Menü Üye Giriş

Şifre Sıfırla · Kayıt Ol

 unlarına solYurt ve dünya sordan bakan dostlar Hoşgeldiniz . Foruma etkin katılım yapabilmeniz içi  »
 Güncel Tartışma Konuları
09.11.2018- 09:55

''Aman bu konuda   partiye eleştiri gelmesin, savunamam'' diye düşündüğü için mi, yoksa gerçekten de arapça ezanın evrensel olduğu ve mutlaka Arapça okunmasına inandığı için mi böyle konuşuyor, tam kestiremiyorum. Ama bazen TV.de konuşmasına rastlıyorum, bana anlattıklarına inanmıyor, konuştuğu konuyu içselleştirmemiş, o konuda hiçbir bilgiye sahip değil duygusu veriyor. Çoğu kez kanal değiştiriyorum. CHP'nin başında olmasını kabullenemiyorum. Son zamanlarda Ecevit'in, sonrasında Deniz Baykal'ın benimsemediğim siyasal tavırları vardı. Ama bir yerde rastladığımda mutlaka dinlerdim. Söyledikleri, söyleme tarzları en azından çok fazla rahatsız edici gelmezdi. Ne söylerse söylesinler söylediklerinin arka planı ve derinliği mutlaka olurdu.

Ya bu Kılıçdaroğlu nereden çıktı?

Entellektüel düzeyi bu kadar sığ, sosyal demokrasi ve solculukla bu kadar ilgisiz, bir parti liderinde olması gereken toplumu etkileme ve toplumla bağ kurma yeteneği bu kadar kısıtlı birinin yitirdiği onca seçim sonucunda bile hala orada, o liderlik koltuğunda oturuyor olması nasıl izah edilebilir?

Deniz Baykal'ın parti genel başkanlığından istifasından önceki kariyeri etkileyiciydi, tamam. Sakinliği, açıklamaya çalıştığı konuya hakimiyeti, sevimliliği, babacan hali, adeta Gandhi'nin Türkiye versiyonu gibiydi. Sanırım CHP Genel Başkan'ı olduktan sonra Ali Kırca'nın yakıştırmasıydı: Sakin Güç!

Genel başkan seçildiği kongreyi hatırlıyorum; tribünlerde Deniz Gezmiş posterleri, dillerde sol sloganlar! Sakin Güç'ün başında Ecevit kasketiyle heyecanı gözden kaçmıyordu, Nazım'ın şiirini söylerken hakkını verdiği söylenemezdi. Ama yine de partiyi daha sol-sosyal demokrat bir çizgiye çekebilirdi. En azından bana böyle bir izlenim vermişti. Sonra Ali Kırca ile bir söyleşisini izlemiştim. Güney- güneydoğu kan ağlıyor, o ise ona ezberletilmiş gibi ''biz konuya ekonomik açıdan yaklaşacağız'' diyordu. Ali Kırca Kürtlerin sorunları vb. diyor o hala sanki anlamamış gibi ki, belki de gerçekten anlamıyordu, o bölgede başka bir etnisite yaşamıyormuş gibi bir tavır sergiliyor ve papağan gibi aynı nakaratı yineliyordu: ''Biz Doğu'ya ekonomik açıdan yaklaşacağız!''

Sağda veya solda pek çok lider geldi geçti, ama bu kadar yetersiz bir ''lider'' gördüğümü hatırlamıyorum.

Konuya dönersek, şimdi de ezanın evrensel olduğunu ve Arapça olması gerektiğini söylemiş. Bir liderde olmaması gereken kolaycılık, yüzeysellik ve sıradanlık Kılıçdaroğlu'nun kişiliğinin bir parçası olmuş sanki! Bir eleştiri gelmesin, savunamam!

Tartışmayı izlemedim; CHP Ardahan milletvekili Öztürk Yılmaz'ın ''Ezan Türkçe okunmalıdır'' gereksizliği ( siyaset böyle bir şey değildir. Eğer söyleminiz size ( siyasetinize-ideolojinize )bir artı getirmeyecek ve kitle içinde olumlu anlamda bir yankı bulmayacaksa zamanı uygun değildir, demektir. Ya farklı bir biçimde söylenir ya da uygun bir zamana ertelenir. Öztürk Yılmaz'ın söylemi bu açıdan yanlıştı ve zamanın ruhuna da uygun değildi. Ama bu olayın CHP'deki ve liderindeki yansısı böyle mi olmalı?

Yılmaz Öztürk'ün disipline verilmesi ve ardından Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları tam misyonuna uygun bir tavır!

Bu siyasal tavır'a sahip birinin, bu kadar olumsuzluklar içinde sosyal demokrat olduğunu savunan bir partinin başında olması ve ana muhalefet lideri konumunda bulunması AKP'nin neden girdiği her seçimi kazandığının bir başka kanıtı. CHP sürekli yanlışlık üzerine yanlışlık üretmekte ve işin garip yanı da, düzelebilir, değşebilir, farklı bir kadro işbaşına gelebilir umudu da vermiyor!

Koca CHP'nin hali!

melnur  |  Cvp:
Cevap: 1
10.11.2018- 01:51

Bu da çok ağır ve çirkin bir üslup; ne olursa olsun bir genel başkana ''defolup gideceksin'' demek, CHP'nin çivisinin iyice çıktığını ve Kılıçdaroğlu'nun bu partinin başında hiçbir ağırlığının olmadığını gösteriyor.

Konuyla ilgili SOLportal'ın haberi şöyle:

Ezanın Türkçe okunmasına ilişkin açıklaması nedeniyle partisi CHP tarafından ihraç talebiyle disipline sevk edilen CHP Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz, "Hukuksuz sevki kınıyorum, kabul etmiyorum. 10 Kasım'dan önce bir Atatürkçüye böyle hakaret ediliyor, bu muameleye maruz kalıyor. Yarın ne yüzle Anıtkabir'e gideceksin?" dedi.

"Sen yönetemiyorsun, benim genel başkanlık konusunda bir hazırlığım olduğunu biliyorsun. Bu eften püften gerekçeyle beni disipline sevk edemeyeceğini biliyorsun" diyen Yılmaz, "Beni şeytanlaştırmaya çalışıyorsun. CHP değerlerini sonuna kadar savunmak zorundayız. Öztürk Yılmaz partiden defolsun gitsin istiyorsun, beni rakip olarak görüyorsun" ifadelerini kullandı.
Yılmaz, "Aşağılık bir işe imza attınız. Defolup gideceksiniz. Ben istifa etmeyeceğim. Sıkıyorsa at beni buradan, rezil ol, kepaze ol" dedi.


http://haber.sol.org.tr/turkiye/ihraci-istenen-chpli-vekilden-kilicdarogluna-yonetemiyorsun-defolup-gideceksin-250516

CHP bu hallere düşecek parti miydi? Gençler pek bilmez, Ecevit'in partinin başına geçmesiyle solun girdiği her seçimi kazanmasına alışmıştık. Ecevit iktidara geldi, ve sözde ''tarafsız'' bir siyaset izlemeye başladı, özellikle sosyalist gençlik örgütlerinin tepkisini çekmeye başlamıştı. Tarafızlık adına olaylara karışan silahlı sağcı gençlikten birileri okuldan atılıyorsa dengeyi kurmak adına mutlaka soldan da birileri atılırdı. O dönemde Cumhuriyet'te çıkan bir karikatür gözlerimin önünde: Yolda yürüyen bir baba ve iki elinde birer çocuk. Çocuklardan biri sürekli ağlama modunda, diğerinde problem yok. Baba ağlayan çocuğuna bir tokat atıp susturuyor, ve sonra diğer çocuğa bakıp ona da bir tokat patlatıyor.

Ecevit'in iktidarı böyle bir şeydi.

( Sanırım 78 ya da 79'da bir ara seçim yapılmıştı ve o seçimi de solcu gençlik boykot etmişti. Sonuçta seçim 5-0 kaybedilmiş, Ecevit de istifa etmek zorunda kalmıştı. Sonuçta 2. mc. hükümeti kurulmuş ve süreç 12 eylül faşizmiyle noktalanmıştı.)

O dönemde bile böyle bir üsluba pek rastlanmazdı.

Evet, aslan sosyal demokratların düştüğü durum gerçekten vahim!

Bolsevik  |  Cvp:
Cevap: 2
10.11.2018- 12:51

gereksiz bir çıkış. herhangi bir haber kanalındaki spikerler bile söylüyor. halkın gündeminde böyle bir konu yok, bu çıkış neden yapıldı diye. spikerdeki siyasi perspektif chp milletvekilinde yok mu?

yok.

çünkü siyaseten kopmuş artık. örgütsel olarak da dışlanmış. yani bu sözü söylediği için partiden atılmıyor. partide gerilikten dolayı zaten kendini attırmaya kadar taşıyor. yani AKPdeki kadrosuzluk sıkıntısı CHPde de var. böyle bir yapıdan sağlıklı bir politika/muhalefet çıkması mümkün değil.

aslında adamcağız yanlış bir şey söylemiyor. atatürk zamanında ezanın türkçe okunması denemesi yapıldı. hatta daha ileri gidildi, kuran türkçeye çevirilecekti. mehmet akif ersoya verdiler bu işi. onun artık cumhuriyete inancı kalmadığı için reddetti.

ama o zaman devrimci bir dinamik vardı.o dinamiğin içinde yapılan ve o zaman bile zorluklarla karşılaşılan bir şeyi bugün böyle damdan düşer gibi söylersen karşılaşacağın tepki bu tabii ki. kılıçdaroğlu daha yapıcı/sahiplenir şekilde çözebilirdi işi ama çözmek istemiyor zaten. chp'nin kırmızı çizgisi de bu.

sorgulayan  |  Cvp:
Cevap: 3
10.11.2018- 21:38

Gereksiz bir çıkış. AKP 'nin ekmeğine yağ süren bir konu. Bazen CHP'nin resmen AKP için çalıştığına dahi inanır hale geliyorum.

melnur  |  Cvp:
Cevap: 4
Dün, 04:15

Cumhuriyet'teki Ali Sirmen'in yazısı güzel. M.Kemal CHP'sinin ezan ve Kuran'ın anadilde okunmasını savunması ve bunu uygulamaya koyması ne kadar önemliyse,   bu uygulamaya karşı çıkanların karşı çıkış nedenleri de o oranda trajik. Öztürk Yılmaz'ın gereksiz çıkışına ( şimdi sanıyorum söylediğini düzeltmeye çalışıyor) CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun ''ezan arapça okunur'' sözü inanılmaz bir gaf. Zamanın ruhu dedikleri şey bu olsa gerek. Ali Sirmen yazısını bitirirken:

''İnisiyatifi gericilere kaptırmış görünen CHP’nin irtica karşısında sinmiş olan bu tutumunu değiştirememesi, kafasını bir berraklığa kavuşturamaması halinde, işi bir gün Türkçe ezan uygulamasını başlatmış olan Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasını reddetmeye kadar vardırması da mümkün olabilir diye korkmamak elde değil.
Sağın diliyle sol politika bu kadar oluyor işte!..''
diyor.

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/1139212/Turkce_ezan_ve_CHP.html

Doğru, haklı;12 Eylül sonrasında ve özelikle Sovyetlerin çözülüşüyle birlikte sol düşüncenin bir erozyona uğradığı gerçek. Bileşik kaplar misali bu gerçekliğin bizim aslan sosyal demokratlara yansıyış biçimi de böyle oluyor. Sosyal demokrasi bir ideoloji olmanın ötesinde entellektüel bir zenginlik olma durumunu da yitirmiş. CHP'nin genel başkanlık koltuğunda oturan birinin düzeyi bu mu olmalı? Türkiye sürekli olarak patinaj yapıyorsa, geriye doğru gidiyorsa bunun nedenleri arasında CHP'nin yanlış siyasetlerinin rolü çok büyük. Kılıçdaroğlu'nun yerine farklı bir lider, parti yönetimine farklı bir kadro gelmedikçe de bu coğrafyanın insanı daha çok saç baş yolmaya devam edecek!

Tam Sürüme Geç »