuvaz,nin buna ihtiyacı var da ondandır...Oysa sosyalist düzende, yani devrimden sonra komünizme yürüyecek süreçte işçi sınıfının burjuvaziye ve onun ideolojisine ihtiyaç yoktur. Anlaşılması, kavranması ve içselleştirilmesi gereken yanı da burasıdır. Sosyalizm özel mülkiyeti yaratan hemen her şeyin ortadan kaldırılma sürecidir.

Bunu anlayabiliyor muyuz?

Ortadan kaldırılması gereken ve   tümüyle ortadan kaldırılmadan devletin (PD'nin) de ortadan kalkmayacağı gerici olgu ve düşünceler için ''onlar vermişti, biz de verelim'' demek anti-komünistl bir düşünceyi savunmaktan başka ne olabilir ki?

Arkadaşlar siyasal devrim kapitalizmi var eden hemen her şeyin ortadan kaldırılmasıdır. Eğer komünist olma iddianız varsa şu bakış açısını artık değiştirin. Tamam, boş vakitlerinizde gevezelik yapmak istiyorsunuz, bilgiye gerek duymadan salladıkça sallıyorsunuz da, bu söylediklerinizin bildiğinizi sandığınız sosyalist ideolojiyle ilgisini hiç mi aklınıza getirmezsiniz?

Biriniz bile!

melnur  |  Cvp:
Cevap: 3
08.01.2018- 08:31

Bir üstteki yazının son paragrafında ''Arkadaşlar siyasal devrim kapitalizmi var eden hemen her şeyin ortadan kaldırılmasıdır.'' demişim. Daha doğru bir ifade kapitalizmi var eden hemen her şeyin ortadan kaldırılabilmesinin zorunlu bir uğrağı olmalı. Siyasal devrim gerçekleşmeden toplumsal devrimlerin gerçekleşebilme olanağı yoktur. Siyasal devrimin ''bilinçli insanlık'' tarafından yapılabileceğini iddia edebilmek de gerçekte bilimsel sosyalizmi hiç anlayamamak demektir. Elveda proletaryacı bir zihin reel sosyalizmin çözülüşüyle birlikte sosyalizme yönelik   karşı-devrimci bir saldırıya katılmaktan başka bir anlam taşımaz. Danışman ve onun etrafındaki bir iki kişi, kendileri fark etmese de anti-komünist bir ideolojinin yanında yer almaktadır. Yapmaya çalıştıkları budur. Liberal saldırılar neyse bunların da yaptıkları odur.

Ve çok önemli; bu arkadaşların yapmaya çalıştıkları liberal saldırılardan çok daha tehlikelidir. Çünkü liberaller açık seçik bilimsel sosyalizmin karşısına geçip saldırılarını sürdürüyorlar. Bunlar ise ya komünist-Marksist olarak bu saldırılarını devam ettiriyorlar, ya da böyle bir algı yaratarak bunu yapıyorlar. Bu yüzden teşhir edilmelidirler.

Bu yüzden bu üfürmelere karşı tavır alınmalıdır!

melnur  |  Cvp:
Cevap: 4
11.01.2018- 15:49

Bir ekleme yapalım: Siyasal devrim yani kapitalizmin bir devrimle alaşağı edilip sosyalist bir devletin kurulması komünizme yürüyüşte hemen her şeyi başlangıcıdır. ULUSAL ÖLÇEKTE siyasal devrim gerçekleşmeden komünist toplumun gereksindiği toplumsal dönüşümler gerçekleştirilemez. Ancak siyasal devrimin gerçekleştirilmesi proleter diktatörlüğün kurulması ve   koşullara uygun bir değişim sürecinin başlaması geriye dönülmeyeceği, dönülemeyeceği anlamına gelmez. Lenin'in deyimiyle sosyalizm sınıflar mücadelesinin daha da sertleşerek sürdüğü bir dönemdir aynı zamanda. İktidarını kaybeden burjuvazi çok daha hırslı bir şekilde iktidar mücadelesi yapacak, içerde ve dışarda önemli bir desteği de arkasına alarak bu konuda hemen her şeyi yapacaktır. Böyle bir potansiyeli vardır. İktidarı ele geçiren komünist partilere sızma ve yönetimleri bir şekilde ele geçirme de buna dahildir. BU yüzden geri dönüşleri, sosyalizmden yeniden kapitalizme dönüş sürecini ''iyi olsaydı yenilmezdi'' şeklinde değerlendirmek ve bilimsel sosyalizme sırt çevirmek sosyalist ideolojiye yöneltilen saldırılara katılmaktan ve bir karşı-devrimci olarak rol oynamaktan başka bir şey değildir.

''Eski sosyalizm'' çığırtkanlığı ve sınıfların, sınıf mücadelesinin geride kaldığı şeklindeki görüşleri bu bağlam içine yerleştirmek mümkündür.

Ve bir kez bu yola girildiğinde artık Marksizmin tüm temel görüşlerini reddetmek bir zorunluluk haline gelecektir.

Danışman arkadaşımız ve onun yazıp çizdiklerini onaylayan zihniyetin konumu en basit şekliyle budur.

melnur  |  Cvp:
Cevap: 5
15.01.2018- 13:24

Marks’ın zamanında bir olası komünist devrim sonrasında ise devlet ve ekonomi yeni bir biçim alacaklardır. Ancak bu biçim, Sovyet devriminde görülen biçim değildir. Ekonomi ve devlet bugünün olası komünist devrimine kıyasla daha belirgin olmasına rağmen, devlet toplumdan bağımsız ekonomi de ise meta üretimi, yani sömürü olmayacaktır.

Hasan Karataş yazmış bu satırları.   Aslında bir şey söylemiyor; zihni karma karışık. Marks'ın söyleminde siyasal devrimden sonra proleter diktatörlüğün kurulacağı ve özel mülkiyetin ortadan kaldırılması gerektiği gibi temel görüşler vardı. Böyle olması da eşyanın doğasına uygundu. Komünist toplum hem devlet ve hem de bütünüyle özel mülkiyetten yoksun bir formasyonsa Marks'ın öngörülerinin gerçekçiliği kadar doğal bir şey olamaz. Peki Sovyetler'de farklı bir şey mi olmuş? Proleter diktatörlük mü kurulmamış, özel mülkiyetin kaldırılması konusunda yol mu alınmamış? Böyle bir şey yok! Eee, o zaman danışman arkadaşımız ne anlatmaya çalışıyor bize?

Danışmanın zihninde hiçbir şey berrak değil!

Ne tam olarak Marks'ın söylediklerini bir neden sonuç ilişkisi içinde kavrayabilmiş ve ne de köylü sosyalizm adına yapılanların önemini kavrayabilmiş. Reel sosyalizmin çözülüşü ile birlikte sosyalist ideolojiye yönelen liberal saldırıların etkisinde bir şeyler söylemeye çalışıyor. Ve bunu yaparken de kendisinin Marksist-komünist olduğu algısı yaratıyor.

Anlamadığı konularda bir şeyler söylemeye çalıştığı için, bütün yazdıklarında bir çelişki, bir tutarsızlık ve bir anlamsızlık   var. Tartıştığı kişilerde de hemen hemen aynı sorunlar olduğu için tam bir ''körler sağırlar birbirini ağırlar'' durumu ortaya çıkıyor.

Çok rahatsız edici olduğunu söyleyebilirim.

Tam Sürüme Geç »