Menü Üye Giriş

Şifre Sıfırla · Kayıt Ol

 unlarına solYurt ve dünya sordan bakan dostlar Hoşgeldiniz . Foruma etkin katılım yapabilmeniz içi  »
 Güncel Tartışma Konuları
25.06.2018- 00:19

Yine aynı sonuç: Erdoğan ve AKP seçimi kazandılar. MHP de seçimde başarılı sayılabilir. İYİ parti'ye rağmen yüzde 12 civarında bir oy alarak daha önceki seçimde aldığı oya ulaştı. Meral Hn.'ın aldığı oy anket sonuçlarına göre oldukça düşük. CHP ise yine hüsran. Özellikle İstanbul'da bir kısım oyları HDP'ye gitse de yine başarısız bir sonuç aldığı da bir gerçek. Sanırım bu sonuçlardan sonra Muharrem İnce'nin CHP Genel Başkanlığı gündeme gelecektir. Kılıçdaroğlu, ekibi ve siyaset anlayışıyla CHP'nin burdan daha ileri gitmesi pek mümkün değil.

SOL'a gelirsek; bugün parlamento seçimlerinde Aydemir Güler'e oy verdim. SOL bağımsız adayların toplam oyu nedir, belli değil. TKP ve özellikle TKH'nin başkanlık seçimlerindeki siyasal kararları ne işe yaradı, bence sorgulanmalı. Komünist iddiasında olan partilerin bu koşullarda boykot ve ''ikisi de aynı, ikisine de bas geç'' kararlarının hiçbir geçerliliği olmadığı, toplumsal alanda bırakın karşılık bulmayı tepki çektiği de ortada. Siyasal bakımdan çok da etkin olmayan kişilerle konuştum bugün. Daha önceleri bana ''kime oy vereyim'' diye sorarlardı. Bugün HDP'ye oy verdiklerini söylediklerinde şaşırmıştım. Benim Aydemir'e oy verdiğimi öğrendiklerinde ise şaşırmışlardı. Söylemek istediğim tabanda neler oluyor, neler tartışılıyor, nasıl davranılıyor; bizimkiler ise nasıl bir konumlanış içine giriyorlar! Böyle mi toplumla bir ilişki içine girilecek?

Örnekse, boykotla TKH ne kazanmış oldu?
Veya, üyelerinde ''ikisi de aynı, ikisine de bas geç'' algısı yaratan TKP bu sonuçla örgütlenmede bir patlama mı yaşayacak?

melnur  |  Cvp:
Cevap: 1
25.06.2018- 09:24

HDP konusuna yaklaşım Türkiye solu açısından tekrar tekrar gözden geçirilmelidir. Seçim sonuçları HDP'nin doğuda gerilediği batıda ise oylarını arttırdığı yönünde. Bu durum, batıda hem CHP ve hem de sosyalistler tarafından verilen destekle açıklanabilir. Ama bunun hep böyle sürmeyeceği de ortada. HDP Türkiyelilik ile UKKTH arasındaki gelgitten kurtulmalı, netleşmeli, sol bu konuda HDP'yi açık bir tavır almaya zorlamalıdır. Bu belirsizlik HDP ve sempatizanlarına ne kadar yarar getiriyor ayrı konu ama, Türkiye soluna zarar verdiği ve bir belirsizlik yarattığı çok açık. Kürt hareketinin de Türkiye solunun da bu belirsizlikten kurtulması şart.

Türkiye sağa kayıyor ve her geçen gün daha milliyetçi ve muhafazakar bir çizgiye oturuyor. Dün Ataşehir'de oy verdiğim ve CHP ile Muharrem İnce'nin kazandığı ilkokulun duvarlarındaki panolara baktım. Bu ülkenin geleceği konusunda kaygılanmamak mümkün değil. Duvardaki panolarda bütünüyle mukaddesatçı bir dilin egemen olması, iktidardaki siyasi anlayışın öteden beri savunageldiği kindar ve dindar bir nesil yaratma hedefinin uygulamaya sokulduğu gerçeğini gözler önüne getirmekte. Başka örnekler de verilebilir. Uygar bir ülkede siyasal iktidarı belki defalarca istifaya götürecek uygulamalar, hırsızlık, yolsuzluk, çocuk tecavüzü, kadına şiddet vb. - gariptir- bu iktidarın güçlenmesinden başka bir sonuç vermiyor. İktidar milliyetçiliği ayaklar altına aldım''dese de kazanıyor, ''en büyük milliyetçi benim, diğerleri vatan haini'' dese de kazanıyor. Böyle bir Türkiye; ve sosyolojik açıdan analizini yapabilmek bile kolay değil. Şimdi, böyle bir süreç yaşanıyorken ve ülke gerçekten de cumhuriyetin kazanımlarını bir kenara bırakan bir doğrultuda yol alıyorken Türkiye sosyalistlerinin savruk ve yüzeysel bir siyasal tutumda ısrarcı olması ülkenin geleceği konusunda bir umut ışığının hala ortada olmadığı anlamına gelmektedir. Kendimizi kandırmayalım. Toplumsal alanda hiçbir etkinliğimiz olmadığı gibi, yakın ve orta vadede olabileceği konusunda da bir umut ışığı vermemektedir.

Ne yazık ki, böyle!

'Biz haklıyız, biz doğruyuz, diğerleri yanlış'' modundan bir an önce çıkılmalı. Ortada yanlış giden bir şeyler varsa bu yanlışlıkta hepimizin payı olduğu kabullenilmelidir. Bir öz eleştiri verilecekse, başlangıç noktamız bu olmalı. Yanlış yapıyoruz. Gerçeklikle bağdaşmayan yüzeysellik içinde kolaycılığa kaçıyoruz. Sadece ''örgütlenme'' diyerek ve sadece sosyalizmde ısrar ederek de bir şey olmuyor. Bence bir an önce Türkiye gerçeğine uygun bir siyasal söylem ve eylem biçimi yaratabilmeliyiz.

Örgütlenme çağrısını ve sosyalizmde ısrarı asla terketmeden!

melnur  |  Cvp:
Cevap: 2
25.06.2018- 11:36

Düzen solu olmasa, halkımız milyonlarcası olarak komünist partilerde örgütlense ve bir de başka milyonlarcasıyla ''çözüm sosyalizmde'' diyebilse...

Böyle söyleniyor, böyle yakınılıyor!

Ama anlaşılması gereken bunun mümkün olmadığı. Düzen solu da olacak, milyonlarca insan komünist partilerde örgütlenmeyecek ve ayrıca yine milyonlarcası bilimsel sosyalist ideoloji taraftarı olup, tarihsel çıkarlarının ayırdına varamayacak. Sorun bu gerçeğe rağmen ülkenin kötüye gidişinin engellenmesi konusunda somut olarak bir şeyler yapabilmektir.

Somut ve nesnelliğe uygun bir siyasal tutum alabilmek...

Önemli olan bu!

Yoksa habire yakınmak, ve ''suçlu onlar'' demeye getirmek akılcı bir tutum değil.

melnur  |  Cvp:
Cevap: 3
25.06.2018- 19:51

İlginçtir, eğer atlamadıysam seçimden sonuçlarından sonra Kılıçdaroğlu hiç ortalarda gözükmedi, bir açıklama yapmadı. normal değil bu durum. Kuşkusuz bir değerlendirme yapıyorlardır ve CHP'nin neden yüzde 20'lere indiği sorgulanıyordur. Ama bana öyle geliyor ki, Muharrem İnce'nin yüzde 30'u geçtiği bir sonuçta yüzde 22 ile CHP'nin başında kalmak pek mümkün değil. Belki de Kılıçdaroğlu istifa etmiştir, ama çevresindekiler ''yapma, etme'' diyorlar ve bu karardan vazgeçmesini istiyorlardır :)

Olamaz mı?
Fazla komplocu bir yaklaşım mı?

melnur  |  Cvp:
Cevap: 4
07.07.2018- 18:26

Seçim sonuçlandı. Açıkçası CHP ve İNCE konusunda yanıldığımı söyleyebilirim. Hem CHP'nin ve hem de İNCE'nin daha fazla oy almasını bekliyordum. Meydanlarda toplanan kitleler Erdoğan ve AKP konusunda gerçekten bir bıkkınlığın ifadesini temsil ediyorlardı ama beklenen ''dip dalgası'' hiç gerçekleşmedi. Meğerse böyle bir dalga yokmuş :)

İlginçtir, HDP'nin barajı aşması davul zurna ile kutlandı! Anlamak mümkün değil. Eş genel başkanların ve partili onlarca insanın tutuklu olmasına rağmen böyle bir sonucun davul zurna ile kutlanması gerçekten ilginç. Ben bunu hala ve hala Kürt hareketinin yasal partisinin bir Türkiye partisi olmamasına bağlıyorum. Böyle aşılmaz bir zihniyet var ortada. Demirtaş dahil belki üç beş yönetici dışında hakim olan zihniyet farklı bir etnisiteye uygun bir yapılanma. Seçimlerden başarıyla çıkıldığı yorumu ancak böyle yaklaşıldığında bir tutarlılık kazanıyor. Kendini Türkiye bütününde bir yere oturtamayan bir hareketle nasıl bir Türkiye siyaseti oluşturulur, o da ayrı bir konu.

Düzen solu dışındaki sosyalistleri de es geçmemek gerek. Bir kısmı öteden beri kuyrukçuluğun dibine vurmuşlar. Lafa gelince onlardan başka sosyalist komünist yok. Pratikte ise ellerinden gelen sadece kuyrukçuluk. Ve sonra da ''bu sosyalist sol toplumsal alanda neden bir güç haline gelemiyor?'' diye beyhude sorular sorup duruyoruz!

Seçimlere katılan sosyalist adayların aldıkları oy da bir başka şaşkınlık! Sanırım 17 seçim bölgesinde seçime girilmiş ve alınan toplam oy 7 bin küsur!

Yazıyoruz, çiziyoruz, toplantı üzerine toplantı, bildiri üzerine bildiri, yürüyüşler, mitingler ve sonuç düzen solundan sosyalist sola kadar sadece bir karmaşa!

Sonra da uğraş dur ve buradan topluma bir umut ışığı devşir!

Hiç kolay değil!

Tam Sürüme Geç »