Menü Üye Giriş

Şifre Sıfırla · Kayıt Ol

 unlarına solYurt ve dünya sordan bakan dostlar Hoşgeldiniz . Foruma etkin katılım yapabilmeniz içi  »
 Siyasi Gündem ve siyasi tartışmalar
13.04.2018- 21:49

Emin Çölaşan'a aleni tehdit edildiği haberin başlığında yapılmıştı bu yorum. http://www.solpaylasim.com/k7474-orgutlu-cehalet-bu-duzeye-geldi.html
Orada sıkışıp kalmasın diye ayrı bir başlık haline getirmekte yarar var. Daha sonra eklemeler yapılabilir.


Unutmamalı

Yazıyazforum'un sayfalarına da yansımıştı. AKP'nin özgürlük, ve insan haklarından yana bir parti olduğu, ''askeri vesayet''i kaldırarak memlekete demokrasiyi getireceği yönetimde bulunanlar tarafından bile savunulur hale gelmişti. Yurdumuzun hali gibiydi halimiz. Sol lberaller daha ileri gidiyor burjuva devriminin AKP tarafından tamamlanacağı iddiasında bulunuyorlardı. Kürt ulusalcılığı etrafında örgütlenenler de bu iklimin yaratılmasına katkı koyuyorlardı. Onlar da AKP ile hem ülkeye ve hem de kürtlere özgürlük geleceğini savunuyorlardı. ''Elitistlerin merkezden kovulması, çevrenin merkeze oturmasıyla her şey güzel olacaktı.''

Böyleydi hayaller.

Evet, böyleydi ve bu hayallere karşı çıkan herkes   her türlü hakareti hak ediyordu. Türban özgürlüğün simgesiydi, ve sanki türbana özgürlük ülkeye ve ülke insanına özgürlük getirilmesinin bir koşuluydu. Türbanın özgürlük olmadığını söyleyenler çatlak sesler çıkarmaktan başka bir şey yapmıyorlardı ve onlar kimilerine göre vatan haini, kimine göre din düşmanı, kimilerine göre ulusalcı zevattı. Hakaret ve küfrün bini bir paraydı. AKP'ye, türbana karşı çıkan, AKP'nin takiyye yaptığını söyleyenler, AKP'nin sıradan bir burjuva partisi olmadığını söyleyenler, ve AKP'nin devlette boşalttığı yerlere yerleştiğini iddia edenler nerdeyse toplum dışıydı. Kürt hareketi, liberaller, dönekler, kuyrukçular hepsi bir koro oluşturmuş, farklı farklı saiklerle AKP'ye alan açmakla meşguldü.   Komünistler, başta TKP olmak üzere, CHP'sinden ÖDP, ve hatta Cephe 'ye kadar hemen herkes ulusalcı, sosyal şoven, neo-faşist vb. olup çıkmıştı. Şimdilerde sözde liberalizm karşıtı olanlardan o günlerde ne AKP eleştirileri duyuyordunuz ve ne de Baskın Oranlar, Oral Çalışlar'lar ve Ufuk Uras'lar gibi sol liberallere yönelik tek bir eleştiri. Hepsi baştacıydı. AKP karşıtı bir yorumum nedeniyle şimdilerde ''enternasyonalist komünist'' ve dahi ''liberalizmi en az ulusalcılık kadar tehlikeli'' görenler ''şu AKP olmasaydı, bu ulusalcılar ne yapardı'' nakaratı tutturmuşlardı.

Onlar bunları yaparken ve AKP'nin gizli bir ajandası olduğunu söyleyenlere her türlü melanette bulunurken AKP devlete yerleşiyor, devlet haline geliyordu. ''Yarım bilgi adamı rezil eder'' sözünü kanıtlamak istercesine bir kısım cahil de devletin sınıfsal niteliğinden bahsedip süreci ve olguyu önemsizleştirme peşindeydi. Onlar kürt hareketi nasıl davranıyor ve nasıl bir doğrultu alıyorsa öyle davranıp, öyle bir doğrultu alıyorlardı. Sağdan soldan buldukları ilgili ilgisiz alıntılarla da sürece akıllarınca dahil oluyorlar ve sol(!)dan destek veriyorlardı.

Cehaletin ve komünist düşmanlığının tavan yaptığı günlerdi.

Kimse farkına varmıyordu ve ülke tam boy bir bataklığa bürünüyordu. O bataklığın altyapısında yoksul insanlarımızın birikimleriyle oluşmuş devasa fabrikalar ve tesisler yok pahasına yandaşlara peşkeş çekiliyordu. Ülke yönetimi zaten cemaate teslim edilmiş, başta TS, emniyet ve MİT olmak üzere   hemen hemen bütün kurumlar ele geçirilmişti. Toplumsal alanda her türlü ahlaksızlık, çocuk tacizleri, kadına şiddet gündelik yaşamın sıradan olayları haline gelmişti. Diyanet fetvalarıyla yönetilir hale gelmiştik ve işin tuhafı fetva makamı da sadece diyanet değildi. Kerameti kendinden menkul bir yığın hacı-hoca takımı özellikle kadın erkek ilişkisi ve cinsellik konusunda nelerin yapılıp nelerin yapılmamasını konusunda toplumu yönlendirir hale gelmişti. Emin Çölaşan'ın yaşadığı bu olay tekil bir olay mı sanki?!

Süreç devam ediyor.

Buna bir de savaş eklendi. Vatan millet sakarya ve yaylalar, yaylalar eşliğinde hemen her gün gencecik insanlarımızı, askerlerimizi toprağa veriyoruz. Dünya lideri cumhurbaşkanımız ise yurt dışında daha büyük hedefleri işaret etmekte...

Bir çıldırı hali yaşanan!

Şu da var: Bu sürecin böyle gitmeyeceği, gidemeyeceği çok açık. Gitmesi mümkün değil. Elbet bir gün bir yerlere toslayacak. Karanlıkların ilelebet egemenlik kurduğu nerede görülmüş. Bu illetden bu gerçeküstü durumdan elbet kurtulacağız. Ama...

Ama unutmamalıyız.
Yaşanan süreci, o süreçteki aktörleri hiç unutmamalıyız.
Hala sanki hiçbir şey olmamış, hala sanki o süreçte hiç parmağı olmamış gibi davrananları ve hala siyasette rol kapmaya çalışanları...

Unutmamalı!
Hem de hiç!

Bu zamana kadar öylesine hatalar yaptık ki, bari bu sefer bu hatayı yapmayalım.

melnur  |  Cvp:
Cevap: 1
15.04.2018- 16:10

Evet, unutmamalıyız!

AKP'nin buralara tek başına gelmediğini; liberallerden, Kürt hareketine ve döneklerden kuyrukçulara kadar bir yığın öbeğin bu konuda doğrudan veya dolaylı olarak katkı verdiğini ve AKP'nin önünü açtığını hiç unutmayalım!

İnanılmaz günlerdi; hatırlayın, AKP adım adım devlete yerleşirken bu şaşırmış ittifak, sola çatıyordu. Varsa yoksa CHP; TKP'ydi. Ah şu ulusalcılar, vah şu sosyal şovenler'di :) Başımıza ne geliyorsa onların yüzündendi :)

Anayasa referandumunda yetmez ama evet'çiler de, boykotçular da bunlardı!
Kürt sorununu çözerse Erdoğan çözerdi!
Ülkeye demokrasi gelecek, kürt sorunu da çözülecekti!

Ve daha neler neler!

Unutmamalı!



Tam Sürüme Geç »