Faşizm ve kader veya faşizmin kaderi - Melih Pekdemir
Bilmiyorum. Bu şahıs tepetaklak devrilecek mi, yoksa daha yıllarca elinde sopasıyla tepemizde dikilecek mi?
Oysa yıllardır kâhinlik taslamadan olacakları gördük, yazdık, çünkü attığı adımların yönünü ve sonrasını bilmek pek büyük marifet gerektirmiyordu, basitti ve bakmak yeterliydi işte...
AKPnin kısa tarihini, yazılmadan okuyabildik. Şunları şunları yaptıkları için böyle böyle olacak dedik. Hep haklı çıktık.
Ama şimdi adeta TC tarihinin hakikaten bittiği ve şekillenmekte olan başka bir şeyin ne olduğunu ise kestirebildiğimiz fakat üç vakte kadar şunlar olabilir diyemediğimiz bir kavşaktayız.
Çünkü Tarihin bittiği kaosun başladığı yerde artık her şey olabilir!
Beş on yıl önce, gidişata bakıldıkça hemen askeri darbe ihtimali konuşulurdu. Şimdi yok ve elbette iyi ki yok
Sebeplerini de bu köşede epey irdeledik.
Ama paradoks şurada: Ona artık her şey darbeyi hatırlatıyor. Çünkü ancak toplumsal muhalefet tarafından darbelendikçe ve silkelendikçe maskesi düşüyor.
Gezi isyanları patlak verdiğinde faiz lobisinin darbesi diye ciyaklamıştı. Ama Cemaat hadisesi koalisyonun iki ortağı arasındaki bir çekişmeydi, Saray darbesi girişimiydi.
Peki hâlâ neden bu darbe paranoyası ya da paranoya değilse bile zokası? Çünkü sandık filan hikâye, çünkü toplumun önemli bir kesimi kendisini rol modeli almış durumda ve ona muhtaç milyonlarca Tayyipçik var bu memlekette
Üstelik darbe tehlikesinden söz ettikçe her türden muhalefeti sopalamayı kendince meşrulaştırdığını da iyi biliyor. Faşizmini böyle maskeliyor ve pekiştiriyor.
Faşist siyasi bir kavramdır, Muhafazakâr sosyal bir kavramdır, Kapitalist iktisadi bir kavramdır. Ve bu kavramlar aynı zamanda birer maskedir aslında
Maskeleri çoktan düştü, bunlar düpedüz katil, düpedüz madrabaz, yobaz, düpedüz hırsız.
Bunlar artık ölüm tacirleri bile değil. Hayat hırsızları. Hayatlarımızı çalıyor, bedelini bize ödetiyorlar. En son Somada ödettiler. Okmeydanında ödettiler: Öldürüyorlar.
Ama
Gezi isyanıyla özgürlük hasreti öyle bir ispatlandı ki... İşte bu hasret Berkini yaşatıyor, çünkü Ali İsmail hâlâ gülüyor. Abdocanı yaşatıyor, çünkü Ethem hâlâ direniyor. Somalı işçileri yaşatıyor, çünkü Okmeydanı hâlâ isyan ediyor. Ve bu yüzden Gezi yaşanmamış sayılamıyor.
Ve bunun korkusu ve öfkesiyle o Katilin ar damarı da çatladı. Artık insan rolü yapmaktan vazgeçti.
Ancak
Günde üç öğün bağırıp çağırmasına, bizzat kameralar önünde fiili saldırılarda bulunmasına rağmen olup biteni kişiselleştirmemek lazım. Asıl tehlike şahsıyla sınırlı değil. Kendi şahsiyetine de uygun bir rejim inşa ediyor ama sonuçta bu tarz kurumsallaşıyor. Son MİT ve HSYK yasası bile rejimin bütün niteliğini değiştirdi. Artık yasaya, yasamaya bile ihtiyaç duyulmayacak. ZŞ de şart değil, MİTe hangi muktedir emir verirse süreç devam edecek.
Peki ama bu şahıs tepetaklak devrilecek mi, yoksa daha yıllarca elinde sopasıyla tepemizde dikilecek mi? Hakikaten bilmiyorum.
Ama şunu biliyorum. Bu ülkede bir Gezi İsyanı yaşandı. Üstelik şu da görüldü: Toplumsal muhalefet buluşunca, kitleselleşince çok müthiş işler yapabiliyor.
Ama artık buluşmak yetmiyor. İkinci adım şart: Birleşmek şart.
Çünkü ZŞ ve şürekâsının kader diye mistikleştirdiği her şey artık faşizmdir. Tevekkül ve teslim ortamında faşizm kolayca var olabilir. Ama direniş, itiraz var oldukça aynı faşizm er ya da geç yok olabilir. Toplumun bir yanı tevekkül-teslim, öte yanı itiraz ve isyan
Peki ne olacak? Bu soruya nasıl cevap vereceksek, faşizmin kaderi de öyle olacak.
Faşizmin F'si Devrimin D'si-Hayri Kozanoğlu
Gezi 31 Mayıs 2013te başlayan bir süreçtir. Ne kadar çırpınsanız Gezi Ruhunu öldüremeyecek, Türkiye tarihinin ileri akışını durduramayacaksınız!
Elinizden geleni ardınıza koymayın, Adan Zye gereğini yapın! Biz de boş durmayacak Adan Zye gereğini yapacağız! Farkındayız lügatınız geniş, ne var ki bizim lügatımız en az iki kat daha zengin.
Alçaklıkla
Baskılarla
Coplarla
Çakallıkla
Dayakla
Eziyetle
Fitnelerle
Gazla
Hınçla
Irkçılıkla
İğrençlikle
Jurnalcilikle
Kepçelerle
Linçle
MOBESElerle
Namertlikle
Operasyonlarla
Ölümlerle
Pespayelikle (Ah! Ne güzel P ler var ama terbiyem engel)
Riyakârlıkla
Silahla
Şuursuzlukla
Tezgâhlarla
Utanmazlıkla
Ürküterek
Vukuatlarla
Yaralamalarla
Zorbalıkla
gereğini yaptınız, yapacaksınız.
Biz de yılmayacağız, sinmeyeceğiz, geri adım atmayacağız
Aklımızla Ağaçlarımızla
Bilimle Barikatlarla
Cesaretle Coşkuyla
Çağdaşlıkla Çoğulculukla
Dayanışmayla Direnişle
Emekle Ekolojiyle
Fedakârlıkla Forumlarla
Gezi Ruhuyla Gençlerle
Heyecanımızla Haziranlarımızla
Işıklarla Islıklarla
İyilikle İsyanla
Jestlerle Jimnastikle (Hatırlayın Gezi sabahlarını)
Keyifle Komünlerimizle
Liyakatle Lokmalarla
Mücadeleyle Mizahla
Neşeyle Nükteyle
Onurumuzla Omuzlarımızla
Örgütlenmeyle Ötekileştirilenlerle
Paylaşımcılıkla Programlarımızla
Ruhumuzla Renklerimizle
Sözümüzle Sokaklarımızla
Şarkılarla Şenliklerle
Toplumla Tencere+Tavalarla
Uzlaşmayla (kendi aramızda) Uçurtmalarla
Ümitlerle Üniversitelilerle
Vefayla Vicdanla
Yürekle Yeryüzü Sofralarıyla
Zekâyla Züğürtlerle
emin olun gereğini fazlasıyla yapacağız!
Unutmayın faşizmin Fsi varsa devrimin de Dsi var!