Menü Üye Giriş

Şifre Sıfırla · Kayıt Ol

 unlarına solYurt ve dünya sordan bakan dostlar Hoşgeldiniz . Foruma etkin katılım yapabilmeniz içi  »
 Siyasi Gündem ve siyasi tartışmalar

Şu 'siyasal hat' meselesi… - Metin Çulhaoğlu


Sosyalist kesimdeki örgütlü öznelerin mutlaka belirli bir siyasal hatta sahip olmaları gerektiği söylenir.

Doğru söze ne denir?

Gelgelelim, bu doğru herkes tarafından kabullenildiğinde sorun çözülmüş olmuyor. Burada, gerçekten var olan herhangi bir siyasal hattın doğruluğu ya da yanlışlığıyla ilgili değinileri önceleyen, daha temel denebilecek bir başlığa işaret ediyoruz: “Siyasal hat” nedir? Her özel duruş, konum, vurgu, vb. aynı zamanda kendi başına bir siyasal hat anlamına mı gelir?

***

İşçi sınıfı içinde çalışmaya özel ağırlık tanıma… Sapasağlam bir omurga oluşturma…”Kadrolaşma politikaları”… Liberalizme ve sol liberalizme karşı amansız mücadele…

Bunların hepsi gereklidir ve hakkıyla yapanlara da takdirle bakılması gerekir. Ne var ki, bunların hiçbiri “siyasal hat” demek değildir. Hepsi birlikte yapılıp yan yana durduğunda da bunlar “siyasal hat” oluşturmaz. Tek tek her biri ya da hepsi birden en fazla sağlam bir kadrolaşma süreci yaşandığına işaret edebilir, o kadar…

Sonra, sürekli “sosyalizmden aşağısı kurtarmaz” denilip güncel çare olarak “örgütlenmeye” işaret edilmesi de, bunlara biçilebilecek değer ne olursa olsun, bir siyasal hattın varlığı anlamına gelmez.

O zaman siyasal hat nedir, neyi kastediyoruz?

***

Bir sosyalist öznenin teorik, ideolojik ve siyasal formasyonu, özü itibarıyla, zamandan ve mekândan görece bağımsız bir bütünlük oluşturur. “Özü itibarıyla” ve “görece” ifadelerinin altını çiziyoruz.

Şu anlama gelir: Günümüz Türkiye’sindeki bir sosyalist öznenin formasyonu ile gene Türkiye’de olmak üzere 50 yıl önceki bir sosyalist öznenin formasyonu, aradaki zaman farkına rağmen ortak pek çok noktada buluşur (zamandan göreli bağımsızlık); aynı ortaklık, günümüzde örneğin İspanya’daki bir sosyalist özne ile Brezilya’daki bir başka sosyalist özne arasında da bulunabilir (mekândan göreli bağımsızlık).

Ancak, iş siyasal hatta geldiğinde, ne günümüz Türkiye’sindeki bir öznenin geliştirdiği hat 50 yıl önceki özneninkiyle aynı olabilir ne de İspanya’dakinin Brezilya’dakiyle…

Çıkarılabilecek sonuç, zamandan ve mekândan görece bağımsız olabilen formasyonun karşısında siyasal hattın zaman ve mekân belirlenimlerinden kaçamayacağıdır. Başka bir deyişle siyasal hat, belirli bir formasyonun merkeze konulmasının, propagandasının ve örgütlenmesinin çok ötesinde, nihai hedefin, birbirini belirli aralıklarla izleyen güncel durumlardan hareketle yeniden ve yeniden üretilmesini gerektirir.

Örnek:

Türkiye sosyalist hareketinin 1980 öncesi tarihinde herhangi bir ön aşamanın reddi ve sosyalist devrim (SD) tezinde ısrar eden açık parti, birinci ve ikinci Türkiye İşçi Partisi (TİP) olmuştur.

Ancak, birinci TİP, MDD tezi karşısında SD görüşünde en sıkı durduğu 12 Mart 1971 öncesi dönemde bile Kürt özgürlük hareketine başkalarından farklı ve olumlu bir yaklaşım geliştirmiş, ayrıca “Faşizme Hayır” kampanyası başlatmıştır. SD görüşünü öncülünden daha doyurucu biçimde geliştirmiş olan ikinci TİP ise 1975 sonrasında “Milliyetçi Cephe (MC) düşürülmelidir” çalışmalarına ağırlık vermiş, güncel görevi de “demokratikleşme” olarak belirlemiştir.

Mekân aynı olsa bile zaman değiştiğinden kuşkusuz bugün “aynısını aynen yapmak” söz konusu olamaz. Söylemeye çalıştığımız şudur: Birinci ve ikinci TİP belirli bir siyasal hatta sahipti; kendi formasyonu ile sosyalizm hedefi arasındaki dolayımları güncellikten hareketle, ama Kürt hareketine yaklaşımla, ama “faşizme hayır” diyerek, ama “MC düşürülmelidir” çağrısıyla, ama güncel görevi “demokratikleşme” şeklinde belirleyerek kuruyor ya da kurmaya çalışıyordu…  
İşte bu, günümüzün sosyalist öznelerinin yapması gerekendir….

***

Yazının başlarında, “herhangi bir siyasal hattın doğruluğu ya da yanlışlığıyla ilgili eleştirileri önceleyen” daha temel bir başlığa işaret edeceğimizi söylemiştik.
Dolayısıyla bu yazıda kimilerince “siyasal hat” sayıldığı halde aslında böyle olmadığını düşündüğümüz konumlara değinmiş olduk.

Yoksa genel olarak solda “işte bu bir siyasal hat” denilebilecek konumlar da vardır, bu yönde kimi “niyetler” de…

Bunlar da bir başka yazının konusu olsun…

melnur  |  Cvp:
Cevap: 1
02.06.2018- 07:32

Oralarda olalım ama kendimiz olarak olalım - Metin Çulhaoğlu


Önceki yazımızda, solda “siyasal hat” diye kabul gören nelerin aslında böyle olmadığını anlatmaya çalışmıştık.

Şöyle demiştik: Öyle oldukları iddia edildiği halde siyasal hat sayılamayacak konumlar aslında genel doğrular ya da temel ilkelerdir; bir sosyalistin bunların “yanlışlığını” ileri sürmesi mümkün değildir… Şunu da eklemiştik: Buna karşılık, siyasal hat denebilecek konumlar da vardır, bu yönde kimi “niyetler” de…
Gerçek siyasal hat her zaman tartışmalıdır. Kabul edenler de olur etmeyenler de; hatta bir dönem belirli bir siyasal hattı sahiplenenler daha sonra tartışıp ayrışabilirler, vb.

Geçmişten örnekler verirsek, “seçimle iktidara gelme” fikrinden tutun kırlardan şehirleri kuşatan “halk savaşına”, varsayılan suni dengeyi bozmaya yönelik “öncü savaşa” kadar pek çok yönelim, kendi dönemleri için aşağı yukarı birer siyasal hattı temsil ediyordu.   Doğruları yanlışları bir yana, böyleydi.   Geçmişle devam edersek, “zinde güçlerden” sosyalizmin önünü açacak darbe beklenmesi de bir siyasal hat olarak kabul edilmelidir.
Bugün görüldüğü kadarıyla hepsi geçmişte kalmıştır.

***

Ya günümüzde?
Uzatmadan, kendi düşüncemizi açıkça söyleyelim: Günümüz Türkiye’sinde sosyalizm adına benimsenebilecek en doğru siyasal hat, sağlam bir sosyalist yapılanmayla (öncü), birbirini izleyen yeni durumlarda ve ortamlarda etkili olmak, sosyalist iktidar hedefini bu durumların her birine “uyarlayarak” yeniden üretmektir…

Bu söylenenle, iki yaklaşımı peşinen reddetmiş oluyoruz. Birinci yaklaşım: Biz kendi sağlam örgütümüz, ilkelerimiz ve iktidar perspektifimizle konumumuzu pekiştiririz; değişen durumlar ve ortamlar olsa bile baştaki konumumuz bunlardan fazla etkilenmez; sonra öyle bir gün gelir ki…   İkinci yaklaşım: Senin baştaki konumun, ilkelerin vb. önemli değildir; önemli olan ve yapılması gereken, yaşanan her yeni ortamda, sosyalizm anlayışın dâhil ne varsa hepsini o ortamın koşullarına göre yenilemektir…    

Doğru saydığımız siyasal hat, birinci yaklaşımdan olumsallığa tanıdığı payla, ikinci yaklaşımdan ise en baştaki ilkelerin ve perspektiflerin (sosyalizm hedefinin) değişen durum ve ortamlarda gölgede kalmasına ya da belirsizleşmesine izin vermemesiyle ayrılır.
Solda bir ölçüde bilinen terminolojiyle söylersek, önerilen hattın, “örgüt geleneği” ile “hareket geleneği” arasında bir “orta yol” değil, bu iki geleneğin bir üst düzeyde sentezi olduğunu düşünüyoruz.  

***

İki kere iki dört kesinliğindedir: “Türkiye devriminin yolunda”, sosyalist öznenin (öznelerin) çevresinde farklı motiflerle hareketlenen, belirli yönleriyle “şekilsiz” denebilecek, temsil ettiği dinamik inişli çıkışlı olabilen, ama yenilik ve değişim isteyen geniş kesimler her durum ve ortamda mutlaka olacaktır.
İşçi-emekçi tanımını da kesmek üzere Cumhuriyetçiler, Kemalistler, devrimci-demokrat Kürtler, Aleviler, gençler, kadınlar, laiklik konusunda özellikle duyarlı olanlar…

Bir yaklaşım, sosyalist özne olarak durduğunuz yerden bu kesimlere bayrak göstermek ya da “Biz buradayız” demektir. Günümüz teknolojileri sayesinde yer belirtmek için cepten “konum atılması” da düşünülebilir. Bir getirisi olacağını sanmıyoruz, ama çevreye fazla zarar vereceğini de düşünmüyoruz.

Asıl zararlısı, o kesimlere ulaşacağım diye kendin olmaktan çıkıp “onlar” olmaktır.

Gerekli olan, öznenin kendini var etmeyi düşündüğü ortamlarda hem kendisi olarak kalıp hem de o ortamları etkileme ve birlikte devinme becerisidir.  
Sonra, “asimilasyon” kavramı sadece etnik meseleyle ilgili ve “tek yönlü” değildir. Daha açığı, “Cumhuriyetçi-Kemalist” akımın da Kürt özgürlük hareketinin de kendi asimilasyon becerileri vardır ve küçümsenmemelidir.

Tam Sürüme Geç »