Menü Üye Giriş

Şifre Sıfırla · Kayıt Ol

 unlarına solYurt ve dünya sordan bakan dostlar Hoşgeldiniz . Foruma etkin katılım yapabilmeniz içi  »
 Marksist Çözümlemeler

Modern devlet dediğimiz olgu-mekanizmanın kapitalizmle ortaya çıktığını biliyoruz. Devlet sadece kapitalizmle de ortaya çıkmamıştır. Öncesinde feodal devletin ve onun öncesindeki yapılanmalarda da devlet ve benzeri mekanizmaların olduğu biliniyor. Bu mekanizmanın ''fazla ürün''le ortaya çıktığı, bu durumun toplumsal yaşamdaki farklılıkları doğurduğu ve bu farklılıkları sürdürebilmenin yolu da böyle bir baskıcı yöntemden geçtiği anlaşılmıştı. Kapitalizmin ortaya çıkışı bu mekanizmanın modern versiyonunu ortaya çıkarmıştı.

Evet, devletin özde bir baskı mekanizması ve sınıfsal bir niteliği olduğu açıktı. İktidar hangi egemen gücün yönetimindeyse devlet de o sınıfın bir egemen aygıtıydı. Devletin varlığının bürokrasiyi gerektirmesi ''bürokratik devlet'' gibi söylemlerin sanki sınıfsal nitelikten bir kopuşmuş gibi ele alınamayacağını gösterir.

(Bu tür söylemler sonuçta bir ezber olmaktan öteye gitmemektedir ve farkına varılsın veya varılmasın bu tür ezberlerin gerçekte SSCB ve Stalin özelinde   reel sosyalizm düşmanlığı anlamına geldiği açıktı, başka bir konu.)

Sosyalist devrimle kurulacak olan ve özde proleter diktatörlükten farksız olan devlet de özünde bir baskı mekanizmasıdır. Bu başlıkta daha çok burjuva devletin ne olduğu konusu işlenmeye çalışılacağı için karşılaştırma gereken bölümlerin dışında sadece bu konu işlenmeye çalışılacak.

Modern-çağdaş devlet dediğimizde aklımıza gelen sadece ve sadece ''bir baskı mekanizması'' olmamalıdır. Çağımızın devletinin bu kavramın dışına taşan bir yığın özelliği de vardır. Sistemin modern versiyonu olan mekanizma zaman içinde sınıfların çatışması ve mücadelelerine bağlı olarak değişik süreçler geçirmiş ve pek çok dönüşümler yaşamıştır. Bir dönem dini kurumların egemenliğinde hurafeci bir yapının etkisindeyken, özellikle Avrupa'daki aydınlanma süreçleriyle bu yapı kırılmış, din toplumsal alanın dışına itilmiş ve laiklik keşfedilmiştir. Modern devlet laik bir devlettir. O tür devletlerde de doğa ve toplumu anlamanın referansı akıl ve bilim olmuştur.

Hızlı gidelim; Türkiye'nin kuruluşunda da aynı maya vardır. Osmanlının çöküşe geçmesi, Anadolu'nun ayağa kalkması ve bu coğrafyayı bölmek için buralara gelen emperyalizme direnmesi, sonuçta böyle bir modern devletin ortaya çıkmasına da yol açmıştır. Türkiye aydınlanması dediğimiz süreçle Türkiye devletinin harcının laiklik olarak saptanmış olması pek çok devrimlerle birlikte tarihsel bir sıçramaydı. Yani ilk dönemlerini dışta tuttuğumuzda, kapitalizm yoluna giren Türkiye devletinin sınıfsal yapısının, burjuva nitelikte olması kuruluşun bu özelliğinin yok sayılması anlamına gelmez. Yani ''burjuva devlet'' dediğimizde çok ''Kaba'' bir yaklaşımda bulunmuş oluyoruz ve siyasetin de bu ''kaba'' yaklaşımlarla oluşturulamayacağını, çünkü güncelliğin anlaşılmasında yeterli olamayacağını bilmek zorundayız. Bir kere daha yineleyeceksek, bir devletin ne olup ne olmadığı sadece ''bir baskı mekanizmasıdır'' sözüyle anlaşılabilirlik kazanamaz. Üstelik Türkiye gibi burjuva devrimini Avrupa'ya göre bir hayli geç gerçekleştirmiş bir ülkede modernliğin-çağdaşlığın toplumun bütün dokusuna işlemeyeceği gerçeği devlet konusunda daha inceltilmiş yorumların yapılmasını da gerekli kılmaktadır. Geç modernleşme ve üstelik toplumsal bir talep de yokken gerçekleştirilen çağdaş dönüşümlerin toplumda bir büyük tepki göreceği de açıktı. Türkiye'de de böyle oldu. 23'ten bu yana aydınlanmaya ve modernleşmeye karşıt bir kesimin varlığı, cumhuriyetin bu kesimleri tam anlamıyla absorbe edememesi, kapitalizmin gericileşmesine paralel olarak bu cumhuriyette aşınmalara da yol açmıştır. AKP'nin iktidara gelmesi ve 16 yıllık egemenliği bu aşınmayı daha da hızlandırmıştır. Bugün için devletin tasfiye edildiği söyleminin karşılığı da budur.

1923'te kurulan ile bugünkü devletin sınıfsal özünün burjuva nitelikte olması her şeyin aynı olduğu anlamına gelmez. Demiştik, sadece burjuva ve baskı mekanizması demekle yaşanan süreçleri anlayabilmek mümkün olmaz. 16 yıldır AKP'yi dışta bırakan ve hatta çoğu zaman dolaylı veya doğrudan yöntemlerle desteklemenin nedeni hep bu kaba yorumlar ve kaba yaklaşımlardır.

( Daha sonra devam ederiz.)

melnur  |  Cvp:
Cevap: 1
09.11.2018- 00:33

Siyaseti için ideolojinin güncellenmiş ve inceltilmiş hali de denilebilir. Türkiye'de AKP'yi dışarıda bırakacak hiçbir siyasi tavrın doğru bir sol-sosyalist yorum olduğu iddia edilemez. NOKTA. Bu derece önemli bir konu bu! AKP bugün Türkiye devletini tasfiye edecek noktaya gelmişse, çeşitli neden ve gerekçelerle önünün açılmış olmasındandır. Dünya kapitalizmi ve Türkiye nesnelliğiyle başlayıp aynı şekilde sonlanan ve AKP'ye hiç değinmeyen bir çözümlemenin oldukça eksikli bir yorumlama olduğu rahatlıkla söylenebilir. Çok yinelendi, bir kez daha yineleyelim, AKP sıradan bir burjuva partisi değildir; AKP çok önceden saptandığı gibi cumhuriyet aydınlanması ile rövanş ilişkisine giren, kendi deyimleri, dindar ve kindar bir nesil yaratmayı amaçlayan ve büyük düşü osmamlıcılık ve ümmetçilik olan bir siyasi güçtür. 16 yıllık geri dönüşü sadece kapitalizm ve nesnellik yaklaşımıyla açıklamak bu yüzden doğru değildir.

melnur  |  Cvp:
Cevap: 2
11.11.2018- 22:29

AKP'nin iktidar olmasıyla başka bir düzen partisinin iktidarda olması, daha eskilere gidelim, DP'den AP'ye ve hatta Anavatan ve DYP'ye kadar tamamı için ''hepsi burjuva partisi, hepsi aynı'' demek aslında pek bir şey söylememek demektir. ''AKP sıradan bir burjuva partisi değildir'' dendiğinde kendini solcu, sosyalist veya enternasyonalist niteleyen herhangi birinin bu sözün karşısına geçip, ''ama hepsi burjuva partisidir'' diye başlayan söyleminin hiçbir anlamı yoktur. Bu sıradanlıktan, bu yüzeysellikten ve bu tür ezberlerden kurtulmalıyız. Bir solcunun asgari bilgileri içindir, bir devletin sınıfsal niteliğinin olması. Eğer bu konuya değinilmeden ''sıradan bir burjuva partisi değildir'' deniliyorsa, başka bir şey söyleniyordur; başka bir şey söylenilmeye çalışılıyordur. Anlamadan, bu konuda bir çaba içine girmeden ''ama, işte, hepsi aynı, burjuva partisi'' falan denildiğinde aslında konu türeve, çarpanlara ayırmaya ya da uzay geometrisine doğru giderken hep dört işlemde tutmaya çalışmaktan başka bir şey değildir.

Bir konuyu anlayabilmenin yolu o konunun içerdiği kavramları, o kavramların işaret ettiği olguları olabildiğince netleştirmek geçer. Zihnimizin berrak hale gelebilmesinin ve doğru akıl yürütme ve çözümleme yapabilmenin başka yolu yoktur. Ezberlerle, kulaktan dolma bilgilerle bir konuyu anlamak ve anlatabilmek pek mümkün değildir. Bu yüzden kolaycılığa kaçıyoruz; bu yüzden yüzeysellikten kurtulamıyoruz.   Bu durum, bu özellik o kişilerin zihinsel gelişiminin de önüne geçer. Abartmıyorum, bu karikatür şeklindeki betimlemeler istisnasız hemen her yazıda ortaya çıkıyor. Her yazıda. Bir bozuk saat bile günde iki kere doğruyu gösterirken inanın bu tür zihinlerin kaleminden çıkanlarda böyle bir özellik yok.

Örneklerle devam ederiz.

Tam Sürüme Geç »